banner391
banner405

Bu ülke turist kabul etmiyor

Çin ile Hindistan arasında kalan Bhutan, geleneklerini korumak için sınırlı sayıda turist kabul ediyor. 1961 yılına kadar demir, kara ve havayolu olmayan ülkeye ilk turist 1974’te giriş yapmış. Dünyada Bhutan’a uçan sadece bir havayolu şirketi var. O da ülkenin kendisine ait

Bu ülke turist kabul etmiyor

banner404
ÇİN ile Hindistan arasında kalan Bhutan, geleneklerini korumak için sınırlı sayıda turist kabul ediyor. 1961 yılına kadar demir, kara ve havayolu olmayan ülkeye ilk turist 1974’te giriş yapmış. Dünyada Bhutan’a uçan sadece bir havayolu şirketi var. O da ülkenin kendisine ait. İstanbul’dan hareket eden uçağımızla pek çoğumuzun adını bile bilmediği bir ülkeye doğru yol alıyoruz. Yaklaşık altı saatlik bir uçuşun ardından Yeni Delhi’de aktarma yapıyor ve dünyada bu ülkeye uçan tek havayolu şirketiyle karlı dağların zirvelerini seyrederek uçmaya devam ediyoruz. İki saat sonra Paro Havalimanı için alçalmaya başlıyoruz. Dünyada inişin en zor gerçekleştiği havaalanlarından olan Paro’ya inmek için epey zorlanıyoruz. Dağlara çok yakın geçen uçağımız bir anda kendini pistin ortasında buluveriyor. İndiğimiz anda bu ülkenin diğer ülkelere benzemediği hemen anlaşılıyor.
Paro Havalimanı’ndan başkentte ulaşmak için iki saat kadar süren kara yolculuğu yapıyor ve Bhutan’ın başkenti Thimphu’ya ulaşıyoruz. Bulunduğumuz ülke Asya’da, Çin ile Hindistan arasında. Nüfusu 750 bin. Bhutan, ismini neredeyse hiç duymadığımız bir ülke. Asya’da iki dev komşusu var ve dünyanın en küçük ülkelerinden biri.
Bhutan, yıllar boyu başka ülkelerle iletişimini sınırlı tutmuş. 1961 yılına kadar demir, kara ve havayolu bulunmayan ülkeye, turistler ancak yaya olarak ulaşabilmiş. İlk turisti 1974 yılında kabul etmiş. Bugün de kendi geleneklerini, göreneklerini korumak için belirli sayıda turist alıyor. Yılda yaklaşık 40 bin turist geliyor ülkeye. Dünyada Hindistan, Bangladeş ve Maldivler ülkesi hariç hiçbir ülke vatandaşı Bhutan’a vizesiz giremiyor.
Bhutanlıların kökeni Tibet’e dayanıyor. Zaten Tibet insanına çok benziyor ve kendilerini onlara yakın hissediyorlar. Dil ve kültürde Tibet’in net bir şekilde ağırlığı hissediliyor. Hindistan ve Nepal’e yakınlığından dolayı ülkede melez gruplar da oluşmuş. Az da olsa içinde Avrupalıların bulunduğu farklı milletlerden insanlar yaşıyor ülkede. Ama hiç Türk vatandaşı yok.
Kendi anadilleri Dzongka günde iki, haftada 10 saat okullarda öğretilen bir dil. Eğitim dili İngilizce olduğu için özellikle yeni nesil İngilizceyi çok güzel konuşuyor. Yerli dil Dzongka, 30 harften oluşan Tibet diline çok yakın. Alfabeleri de Tibet alfabesiyle aynı. Ülke nüfusunun yüzde 60’ı okuma yazma biliyor. 
Hiç sömürge olmamış
Bhutan, tarihinde hiçbir ülkeye saldırmamış. Tibetliler tarafından yedi kez farklı zamanda saldırılara maruz kalmış ve ülkelerini savunmuşlar. Bu yüzden yerleşim bölgelerinde büyük büyük kaleler inşa etmişler. Her bölgenin ayrı kalesi var. 17. yüzyılın ortalarında inşa edilmiş bu kaleler. Günümüzde ise şehirlerin yönetim binaları olarak kullanılıyor. Bhutan aynı zamanda tarihinde hiç sömürge olmamış bir ülke. 1910 yılında kral ülkeyi tek bir bayrak altında toplamayı başarmış. Onun öncesinde küçük yönetimler hüküm sürüyormuş ülkede. Yani devlet olarak baktığımızda 100 yıllık geçmişe sahip.
Ülke, anayasal monarşiyle yönetiliyor. Devletin başında kral var. Önemli yerleşim birimlerinin hepsinde ‘Dzong’ bulunuyor. Dzong kendi yerel dillerinde kale anlamına geliyor. Başkentteki Dzong çok önemli bir merkez. Çünkü ülke buradan idare ediliyor. Kralın, bakanların çalışma ofisleri Dzong’un içinde. Burada aynı zamanda Budist rahipler de kalıyor. Çünkü Dzong’un dini yönü de var. Zaten yerel dildeki ismi ‘Tashi Chho Dzong’. Yani ‘dinin kalesi’ anlamına geliyor.
Kalede yaşayan bir kral!
Kral’ın tahtının da olduğu bu bina ilginçtir, saray olarak değil, kale olarak ifade ediliyor. Burası ülkenin kalbi, Bhutan’ın yönetildiği yer. Kral’ın rezidansı ise kalenin hemen dışındaki küçük bina. Burası da özel olarak korunuyor. 1969 yılında III. Bhutan kralı zamanında tamamen yanan bu kale, ülkenin her tarafından gelen yardımlarla tekrar inşa edilmiş. O zamanlar şehirlerarası yolların olmadığı ülkede bazı Bhutanlılar inşa çalışmaları için 13 gün yaya olarak yürümüş ve başkente ulaşmış.
Çoğunlukla yüksek ve dağlık arazilerden oluşuyor Bhutan toprakları. Sert geçen kış şartları yaz aylarında kendisini serin havalara bırakıyor. Ülkenin en yüksek noktası 7 bin 570 metreyle Gangkar Puensum Dağı. Hindistan’a yakın güney ovalarında ise tropikal iklim yaşanıyor.
Sadece iki ülkenin büyükelçiliği var
Güvenli bir ülke Bhutan. Dünyanın en küçük ve en az gelişmiş ekonomilerinden birine sahip ama son 10 yılda hızlı bir değişim gösteriyor. Akarsu ve nehirlerini çok iyi değerlendirmiş. Kurduğu hidroelektrik santralleriyle hem kendisi elektrik enerjisini değerlendiriyor hem de Hindistan’a ciddi miktarda elektrik satıyor. Yeni kurulan santrallerle önümüzdeki yıllarda büyük gelirler sağlayacak ülke. Bhutan’da Hindistan ve Bangladeş olmak üzere sadece iki ülkenin büyükelçilik, 16 tane Avrupa ülkesinin de başkonsolosluk binaları mevcut.
40 yıllık turizm geçmişi var
Dünyada Bhutan’a uçan sadece bir havayolu şirketi var. O da ülkenin kendi havayolu şirketi; Druk Air. Bu havayolunun da sadece üç uçağı var. Bu ülkeye gelmek hiç kolay değil. Bir turistin, ülkeye vize alabilmek için kalacağı gün başına önceden en az 250 dolar para yatırması gerekiyor. Kalacağı otelin kalitesine göre bu rakam her gün için bin 600 dolara kadar çıkabiliyor. Bu fiyatın içinde otel, ulaşım, rehberlik hizmetleri ve üç öğün yemek dâhil. Minimum fiyattan bile değerlendirsek Bhutan’da dört gün kalacak bir turistin, uluslararası seyahat acentesine bin dolar parayı peşin ödemesi gerekiyor.
Peşin ödeme olmadan ülkeye giriş yapılamıyor. Üç kişiden az olan gruplar kişi başı daha yüksek ücretler ödüyor. Bhutanlılar, kendi ülkelerine zengin, paralı turistlerin gelmesinden yana. Sırt çantalı ve ülkeye para bırakmayan turist istemiyorlar. Ülke kültürünü koruyabilmek, doğal güzelliklere, ormanlara sahip çıkabilmek için az sayıda turistin yeterli olacağını düşünüyorlar. Fazla turistin çevreyi ve ülkeyi kirlettiği düşüncesi hâkim. Zaten ülkenin 40 yıllık bir turizm geçmişi bulunuyor. (Saim Orhan)
Kaynak:
 Zaman
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.