banner391
banner405

Alanya triatlonu kitap oldu

Diş Hekimi, Spor Yorumcusu ve Yeni Alanya Yazarı Feyzi Açıkalın'ın "Alanya Triatlonu'nda İlk Yıllar" adlı kitabı çıktı

Alanya triatlonu kitap oldu

banner404
 TÜRKİYE Triatlon Federasyonu'nun 2010 yılı faaliyet programında yer alan Uluslararası 20. Alanya Triatlonu ve ETU Avrupa Kupası, bugün ve yarın yapılacak. 
Alanya'da 20 yıldır düzenlenen ve Türkiye'nin Alanya'daki organizasyonlardan tanıdığı triatlon sporunun ilk yıllarını kitap haline getiren Feyzi Açıkalın, kitabını 20. triatlon organizasyonu arifesinde çıkardı. Açıkalın'ın, yüzlerce belge ve fotoğraftan oluşturduğu "Alanya Triatlonu'nda İlk Yıllar" adlı eseri bugünden itibaren satışa sunulacak. Kitap, ayrıca yurt genelindeki kitap evlerinde de satılacak. Kitabın ilerleyen günlerde İngilizce, Almanca ve Rusça gibi yabancı dillere çevrilmesi de bekleniyor. 
Açıkalın, triatlon sporunun Alanya'da doğuşunu anlattığı kitabını bugün 12.00-17.00 saatleri arasında Alanya Kültür Merkezi'nde açacağı 'Triatlon Fotoğrafları Sergisi' esnasında imzalayacak.  
'TRİATLONUN NÜFUS KAĞIDI' 
Açıkalın, kitabının sunuş yazısında aynen şu ifadelere yer verdi: 
Tam yirmi yıl olmuş… “Triatlon, bir sporcunun sırasıyla yüzme, bisiklet ve koşu etaplarını durmaksızın saate karşı tamamladığı bir dayanıklılık sporudur” diye yazıp çizmeye, tanım yapmaya başlayalı yirmi yıl olmuş. Yirmi yıl bizim için daha dün gibi bir tarih. Gel gelelim, sindirerek yaşadığımızı zannettiğimiz bu zaman dilimine ait bir hatırlatma yapmak istediğimizde tıkanıp kalıyoruz. Sorular karşısında kullandığımız, “Sahi o kaçıncısındaydı?”… “Vallahi ne çabuk unutmuşum” sözleri gittikçe kalıplaşıyor…
Gerçi, gittikçe insan akıl ve bedenini yoran bir çağda yaşadığımız için, böyle “bellek zorlamaları” karşısında yaşanılan düş kırıklıkları artık normal karşılanıyor. Eğer tıp kökenliyseniz, “Retrograd Amnezim var” diye espri yaparak geçiştiriyorsunuz; oysa bellek kaybınız hiç de “geri dönüşlü” değildir artık!
Batılı boşuna uygar diye anılmamış. Yaşananı not almış, kayda geçirmişler. Arşivi küflendirmemiş, modern zamanlara ayak uydurabilme, karşıt gördüklerine üstün gelme savaşında yaşanmışlıkları rehber almışlar. Geçmişin hatalarını tekrarlamamış, bilgiyi güç olarak kullanmışlar…
Dedemizin babasının bırakın yaşam öyküsünü, ona ilişkin en ufacık bilgiye bile ulaşamadığımız ülkemizde, örneğin, Charles Darwin’in günlük harcama detaylarının belgeleriyle günümüze taşınması moral bozucu olmuş. Çoğumuza hiç anlam ifade etmeyen bu bilgiler kim bilir uzmanlarının elinde nasıl değerlenmiştir. İktisatçılar o günkü malın ederini karşılaştırmalı analizlerle bugüne taşımış, Tıpçılar yediği öğlen yemeğinden akşam ateşi çıkan Darwin üstüne kafa yormuşlardır. 
Anladınız… Bunun için oturdum kaleme aldım, triatlonun başlangıç yıllarındaki yaşananları. Çok kısa zamanda, çalakalem hazırlamak zorunda kaldığım bu notlarda hata yapmamaya çalıştım. Yayının, biz triatlonu yaşayanlar için bir eski günleri “yâd etme” aracı olurken, başkaları için bir başvuru kaynağı olarak değerlendirileceğini biliyorum. Şehirdeki yeni kuşak ise hiç bilmedikleri bir öykü gibi okuyacak.
İlk yılları yazdım, çünkü yalnızca içinde olduğum o günleri biliyorum. Triatlonun doğup büyüdüğü, nüfus kâğıdının çıkarılması, serpilip gelişmesi için mücadelelerin verildiği o güzel yıllar beni daha çok ilgilendiriyor. Beş yıl sonrasında organizasyondan ayrılmışım zaten… 
Yazılarıma temel olan bir arşivim var elbette. Fakat “Albayımızın”, Müfit Kaptanoğlu’nun inanılmaz düzenlilikteki kayıt tutuculuğu, tek elde toplayıcılığı, zengin arşivciliği çalışmamın en büyük kaynağı oldu. Eline ne geçirdiyse zımbalayıp klasöre takan Müfit, arşivinin bir bölümüyle bile büyük katkıda bulundu. 
Diğer yandan, malın sahibi olup kayıt tutmaya kalkmaktansa, organizasyonlar boyunca fikir babası, ilişki kurucusu, hımbılları zorlayıcısı, heyecan vericisi olmayı yeğleyen Tunç Müstecaplıoğlu’yla da çalışmamı destekleyen telefon konuşmaları yaptım. Ve nihayet “Yaz ama her şeyi yaz” diyen Tufan Karasu… Her şeyi yazmadım. Çünkü triatlon’dan el etek çektikten sonra gazetelerde dergilerde çok yazmış, can yakmıştım… Bu çalışmamda ona soyunmadım. Ama meraklısı için eski yazılarımı koymayı ihmal etmedim.
Triatlonu Alanya için bir Milat olarak gördüm. Bu düşüncemi her fırsatta dile getirdim. Ona yalnızca sıradan bir spor organizasyonu gibi bakmadım. Belki de, kendimi verimli ve donanımlı gördüğüm ama işe yarayacak birliktelikleri sağlayamadığım, enerji dolu gençlik yıllarıma denk geldiği için triatlona bu denli sarıldım, emek verdim. İçinde sporun olduğu çok bileşenli bir yapı içinde çalışmak, mücadele etmenin tarifsiz bir hazzı vardı…
Notlarımı kâğıda dökerken triatlona emeği geçenleri sıralamak gibi bir niyet ve zorlanma içinde olmadığımı belirtmeliyim. Doğaldır ki, kendi arşivimden yararlandığım ve tanık olduklarımı anlattığım için biraz “ben” i fazla olan bir yazı oldu. Alanya Triatlon organizasyonuna koşut olarak Türk ve dünya triatlon’undaki gelişmeleri de öykü biçiminde veren bilgilerin, triatlon’un başka zaman dilimlerini yazanlarca da zenginleştirilebilmesi en büyük dileğimdir…
Son olarak, yalnızca bir yayımcı değil ama 43 yıllık arkadaşım olarak Ahmet Boratav’a teşekkür ederim. Çok kısa bir süre içinde yazıp, bastığımız bu çalışmayı Boratav’ın yüreklendirmesi olmasaydı asla elinize alamayacaktınız."
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.