banner391
banner405

Dinamitle ölüme gitti

Sporcular arasında “Dinamit” olarak bilinen doping ilacını aldıktan sonra fenalaşan ve iç organları iflas eden İrencin hayatının baharında sevenlerine veda etti

Dinamitle ölüme gitti

banner404
1983 Erzincan doğumlu, yağız bir delikanlıydı Şahin İrencin… Gençlik yılları hep güzel bir vücuda sahip olmak özlemi ile geçti. Vücut geliştirme sporu yapan büyüklerini gördükçe imrendi. Her daim, bir gün böyle bir vücuda sahip olabileceğinin hayali ile yaşadı. Ama bilmiyordu ki, böylesine kaslı vücutlar sadece diyetle, vitaminle olmuyordu. O tertemiz kaslara, midelere haram girercesine gençler önce ilaçların bağımlısı yapılıyor, sonra kürsüler, madalyalar derken, 18-20 yaşlarındaki bir gencin hayal edemeyeceği para ödüllerinin ardından ölüm gibi acı sonlar da başa gelebiliyordu.

İLAÇ BATAĞINA GİRİŞ

Şahin İrencin, vücut geliştirmeye küçük ağırlıklarla başladı. 20-40-50 kilolar katıksız temiz gücü ile kalkıyordu. Antrenörleri ne zaman normal gücün kaldıramayacağı kiloları yüklemeye başladı, işte o zaman zehir ilaçlarla tanışıklık geldi. 
Önce ucuz ilaçlarla bu ölüm yolculuğuna çıkıldı. Antrenörleri Şahin’de geleceğin şampiyonunu görünce bu kez profesyonel zehirler devreye girdi. Bir yandan iyice şişen kollar, baldırlar, göğüsler, sırt kasları ölçülürken bir yandan da diyetle birlikte ilaçlara yüklenilmeye başlandı.

NE KADAR İLAÇ O KADAR BAŞARI

Şahin’in vücudu kaslandıkça hayranları da arttı. Kıyafetlerin içinde sergileyemediği vücudunu, plajlarda gösterdi. Kilosunda Türkiye’nin en güzel vücutlu erkeği idi. Şöhreti sınır ötesine da taştı. Avrupa’da kürsülerin birinden indi, diğerine çıktı.
Başarı ve şöhretin bir bedeli vardı. O güzel şişkin adaleli vücudu yapmak kadar korumak da oldukça önemli ve zordu. Yeni hedefi Avrupa Şampiyonu olmaktı.. Çünkü Türkiye’deki madalyalar yeterince para getirmiyordu. Avrupa Şampiyonu olursa ödül yönetmeliğine göre 75 ile 100 altın alacaktı. 
Yeni hedefi için yeni ilaçlar verilmeye başlandı Şahin’e… “Daha büyük başarılar için daha çok ve pahalı ilaçlar” sarmalına doladılar onu da...

ADIM ADIM ACI SONA

Ama dopingin bu zehir ilaçlarını takip etmek de zordu. Bazı kutuların üzerinde ilaç ismi bile yazmıyordu, kullanım tarifi yoktu. Ama işin simsarları ise her şeyi biliyordu. 
Ve Şahin bir çok sporcu gibi adım adım acı sona doğru ilerledi. Ve o gün geldi. 
Son kullandığı ilaçlardan biri en tehlikelisiydi. Sporcuların kendi aralarında “dinamit” diye isimlendirdikleri ilacı almıştı.
Ya ilacın dozunu kaçırdı ya da yılların birikimi artık bardağı taşırmıştı. Kendini iyi hissetmiyordu. Zehiri vereni arayıp yan etkilerini sordu. Yanıt korkutucuydu. Bağcılar Araştırma Hastanesi’ne koştu.

ÇARESİZ DOKTORLAR

Doktorlar midesini yıkamaya çalıştı önce... Ama her zaman övündüğü kasları izin vermiyordu. Mide yıkama için kullanılan hortumu boğazından aşağı indiremediler.
Durumu kötüleşiyordu. Kalbi durdu. Kalp masajı yapmak gerekiyordu. Ama yıllarını verdiği kasları esnetip masaj yapmaya imkan yoktu. Göz göre göre gitti Şahin.
Savcılık bu acı kayıp üzerine harekete geçti. Evdeki ilaçlardan örnek alındı, ardından da adli soruşturma başlatıldı.Evet, bu dünyadan bir Şahin geçti. Geride gözü yaşlı bir eş, ana, baba, iki kardeş ve bir çok soru işareti bırakarak...Doping illetine bulaşanlara ibret olacak bir yaşam ve sondu onunkisi...
Şahin’im ateşler içinde eridi gittiEşinin ölüme gidişine dakika dakika tanıklık eden Münevver İrencin, “Soruyorum, bu ilaçlar nasıl oluyor da serbestçe satılabiliyor” diyor.

Münevver İrencin, eşini genç yaşta yitirmenin büyük acısını yaşıyor. Özellikle son gün olanların bire bir tanığı olması onu yiyip bitirmiş. Gözü yaşlı anlatıyor:
“Bu ilaçlar el altından veriliyor. Aksaray’da Ö. D.’nin kulübünden ilaçlar temin ediliyordu.. Bazı ilaçların üzerinde hiçbir yazı yoktu. Poşet içinde geliyordu. O kişi bu ilaçların nasıl kullanacağını söylüyordu. 
Eşime spor yaptığı sürece bir çok ilaç verildi. En son aldığı ilaç beyaz kutu içinde sarı bir kapsüldü. Bu ilaç vücut ısısını artırarak yağlarını yakıyordu. Günde en az 3 tane alıyordu.

TELEFONA KOŞTU

Son kullandığında 8 tane almıştı. Eve geldiğinde aşırı terledi, vücutta kasılmalar vardı. Ö. D. ile telefonda görüştü. ‘Bu ilaç fazla alınırsa ne olur’ dedi. O da bir şeyler söyledi. 
Sonra Şahin bana ‘Bir dakika odadan çık bir şey konuşacağım’ dedi. Ben çıktıktan sonra telefonla konuşmaya devam etti. Kapattıktan sonra ‘Beni hastaneye götürün’ dedi. Ateşten yanıyordu. Yan etkisini söylemedikleri için panzehirini bilmiyordu. Önce bir polikliniğe, sonra Bağcılar Araştırma Hastanesi’ne gittik. Doktora ‘İlaçtan zehirlendim’ dedi.

HAVALE GEÇİRİYORDU

Ateşten havale geçiriyor, sayıklıyordu. Midesini yıkamaya çalıştılar, hortum kasılmadan mideye inmedi. 10 şişe serum verildi. Sonda takıldı. 
Yoğun bakıma alındı. Kalp atışları azaldı. Masaj yapılacaktı. Gögsü o kadar sertleşmişti ki masaj için vücudu esnek değildi. Sonunda doktorlar ‘Elimizden bir şey gelmiyor. Bu ilacın yan etkisine karşı ne verileceğini araştırdık, bulamadık’ dediler. Şahin’i kaybettim. Şimdi soruyorum. Bu ilaçlara neden engel olunmuyor?

Kaynak: Hürriyet
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.