SOSYAL demokrasi, hepimizin bildiği gibi 1863 yılında Almanya’da emekçi hareketin içinden çıktı.

1891 yılında Erfurt Kongresi’yle Marksist bir çizgiye girdi.

Ancak, sosyal demokrasi 1900’lerin başında dönüşüme uğradı, başkalaştı.

Avrupa’daki emperyalist-kapitalist sistemin sol ayağı haline geldi. Peki sosyal demokrasi Türkiye için bir çözüm müdür?

Bakalım;

             Büyük devrimcimiz Atatürk’ün temel aldığı mazlum ve zalim milletler kamplaşmasında sosyal demokrasi, istikrarlı olarak düşman kampta cephe tuttu ve emperyalizmin iki ayağından biri oldu.

Bir ayak tutucular ve liberaller, diğer ayak da sosyal demokrasiydi. Dolayısıyla liberalizm ve sosyal demokrasi birbirinden farklı değildir.

Bazıları sosyal demokrasiyi liberalizmden ayrı göstermeye çalışsa da ülkemiz Atatürk’ten sonra günümüze kadar emperyalist kapitalizmin dayattığı liberalizm ve liberalizmin örtülüsü olan sosyal demokrasiyle yönetilmiştir.

Birilerinin bilmeden desteklediği bu görüş, Milli Kurtuluş Savaşı'nda emperyalistleri destekledi.

Örneğin; Atatürk henüz Samsun’a çıkmadan önce İstanbul’da son günlerini yaşarken, İngiliz himayesinde İstanbul’da kurdurulan sosyal demokrat partinin başkanı olan İştirakçi Hilmi, etrafına milli mücadelenin gereksiz olduğu düşüncesini yaymakla meşguldü.

Atatürk, Anadolu’ya geçtikten sonra da bu güruh İngilizlerle birlikte milli mücadele içinde bulunanlara bol bol küfür ediyor, kurtuluşun İngiliz himayesinde gerçekleşebileceği propagandasını yapıyorlardı.

Günümüzde de durum aynıdır.

Emperyalizmin mazlum ülkelere yaptığı saldırıların arkasında ve en büyük destekçileri şüphesiz sosyal demokratlar olmuştur. Afganistan, Yugoslavya, Irak, Libya ve en son Suriye saldırıları ile ülkemizdeki terör olaylarının baş tutanları bunlardır.

Mustafa Kemal, 10 Ocak 1920 yılında Ankara’da kurduğu ve başyazarlığını yaptığı Hakimiyet-i Milliye Gazetesi'nin 6 Mart 1921 tarihli yazısında sosyal demokrasi ile ilgili şunları söyler.

“Almanya’da sosyal demokratlar diye bir kesimin türediğini söylüyorlar. Bunlara orada vatansız diye hitap ediyorlarmış. Bence de çok doğru bir tanımlama."

(Genelkurmay arşivlerinde, yıllardır Türk halkından saklanan ve Atatürk’ün yaşamı boyunca yazıya döktüğü tüm düşünceleri, özel izin alınarak on yıl boyunca araştırılmış, toplamı 30 ciltten oluşan Atatürk’ün Bütün Eserleri adlı eşsiz bir eser ortaya çıkartılmıştır. Kaynak Yayınları tarafından çıkartılan bu eseri herkese tavsiye ederiz.)

Atatürk 1922'de sosyal demokratları denize dökmüştür.

Atatürk’ten sonra Türkiye’de sosyal demokrasi, 1960’larda zuhur etti.

CHP içinde o zaman bir “Mülkiye Cuntası” (Siyasal Bilgiler’li)  vardı.

Turan Güneş’in liderliğinde Deniz Baykal, Besim Üstünel, Ahmet Naki Yücekök ve diğerleri.

Bu mülkiye cuntasının ürettiği teoriler bir süre sonra Ecevit  tarafından da benimsendi.

CHP, “Ortanın Solu” derken sosyal demokrasi de karar kıldı. Ecevit’in 1970 yılında yazdığı “Atatürk ve Devrimcilik” başlıklı kitapta Kemalist Devrim hakkında yaptığı değerlendirmeleri birkaç madde de ele almakta yarar var.

1. Atatürk devrimleri altyapı devrimi değildir,yüzeyseldir, ( s.41-43)

2. Türk Halkı Atatürk devrimlerinden yana değildir. (s.74)

3. Devrimlerin yaşamına bir şey katmadığını gören halk, 1946 ruhunu yarattı. (s.87)

4. Atatürk devrimi demokratik değildir. Atatürk devrimi ile demokrasi arasında seçim yapmak gerekirse, demokrasi seçilmelidir. (s. 47-51)

Ecevit’in bu görüşleri “Solun çocukluk hastalıkları” kapsamında sayılacak ilkel yargılardır.

Deniz Baykal’ın Altı Ok hakkında “Babaannemin resmi gibi duvarda duruyor” değerlendirmesi yapmasının kökleri 1960’lardır. Deniz Baykal üniversite yıllarında Kemalist Devrim'e karşı sürekli 1946 ruhunu savunmuştur.

Oysa 1946 ruhu ülkemize bırakın demokrasi getirmeyi, mevcut demokrasiyi yıkarak yerine mafya-tarikat sistemini getirmiştir. 1946 yılından itibaren toplumun beyni liberalizm ve sosyal demokrasi bonzaisi ile uyuşturulmuştur.

Bugün sosyal demokrat partilerde bocalayan insanlarımız maalesef bu durumu iyi anlamak zorundadırlar.

Dolayısıyla, hem Atatürkçü hem de sosyal demokrat olmak eşyanın tabiatına aykırıdır.

Zira; Kemalist Devrim, ezilen dünyanın devrimidir, emperyalizme karşıdır.

Sosyal demokrasi ise emperyalizmin yanında ve ezilen dünyaya karşıdır.

Kemalist Devrim halkçıdır, karma ekonomiyi uygular.

Oysa sosyal demokrasi, halkçılık ve devletçiliği reddeder. Holdingleri korur ve neoliberal programları savunur.

Ülkemizde sayı olarak en çok özelleştirme, sosyal demokrat partilerin koalisyonlarda olduğu hükümetler döneminde yapılmıştır.

1991-1993 DYP-SHP, 1993-1995 CHP-DYP ve 1999-2002 DSP-ANAP-MHP koalisyonları Türkiye’de devletçilik ve halkçılığın belinin kırıldığı yıllardır.

Türkiye’yi yıkan ekonomik programların ve özelleştirme soygunlarının baş mimarı olan Kemal Derviş’i başımıza bela eden sosyal demokrasidir.

Emperyalizm için iki seçeneğin mahsuru yoktur.

Biri padişahlık, diğeri de liberalizm-Sosyal Demokrasi ikilisidir. Padişahlık sistemi padişah kulları yaratır.

Liberal-Sosyal Demokrasi ikilisi ise mafya-tarikat tarafından güdülen toplumu yaratır.

Özetleyecek olursak, Kemalizm ve Sosyal Demokrasi birbirine karşıttır.

Mustafa Kemal, öğrencilik yıllarından itibaren Fransız ve Jön Türk Devrimleri ile daha sonra ortaya çıkan Sovyet Devrimi'ni incelemiş ve kendi görüşlerini de ekleyerek 6 Ok'u ortaya çıkarmıştır. Laiklik, Cumhuriyetçilik ve Milliyetçilik, Fransız Devrimi'nden, Devletçilik, Devrimcilik ve Halkçılık ise Sovyet Devrimi'nden alınmış ve milletimizin yapısına uygun hale getirilerek 1937 yılında anayasaya sokulmuştur.

Sosyal demokrasi bu devrimlere karşıdır ve emperyalizme göbekten bağlıdır.

Atatürk’ten sonraki bozulmanın baş sorumlusudur.

1938 yılından sonra bozulup yok edilen Kemalizm, bugün en çok ihtiyaç duyulan siyasi yapılanmadır.

Bu nedenle Sosyal Demokrasi’yi Atatürkçülük olarak algılayan arkadaşlara Kemalizm’i, emperyalizmi ve onun psikolojik savaş yöntemleri ile Sosyal Demokrasi tarihini iyi incelemelerini ve değerlendirmelerini buna göre yapmalarını tavsiye ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner452

banner457

banner449

English Russian

banner459

banner381

banner344

banner386

banner349