banner391
banner405

Sigara, alkol ve HPV virüsü!

Sigara, alkol ve HPV virüsü; baş ve boyun kanseri nedeni

 Sigara, alkol ve HPV virüsü!

banner404
BAŞ ve boyun kanserleri, dünya genelinde ve Avrupa’da kansere bağlı ölüm nedenleri arasında 6. sırada yer alıyor. Ağız, burun ve boğaz bölgesindeki organları kapsayan baş- boyun kanserlerinde, bugün hedefe yönelik tedavilerle yaşam kalitesi artarken sağ kalım süresi de uzuyor. Sigara, Alkol ve HPV virüsünün risk faktörleri olarak sıralandığını, kadınların sigara içimi konusunda erkekleri yakaladığını hatırlatan Belçika Antwerp Üniversitesi Hastanesi’nden Prof. Dr. Jan Vermorken “Bu nedenle kadınlarla erkekler arasında neredeyse aynı sıklıkla rastlanıyor. Sevindirici olan ise baş ve boyun kanserlerinde hedefe yönelik tedavi uygulaması yaşam kalitesini artırırken sağ kalım süresini de uzatıyor. Bir başka iyi haber, her kanser türüne özel tedavi yaklaşımları geliyor.” dedi.
 İstanbul, İzmir ve Ankara’da düzenlenen Merck Serono bilimsel toplantılarına katılmak üzere Türkiye’ye gelen Prof. Dr. Vermorken, özellikle baş-boyun kanserleri açısından Türkiye’de farkındalık yaratmanın önemine dikkat çekerek “Sizin özellikle odaklanmanız gereken baş ve boyun kanserleri. Geçen yıl Avrupa Baş Boyun Derneği (EHNS) ile birlikte Avrupa genelinde halkı bilinçlendirmek üzere düzenlenen farkındalık kampanyalarında belirtileri anlatmaya çalıştık. Çalışmalarımıza bu yıl da devam edeceğiz. Dilinizde Ağrı varsa veya dilinizde yara oluşmuşsa, yutkunmada zorluk yaşıyorsanız veya yutkunurken ağrı hissediyorsanız, ağız bölgesinde kızarıklıklar veya beyazlıklar beliriyorsa, boynunuzda şişlik varsa, sesiniz kısılmışsa, bunların yanı sıra burun bölgesinden kanlı akıntılar geliyorsa ve bu şikâyetler 3 haftadan fazla sürmüşse mutlaka bir uzmana danışmalısınız.” uyarısında bulundu.  
 HPV virüsü, baş ve boyun tümörlerinde dikkat çekiyor!
 Alkol tüketimi ve sigara kullanımının çok önemli risk faktörleri olduğunu da vurgulayan Prof. Dr. Vermorken, şu bilgileri verdi:
“Erkeklerde günde 3 bardaktan fazla, kadınlarda 2 bardaktan fazla içki tüketimi varsa bu ciddi bir risk faktörüdür. Hele ki sigara ve alkol bir aradaysa risk çok ciddi şekilde artıyor. Kadınlarda da görülme oranı yükseldi çünkü sigara içimi arttı. Üçüncü faktör ise HPV denilen bir virüs. Özellikle son dönemlerde gençlerde HPV virüsünden çıkan tümörlerde patlama yaşandı. Bunun kökeni tam olarak bilinmiyor ama cinsel alışkanlıklarda meydana gelen değişikliklerin bu virüsü tetiklediğini düşünüyoruz. Epidemiyolojik çalışmalar da bunu destekliyor. HPV virüsünün sebep olduğu tümör, alkol ve sigaranın sebep olduğu tümörden farklı. Bu yüzden farklı bir yaklaşım geliştirmek gerekiyor. Şu anda biz sigaradan, alkolden ya da HPV’den kaynaklı baş ve boyun kanserlerinin tamamını aynı şekilde tedavi ediyoruz. Gelecekte bunların birbirinden farklı şekilde tedavi edildiğini göreceğiz, buna yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Baş ve boyun bölgesinde görülen kanserler erken teşhis edilirse 5 yıl içinde sağ kalım oranı yüzde 80 – 90’lara ulaşabiliyor. Bu nedenle toplumların risk faktörleri hakkında bilgilendirilmesi, bu farkındalığın yaratılması çok önemli. Çünkü erken safhada uzmana başvurulursa sağ kalım ya da bu hastalıktan kurtulma olasılığı çok daha yüksek oluyor.”
 Baş ve boyun kanserleri tedavisinde güncel tedaviler
 Kanseri üç safhada değerlendiren Prof. Dr. Vermorken, “Birincisi erken safhada gelen kanser türleri. İkincisi lokal olarak ilerlemiş kanser türleri. Üçüncüsü ise tedavisi yapılmış fakat tekrar nüksetmiş kanser türleri. İlk seçenek olarak cerrahi işlem uygulamak, ardından radyoterapi önem kazanıyor. Ancak çoğunlukla hastanın gittiği hastanenin deneyimine ve tecrübesine göre tedavi önerileri değişkenlik gösterebilir. Başvurulan hastanede radyoterapi ile yapılan deneyimler fazla ise daha fazla bilgi sahibi iseler bunu uygulayabilirler. Ancak cerrahi daha yoğunluklu olarak yapılıyorsa cerrahi işlem tercih edilebilir. Burada da lazer ya da farklı cerrahi işlemler uygulanabilir. Bunların sonuçları birbirleriyle kıyaslanabilir. Bunlar erken teşhisin tedavisinde etkin yöntemlerdir. İlerlemiş kanser türlerinde ise iki yol izliyoruz: Bize gelen vakaların yüzde 60’ı lokal olarak ilerlemiş vakalar oluyor. Standart olarak uyguladığımız yani çoğumuzun da kabul ettiği radyasyon ve yanı sıra kemoterapi.” dedi. Prof. Dr. Vermorken baş ve boyun kanserlerinin tekrarlandığı hastalarda uygulanan tedaviyi ise şu şekilde anlattı: “Birincisi baş ve boyun bölgesinde görülen kanser yine aynı bölgede yeniden ortaya çıkmış olabiliyor. İkincisi de vücudun farklı bir bölgesinde ortaya çıkmış ya da oraya yayılmış olabiliyor. Hastalık baş ve boyun bölgesine nüksetmişse yapabileceğimiz şeylerden ilki cerrahi işlem uygulamak. Ancak cerrahi işlem uygulamak mümkün değilse bu durumda radyasyon uygulaması yapabiliyoruz. Bunun yanı sıra tedavinin etkisini daha da artırabilmek için kemoterapi ya da hedefe yönelik ilaç tedavileri uygulaması yapabiliyoruz. Hedefe yönelik tedaviler dediğimizde direkt kanserli hücreyi hedef alan, sağlıklı hücrelere daha az zarar veren ilaç tedavilerinden bahsediyoruz. Eğer kanser baş ve boyun dışında başka bir yere sıçramışsa da aynı şeklide tedavi edebiliyoruz. Artık bu vakaların yüzde 60’ı bu şekilde tedavi ediliyor.” 
 Ardından, Prof. Dr. Jan Vermorken, hastalarda yaşam kalitesini korumanın önemine şu sözleriyle değindi: “Bu tedaviler, sadece hastaların sağ kalımı açısından değil aynı zamanda, kendilerini daha iyi hissetmeleri, ağrılarının azalması yani yaşadıkları belirtilerin hafifletilebilmesi açısından da çok önemli. Çünkü hastalık ve tedavi sürecinde bizlerin bir diğer amacı da hastanın yaşam kalitesini arttırmak.”
 


banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.