banner391
banner405

"Erkeklerde kanser daha fazla görülüyor"

Okmeydanı Eğitim ve Araştırma  Hastanesi Onkolojiden Sorumlu Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Ünsal,  Türkiye'de 100 binde 230 kişide kanser insidansı (ortaya çıkan yeni vakalar)  olduğunu belirterek, "Bu oran erkeklerde 100 binde 270, kadınlar ise 100 binde  190 civarında. Dolayısıyla erkeklerde daha fazla kanser görülüyor." dedi

"Erkeklerde kanser daha fazla görülüyor"

banner404
ÜNSAL, yaptığı açıklamada, sigara kullanımının kanser  oluşmasında önemli bir etken olduğunu belirterek, bazı enfeksiyonların da soruna  yol açabileceğini söyledi.
 
Hepatit C ve B virüslerinin karaciğer, kadınlarda ise HPV virüsünün  rahim ağzı kanserine neden olduğuna işaret eden Ünsal, "Ayrıca beslenme ve  şişmanlık, kanser riskini artıran nedenler arasında yer alıyor. Son zamanlarda  Akdeniz beslenmesinden kaçıp, fastfood beslenmesine geçilmesi, erken yaşlarda hem  obeziteyi hem de kanser insidansını artıyor. Türkiye'deki kanser insidansı şu  anda gelişmiş Batı ülkelerine göre daha az. Çünkü Türkiye'nin nüfusu daha genç.  Dolayısıyla bu durumun ilerleyen yıllarda daha da artma ihtimalini görüyoruz."  diye konuştu.
 
 Mustafa Ünsal, Sağlık Bakanlığının büyük çabalarıyla kapalı alanlarda  sigara kullanımının büyük oranda kontrol altına alındığını dile getirerek, şöyle  devam etti:
 
 "Şimdi açık alanlarda da sigara içilemeyecek. Artık yurt dışında  olduğu gibi hastanelerin kapılarının önlerinde, çocuk parklarında hiç kimsenin  sigara içmemesi sağlanacak. Bu gibi tedbirler Türkiye'deki insidansı biraz  azaltma ihtimali yüksek çalışmalardır. Türkiye'de 100 binde 230 kişide kanser  insidansı var. Bu oran erkeklerde 100 binde 270, kadınlar ise 100 binde 190  civarında. Dolayısıyla erkeklerde daha fazla kanser görülüyor. En sık görülen  kanserler, erkeklerde akciğer, kolon ve rektum ile prostat kanserleridir.  Kadınlarda da en sık meme, kolon-rektum kanserleri görülmektedir. Ancak son  yıllarda kadınlarda da sigara içme alışkanlığı nedeniyle akciğer kanserinin  görülme oranları yükseldi."
 
 "30-40 yıl içinde radyoterapi cihazlarında çok büyük yenilikler  oldu"
 
 Doç. Dr. Mustafa Ünsal, kanserde tanı konulması için biyopsi  yapıldığını, akabinde de gerekiyorsa cerrahi işlem uygulandığını dile getirerek,  "Gerekiyorsa bu yöntemle tümörün mümkün olduğu kadar çıkarılması sağlanır. İkinci  ve üçüncü tedavi yöntemleri olarak ilaç ve ışın uygulamaları karşımıza çıkıyor.  Son yıllarda popüler olmaya başlayan dördüncü bir tedavi yöntemi de immünoterapi  dediğimiz vücudun kendi bağışıklık sistemini kullanarak tedavi edilmesidir."  bilgilerini verdi.
 
Son 30-40 yıl içinde radyoterapi cihazlarında çok büyük yenilikler  olduğunu, hastanelerinde de bu anlamda son teknolojiyle üretilmiş cihazlarla  hizmet verildiğini aktaran Ünsal, şunları kaydetti:
 
  
 "Hastanemizde de kullandığımız linear accelerator cihazları basit  anlamda röntgen ışını çıkaran cihazlardır. Ancak bu cihazlar yüksek enerjilidir.  Dolayısıyla derindeki tümörleri de çok kolay tedavi edebildiğimiz cihazlardır.  Artık üç boyutlu, hatta nefes kontrolünü de sağlayarak dört boyutlu tedavi  cihazlarını kullanarak kanserli hücrelere daha yüksek doz verirken, etrafındaki  normal dokuları da çok daha iyi koruyabiliyoruz. Dolayısıyla yan etkilerimiz daha  az oluyor."
 
Ünsal, kansere neden olan birçok etken bulunduğunu vurgulayarak,  "Örneğin, kanser ölümlerinin yüzde 33'ünün nedeni sigaradır. Sigara en önemli  etken. Sigara sadece akciğer kanseri değil, gırtlak, yemek borusu, meme ve kolon  kanserlerine de neden olabiliyor." dedi.
 
 "Hastanelerimiz son teknolojilerle donatıldı"
 
Hareketsizlik ve sağlıksız beslenmenin de kansere yol açan önemli  etkenler arasında yer aldığını, bunların en çok da kadınlarda rahim ve meme  kanserine yol açtığını ifade eden Ünsal, sözlerini şöyle tamamladı:
 
"Onun için şişmanlığa da bir savaş açılıyor ve açılması da gerekiyor.  Kanserde genetik yatkınlık çok önemli. Ancak hayat şartları, çevre faktörleri,  beslenme ve sigara kullanımı ve bazı enfeksiyonlar kansere neden oluyor. Ama  günümüzde modern teşhis ve tanı metotlarıyla çok daha erken tanı konularak  tedavinin daha başarılı olması sağlanıyor. Bu sayede Türkiye'de kanserden ölüm  insidansı da azalıyor. Kamu hastaneleri son 5 yılda çok gelişti. Hastanelerimiz  son teknolojilerle donatıldı. Anadolu'da da birçok hastanemizde artık radyoterapi  merkezleri kuruldu ve kuruluyor.
 
"Ülkemizde her yıl yaklaşık 2 bin 500, 3 bin çocuğun kansere  yakalandığını söyleyebiliriz"
 
 Hastanenin Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Kliniği Sorumlu Hekimi  Uzman Dr. Hilal Susam Şen de çocukluk çağı kanserlerinin erişkinlerde  görülenlerden farklı olduğunu belirterek, bu hastalığın çocuklarda daha nadir  görüldüğünü ifade etti.
 
Şen, kanserin nedenleri, alt tipleri ve tedavi edilebilirliklerinin de  erişkin kanserlerine göre çok farklı olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:
 
  "Kabaca baktığımızda yılda her 1 milyon çocuktan 150'sinde çocukluk  çağı kanserleri olduğunu söyleyebiliriz. Ülkemizdeki duruma baktığımızda ise her  yıl yaklaşık 2 bin 500, 3 bin çocuğun kansere yakalandığını söyleyebiliriz.  Erişkinde görülen tümör tipleri çocuklarda ya çok nadir görülür ya da hiç  görülmez. Bunun yanı sıra, tedavi edilebilirlikleri farklıdır. Çocukluk çağı  kanserlerinin yüzde 80 oranında tedavi edilebildiğini söyleyebiliriz. Çocukluk  çağı kanserlerinde ülkemizde birinci sırada lösemiler yer alıyor. Lenfomalar  ikinci, beyin tümörleri de üçüncü sıklıktadır. Her hastalıkta tedavi yaklaşımı  farklıdır. Tedavi elemanları erişkin kanserlerine benzer şekildedir. Tedaviler  kemoterapi, radyoterapi ve cerrahi girişimlerden oluşur. Bu tedavi seçenekleri  her hastalıkta farklı oranda kullanılmaktadır. Çocukluk kanserlerinin  görülmesinde de genetik yapı ile çevresel faktörler etkili olarak görülüyor.  Çevresel faktörler çocukluk çağı kanserlerinde biraz daha az ön planda. Ailenin  yeme içme alışkanlıkları, özellikle sigara buna sebep oluyor. Bunlara erken  dönemde maruziyet birçok kanser türüyle de ilişkili olabilir."

 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.