banner391
banner405

8 yaşındaki kardeşine tecavüz etti

İngiltere'de adı açıklanmayan 13 yaşındaki bir erkek çocuğunun bilgisayar oyunlarında izlediği porno filmlerden etkilenerek kız kardeşine tecavüz ettiği belirtildi. Çocuk mahkamede verdiği açıklamada, bunu kardeşinin 'küçük yaşta olması ve olanları hatırlamayacağı' gerekçesiyle yaptığını söyledi

8 yaşındaki kardeşine tecavüz etti

banner404
SUÇUNU itiraf eden 13 yaşındaki çocuk, mahkeme tarafından kız kardeşinden uzaklaştırıldı ve tecavüze uğrayan 8 yaşındaki kız çocuğu ise uzman bir ekip tarafından korunma altına alındı. 
"Sorunun kökeninde ne tür problemler var, çocuklarımızı bu tür olaylardan nasıl koruruz, aileler bu konuda neler yapmalı" gibi aklımıza takılan tüm soruları Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Onursal Başkanı Psikoterapist Cem Keçe'ye sorduk.
Konusu seks olan her türlü malzemeye televizyon, bilgisayar oyunları, sinema, video klipler ve internet aracıyla kolaylıkla ulaşılabiliyor. 13 yaşındaki bir çocuğun pornodan etkilenip 8 yaşındaki kız kardeşine tecavüz etmesi haberi üzerine tekrar gündeme gelen “pornonun zararları” konusu ilgi çekmeye devam ediyor. 
14 yaşından önce pornografik görüntüleri görmeye başlamak cinsel eylemlerle bağlantı kurmaya yol açabiliyor!
Cinsel eğitimin verilmemesi nedeniyle çocuklarda cinselliğe olan İLGİ ve MERAK artıyor. Gelişen teknolojiyle birlikte çocuklar internet üzerinden rahatlıkla pornografik görüntülere ulaşabiliyor ve bu durum çocukları cinsel taciz, tecavüz gibi cinsel şiddet kurbanı yapabiliyor. Çünkü pornografik görüntüleri 14 yaşından önce görmeye başlamak cinsel eylemlerle bağlantı kurmaya yol açabiliyor. Ayrıca pornografik görüntüler zamanla pornografinin hafif biçimleriyle tatmin olamamaya, daha şiddet içerikli pornografi izlemeye ve zamanla taciz veya tecavüz gibi eylemlerde bulunma isteğiyle sonuçlanabiliyor. 
Pornografiye maruz kalmak çocuk beyninin doğal gelişimini olumsuz etkileyebiliyor!
Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED – www.cised.org.tr)’nin yaptığı araştırmalara göre, pornografik görüntüleri daha çok 12 ila 17 yaş aralığındaki erkek çocuklar izliyor. Çünkü cinsel eğitim verilmeyen ülkemizde, çocukların başlıca cinsel eğitim kaynağı pornografi olabiliyor ve bu durumun sonuçları son derece korkutucu bir tablo ortaya çıkartıyor. Çünkü pornografiye maruz kalmak çocuk beyninin doğal gelişimini olumsuz etkileyebiliyor, zihnin kolay etkilenmesine yol açabiliyor ve “bilinçli seçim yapma” yeteneğini ortadan kaldıran biyolojik bir değişiklik meydana getirebiliyor. Böylece pornografi çocukların sorumluluk alma, gerçek yaşamı kavrayabilme ve dolayısıyla fiziksel ve ruhsal açıdan sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürebilme yeteneklerini köreltebiliyor.
Cinsel eğitim şart!
12 yaşından sonra meydana gelen fiziksel ve hormonsal değişimler, kimlik sorgulamaları, entelektüel gelişim, cinsel bilgi açlığı ve arayışlar, çocukları yanlış arkadaş seçimlerine, karşı cinsle kurulan yakın ilişkilere, yoğun ve kontrolsüz bir şekilde karşı cins ve cinsel konularda bilgi arayışına, pornografi içerikli videolara, fotoğraflara, CD’lere ya da dergilere yönlendirebiliyor. Dolayısıyla, daha çok hata yapmaya, sorumluluk ve aile bağlarını unutmalarına yol açabiliyor. Kolay erişim yolu olan internetin zararları hakkında çocukları bu sancılı geçiş döneminde olumlu yönlendirme görevi yine ailelere düşüyor. Peki, bu yönlendirme nasıl daha doğru ve etkili yapılabilir? İnternet üzerinden oynana oyunlarda, izlenen filmlerde ve gece geç saatte yayınlanan televizyon içeriklerinde çocukları ve ergenleri olumsuz etkileyebilecek unsurlar yer alabiliyor. Bu nedenle başta aileler, medya, sivil toplum kuruluşları ve devlet kurumlarına büyük görevler düşüyor. Ebeveynlerin çocuklarının kullandıkları bilgisayar ve tabletlere online güvenlik ve uygunsuz internet erişimini engelleyici programlar kurmaları ve çocuklarına cinsel eğitim vermeleri gerekiyor. Ayrıca çocukların takibi ve bilgilendirilmenin yanı sıra, günümüzde en kolay erişim yolu olan “internetin sınırlandırılması” ve gerekirse bir cinsel terapistten yardım ve tavsiye alınması önem arz ediyor.
Psikolog Serap Duygulu, çocuklar arası cinsel tacizin nedenlerini ve alınması gereken önlemleri anlatıyor!
Genellikle çocuklara yönelik cinsel taciz vakalarını duyarız ve hepimiz çocuklarımızı korumaya çalışırız. Ancak son yıllarda çocuğa yönelik taciz olayları hepimizi sarsan bir şekilde yön değiştirmeye başladı. Çocuğa yönelik taciz, çocuğun çocuğa yönelik tacizi olarak gündeme geldi.
Eskiden çocukların masumiyetini korumak ve onları yetişkinlerin sapkın cinsel dürtülerinden sakınmak gibi bir sorunla baş etmeye çalışırken şimdi çocuğu çocuktan korumak zorunda kalıyoruz. Bu iki kat artan tehlike demek aslında. Çünkü çocuklar okulda, sokakta, evde, arkadaş ortamında beraberler. Akran çocuklar arası veya yaşı biraz daha büyük çocuk ve ergenlerin daha küçük yaştaki çocuklara yönelik cinsel eylemleri oldukça tehlikeli bir hale geldi. Çocuklar arası cinsel merak ve ilgi değişen ve gelişen hormonal yapıları nedeniyle doğal karşılanmalı. Ancak bu merak arkadaşına yönelik eyleme döküldüğünde durum taciz olarak tanımlanabiliyor.
Peki, ne oluyor da çocuklar arkadaşlarına karşı cinsel eylemlere yöneliyorlar?
Çocuklar bizim anlamadığımız kadar hızlı bir değişim geçiriyorlar aslında. Özellikle son yıllardaki hormonlu gıdaların ve giderek bozulan çevresel şartların da bunda payı var. Bunun dışında anne baba ilişkisi ve aile tutumları çok önemli. Arkadaşını taciz eden her çocuk kişilik bozukluğu yaşayan ya da olumsuz aile koşullarında büyümüş çocuk değildir.Çocuklar için çevrelerinde gördükleri ve duydukları şeylerin onlar için model oluşturacağını bilmek gerekiyor. O nedenle doğru anne baba tutumları, sağlıklı aile ortamı ve çocukla açık iletişim diye ısrarla vurguluyoruz. Çocuklara mahremiyet duygusunu erken yaşlarda vermek, hem onun mahremiyetine saygı duymak hem de kendi mahremiyetimizi korumak zorundayız.
Toplum olarak cinselliğe bakış açımızın da ikiyüzlü olduğunu kabul etmek gerekiyor. Genellikle çocuklara ve gençlere sağlıklı bir cinsel eğitim verilemedi. Cinsellik bizim gibi içe kapalı toplumlarda hala bir tabu olarak görülüyor, ayıp, yasak, günah kavramları ile etiketleniyorken, yazılı ve görsel medyada durum böyle değil. Neredeyse her dizide yakın akrabalar arasında bile yaşanan karışık ilişkiler, bizi biz yapan akrabalık ve aile kavramlarımıza ciddi zarar verdi.
Çocuklar sağlıksız, saldırgan, olumsuz örneklerle özdeşim kurdular. Üstelik yetişkinlerin cinsel taciz ve tecavüz haberleri her gün gündemi oluşturan en önemli olaylar arasında yer aldı. Çocuklar bu görüntüleri izleyerek büyüdüler. Kaldı ki gelişmiş cep telefonları, tablet bilgisayarlar ve sosyal ağlar olarak bilinen paylaşım platformları yoluyla her an her türlü bilgiye ulaşabildiler. Aile içinde şiddet gören ya da tacize uğrayan çocukların bu tür bir eyleme yönelebileceğini göz önünde bulundurmak gerek. Hepsinden öte asıl bilinmesi gereken şu ki, çocuklar bazı şeyleri erkenden öğrenebilirler ama bu öğrendiklerinin ahlaki muhakemesini yapacak düzeyde bir gelişim düzeyinde olamayabilirler. Çocuk ekranlarda gördüğünü, duyduğunu, arkadaşıyla denemek isteyebilir, zor kullanarak uygulayabilir de ama bu eylemin nelere yol açabileceğine dair kesin bir yargısı oluşmamıştır. Bilişsel anlamda o olgunluğa henüz ulaşmamıştır. Onun için yaptığı şey sadece hormonlarının etkisiyle harekete geçmektir.
Çocuklar öfke ve cinsellik gibi duygularını kontrol altına alamazlar, genellikle dürtüleriyle harekete geçerler. Dolayısıyla çocuğun çocuğa yönelik cinsel tacizini sapkınlık olarak nitelemeden önce ortam şartlarını değerlendirmek ve çocuğun henüz bilişsel gelişimini tamamlamamış bir birey olduğunu unutmamak gerekiyor.

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.