banner391
banner405

'Tunus'ta doğdum Alanya'da öleceğim'

Bu sözü, 5 yıl önce Yeni Alanya ile yaptığı son röportajında sarfetmişti. Henüz 54 yaşında Antalya'da öldü ancak aşığı olduğu Alanya'da dün toprağa verildi

'Tunus'ta doğdum Alanya'da öleceğim'

banner404
 İŞTE Cezirioğlu'nun son röportajı: 
Tam 14 yıldır Türk eşi ve iki oğluyla Alanya'da yaşayan Tunuslu Turizmci Emin Cezirioğlu, "Ben Türk'üm. Osmanlı torunuyum" diyor. Cezirioğlu, Tunus'taki Osmanlı eserlerinin varisi olduğu için yıllık 1000 dolar kira alıyor. Tunus'ta başlayıp, Paris ve Kuşadası'nda gelişen, Alanya'da mutlu sonla noktalanan ilginç bir yaşam öyküsü: 
Turizmci Emin Cezirioğlu, 1956 yılında Tunus'ta doğdu. İlkokul ve liseyi Tunus'ta bitirdi. Öğrenim dili Arapça ve Fransızca'ydı. Yükseköğrenimi için 1973 yılında Tunus'tan Fransa'ya gitti ve Paris'te bulunan Üniversite Versaille'de Ticaret Ekonomi Bölümü'nü bitirdi. Fransız bursu alan Cezirioğlu, Fransa'da stajyerlik hakkını da kullanarak 3 yıl çalıştı. Büyük bir tekstil mağazasının alım-satım sorumlusu olarak görev yaptı. Bu görevindeki başarıları sonucu tatille ödüllendirilen Cezirioğlu'nun seyahat seçenekleri arasında Türkiye de vardı. Kökeninin Türkiye olduğunu söyleyen Cezirioğlu, seyahat seçenekleri arasından Türkiye'yi tercih etti ve 1977 yılında ilk kez Türkiye'ye geldi. İstanbul'u gördükten sonra Efes Harabeleri ve Meryem Ana'yı ziyaret etti. Ardından Kuşadası'na geldi ve bir süre burada konakladı. Böylece Kuşadası halkıyla tanışmış oldu. O günlerde Türkler'le sadece "Selamün Aleyküm" diyerek iletişim kuruyor, tek kelime Türkçe bilmiyordu. Türk halkını çok seven Cezirioğlu, turistik bir belde olan Kuşadası'ndaki tatili sırasında hiç kimsenin Fransızca bilmemesi nedeniyle iş teklifi aldı. Çok iyi Fransızca bilen Cezirioğlu, Kuşadası'nda bulunan Fransız Tatil Köyü Clup Mediter'in iş teklifini kabul etti. Bu tatil köyü bünyesinde tercümanlık ve rehberlik yapmaya başladı. Ardından bir kuyumcu dükkanında tezgahtar olarak çalıştı. Kısa sürede Kuşadası'nda kendi kuyumcu dükkanını açtı ve kuyumcu olarak çalışmaya başladı. Bu arada Türkçe'yi de öğrenmişti.  
CEZİRİOĞLU ALANYA YOLUNDA
1980 yılında Kuşadası'nın tanınmış ailelerinden birinin kızı olan Şöhret Hanım'la evlendi. Kuşadası'nın ilk yabancı damadı olan Cezirioğlu, 1989 yılına kadar bu ilçede turizmcilik yaptı. O yıla kadar sadece gemi turizminin olduğu bir sahil kasabası olan Kuşadası, bazı büyük yatırımcıların gemileri satın alarak küçük esnafa iş bırakmayışı nedeniyle cazip olmaktan çıkmıştı. Cezirioğlu da turizmciliği sürdürebileceği yeni bir yöre aramaya başladı. Aradığı yöreyi, 1 yıl sonra 1990 yılında buldu ve Alanya'ya geldi.  
Eşi ve iki oğluyla geldiği Alanya'da bir süre tatil yaptıktan sonra yerleşme kararı aldı. Aynı yıl Alanya'da Esmeralda Leder'i açtı. 
Cezirioğlu, o günleri şöyle anlatıyor: 
"Alanya'yı ailece çok sevmiştik. Kalmaya karar verdik. Latince'de zümrüt taşı yeşili anlamına gelen Esmeralda adında ilk deri dükkanımı Alanya'da açtım. Peygamber efendimizin en sevdiği renk yeşildi. Ayrıca Esmeralda adında bir çingene kızının anlatıldığı güzel bir film de vardı. Bu yüzden işyerimin adına Esmeralda dedim. 2000 yılına kadar otellerde deri şovları yaptım ve kısa sürede tanınıp, sevildim. 1995 yılında kuyumculuğa başladım. İlerleyen yıllarda da turizmin ritmine göre çeşitli işyerleri açtım. Tekstilcilikle de uğraştığım Alanya'da son işim yabancı ağırlıklı emlakçılık."
"BEN TÜRK OĞLU TÜRK'ÜM" 
Cezirioğlu, ataları ve kendisinin Tunus'ta doğup, Tunus'ta büyüdüğünü ancak Türk oğlu Türk olduklarını söylüyor. Osmanlı torunu olduğunu vurgulayan Cezirioğlu, Tunus'un Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde bulunduğu yıllarda dedelerinin Valilik görevlerinde bulunduğunu belirtiyor:  
"Tunus'ta doğdum, atalarım Tunus'luydu. Ama biz Türk'üz. Osmanlı torunuyuz. Tunuslular esmer, sülalem ise beyaz tenlidir. Osmanlılar Tunus, Fas ve Cezayir'de 600 sene yaşadılar. Atalarım Türkiyeliydi ama nereli olduklarını bilmiyoruz. Aslen kökenimiz Türktür. Dedelerim bugünkü anlamıyla Tunus'ta Valilik, geçmişteki anlamıyla beylik yapmışlardı. Tunus'taki ilköğrenimim sırasında, Tarih derslerinde Osmanlı devletinden sonra Atatürk'ü bize anlattılar. Türkiye bağımsız cumhuriyetinin kuruluşunu anlattılar. Hatta Fransız ihtilalinden sonra Tunus Devlet Başkanı Habib Borgiba, demokratikleşmede Atatürk'ü örnek aldı. Tunus 1956 yılında bağımsızlığına kavuştu ve aynen Atatürk modeli uygulanarak bugününe geldi. Osmanlı'dan sonra başlayan Fransız sömürüsü de böylece bitmiş oldu. Tunus'ta Osmanlılar'ın yapmış olduğu medreseler, camiler, kapalı çarşılar halen korunuyor. Hatta Tunus Devleti bu eserleri bir vakıfa bağlayıp işletiyor. Bu eserlerin varislerinden birisi de Osmanlı torunu olduğum için benim. O miraslardan bana yıllık 1000 dolar para gönderiliyor."
OĞULLARI TUNUS'TA 
ASKERLİK YAPTI 
Arapların sanıldığı gibi Türkler'den nefret etmediğini söyleyen Cezirioğlu, "1962 senesinden bu yana Türkiye'nin tek Arap kardeş ülkesi Tunus'tur. Bu da zaptla mevcuttur. Hatta bugün Türkler'den seyahat ettiklerinde vize istemeyen tek Arap ülkesi Tunus'tur. Ben şu anda hem Türk, hem Tunus vatandaşıyım. 2000 yılında oğullarım Enis ve Emrah'a Tunus'ta askerlik yaptırdım. Tunus ve Türkiye Savunma Bakanlığı arasındaki bu anlaşmanın yapılmasını da ikili görüşmeler ve yazışmalarla ben sağladım. 1980 yılına kadar da Türkiye'de çifte vatandaşlık kabul edilmiyordu. Bu konuyu Rahmetli Turgut Özal'la birebir görüşerek çözmüştük. Ben o yıllarda Türk vatandaşı olmak istiyordum ancak Tunus vatandaşlığından çıkınca Tunus'taki malımdan, mülkümden mahrum olacaktım. O yüzden çifte vatandaşlık istedim. Şu anda bizim Türkler de çifte vatandaş olabiliyorlar" dedi. 
14 yıldır Alanya'da yaşayan Cezirioğlu, Tunus'a değil, Türkiye'ye ait olduğunu hissediyor. Tunus ve Türk adetlerinin, dinin ve mezhebin de aynı olduğunu söyleyen Cezirioğlu, "Yemekler bile aynı. Baklavalar, bamya, patlıcan musakka, börekler, kuru fasulye Tunus'ta da var. Zeytinyağlıların hepsi aynı. Aralarında da hiçbir fark yok. Sadece Tunus'un milli yemeği kuskustur. Türkler'in milli yemeği kuru fasulyedir. Bizim ailece Alanya'yı sevmemizin en önemli nedeni de turizmle birlikte bu kadar gelişmiş olmasına rağmen örf ve adetlerinden vazgeçmeyen insanların yaşamasıdır. Aile ve arkadaşlık bağlarının çok güçlü olması Alanya'ya aşık olmamı sağladı" şeklinde konuşuyor. 
Tunuslu Cezirioğlu, oğulları Enis ve Emrah'ın Alanya'ya özgü Hasbahçe Zeybeği kursuna katıldıklarını ve artık çok güzel Hasbahçe Zeybeği oynadıklarını gururla anlatıyor. Oğullarının Alanya'da büyüdükleri için Alanya şivesiyle konuştuklarını vurguluyor. 
Geçmişe çok düşkün olan Cezirioğlu, arada sırada Tunus'un milli giysisi kaftanını giyip, Alanya sokaklarına çıkıyor. Otantik şeyleri seviyor ve nargile tutkunu. Alanya'da ilk nargile kafenin açılmasını da sağlayan kişi.  
Artık Alanya'da ölmek istediğini söyleyen Cezirioğlu, Tunus'a sadece akraba ziyaretleri için gittiğini söylüyor. Önümüzdeki günlerde merkezi Alanya olan Tunus-Türk Dostluk Derneği kurmayı, Alanyalılar'ı Tunus'a, Tunuslular'ı Alanya'ya getirmeyi hedefliyor. 
Cezirioğlu, tam 7 yabancı dil biliyor. İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, Arapça, İspanyolca ve Türkçe konuşuyor. Ancak Türkçe'nin en bozuk dili olduğunu, çünkü Türkçe'yi öğretmenlerden değil, halktan  öğrendiğini söylüyor. 
Cezirioğlu'nun ilginç hobilerinden birisi de Türk Sanat Müziği tutkusu. En ağır TSM parçalarını ezbere biliyor ve söylüyor. Ayrıca kanun ve darbuka çalıyor. 
AYNI ZAMANDA BİR SİYASETÇİ 
Cezirioğlu'nun Alanya'da siyasi geçmişi de var. 1992 yılında Anavatan Partisi Alanya İlçe Teşkilatı'na üye olarak siyasete girdi. Bir yıl sonra ANAP delegeliğine getirildi. Ardından dönemin ANAP İlçe Başkanı Hasan Sipahioğlu, mesleğinde profesyonel gördüğü Cezirioğlu'nu Alanya Ticaret ve Sanayi Odası'nın 3. Meslek Komitesi (Dericilik, Ayakkabıcılık, Tekstil, Çantacılık) Başkanlığı'na getirdi. 
Komite başkanlığının ardından son 8 yıldır ALTSO Meclis üyeliği ve Bütçe Komisyonu üyeliği görevlerini sürdürüyor. 
Halen ANAP Yönetim Kurulu üyesi ve iki dönemdir bu görevi yürütüyor. Alanya'nın tanıtımı için ALTAV (Alanya Turizm Tanıtma Vakfı) tarafından gerçekleştirilen fuarlarda görev alıyor. Bu yıl Viyana ve Stutgart fuarlarında ALTAV adına görev yaptı. 
Cezirioğlu, Alanya turizmi için bir an önce Gazipaşa Havaalanı'nın açılması, Dim Barajı'nın tamamlanması, Akdağ Kayak Merkezi projesinin hayata geçirilmesi ve adı ölüm yoluna çıkan D400 karayoluna raylı sistemin kurulması gerektiğini düşünüyor ve "Siyasette en büyük rüyam Alanya'da bu üç yatırımın hayata geçtiğini görmek" diyor.  
Yat limanının da bir an önce bitirilmesinin önemine değinen Cezirioğlu, bu yatırımın tamamlanması durumunda yatı olan zengin turistlerin Alanya'yı dolduracağını düşünüyor. 
Cezirioğlu, sözlerini şöyle tamamladı: 
"Tunus'tan gelen bir insan olarak, Kuşadası'nın tanınmış ailelerinden birinin kızı olan Şöhret Hanım'la tanışıp, evlenmek benim için büyük şanstı. Ben şu anda Alanyalılar'a çok yakınım ve çok fazla dostum var. Benim çocuklarım Alanya'da büyüdüler. İnşallah Alanyalı kızlarla evlenirler. (Oğlu Enis geçen yıl Alanyalı bir kızla evlendi) Ben ömrümün sonuna kadar Alanya'da yaşamak istiyorum. Ölecek olursam da Alanya'da gömülmeyi isterim."
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.