banner391
banner405

'Şortumu giyer halk plajına inerim'

ALANYA’NIN YENİ KAYMAKAMI ERHAN ÖZDEMİR İLE BİRAZ ÖZEL, BİRAZ DA İŞ KONUŞTUK

'Şortumu giyer halk plajına inerim'

banner404
 “Zengin turist gelmiyor” söylemleri için Kaymakam Özdemir, “Turistin zengini fakiri olmaz. Ne bekliyoruz ki, bir tane Arap şeyhi gelsin, Alanya'ya varını yoğunu döküp gitsin, bunu mu bekliyoruz” dedi
ALANYA Kaymakamı Erhan Özdemir Pazartesi Sohbeti’nin bu haftaki konuğu oldu. Alanya’ya geldiği günden bu güne kadar olan izlenimlerini aktaran Özdemir, Rahmi Koç'la arasında geçen 'Kitap okuma' sohbetinden, çocuklarıyla ilgili kuşak çatışmalarına, hobilerinden (Zeybek, bağlama) Akdağ ve Gazipaşa’yı şaha kaldıracak ipuçlarına kadar birçok konuda konuştuk. İşte, kendisinin Yörük olduğunu söyleyen ve “Alanya'ya gelirken kendimi köyüme gidiyor gibi hissettim” diyen Özdemir’in samimi ve çarpıcı açıklamaları:

- Kararname sonrası Alanya'yı duyduğunuzda aklınıza ilk ne geldi?

Meslek hayatım boyunca çıkan kararnamelerde “Böyle bir ilçe var mıydı, burası da neresi, acaba hangi vilayete bağlı” gibi düşünceler içerisine girmişliğim vardır. Ama Alanya için böyle bir şey söylemek mümkün değil, Alanya'yı artık bütün dünya tanıyor. Alanya hakkında iyi-kötü bir fikrim vardı. 2006 senesinde bir cenaze vesilesiyle burada bulunmuştum. Günübirlik gelmiştim fakat Alanya'nın içerisinden geçerken “Ne kadar güzel bir yer” diye düşünmüştüm. Zaten denizin olduğu yer güzel olur. Göreve başladıktan itibaren de Alanya'nın farklı güzelliklerini keşfediyorum. Alanya'nın her karesi ayrı bir tablo, Allah buradan hiçbir şeyi sakınmamış. İklimsel güzelliği de ayrı bir konu. İnsanlar sıcaklığından dolayı da Alanya'yı herhalde tercih ediyorlardır. Aslında turizmde güneşin de hakkını vermek lazım. 

- Aileniz Alanya hakkında ne düşünüyor?

Özellikle çocukların nazarında Alanya, çalışılacak, çilesi çekilecek, varsa sorunları çözülecek, merdivende bir basamak daha yukarıya taşınacak bir yer değil onlara göre. Onlar, Alanya'ya tatil gözüyle bakıyorlar. “Gideceğiz, Alanya'da tatil yapacağız” diye düşünüyorlar. Şimdilik tatil havasındalar. Eşim de benimle beraber Alanya için bir şeyler yapmak istiyor. 25 senedir bu zaten hep böyle olmuştur. Hanımlarla ilgili birtakım projelerin içerisinde. O da buraya alıştı, hatta geçen gün kahvaltıda “Burası kesinlikle cennetten düşmüş bir köşe” dedi. Eşim Alanya'dan oldukça memnun.

- Tanışma ziyaretleri oldukça yoğun, 'Hoşgeldiniz' süreci nasıl geçiyor?

Bir taraftan “Hoşgeldin, hayırlı olsun” ziyaretleri sürerken bir taraftan da yapılacak işleri planlıyorum. Gelen misafirlerimizden Alanya'yı tanımaya, anlamaya, sorunlarını çeşitlendirerek öncelik sırası oluşturmaya çalışıyorum. Fakat bu hoşgeldin işi bir müddet daha uzayacak gibi.

- Boş zamanlarınızda neler yaparsınız, var olan hobileriniz Alanya'da değişebilir mi?

Gördüm ki bu, Alanya kaymakamına sorulabilecek bir soru değil, çünkü Alanya Kaymakamı'nın boş vaktinin olabileceğini düşünemiyorum. Ben, daha önce İnönü Kaymakamlığı yaptım. Orası, Otosan'ın kamyon fabrikasının olduğu ve Koç Grubu'nun çok önemsediği bir bölgedir. Bir gün, bizzat Rahmi Koç Bey'den dinlediğim bir şey vardı, birini işe alırken, “Boş zamanlarında ne yaparsın” sorusuna “Kitap okurum” yanıtını veren hiç kimseyi işe almadığını söyledi. Çünkü kitap okumak, ona göre boş zamanlara atılıverecek bir konu değildi. Kitap okumak, özel zaman ayrılacak bir aktiviteydi. Ben de Rahmi Koç'un bu söylediklerine her zaman uyarım. Alanya'ya geldiğimden beri akşam erkenden yatıp erken kalkmaya da gayret gösteriyorum. Boş zaman sayılabilirse de erken kalkıp yürüyüş yapıyorum. Sağolsun Alanya ve Alanyalılar tüm zamanımı dolduruyorlar, bundan da hiç şikayetçi değilim. Benim, Alanya gibi devasa bir şehri hızlı anlayabilmem belki biraz da buna bağlı. İşler biraz daha rutine binerse ilerde boş zamanlarım muhakkak oluşacaktır. O zamanlarda da Alanya'da çok güzel sivil toplum grupları var, onlara daha fazla vakit ayırmak istiyorum. Onlarla birlikte bir şeyler yapmak istiyorum. Bir taraftan da Alanya'da yaşayan insanların, Alanya ile ilgili sorunlarına daha yakın olmak istiyorum. Herkesi görmek, anlamak lazım.

- Sanata ve sanatçıya olan bakış açınız nasıl?

Alanya'nın sanat camiasıyla bir arada olmak istiyorum. Kendime yetecek kadar bağlama çalarım, zeybekler ilgi alanımdır. Belki de Egeliliğin vermiş olduğu bir duygudur. Geçen gün bir şey dikkatimi çekti yol üzerinde. Enstrüman yapan bir sanatçıyla tanıştım. Her türlü enstrümanı yaptığını söylüyor. Ud, gitar, bağlama gibi enstrümanları yapan bu kişiyle tanışmak bana büyük keyif verdi. Bu tip sanat aktivitelerini de Alanya'da ön plana çıkartmak istiyorum.

- Şehrin birçok bölgesine yerleştirilen şehri dekorları (Heykel) için ne düşünüyorsunuz?

Heykel, güzel sanatların uç dallarından birisidir. Bir toplum, heykelciliğe gelinceye kadar birçok ara kademelerden geçer. Bence bir toplum bu noktaya gelmişse, oldukça sofistike bir alanda bulunuluyor demektir. Bu da çok güzel bir konumdur. Belediye başkanımızın sanatsal çalışmaları desteklemesi, konuyla ilgili panel ve sempozyum türü aktiviteleri gerçekleştirmesi, bunların sonuçlarını şehrin belirli bölgelerine birer dekor, şehir mobilyası olarak serpiştirmesi gerçekten çok keyifli. Bu tip çalışmalar, dünyada da çok olumlu karşılanır. Bu doğrultuda Başkan Hasan Sipahioğlu'nu ve emeği geçenleri tebrik ediyorum. Sanata ve sanatçıya sahip çıkmayan toplumlar er geç batarlar. Sanatın her dalına sahip çıkmak gerektiğini düşünüyorum. Düşünce, insana ait bir şeydir. Sanat ise ince düşüncenin ürünüdür. Sanat, entelektüel bir birikimin ürünüdür. “Akşam olunca eve ne yiyecek götüreceğim” diye düşünen bir insanın sanat kaygısı olamaz. Bir takım kaygıları aşmış, belli bir ekonomik özgürlük çizgisine ulaşmış toplumların kaygısıdır sanat. Bu eserler, aynı zamanda bir toplumun ekonomik anlamda belli bir seviyeye geldiği anlamını da taşıyor.

- Dört oğlunuz var, kuşak çatışması yaşanıyor mu?

Şimdi evde üç kuşak var. Bir, ana-baba var, yetişkinler ve de ufak olanlar var. Çatışma olmamasına özen gösteriyorum fakat çocuklarla baba-annenin çatışmaması mümkün değil, her ailede bunlar yaşanır. Ben, bu çatışmayı en aza indirdiğimi düşünüyorum. Onları anlayarak, kendimi onların yerine koyarak bu işi yürütüyorum. Örneğin büyük oğlum kar yağarken balkona çıkıp sigara içiyordu. Ben bundan oldukça rahatsız oldum. Yanıma çağırarak, sigaranın bir saygı sorunu olmadığını, sigaranın çok ciddi bir sağlık sorunu olduğunu söyledim. Oğluma, “Sigarayı benim yanımda içmenin hiçbir sakıncası yok. Ben, bu duruma sadece üzülürüm. Keşke bırakabilsen” dedim. Birkaç gün sonra sigarayı bıraktı ve bunu benimle paylaştı. Ve bu olaydan büyük keyif aldım. Artık sigara içmiyor.

- Siz de oğlunuzu kar manzarasından mahrum etmişsiniz.

Evet, ama bundan sonra kar manzarası izlemek isterse bunu daha sağlıklı bir şekilde yapacak.

- Kuşak çatışmasını ortadan kaldırmak için ne yapılmalı?

Kuşak çatışmasını ortadan kaldırabilmek için gençlerle, onların duygu ve düşüncelerini paylaşmak gerekiyor. Bilgi çağını idrak ediyoruz, zaman eskisi kadar yavaş ilerlemiyor. Zaman o kadar hızlı ilerliyor ki, ne yaptığınızı, ne yapacağınızı, ne yapmanız gerektiğini şaşırıyorsunuz. Çocuklarınızla eğer aranızdaki diyalog kopmuşsa sanki araya asırlar girmiş gibi oluyor. Bu yüzden çocuklarla diyaloğunuzu hiç bir zaman koparmamalısınız, onlarla vakit geçirmelisiniz. Onları anlamaya çalışmalıyız. Zamanın hızlı ilerlemesinden kaynaklanan kuşaklararası çok ciddi fay kırılmaları yaşanıyor. Çocuklar, gençler, bu gün yanlış yollara sürüklenebiliyor. Sürüklendiğinde siz onu fark etmiyorsunuz. Eskiden, bir çocuğun yanlış bir yola sürüklenmesi yıllar sürebiliyordu, artık birkaç saatte çocuğunuz yanlış bir yola sürüklenebiliyor. Her taraf tuzaklarla dolu. Bu yüzden çocuklarımızın ayakta durmalarını sağlamamız gerekiyor, onlara, nasıl ayakta durmaları gerektiğini öğretmemiz gerekiyor. Yanlarında olduğumuzu bilmeleri gerekiyor. “Başım dara düşerse, annem-babam yakınımdadır” psikolojisini içselleştirmelerini sağlamamız gerekiyor.

- Kız çocuk istiyor muydunuz?

İlki dahil, dört oğlum için de kız çocuk olsunlar diye dua etmişimdir. Bizde, erkek evlat sahibi olmanın bir gururu vardır. Ben bu gururu bile bile ilk çocuğumun kız olmasını arzu etmiştim. Nasip olmadı ama Allah'a teşekkür ediyorum bana dört tane aslan gibi oğlan çocuk verdi, hiç bir şikayetim yok. Kız evlat arzumuzu da inşallah gelinlerimizle gidermiş oluruz.

- Spor yapıyor musunuz?

Voleybolu çok seviyorum. İlerleyen dönemlerde daha fazla yürüyüş ve voleybol sporu yapmak istiyorum. Yüzmeyi çok severim ama Alanya'ya geldim geleli ayağımı suya sokmuş değilim. Tabi bu yoğunluktan kaynaklanıyor.

- Şortunuzu giyip halk plajına iner misiniz?

Ne demek seve seve inerim. Halkla beraber olmak benim için büyük keyif olacak.

- Hangi takımı tutuyorsunuz, maçlarını izler misiniz?

Fenerbahçeliyim ama Alanyaspor'u artık takip ediyorum. Yani Alanyasporluyum. Fenerbahçeliliğimle gurur duyuyorum fakat iki takım arasında bir maç oynansa ben Alanyaspor'u tutarım. Bir de Fenerbahçe çok zigzaglı bir takım. İşte Alex'i rezil ettiler, herkes Aykut'a da, Aziz Başkan'a da ateş püskürüyor. Yaşadığım şehrin takımına sahip çıkıyorum, artık Alanyasporluyum. Alanyaspor maçlarını yakından takip edeceğim.

- Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlüğü’nün çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?

Alanya'da, bir ilçenin boyutunu aşan çok güzel çalışmalar gerçekleştiriliyor. Bunların ekseninde Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürümüz Erdal Tamrak iyi çalışmalar imza atıyor. Alanya'nın artık spor anlamında çok ciddi, İl düzeyinde beklentileri var. Fakat ilçe düzeyinde ödenek alıyor. Triatlon, plaj sporları turnuvaları, her şey üst düzey gerçekleştiriliyor. Bizler de elimizden geldiği kadar sportif çalışmalara destek olmaya gayret edeceğiz. Bu anlamda kapımız herkese açık. Spor talebine “Hayır” diyecek bir babayiğit görmüyorum ben. Gençliğin spor talebi asla geri çevrilemez.

- İlk izlenimlerinize göre Alanya insanı için ne söyleyeceksiniz?

Çok sıcak kanlı ve misafirperver. Ben Yörük'üm, Alanya'da da bir Yörük kültürü var. Eşim Gaziantepli, ilk kararname çıktığında bana, “Tam Yörüklerin arasına düştün, daha sırtın yere gelmez” dedi. Alanya'ya gelirken kendimi köyüme gidiyor gibi hissettim bu yüzden.

- Dünya’nın birçok ülkesinden farklı kültürlerdeki insanları Alanya’da buluşturan ne olabilir?

Alanya'da güzel bir misafirperverlik var. Alanya'nın turizme öncülük etmiş bir yer olmasının esprisi de biraz burada sanırım. Misafirperver olacaksınız, insanları güler yüzle, sevgiyle karşılayacaksınız, o insanlar ülkelerine dönecekler, Alanya'da yaşadıklarını anlatacaklar, buranın misafirperverliğini anlatacaklar, sonra da o insanlar beraberinde diğerlerini de buraya getirecek. Alanya'nın büyüsü burada.

- Sorun çözümü noktasında tarzınız nedir?

Yönetişim çizgisinde bir yönetim algısı arzu ediyorum. Yani empati yaparak, sorunu olan insanların yerine kendimizi koyarak, onun gözlüğünden sorunlara bakarak, biz onun yerinde olsaydık ne yapardık, o bizim yerimizde Kaymakam olarak bulunsa ne yapardı çizgisiyle yönetim hedefliyorum. Bu algı, herkesin fikrini açıklayarak, herkesin çözüm noktasında mutlu olabilmesini amaçlayan bir algıdır. Ama bu zordur. Çok kahır çekmeyi gerektirir. Ama birilerinin nazı, kahrı çekilecekse buna en layık olan yine bizim insanımızdır. Çekeriz insanımızın nazını, kaprisini de çekeriz. Ben buraya sorun çözmeye geldim, benim başka bir işim yok. 25 yıldır ben bu işi yapıyorum, benim başka bir işim yok. Sorun çözme yolunda pratik olmak da çok önemli.

- İdarecilik döneminizde unutamadığınız bir anı var mı?

Çok fazla var ama birden sorulunca insanın aklına hiçbir şey gelmiyor.

- İlk geldiğinizde 'Alanya'nın çevre sorunu var' dediniz ama şu noktada değerlendirmeniz değişmiş olabilir mi?

Çevre konusunda bazı kişiler tarafından yanlış anlaşıldım. Bu güne kadar çalıştığım bölgelerde belki en temiz yer Alanya'dır. Ama Alanya, turizme öncülük etmiş bir yer. Onun için “Kirlilik” vurgusu yaptım. Burada bir toz bile olmamalı. İçtiğimiz sigaranın izmaritini evde nasıl bir halının üzerine atmıyorsak, sokakta da atmamalıyız. Sokak bizim halımız kadar kıymetli olmalı. Sokak bizim sermayemiz. Onun dışında Alanya'nın ulaşım sorunu var, burası bir turizm memleketi. İnsanlar; Almanya'dan, Fransa'dan, İngiltere’den, 2-3 saat gibi bir sürede bölgeye geliyorsa ve uçaktan indikten sonra Alanya'ya 4-5 saat karayolculuğu yapıyorlarsa bu bir sorundur. Böyle turizmcilik olmaz. Buraya turisti, bu şartlarda getirirsiniz fakat diğer bölgelerden daha kaliteli turizm hizmeti vererek, daha ucuzunu sunarak bunu başarabilirsiniz. Karların kuruşlarla ifade edildiği küresel bir rekabet ortamında, ulaşım konseptimizi yeniden gözden geçirmek ve Alanya'yı daha cazip bir bölge haline getirmek gerekir. Bunun için de tümleşik bir ulaşım konsepti yapılabilir. Mesela Aydın-Mersin otobanını Alanya üzerinden birleştirebilirsiniz. Konya'daki hızlı treni Alanya'ya indirebilirsiniz. Bütün bunlar size pek çok paydaş üretir. Aynı argümanları dillendirebileceğiniz. Ankara'daki siyaset arenasında, “Biz bu işi böyle istiyoruz” diyebileceğiniz birçok ortağınız olur. Ve bu ortaklarla beraber bir koro oluşturursunuz, istediklerinizi daha rahat alabilirsiniz. Demokrasi böyle bir şeydir. Eğer siz, tek başınıza “Gazipaşa Havalimanı, Antalya-Alanya otobanı” diye çırpınırsanız varabileceğiniz bir nokta bulamazsınız. Ben geldiğimden beri bunu dillendirmeye çalışıyorum.

- Şehir içi trafiği ile ilgili izlenimleriniz?

Kendi şehrimizin içerisindeki trafikle ilgili bir takım algıları ön plana çıkarmamız lazım. Mesela Alanya, yayanın öncelendiği bir trafik algısına sahip olmalı. Yaya, ayağını yola bastığı anda bütün trafik durmalı. Alanya böyle bir şehir olmalı. Dünyanın dört bir tarafından insanlar geliyorlar ve gözlemlerimle onların, dehşete kapılmış bir şekilde karşıdan karşıya geçtiklerini görüyorum. Böyle bir şey olamaz, utanıyorum. Bu insanlar, belli ki kendi ülkelerinde böyle bir şeyi görmüyorlar. Bunu düzeltmemiz lazım. Yaya geçidi olsun-olmasın, yaya, ayağını yola attığı anda bütün trafik durmalı. Tüm öncelik ve üstünlük yayada olmalı. Bu şehrin girişine devasa bir tabela asmalı ve “Yayanın öncelendiği Alanya'ya hoşgeldiniz” demeli. Bu konuyu da kendimize kabul ettirerek içselleştirmeliyiz.

- Alanya için çılgın bir projeniz var mı?

Henüz erken, şimdilik yok.

- Otelci, 'Krizlerde bizi ayakta tutan, Herşey Dahil sistemiydi' derken, esnaf bu sistemden sürekli şikayetçi. Siz ne düşünüyorsunuz?

Herkes kendini sorgulamalı. Turizmciler neden Herşey Dahil sistemine yöneldiler, turistler neden şehri gezip esnaftan alışveriş yapmıyor, neden hanutçuluk kavramı hortluyor ve bunun sürekli peşine düşülüyor. Otelcilerin sorgulandığı gibi esnaf da kendine bu soruları sormalı. Herkesin sorunu kendinde görmesi lazım. Biz, aynaya bakmaya çekinen bir milletiz. Aynaya bakmadığımız zaman hep karşıyı görürüz. Bu sistemi bütüncül olarak ele alırsak sorunların çözülebileceğini düşünüyorum. Evet, otelciler, Herşey Dahil sisteminin içerisindeler fakat bu işten en fazla zarar gören yine onlar. Çünkü çoğu zaman sadece otel boş kalmasın, personel gideri ödensin diye yatak satıyorlar. Birçok kaygılarla çalışıyorlar. Bu Herşey Dahil sistemi aslında kimseye bir fayda sağlamıyor. Bizim kaynaklarımız haybeye israf oluyor. Bu duruma herkes üzülüyor fakat küresel rekabet ortamında herkes ayakta kalma mücadelesi veriyor.

- Esnafın 'Alanya'ya zengin turist gelmiyor' şikayetleri de var?

Ayna... Turistin zengini fakiri olmaz. Tatil yapan adam fakir olmaz. Ne bekliyoruz ki, bir tane Arap şeyhi gelsin Alanya'ya varını yoğunu döküp gitsin bunu mu bekliyoruz? Turisti memnun edersin, turist de parasını harcar. Turisti memnun edemiyorsanız, turist de para harcamaya çekinir. Bir insanda, “Aldatılabilir miyim” endişesi varsa, bu utanılacak bir durumdur.

- Akdağ, havalimanı ve İl konuları için ne söyleyeceksiniz?

Alanya zaten bir İl, kendisini de böyle görüyor. İlla Ankara'ya gidip resmiyete dökmeye gerek yok. Alanya bu konuda çok enerji harcamış. Bu enerjiyi diğer projelere harcasa çok daha ciddi yerlere gelinmiş olurdu. Akdağ projesi ise turizmi 12 aya yayma konusunda Alanya'nın gözbebeği gibi gözüküyor. Onunla beraber, kongre ve golf turizmini de bütüncül anlayışla ele almak gerekir. Öncelikli olarak Akdağ'ın yol sorununu aşarak orayı hızlandırmamız gerekiyor. Havalimanını ise müstakil bir proje gibi algılıyoruz. Bu durumu sorgulamamız gerekiyor. Bu havalimanı belki en çok bize hizmet edecek ama neden Anamur'u göz ardı edelim ki. Mersin’e kadar olan birçok bölgeyle birlikte, söylediğim gibi bütüncül hareket etmek lazım. Siyasetin ve bürokrasinin ortak paydaşlarını da tarafımıza çekmeliyiz. Ankara'ya giderken kolkola giderseniz elinizi daha da güçlendirmiş olursunuz.

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.