banner391
banner405

“Rus’tan Evliya olmazsa; Çelebi olur dedim, düştüm yollara…”

Sergey Chikachev. O, bir Rus gezgin. 2004 yılında başladığı Dünya seyahati, 2013'de onu, Türkiye'ye taşıdı. Bir rüyanın tılsımı onu harekete geçirdi ve yola koyuldu. Bir arkadaşının önerisi üzerine okumaya başladığı Seyahatname isimli kitabın yazarı Evliya Çelebi'nin de hayranı

“Rus’tan Evliya olmazsa; Çelebi olur dedim, düştüm yollara…”

banner404
 - Merve KAYA
 UZUN uzak yollar kat eden Chikachev, 2013'ün Aralık ayında soluğu, 'Güneşin gülümsediği yer' olarak bilinen Alanya'da aldı. O çok ilginç hayat hikâyesi, gezerken öğrendikleri, yaşadıkları zorluklar, enteresan olaylar ve edindiği 'serüven' kokulu deneyimler… İşte, Chikachev'in Alanya seyahati sırasında kendisi ile gerçekleştirdiğimiz o çok özel röportaj

-  Sergey Chikachev (Çikaçov) kimdir? Bize, biraz kendinizden bahseder misiniz?
2004 yılından beri ülkesinden kopuk, gezmeye meraklı; dünyayı, yeni insanları, yeni kültürleri ve yeni hayatları tanımak isteyen bir özgür ruh, Bay Çikaçov. Meraklı ve öğrenmeye aç biri. Fazlaca çılgın, yaşam ve eğlence dolu… Çikaçov ailesinin özgür ruhlu en küçük oğulları. 45 yaşında… Dahası kafasına koyduğunu yapan, tarihe meraklı, gezmeyi ve okumayı seven biri… Bir de kafasına şapkadan başka bir şey takmayan…
-  Eğitim durumunuz nedir?
Üniversite mezunuyum; açıkçası zevkine okudum diyebilirim. Çok başarılı bir öğrenci değildim, tembel de sayılmazdım; ama. Okumaktan ziyade sürekli soru sormaya bazen de sessiz kalarak insanları gözlemlemeye önem veren biri oldum, hep. Bence pratik ve uygulama var, hayatın mayasında. Teori bir yere kadar, diye düşünüyorum.

'DEVLETİN BANA VERDİĞİ GEZGİN KARTIYLA ULAŞIMA ÜCRET ÖDEMİYORUM'

- 'Gezmek, görmek, yeni yerler keşfetmek, yeni insanlar tanımak, yeni hayatlar, farklı kültürler…' tüm bunların fikri sizde ilk olarak ne zaman, nasıl ve ne şekilde oluştu? Ne zaman başladınız ilk olarak gezmeye? Gezilerinizde sizin için en önemli unsur, 'olmazsa olmaz' dediğiniz? Biraz bahseder misiniz?
Rüyalarım, sanki bana sürekli bir şeyler fısıldar gibiydi. Her gece farklı bir ülkede görüyordum kendimi. Geceleri rüyama giren bu yerler, gündüzleri tüm günü hayallerle geçirmeme neden oluyordu. Bir müddet sonra 'Neden olmasın?' diye düşündüm ve sırt çantamı hazırlayıp yola koyuldum. Aklımda herhangi bir şey var mıydı net hatırlamıyorum ama heyecanlıydım. Hem de çok. 2004 yılıydı. Önce kendi ülkem olan Rusya'yı gezmek istedim. Her karışını bilmeli ya da bir şekilde öğrenmeliydim. Rusya gezim sırasında yaşadığım ülkede bugüne kadar farkında dahi varamadığım şeylerin olduğunu gördüm. (Gülerek- Bunları anlatmaya ne zaman, ne de güç yeter şu an…) Devlete müracaat ettim ve destek istedim. Olumlu cevaplar aldım ve biletlerim oldu. İşte, özgürdüm. Artık kanatlanmalı ve dünyayı gezmeliydim. Her ülkeden satın aldığım bileklikler, benim olmazsa olmazım. Her biri farklı bir şeyleri simgeler nitelikte; özgürlük, tanrı, ruh, beden, aşk, para, şans…
Bahsetmek istediğim çok önemli bir şey daha var, sizlerin de dikkatini çekecektir diye düşünüyorum. İçimdeki gezi arzusu, beni sürekli araştırmaya itiyordu. Okuyor, soruyor, dinliyor, izliyordum. Bir gün sosyal medya yoluyla tanıştığım bir arkadaş, bana Evliya Çelebi’yi tanıyıp tanımadığımı sordu. Ben de tanımadığımı söyledim ve o gün Evliya Çelebi’ye dair ne kadar doküman varsa hepsini alarak okumaya başladım. Okudukça daha çok merak ettim, takdir ettim. Evliya Çelebi, döneminin şartlarında büyük zorluklar başarmış, değerli ve de önemli biri. Okuduklarımdan öğrendiğim kadarıyla Evliya Çelebi ile ilgili şunları söyleyebilirim; kendisi çok küçük yaşlardan itibaren sürekli yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak isteyen, eğitimli ve saygıdeğer bir kişidir. Pek çok kaynaktan, Çelebi’nin de bir rüya üzerine meşhur gezilerine başladığını okudum. Çelebi, bu gezileri sırasında çok ilginç yerler gören, yeni insanlarla ve de olaylarla karşılaşmış biridir. Karşılaştığı ilginç olayları, ‘Seyahatname’ isimli önemli eserinde bir araya getirerek biz okuyucularına ulaştırmıştır. En ilginç bulduğum taraf ise şudur; Gezileri sırasında birçok kez ölümle burun buruna gelmesi, dahası savaşlara katılmasına rağmen yine de hiçbir zorluğa karşı yılmayarak gezmekten, hedeflediklerinden asla ve asla vazgeçmemiş oluşudur. Ben ve o kıyaslanamayız bile. Elbette ki onun gibi olmayı çok isterim ama o, döneminin zorluklarına rağmen azmini, cesaretini, kendine olan güvenini yitirmemiş biri. Şimdi benim yaptığım aslında onun yanında çok basit bir şey ama benim için çok önemli. Çünkü bu da benim arzum, hedefim, hayalim. Gelişen teknoloji, ulaşım kolaylıkları ve şartlar, Çelebi’nin yaşadığı yıllara göre çok daha elverişli. Benim yaptıklarım inanın en kolayı. Elbette ki onu model alarak onun gibi olmak isterim. Ondan daha uzun bir gezi rekoru kırabilirim, belki.
- Peki, bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz gezileriniz ile ilgili bir soru soracağım size, şimdi. Sizinde gezi ve gözlemleriniz sırasında karşılaştığınız enteresan olaylar oldu mu? Şaşırdığınız, zor durumda kaldığınız, gülmenin tadına doyamadığınız ya da ağlayarak anımsadığınız? 
Elbette çok ilginç anılarım var. Ama bunlardan bahsetmek istediğimi çok da sanmıyorum; nedenini ilerleyen dakikalarda açıklarım. Bugüne kadar 50’den fazla ülkeyi ziyaret ettim. O kadar çok şey var ki aslında anlatılacak… Ülkenin birinde beni büyücü, diğerinde kaçakçı sandılar, ısrarla aralarından uzaklaştırmışlardı. Bu, başta çok hoşuma gitmişti. İnsanlarla değil yaşayışları ve bağlı bulundukları kültürlerleydi benim alakam…
- Peki, tüm bunları nasıl aklınızda tutabiliyorsunuz?
Açıkçası o kadar genç değilim. Zihnen yoruluyorum ben de. Bir defterim var, ona gün içinde yaptıklarımı not alıyorum ki daha sonra her şeyi detayı detayına hatırlayabileyim…
- Bu iş, keyifli olduğu kadar ciddi zorlukları ve mücadeleyi de beraberinde getiriyor olmalı. Mesela gittiğiniz yerlerde tanıştığınız insanların, ‘Ben bir gezginim’ dediğinizde size olan yaklaşımları nasıldı? 
İlk başta şaşkın gözlerle bakıyorlar bana; hatta inanır mısınız deli olduğumu düşünenler bile oldu gittiğim yerlerde. Asla vazgeçmedim hedeflediğim şeylerden. Kimisi gayet sıcaktı yemeğini paylaşan dahi oldu. Nasıl olurlarsa olsunlar, insanları seviyorum.
- Gezileriniz sırasında günlerinizi ne şekilde, nasıl ve nerelerde geçirdiniz?
Her gittiğim yerde çadır kuruyorum. Orada uyuyorum. Gittiğim ülkenin en güzel yerine kurmaya çalışıyorum, çadırımı. Esasında gezilerim sırasında mümkünse evlerde ve mümkünse insanların beraber yaşadıkları yerlerde kalmayı tercih ediyorum. Çünkü insanların beraber yaşadıkları yerlerde ve evlerde kültür, gelenek ve hayatlarına dair bilgi edinebilmem kolaylaşıyor.

'YORULUNCA UÇAĞA BİNİYORUM'

- Peki, ya seyahatler? Bir 'gezgin' olarak nitelendiriyorsanız kendinizi; ulaşım olarak neyi tercih ediyorsunuz?
Yürümeyi, bisiklet sürmeyi ve koşmayı seven birisiyim. Durmak diye bir şey, benim hayatımda yok.  Yürüyerek, otostop çekerek dünyayı geziyorum. Bir günde yürüyerek 15-30 km. mesafe kat ediyorum. Yukarıda da dediğim gibi devletin bana sağladığı bedava uçuş biletim de var. Gemiyle de bedava yolculuk yapabiliyorum. 
- 'Yenilik', 'Yeni' sizin için ne ifade ediyor? Nasıl bir duygu yepyeni bir insana -üstelik bu insan sizin kültürünüze çok uzak biri de olabilir- 'Merhaba' demek?
'Yenilik' ve 'yeni', benim hayatımın olmazsa olmazlarındandır. Gittiğim yerlerde insanların kullandıkları dillere dair bilgi sahibi oluyorum hatta öğrendiğim kelimeler bile var. Mesela şuan Türkiye'deyim ve 'Merhaba, Selamün Aleyküm - Aleyküm selam, güle güle, teşekkür ederim, rica ederim, nasılsın?' gibi pek çok kelimeyi anlamlarıyla birlikte kısa sürede öğrendim. 
- Türkiye'de nereleri gezdiniz? İzlemleriniz hakkında kısa bir bilgi verebilir misiniz?
Ankara, İstanbul, Rize, Samsun, Trabzon, Konya, Antalya ve son olarak da Alanya… Açıkçası Karadeniz Bölgesi'nin kendine has bir kokusu var, çok asil.  Burada Türk çayı ile tanıştım. Gerçekten enfes! İstanbul çok kalabalık, pek çok Avrupa ülkesini üçe beşe katlar. Antalya, biraz daha yapı şehri gibi… Büyük binalar, kalabalık trafik, karışık sokaklar… Alanya ise umduğumdan, duyduğumdan, kitaplarda okuduğumdan çok daha güzeli, çok daha fazlası… Doğallığını yitirmemiş bir cennet adeta... İnsanı da, havası da, suyu da, toprağı da cidden bir başka, harika! Hava kışın şu soğuk aylarında dahi sıcacık, diğer yerlere göre…  Alanya'da çadırımda kalıyorum. Alanya Kalesi ve Kızıl Kule, Dim Çay harika! Pek çok yer, tarih kokuyor, Alanya'da…
- Daha önce bulunduğunuz yerler ve şu an havasını soluduğunuz Türkiye arasında bir karşılaştırma yapmanızı istesem neler söylersiniz?
Her ülkenin takdir edersiniz ki artı ve eksileri vardır. Benim doğup büyüdüğüm yerler biraz daha farklı… Türkiye'de samimiyeti, dostluğu ve yardımseverliği fark ettim. Burada kurallar ve kanunların bizlerinki kadar ağır olmadığını duydum hatta kendim de gözlemledim kırmızı ışıkta geçen, şehir gezilerinde kemer takmayan insanları, aracında sigara ya da alkol içen, hızlı araç kullanan… Tüm bunlar pek çok ülkede sıkı denetim altında… Biz emniyet kemerini takmadığımızda dahi ceza alırız. Buralarda insanlar arabada kemer takmayı geçin motosiklete 3 4 kişi binebiliyorlar üstelik de kasksız… 
- Peki ya neden gazeteye ya da TV kanalına çıkmak istediniz? Bir de niçin tercihiniz 'Yeni Alanya' oldu? Bunun özel bir nedeni var mı ya da gezileriniz sonrasındaki planlarınıza herhangi bir katkısı?
Çünkü ben gezilerim bittiği zaman yaşadıklarıma dair, gözlemlerime, dair bir kitap yazmak istiyorum ve çıkaracağım kitaba ekleyeceğim dokümanlar olmalı, beni tanıyan insanlara yılar geçse de haberi görerek, fotoğrafımı göstererek bir şeyler anlatabilmeliyim’ diye. Gezdiğim ülkeleri, yaşadıklarıma dair mini kesitlerle Televizyonculara ve gazetecilere anlatarak hedefime bir adım daha yaklaşıyorum. Daha çok insanın beni tanımasına olanak sağlıyor, basın. Tabii ki benim de onları… Yeni Alanya Gazetesi Alanya'nın en iyi gazetesi, en eski gazetesi diye duydum ve soruşturdum. Daha sonra nere olduğunu araştırdım ve buldum.

'AMACIM EN UZUN GEZİ REKORUNU KIRMAK…'
- Peki, Alanya sonrası hangi şehir ya da hangi ülke var aklınızda, gitmeyi düşündüğünüz? Planınız nedir?
Türkiye'de görmem gereken birkaç yer daha var. Daha sonra farklı Afrika ülkelerini ve vahşi kabileleri gözlemlemek istiyorum. Afrika'da 30'dan fazla ülkeyi ziyaret etmeye hazırlanıyorum. Bu yıl, Afrika'yı dolaşacağım gibi görünüyor. Afrika'dan sonraki durağım ise Latin Amerika olacak. Orta ve Kuzey Amerika’dan sonra yeniden, yaşadığım yere, Rusya’ya döneceğim. Gezim 12 yıl sürecek. Amacım, en uzun gezi rekorunu kırmak…
- Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Ben gezmeyi, yeni yerler ziyaret etmeyi, farklı din ve mezhepleri tanımayı, değişik tatları denemeyi, yeniyi ve yenilikleri seven biriyim. Alanya'da dikkatimi çeken en önemli şey havasının sıcaklığı kadar insanlarının da sıcak oluşu oldu. Burada harika yemekler tattım. Harika yerler gezdim. Bir gün gezim bittiğinde kitabımı yazmaya başlıyor olacağım. Gezimi 2016'da bitirdiğim zaman, bir seri kitap hazırlayacağım. Aralarında Alanya ve siz sıcakkanlı insanlar da olacak. Kim bilir belki bir tanesini de size yollarım. Mesajım şudur: Kafanıza koyduğunuz bir şey varsa; diğerlerine tuhaf, çılgın, saçma ve gereksiz gelse dahi yola koyulmaktan asla vazgeçmeyin. Belki güneş yarın sizin içinde farklı bir şehir ya da ülke de doğacak olabilir. Bu arada Evliya Çelebi, demiştik. Türk kültür tarihi açısından oldukça önemli bilgileri okuyucularını sıkmadan işleyen on ciltlik Seyahatnamesi ile bugün dünyanın her yerinde gurur kaynağı… Onu anlatmaya ve bana kazandırdıklarını yeni insanlara kazandırmaya bir ömür gayret edeceğim. Belki aklınızda kalır, “Rus’tan Evliya olmazsa; Çelebi olur dedim, yollara düştüm…”.

NOT: Röportajın İnilizce ve Rusça formları mevcuttur.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.