banner391
banner405

Öpçin dünyaya açıldı

Alanya markası olarak mobilya sektörüne giren ve hızla büyüyerek dünyaya açılan Öpçin Mobilya'nın Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Öpçin, Pazartesi Sohbeti'nin bu haftaki konuğu oldu

Öpçin dünyaya açıldı

banner404
İŞTE sektöre girişlerinden, sektörde söz sahibi olmalarına, ardından Alanya'nın ve Türkiye'nin dünyaya açılan yüzleri olmalarına kadar bir çok konuya değindiğimiz sohbetten öne çıkanlar: 

'ÇİN İLE TÜRKİYE ARASINDA KÖPRÜ OLDUM'

- Tamer Öpçin'i bizler tanıyoruz ancak bir de okuyucularımıza kendinizi anlatır mısınız?
 

1989 yılında Alanya’da doğdum. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimimi Alanya’da tamamladım. 2006 yılında 17 yaşımda üniversite eğitimim için Çin’in Şangay şehrine gittim. Uluslararası Ticaret ve Çin Dili bölümünü 4 yılda tamamlayıp 2010 yılında mezun oldum. Öğrenciliğim boyunca Çin’e ticaret amaçlı gelen işadamlarına tercümanlık ve danışmanlık yaptım. O zamanlar Çince bilen, Çin’i iyi tanıyan ve en önemlisi Çin kültürünü iyi bilen kişi bulmak kolay değildi. Aynı zamanda Çin de bugünkü kadar dışa dönük değildi ve Çin ile ticaret yapmak bugünden daha zordu. Dolayısı ile Türk işadamları ile Çinli üreticiler arasında köprü vazifesi görüyorduk. Bu sayede ben de farklı sektörlerde ticaret ile ilgili ciddi tecrübeler kazanıyordum. Sektörlerle ve ürünlerle ilgili püf noktaları öğreniyordum. Kendimi yetiştirmemde çok önemli bir süreçti. 2010 yılında üniversite son sınıftayken Şangay’da yapılacak olan Dünya Expo’suna Türkiye olarak Dışişleri Bakanlığımız organizatörlüğünde katılım sağlanacağını öğrendik ve konsolosluk aracılığı ile görev almak için başvurduk. Seçilen 4 operasyon süpervizöründen birisi olarak göreve başladım.

'ŞANGAY EXPO BÜYÜK TECRÜBE OLDU'

- Expo gündemimizde sıcak bir konu olduğu için oradaki tecrübelerinizi ve Şangay Expo’yu biraz anlatır mısınız?

 
Şangay Expo şimdiye kadar düzenlenen Expo’lar içerisinde en büyük yüzölçümüne sahip, 184 ülkenin katılımıyla en fazla katılıma sahip ve yaklaşık 80 milyon ziyaretçi sayısı ile de en çok ziyaret edilen Expo unvanına sahip enlerin Expo’su olarak tarihe geçti. 2 bin metrekare büyüklüğünde bir Türkiye pavilyonumuz vardı. Şangay Expo’nun “Daha iyi şehir, daha iyi yaşam” temasına uygun şekilde dizayn edilmiş sergi alanının dışında içerisinde restoranı, kafesi, dondurmacısı, hediyelik eşya dükkanı da bulunan çok ciddi bir operasyonun olduğu bir pavilyondu. Günlük ortalama 50 bin kişi ziyaret ediyordu ve kendi bölgemizde en çok ziyaret edilen pavilyon unvanına sahiptik. Çok yoğun ve yorucu bir dönemdi fakat yaptığımız işten keyif alıyorduk. Bütün resmi makamlar ile görüşmeler, kültür ve sanat etkinliklerimizin organizasyonu, pavilyon içindeki ticari faaliyetler, medya ile ilişkiler ve protokol gibi işleri benim de içinde bulunduğum 6-7 kişilik bir ekip yürütüyordu. Bütün operasyonlar ile birlikte yaklaşık 200 kişilik bir personelimiz ve bu ekibin organizasyonu da bizdeydi. 6 ay süren Expo boyunca pavilyona gitmediğim tek bir gün olmadı fakat geriye dönüp baktığımda büyük bir tecrübe olarak görüyorum.

'TİCARET HAYATINA ÇİN'DE ATILDIM'

- Expo bittikten sonra ne yaptınız? Tekrar ticarete dönüşünüzü anlatır mısınız?

 
Ailem ticaretin içerisinde olduğu için ticarete dönüşüm pek zor olmadı. 2011 yılında Expo bittikten sonra Çin’de ticaretin en yoğun olduğu ve endüstrinin en çok gelişmiş olduğu bölgelerden biri olan Guangzhou’ya taşındım. Benim için gurbet içinde gurbet gibiydi çünkü Guangzhou’da kimseyi tanımıyordum. Expo’da biriktirdiğim parayı sermaye yaptım ve ailemin de desteği ile Guangzhou’da Neta Trading Limited isimli şirketi kurdum. Genel olarak Çin’den ithalat yapan Türk firmalarına danışmanlık hizmeti vermeye başladım fakat odak noktam Türkiye’de zaten çalıştığımız ve sektörü iyi bildiğimiz otel projelerine Çin’den inşaat ve dekorasyon malzemeleri tedarik etmekti. Bu anlamda Delphin grubu, Crystal grubu, Side La Grande, Katre SPA gibi birçok prestijli otel projesine danışmanlık yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Bir yandan ticarete devam ederken bir yandan da yüksek lisans yapma hedefim vardı. Lisansı Çince okuduğum için yüksek lisansı İngilizce eğitim veren bir yerde yapmak istiyordum. 2013 yılında daha fazla geciktirirsem bir daha işe ara verip yapma imkanım olmayacağını düşünerek Hong Kong Polytechnic Üniversitesi’nde Uluslararası Ticaret Yüksek Lisans programına başvurdum ve burslu olarak kabul edildim. Bir yıl boyunca Hong Kong – Guangzhou arasında mekik dokuyarak hem şirketi hem yüksek lisansı bir arada götürdüm. Yine zorlu bir süreçti fakat bugün baktığımda bana çok ciddi katkıları olduğunu hissediyorum ve iyi ki yapmışım diyorum.

'ÇİN'DE İŞLER YOLUNA GİRDİ, TÜRKİYE'YE DÖNDÜM'
 
- Türkiye’ye ne zaman dönüş yaptınız, Çin’deki firmanız faaliyetlerine devam ediyor mu?

 
2014 yılında yüksek lisansı tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönmeye karar verdim. Çin’de 8 yıl olmuştu, aile büyükleri artık dönmemi ve Öpçin Group bünyesinde görev almamı istediler. Çin’deki şirketimizin sistemi artık oturmuştu, benim orada durmama ihtiyaç yoktu ve hala oradaki faaliyetlerimizi başarılı şekilde yürütmeye devam ediyorlar. Bu dönemde ben de bir yandan evlilik hazırlıkları yapıyordum. Doğduğum ve büyüdüğüm Alanya’dan evlendim ve Antalya’ya yerleştim.

'KAZIYA KAZIYA BÜYÜTÜLMÜŞ BİR FİRMA'

- Öpçin Mobilya'nın kuruluş öyküsünü anlatır mısınız?

 
1993 yılında Alanya’da amcam Mustafa Öpçin ve babam Ahmet Öpçin’in ortaklığında kurulan bir firma. Daha öncesinde şahıs şirketi ve başka ortaklıklar ile var fakat bugünkü firmanın kuruluşu 1993. Alanya sanayisinde başlayan daha sonra Konaklı’da bin metrekarelik bir üretim tesisi ile devam eden, akabinde yine Konaklı’da 3 bin 500 metrekarelik bir tesis ile kapasitenin arttırılması ile ilerleyen bir firma. Taahhüt sektöründe konut projelerine doğrama yaparak başlanmış, daha sonra otel yatırımlarının artması ile dekorasyon ve otel mobilyası yönünde kendisini geliştirmiş ve her geçen gün kapasitesini ve kabiliyetlerini arttırmış bir firma.

'BİRLİKTE KALARAK BÜYÜDÜK VE GELİŞTİK'

- Firmanızı bugünlere getiren en önemli faktör nedir?


En önemli faktörler birlik olmak, sıkı çalışmak ve vizyoner yönetim diyebilirim. Baştan beri yaşanan her zorlukta, her krizde, her sendelemede babam ve amcam bizlere birlik olmanın ne kadar önemli olduğunu kendi davranışları ile gösterdiler. Yaptığımız iş gerçekten kolay bir iş değil. Çok ciddi bir organizasyon kabiliyeti istiyor ve projelerdeki zaman kısıtlaması sebebi ile stresi çok yüksek. Bunun üstünden ancak sıkı çalışarak gelinebiliyor. Bunların yanında bir yandan sıkı çalışırken bir yandan da firmayı bir vizyon ile yönetmek gerekiyor. Bu hepsinden daha zor bir iş çünkü rotayı belirlemeniz hem dümeni tutmanız gerekiyor. Profesyonel yöneticilerimiz sayesinde bunu başarabiliyoruz. Şirket kurulumundan beri sürekli büyüme trendinde fakat son 5 yıldaki hızlı büyümenin en önemli sebepleri bunlardır.

'DÜNYADA SEKTÖRE HAKİM HALE GELECEĞİZ'

- Firmanızın Alanya'da kurulduğunu ve Antalya bölgesine açıldığını biliyoruz, bundan sonraki hedefleriniz arasında neler var?


Alanya’da edindiğimiz tecrübe, birikim ve referanslar sayesinde sektörümüzde Antalya bölgesinde adından söz edilir bir firma haline gelmiştik. Antalya bölgesindeki projelere daha çok hakim olabilmek adına daha yakın olmamız gerekiyordu. Bu da bizi Antalya’da fabrika yatırımına itti. 2010 yılında 15 bin metrekarelik bir fabrika yatırımı yaptık. Bölgede herkesin tanıdığı bir firma haline geldik ve öncelikle bölgemizdeki daha sonra tüm Türkiye’deki projelere hakim olmayı hedefledik. 2015 yılı sonunda Antalya’daki 35 bin metrekarelik yeni fabrika yatırımımızı da faaliyete geçirerek sektörün Türkiye genelinde en büyük oyuncularından birisi haline geldik ve hedeflediğimiz üzere Türkiye’deki projelerin çok büyük bir kısmına hakim hale geldik. Zaten 2015 yılında yaptığımız işlere baktığımızda da İstanbul’da, Ankara’da, Sakarya’da, Konya’da, Afyon’da, Bodrum’da ve Antalya’da yaptığımız işlerle Türkiye genelinde hizmet verdiğimiz görülmektedir. Bununla birlikte başından beri vizyonumuz olduğu üzere, şimdiki hedefimiz dünyada bu sektörde en önemli oyunculardan birisi olmaktır. Yeni fabrika yatırımımız ve yıllardır yurtdışında yapmış olduğumuz altyapı çalışmalarının karşılığını almaya başlıyoruz. Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka, Dubai, Abu Dhabi, Katar, Suudi Arabistan, Kazakistan, Kuveyt, Senegal gibi ülkelerde ofis veya mağaza şeklinde temsilciliklerimiz var. Geçen yıl Nijerya, Umman, Irak, Hindistan gibi ülkelerde projeler tamamladık. Hali hazırda Amerika Birleşik Devletleri, İsveç, Hollanda, Suudi Arabistan, Irak, Senegal gibi ülkelerde projelerimiz devam etmekte. Amerika’da Manhattan’da iki otel projesi yapıyoruz. Senegal’deki projemiz anahtar teslim bir Sheraton projesi. Yavaş yavaş yurtdışında da istediğimiz seviyeye geliyoruz. Sektörümüzle ilgili uluslararası en büyük fuarlara katılarak ülkemizi temsil ediyoruz.

'SUNULMAYANI SUNMAK ÖNCELİĞİMİZ'

- Bienal Home markası ile perakende mobilya sektörüne adım attınız, hedefleriniz sadece Türkiye ile sınırlı değil, dünya genelinde hedef ülkeler ve satış rakamları nelerdir?


Bienal Home bizim için 2012 yılında beri devam eden bir proje. Yavaş yavaş bu projenin altyapısını oluşturduk ve şimdi hızla büyüyen bir yapıya dönüşüyor. 2015 Kasım ayında markamızın ve koleksiyonumuzun lansmanını yaptık ve yılbaşından itibaren mağazalarda yerimizi almaya başladık. Bunun yanı sıra Bienal Home münhasır mağazaları açmaya başlıyoruz. İzmir’de, Suudi Arabistan’da, Danimarka’da ve ABD’de North Carolina eyaletinde mağazalarımız için anlaşmaları yaptık, yakın bir zamanda açılacak. En çok ağırlık verdiğimiz ülke olan Amerika’da New York ve North Carolina bölgelerinde iki depomuz bulunuyor ve mağazalara dağıtım yapıyoruz. Şimdi Bienal Home mağazası ile konsept mağazamızı açarak mağaza zinciri oluşturmak üzerine odaklanacağız. Bienal Home olarak amacımız müşterilerimize piyasada benzerini göremeyecekleri özgün tasarımları kaliteli malzeme ve işçilik ile birleştirerek sunmak. Toplamda şu an 400 kişilik bir aileyiz. Yoğun dönemlerde sayımız dönemsel olarak artarak 500 kişi civarında olabiliyor.

'MÜŞTERİNİN İŞİNİ KOLAYLAŞTIRMAK İSTİYORUZ'

- Başka projeleriniz var mı?

İnşaat şirketimiz olan Mac Yapı ve mimarlık şirketimiz InnDE ile inşaat ve mimari hizmetler konusunda da müşterilerimize bütün tecrübe ve bilgi birikimimizi sunuyoruz. Amacımız müşterilerimizin işini kolaylaştırarak projelerinde çözüm ortağı olup, projeyi başından sonuna kadar mükemmel bir uyumla götürmek.

'KRİZ BİZİ VURMAYACAK'

- Firmanızın turizm sektöründe önemli bir yeri olduğunu biliyoruz, turizmin içinde bulunduğu durum sizi de etkileyecek mi?

Açıkçası bu yıl çok büyük bir etkisi olmadı. Zaten başlamış olan projelerin bir çoğu bir şekilde projeyi tamamlamak için devam etti. Ayrıca önceden aldığımız önlemler sayesinde proje sektöründe Türkiye geneli ve yurtdışı ağırlıklı çalıştığımızdan ve riski dağıtarak perakende mobilya sektörüne de yatırım yaptığımızdan dolayı turizmin mevcut durumundan en az şekilde etkilenmek adına hamlelerimizi devam ettiriyoruz.

'KLASİK BİR AİLE ŞİRKETİ DEĞİLİZ'

- Bir aile şirketi olarak firmanızın geleceğini nasıl görüyorsunuz?


Bir aile şirketiyiz fakat son derece profesyonel şekilde yönetiliyoruz. Aile şirketlerinin ikinci üçüncü kuşaklara aktarılamaması ve sürdürülebilir olmaması konusunda çok fazla danışmanlık aldık ve aile bireylerinin bu konu ile ilgili farkındalıkları çok yüksek. Zaten şirket bünyesindeki profesyoneller ile güzel bir uyum içerisinde çalışılıyor ve aile üyeleri de birer profesyonel gibi hareket ediyor. Bütün aile bireylerinin görev tanımları, pozisyonları ve yetki sınırları belirli olduğu için klasik bir aile şirketi yapısında değiliz diyebilirim.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.