banner391
banner405

Köy enstitülü Hasan Eminoğlu’nun ardından

Üç okuryazarlı köyden çıkarak eğitim gönüllüsü olan Merhum Hasan Eminoğlu anısına

 Köy enstitülü Hasan Eminoğlu’nun ardından

banner404
- 2006 Aralık ayında yaptığımız söyleşide kendisini şöyle anlatmıştı: 

“1925 Gazipaşa doğumluyum. 1944-1945 2. dönem Aksu Köy Enstitüsü mezunuyum. Şevik Güney ile Nahiye Bucak arası at sırtında 8 saat idi. Bu şartlarda o dönemde nahiye olan Gazipaşa’ya geldik. Durmuşun Emin Ağa lakaplı Emin Tuncer’in evinde kalarak 5 senelik okulumu tamamladım. Bu aileye minnet ve şükran borcum var. Bu aileden kaybettiklerimi rahmetle, hayatta olanlarını sevgi ve saygıyla anarım. Kaybettiğim Mevlüt Tuncer, Nedim Yıldız ve İbrahim Yıldız arkadaşlarıma rahmetler, Kemal Güzel ve Şakir Tuncer’e sevgiler sunar uzun ömürler dilerim. İlkokul öğretmenlerim Hakkı Uğur, Mustafa Özdemir, Şemsi Bey, Arak Hoca Hanım ve beyi Hüsnü Bey’e Seher Suna Hanıma rahmetler diler, huzurlarında saygıyla eğilirim. Babamın babası, Alanya, İskele’nin üstündeki orta mahallede otururmuş. Daha sonra evini Rumlara satarak Gazipaşa’nın Şevik Güney köyüne yerleşmiş. Orada evlenmiş. Dedemin, Sadullah Hafızla kardeş çocukları oldukları söylenir. Sadullah’ın Hafız Rauf Sadullahoğlu’nun babası merhum Muhittin Sadullahoğlu’nun babasıdır. Ayrıca Dedem müstakbel, mesrur, Cemil ve Arıkan Dim’in babasının öz dayısıdır. Ayrıca akrabam Galiplere ve annesi Yankekil teyzeyi saygıyla anarım. Dedem Hacı Hasan, Yeni Güney’e yerleşince evlenmiş. Ummihani Hanım, Hatice (Rahmetli Fehmi Sadullahoğlu’nun anneleri) Emin, Hacı, Abdurrahman (babam) Hüseyin adlarında çocukları olmuş. Dedem hacı Hasan kısa sürede zengin olmuş, 3-4 yerde çiftlikler kurmuş ve Alanya’da Hicaz’a ilk gidenlerin yerini almış, 54 yaşında vefat etmiştir.”
1940‘LI YILLARIN YOKSUL KÖY ÇOCUKLARIYLA AYDINLANMA
Alanya’da ilk köy enstitüsü mezunu öğretmenler arasında yer alan Hasan Eminoğlu ile yaptığımız söyleşi: 
Köy enstitülü bir öğretmendi o… Nesli hızla tükenenlerden. Şimdilerde köy enstitü mezunu öğretmenler ya hayatta değiller ya da köşelerine çekilmiş yaşlılığın kendilerine yüklediği sağlık sorunlarıyla uğraşmaktalar. 1940‘lı yılların yoksul köy çocuklarının yarattığı aydınlanma günümüz öğretmenlerine ışık tutuyor.
Bakınız 2006 yılında merhum Hasan Eminoğlu neler söylemiş: “Babam 20 küsur senelik köyün muhtarıydı. Maddi durumumuz çevreye göre daha iyiydi. Köy çocuklarından farklı bir yaşamım vardı. Ancak ben de arkadaşlarımın yaptığı işleri yapmayı isterdim. Onlar yalınayak dolaşırken ben de dolaşırdım. Köyümüzde okuryazar sayısı 3 kişiydi. Hayvanlarla yan yana yatanlar vardı, tuvalet bile yoktu. Çıra aydınlatır, odun ısıtırdı. Doktor, sağlık, memuru, hemşirenin adını bile duymazdık. Derken köy enstitüleri çıktı.”

- Hasan Eminoğlu’na “Köy enstitülerin kuruluşundan bahseder misiniz” dediğimde şöyle demişti:

“Lozan’dan temsilciler İsmet Paşa’ya, ‘Siz her fikrimize karşı çıkıyorsunuz ama yarın ülkene döndüğünde ülkeni bir yokluk içinde bulacaksın. İşte o zaman bizlerden yardım isteyeceksin; bizler de bu dayatmalarını hep öne süreceğiz’ demişlerdi. İsmet Paşa da, ‘İsterseniz vermeyiniz, yeter ki haklı olduğum isteklerimi yerine getiriniz’ demişti. Atatürk, İsmet Paşa, avuç açmadı, savaş borçlarını da ödedi, çok büyük işler yaptılar. Bu işler 13 milyon fakir nüfusla 125 milyon Türk Lirası bütçe ile yapıldı. Yüzde 85’i okuma yazma bilmeyen fukara milletle daha fazla işler yapmak imkânsızdı. Karar verildi; bu milleti ivedi okuryazar yapmak, fakirlikten kurtarmak için çare, köy enstitülerini açmaktı. Önce 3238 sayılı köy eğitmenleri yasası (1936 çıkarıldı) bu yasayla askerlikte çavuş olmuş köy okuryazarlarının içinden kabiliyetli olanlar seçilerek 6 ay içinde yetiştirilerek eğitmen olarak köylere gönderildi. Başarılı neticeler alındı. Arkasından köy enstitülerinin kuruluş işlemi tamamlandı. Peki, bu okullara nasıl öğrenci alınacaktı? Şehirde okuyan bir ilkokul öğrencisi köyde öğretmenlik yapar mıydı? Enstitülere köy okullarından ilkokulları bitirmiş köy çocukları alınmalıydı, öyle de oldu. Ben Hakkı Uğur öğretmenimin teşvikiyle köyden enstitüye gitmeye karar verdim. Aksu Köy Enstitüsü’ne gitmeye karar vermiştim. Gazipaşa’dan Alanya’ya geldim, Aksu’ya gidecek araç-gereç yoktu. Tanıdıklarımızın yardımıyla atlar bulundu. Bilhassa rahmetli Hacı Gökmen lakaplı Kasap Mustafa’nın bana yardımını hiç unutamam. Atlarla Alara Çayı’na, yollarda yatarak 3 günde zor vardık. Alara Çayı’nı dubayla geçerek Manavgat’a vardık. Manavgat’ta bir gece kalarak yaya olarak Aksu’ya gitmek üzere yola devam ettik. 5 gün sonra gece yarısı Aksu’ya geldik. Sınavı başararak Aksu Köy Enstitüsü’ne kayıt olduk. Okulda gördük ki bir aile yuvası içindeyiz. Okulda sanatın her türlüsü vardır. Her öğrenci kabiliyetine göre bu sanat kollarından birini seçer ve öğrenir. Misal kendimi iyi bir marangoz, sıvacı ustası olarak görürüm. Okulumuz ihtiyacı olan binaların dershanelerin büyük bir bölümünü bizler yaptık.”

- Hasan Eminoğlu’na, “Mezuniyetten sonra köylerde öğretmen olarak neler yaptınız” dediğimde şöyle demişti:

“Öğretmenliğimin en yaygın dönemlerini ben ve arkadaşlarım 1944-1952 arası yaşadık. Çiftçilikte, ziraatta devrim yaptık. Sağlık ile ilgili uyarılarımız çok faydalı oldu. Enstitülerden mezun olan sağlık memurları köylerimizde başarılı çalışmalar yaptı. Saymakla bitmez yapılan işler. Ancak ağalara yaramadı köyün uyanması. Köy enstitüleri yalanlarla karalanmaya çalışıldı. Ancak köy enstitülü öğretmenler irfanı hür, fikri hür, vicdanı hür gençlik yetiştirmede asla ödün vermediler. Atatürk ilkelerinden ayrılmadılar. Bahçelerde birlikte güller yetiştirdik ama birlikte koklayamadık. Körpe dibaların hamurunu köylülerimizle beraber yoğurduk ama birlikte şekillendiremedik. Enstitülerimizi kapattılar.”

- Alanya ile ilgili anılarınıza dönersek…

“Ben Alanya’da uzun süre öğretmenler derneği başkanlığı yaptım. Alanya Muallimler Birliği, Alanya Öğretmenler Derneği, Türkiye Öğretmenler derneği Alanya Şubesi ve Türkiye Öğretmenler Sendikası Alanya Şube Başkanı olarak 19 sene görev yaptım. Elbet de pek çok anılarım var, anlatmaya kalksam sayfalar yetmez…”

- Emekliliğiniz nasıl geçiyor dediğimizde şöyle demişti:

“37 yıl çalıştım, Hayate Hanım İlkokulu Müdürlüğü’nden emekli oldum. Köy enstitülü bir öğretmen olduğum için boşta kalamazdım. Mutlaka üretmem lazımdı. Çevrede kiraz yeni yeni yetiştiriliyordu. Hanımın Gazipaşa’daki köyü Çile köyünde hiç kiraz yoktu. Bu köyün Rebeç mevkiinde, bir kiraz bahçesi yaparak köylüye örnek olmak istedim. 400 kiraz fidanı diktim, daha sonra miktar 700’e kadar çıktı. Her sene köylüye 5’er 2’şer kiraz dağıttım…”

- Biraz da evliliğinizden, ailenizden, çocuklarınızdan, torunlarınızdan bahsedersek…

“Köy enstitüsünü bitirip öğretmen olunca bir gün Gazipaşa Merkez Okulu’na iş gereği gittim. Orada Nafia Yılmaz’ı gördüm, beğendim ve istettim. ‘Olmaz, daha küçük’ dediler. Gazipaşa’nın Doğanca köyünden (Direvliden) Alanya’ya gezici başöğretmen olarak gittim. 4 yıl sonra Gazipaşa’ya tekrar tayinimi yaptırdım. Nafia’yı tekrar istettim, bu sefer verdiler. 30 Ocak 1950 yılında bir köy düğünü ile evlendik. Mutlu günlerimiz sürekli devam etti. Bu evliliğimizden kızım Emel ve Oğlum Erdal dünya’ya geldi. Kızım kimya mühendisi oldu. Oğlum Erdal da avukat. Torunlarımdan Deniz, eski ulaştırma bakanlarından Necdet Menzer’in oğlu Murat ile evlendi. Torunlarla arkadaş gibiyiz. Benim yanımda kuşak farkı yaşamıyorlar.”

2006 yılının aralık ayında yaptığımız söyleşide merhum Hasan Eminoğlu, daha çok şeyler söylemişti. Özellikle köy enstitülerinin kapatılması ile ilgili anlattıkları ilginçti. Belli ki köy enstitüsünün ilk mezunlarından olan Hasan Eminoğlu’nun ruh dünyasında, kapatılma, büyük yaralar açmıştı. Kendisiyle Alanya Televizyonu’nda yaptığım Anılarda Alanya Programı’nda da bunları bir gönül kırılması olarak sitemle anlatmıştı. Mücadeleci bu eğitim emekçisini rahmetle anıyoruz. Cennet mekânı olsun… Işıklar içinde uyusun…

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.