banner391
banner405

‘Koruma ordusuyla gezmem’

MYK üyesi MHP’li Hüseyin Yıldız, “Geçen yıldan daha iyi kazanan esnaf AKP’ye oy versin” dedi

‘Koruma ordusuyla gezmem’

banner404
- Tolga ŞİLİL 
MERKEZ Yönetim Kurulu (MYK) üyesi MHP’li Hüseyin yıldız, Alanya’nın betonlaşmasından ALTSO seçimlerine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eleştirdiği Muhteşem Yüzyıl dizisinden dokunulmazlık tartışmalarına kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu. İşte Yıldız’ın çarpıcı değerlendirmeleri: 
- Esnafın şikayetleri, AVM’ler, Herşey Dahil sistemi, bu konular Alanya’da bir çıkmaza mı sürükleniyor?

Alanya esnaf gelirinin her sene geriye gittiği bir gerçek. Bu sorunu çözmenin yollarını aramak lazım. Şimdi vermeden almak sadece Allah’a mahsustur. Bizim esnafımız da “Hiçbir katkı yapmadan daha çok kazanalım” derse bu noktada yanılmış olur. Esnaf, bu anlamda esnaf odalarını çalıştırmalı. Tek başınıza yapamayacağınız şeyleri örgütlenerek yapın. Dolayısıyla şimdi seyahat şirketleri, yabancı turistleri, özellikle alım gücü yüksek turistleri alışveriş merkezlerine götürüyor diye şikayet ediyor. Peki sizin, o turistin oralara gitmemesi için yaptığınız herhangi bir çaba var mı? Yoksa onların oraya gitmesini kolaylaştırıyor musunuz? Buna bakmak lazım. Esnaf odalarının görevleri nedir? Alanya’nın tanıtımına esnaf katkısını kim sağlayacak? Alanya Belediyesi sağlayacak. Esnaf odaları sağlayacak. Alanya’nın tanıtımını 200-300 bin lira ile yaparsanız Alanya turizminden bunu beklersiniz, bunu bulursunuz. 
Yanlış belediyeciliğin de burada büyük payı var. Maalesef AKP iktidarının ve yanlış belediyecilik yapan belediyelerimizin uygulamalarıyla küçük esnafımız bitme noktasına gelmiştir. MHP‘nin iktidarında bunları önleyeceğiz. Seyahat acenteleri turistleri, alışveriş merkezlerine zorla götüremeyecekler. 5 yıl mali müşavirlik yapmış birisiyim. Esnafımıza sesleniyorum, “Geçen yıldan daha iyi kazananlar AKP’ye oy versinler.” Bunu söyleyen pek yoktur Türkiye’de ben söylüyorum. “Geçen yıldan daha iyi kazandım, kazanıyorum, mutluyum, can güvenliğim var. Hakkari’yi ziyaret edebiliyorum, Diyarbakır’a istediğim zaman gidebiliyorum, gece gündüz o yollardan korkmadan geçebiliyorum diyen bir vatandaşım varsa AKP’ye oy versin.” Ama artık “Türkiye’de can güvenliğim yok. Şehrin ortasında bile bu sıkıntılar var. Hakkari’ye gidemiyorum, Diyarbakır’a gidemiyorum, Mardin’de gezip tozamıyorum” diyorsanız sorunun çözümü bu. Türkiye’de can güvenliğinin olmadığı sorun. Özgürlüğün olmadığı bir gerçek mi Türkiye’de gerçek. Bunları bu hale getiren kim? Bu günkü iktidar. Bunun çözümü de bu günkü iktidara oy vermemek. Başka bir çözümü yok. Bundan sonra gelenler aynı şeyi yaparsa çözümü yine o. O iktidara vermeyecek. Yani MHP iktidara geldi. Çalışmazsa vermeyecek yenisini deneyecek. Başarısızsa onu da değiştirecek. Siyaset bunun için yapılır. Esnafın sorunlarının da çözüm yolu var, diğer vatandaşların sorunlarının da çözüm yolu var. Biz bunları hükümetimiz döneminde çözdük. O zamanlar turizmci daha çok kazanıyordu. Aksini iddia eden varsa buyursun gelsin. Yani 1999- 2000 arasında otelciye sorun kaç para kazanıyordu, şimdi kaç para kazanıyor. Tarımcıya sorun kaç para kazanıyordu şimdi kaç para kazanıyor. Demek ki ülke doğru yönetilmiyor.

- Siyasette çıkışınız artı değerde değişiyor. İlerleyen dönemlerde sizi de Alanya’da koruma ordusuyla gezerken görecek miyiz?

Benim bir adım da yalnız kurttur. Ben siyaseti ekibimle beraber yaparım ama yalnız dolaşırım çoğu zamanda. Kendi otomobilimi kendim sürerim. Halkın içinde kendim gezerim. Arkamda korumalara ihtiyacım yok. Alanya’da benim korunmama ihtiyacım yok. Benim korunmaya ihtiyacım varsa vatandaşı kim koruyacak. Ben, bakan olmuş olsaydım korumayla gezmezdim. Neyden korunacağım. Ben bunu Antalya Valisi’ne de söyledim. Sizin önünüzde iki koruma, arkanızda iki koruma, kimden korunuyorsunuz, benden mi korunuyorsunuz. Bir gün suikasta uğrayabilirsiniz, ben de uğrayabilirim vatandaş olarak. Sen benim vergilerimle maaş alıyorsun, sen korunuyorsun ben korunmuyorum. Vatandaş çıkıyor benim evime darp edip öldürebiliyor eşimi, kardeşimi, amcamı, dayımı, ya da benim siyaset özgürlüğüm yok. Başbakan diyor ya siz güney doğuya gidemiyorsunuz diye. Utanması gereken ben değilim ki başbakan. Çünkü vatandaş da gidemiyor güney doğuya, çünkü orada yolları kesen teröristler var. Çünkü yol kontrolü yapan teröristler var. Başbakan burada bize hesap soruyor. Kendi aymazlığını bize soruyor. Biz halkın içindeyiz, halkımız da bu yüzden bizi seçiyor. Ben halkın iyi gününde de kötü gününde de yanındayım. Sokaktayım, pazara gider alışverişimi yaparım, bakkala gider alışverişimi yaparım. Gidip de AVM’lerden mecbur kalmazsam alış veriş yapmam. Ama esnaf odası yetkilileri el arabasını alıp eline AVM’lere gidip oradan doldurup kendi esnafından alışveriş yapmazsa elbette esnaf sıkıntılar yaşar. Bu benim yaptıklarım ve yapmam gerekenler. 

- Alanya’nın betonlaşma sorunu için ne söyleyeceksiniz?
 
1999 yılında Alanya Belediye Başkan adayıydım. Broşürlerim duruyor. Alanya’nın üçte ikisi telef edilmiş katledilmişti. Aşağı yukarı üçte biri duruyordu. Bu üçte biri Alanya’nın tamamını yıkıp yeniden inşa edip, yeni bir Alanya yaratma projesiyle çıktım ben. Beni anlamadı o zaman halk. Ya da ben anlatamadım halka kendimi. Eğer seçilmiş olsaydım bugün Alanya’da siz otopark sorununu konuşmuyor olacaktınız. Alanya’daki bu çarpık yapılaşmanın bir kısmını belki de konuşmuyor olacaktınız. Çünkü yaklaşık 25 yılda bu hale gelen Alanya’nın 10 yılda, 5 yılda sizin beğeneceğiniz hale gelmesi mümkün değil. 25 yılda bu hale gelmişse Alanya 25 yılda bu işin temizlenmesi mümkün değil. 200 metre caddeler, orada yürüyüş yolları, oralarda oto parklar. O zaman halk beni seçmiş olsaydı araçların hepsini yolda görecektiniz hareket halinde. Parkta görmeyecektiniz. Tabii Alanya’yı 15 yıldır yönetenler otopark sorununu çözmüşler mi. Sorunu şöyle çözüyorlar. Oraya bir çizgi çekiyorlar başına bir parkomat görevlisi veriyorlar. İnsanlar hasbel kader bir yere park etmiş park ücreti yazmışlar. Alanya Belediyesi yazı göndermiş haciz işlemi, ipotek koymuş vatandaşın malına mülküne, vatandaş satamıyor. Yurt dışına çıkamıyor. Bu çarpık yapılaşmanın çözümü var. Nasıl insanların bir ömrü varsa bu betonarmenin de bir ömrü var. Siz insanların önüne alternatif koyarsanız insanlar hem bu gününü yaşarlar. Hem geleceğini planlarlar. İnsanların önüne alternatif koyduğunuz zaman insanlar doğruyu seçerler. Ben Alanya’yı bu beton yığınından kurtarabilir miyim diye düşünüyorum. Sorduğunuz zaman insanlara “Mümkün değil” diyecekler. Mümkün. Bunun hesabı kitabı var. Alanya’da 200 metre genişliğinde yollar olur. Alanya’da kaldırımlara park etmiş arabalar olmadığını görürsünüz. Eğer ciddi bir yöneticiyseniz, ufkunuz varsa, düşünebiliyorsanız, üretebiliyorsanız, yaratabiliyorsanız çözüm bulursunuz. Alanya’daki bu betonlaşmanın çözümü var. İmara açılmaması gereken, konut yapılmaması gereken, turistlere sattığınız o villaların, evlerin bedelini sonra ödeyeceğiz. Nasıl ödeyeceğiz, o binalardan dolayı rahatsız olan insanlar, o binalarını yok pahasına satıp gidecekler. Alanya yine şu anda yaşanan turizmdeki, ticaretteki ucuz bir dev olma vasfını orada da yaşayacak. Şimdi Mahmutlar’a gidin 300 daireli, 500 daireli siteler var. Hava karardıktan sonra gidin iki tane, üç tane ışık yanıyor orada. Şimdi Mahmutlarda yaşayan pek çok Mahmutlarlı’nın 50-100 tane dairesi var. Ama o dairelerin emlak vergi borcunu bile ödeyemiyorlar. Her sene bir daire satıp emlak vergisi ödüyorlar. Neden? Çünkü gelir getirmiyor. Çok şey varlık anlamına gelmez ki. Kıt olan şey kıymetlidir. Bol olunca 200 liraya 300 liraya Mahmutlar’da, Alanya merkezde kiralık ev var.

- Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) seçimleriyle ilgili düşünceleriniz nedir?

Alanya’daki var olan sivil toplum örgütlerinden, genel yönetimlerden katkı almadan faaliyet gösteren ve üyelerinden elde etmiş olduğu gelirlerden hizmetler veren bir kurum ALTSO.  ALTSO’yu çok önemsiyorum. Kerim Aydoğan’ın kişisel ticari faaliyetlerini de başarılı buluyorum. Partilim olmamasına rağmen. Ben kutluyorum, Alanya’da yetişmiş bir arkadaşımızın o tür tesisleri üretebilecek konuma gelmesinden de mutluyum.  Bunun da çoğalmasını istiyorum hangi partiden olursa olsun. Ticaret Odası üyesi olmadığım için odanın yapacağı seçimlerde bir etkim söz konusu değil. Ben Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler (SMMM) odası üyesiyim. O odanın da Alanya’da kurulmasını mecliste gerçekleştirdim. ALTSO, Alanya’ya katkı verecek düzeye sahiptir. Üyeler kendi aralarında kimi seçeceklerine karar vereceklerdir. Biz de dışarıdan izliyoruz. Tek aday var şu anda bildiğim kadarıyla başka adaylar da konuşuluyor. Hangisi hayırlısı olacaksa o arkadaşımın seçilmesini diliyorum. MHP Alanya belediyesini alacağı için ALTSO da belediyemizle birlikte çalışacak. Dolayısıyla bunun hesabı da elbette yapılmalı.

- Medeniyetlerin bir araya gelmesi kavramı var. MHP’nin ideolojik anlamda bu konuya bakış açısı nasıl? 

Ulusal ve uluslararası ilişkilere gerçekçi gözle bakıyorum. Yani hayal görmüyoruz. Her ülke kendi sınırları içerisinde olmak, diğer ülkelerde de etkin olmak ister, güçlü olmak ister. Biz de bunu isteriz. Ama başkalarının işine de biz burnumuzu sokmayız. Suriye’ye gidip de iç işlerine müdahale etmeyiz. Ama Suriye’deki insanlar bir sıkıntı halindeyse büyük bir ülke olan Türkiye oradaki sıkıntı halinde olan insanlara yardım eder. Daha önce Irak’taki bir zulüm esnasında 750 bin Kürt kardeşimiz ülkemize geldi. Biz onlara yiyecek içecek verdik. Onları barındırdık. Ama onlara gidin Saddam’a karşı savaşın diye silah vermedik. Ama şimdi yanlış işler yapılıyor. Bizim uluslararasındaki anlayışımız budur. Siz güçlü olduğunuzda başkasının işine burnunuzu sokarsanız, başkaları da güçlü olduğunda sizin işinize burnunu sokar. İnançlarla alakalı, işimizle alakalı bir şey söylemek istemiyorum. Ben bir Müslüman’ım. Eksiklerim vardır. Ama şunu söylemek isterdim. Kuran-ı Kerim’in Türkçe mealini açıp okuduğumuz zaman, diğer inanç gruplarına karşı Kuran-ı Kerim’in söyledikleri benim için geçerlidir. Ama mevcut iktidar için ne kadar geçerli olduğunu, uygulamalarının ne olduğunu, halkın takdirine bırakıyorum. Dini konulardaki meselelerle alakalı söz söylemesi gerekenler o konuda alim olanlardır. Medeniyetler arası ittifak diye bir şey yoktur. İnsanlar arasında olmadığı gibi medeniyetler arasında da ebedi dostluk yoktur. Düşmanlık da yoktur. Karşılıklı menfaate dayalı, karşılıklı ilişkilerle uluslararası ilişkiler sürdürülür. Türk devletinin yapması gerekenler budur. Biz ideolojik olarak da böyle bakıyoruz. Dünyada var olan Türk cumhuriyetleriyle daha yoğun ilişkiler kurabiliriz. Çünkü bizim soydaşlarımız kardeşlerimiz. Onların çektiği sıkıntılar bizi ilgilendirir. Onların dışındaki ülkelerle alakalı ise de sadece ticari, sosyal, siyasal, kültürel ilişkilerimiz olabilir. Mevcut hükümetin uyguladığı sıfır sorun bol sıfırlı hale dönmüştür. Etrafımızda kavga etmediğimiz ülkeler vardı. Şimdi Suriye ile kavgalıyız, Irak ile kavgalıyız, bakanımızı ülkelerine kabul etmiyorlar, uçağını geri gönderiyorlar. 2,5 milyon nüfusa sahip Ermenistan canı istediğinde kafa tutuyor. Bunlar doğru politikaların olmadığı yanlış politikaların getirdiği sonuçlar. Onlar bizim komşularımız. “Türkiye bölünecek, iç savaşa doğru gidiyor” dediğimizde “Bu MHP’liler paranoyak” diyorlar. “Yatıyorlar, kalkıyorlar bunları düşünüyorlar” diyorlar. Şu anda bininiz arabanıza Hakkari’ye gidebilir misiniz. “Ben gidebilirim” diyen bir AKP’li gelsin ben bütün masrafları öderim. Şöyle bir gezsin. Hele bir de önüne Türk bayrağı taksın da gezsin. Türkiye’yi bu hale getirdiler. Türkiye büyük, güçlü bir ülkedir, her sorunun çözümü vardır. Bu yaşadığımız sıkıntılar aşılacak sıkıntılardır. Halkımızı da Alanya halkını da umutsuzluğa sürüklemek amacında değilim ama gerçekleri de paylaşmak zorundayım. Acı da olsa.

- Son günlerde TBMM’de dokunulmazlık konuları var. BDP hakkındaki düşünceleriniz?

BDP’nin oy potansiyeli falan yok. Hiç yoklar demiyorum ama bu konumlara gelecek değiller. Ama siz devlet olarak güneydoğudaki insanlarımızın haklarını korumazsanız, güvenliklerini sağlamazsanız, terör örgütü de oraya gider, insanları tehditle, “Şu köyde şu kadar şeçmen var, şu kadar oy çıkacak, çıkmazsa hesap sorarız” sözleriyle tehdit ederse olacağı budur. Devletin başbakanı binlerce korumayla güneydoğuya gidiyorsa, oraya PKK hakimdir demektir. PKK’nın dışında bir şeylerin yapılmasına izin vermemektedir. Bunun sorumlusu da hükümettir. BDP’nin orada gücü falan yoktur. BDP’nin orada silahı, şiddeti vardır. O şiddeti ortadan kaldırdıktan sonra BDP diye bir şey orada olmaz. Ama orada biz de elimizi çabuk tutmak zorundayız. Ama AKP’liler bir taraftan BDP’lileri teşvik ediyorlar. Onlarla pazarlık yapıyorlar, onların işlerini kolaylaştırıyorlar. Bir taraftan da kalkıp “Dokunulmazlıklarını kaldıralım” diyorlar. Bu işte önemli olan samimiyettir. AKP’de bu samimiyet yok. İhtiyacı olduğunda bunları yapmaktadır. Hadi bakalım buyursunlar dokunulmazlıklarını kaldırsınlar, yargı da ellerinde, her şey ellerinde. Ben kendim milletvekiliyken hiç dokunulmazlığa ihtiyaç duymadım. Güneydoğu’da da görev yaptım. Orada da illeri gezdim, esnaf gezisi yaptım. AKP’lilerin güvenlik kuvvetleriyle yaptığı gezileri orada ben birkaç arkadaşımla tek tek dükkan gezerek yaptım. Hem de BDP’NİN yerel yönetimleri kazandığı il ve ilçelerde. Hiç kimse bana sen buraya nasıl geldin, sen burada ne işin var sen burayı gezemezsin demedi, diyemez zaten. MHP’li milletvekillerinin korumaya ihtiyacı yok korunmaya da yok. Burada kürsü dokunulmazlığı lazım. Onun sahadaki konuşmaları da kürsü konuşmalarıdır. Onlarla alakalı milletvekillerinin dokunulmazlığa ihtiyacı vardır. Onun dışında, “Yolsuzluk yapayım ben milletvekiliyim dokunulmazlığım var, teröristle yan yana olayım dokunulmazlığım olsun” işleri ters. Sayın başbakan çok samimiyetsiz. 2002 seçimlerinde ulusal kanallarda CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile görüntüleri var. İkisi birbirine söz veriyor. “Dokunulmazlığı kaldıracağım ben” diyor. Diğeri de diyor ki “Ben de kaldıracağım. Söz mü söz.” Aradan 10 yıl geçti, dokunulmazlığı kaldıralım diye teklifler verdi, TBMM’de AKP’liler reddediyor. Benimkini kaldırın diye teklif verdim, kabul etmediler. Çünkü benimkini kaldırırlarsa kendilerininkini de kaldıracaklar. Korkunun gözünü seveyim. 

- MHP’de Turancılık çizgisi var. Türklerin gelenek ve görenekleri üzerinde oyunlar mı oynanıyor? Böyle bir şeyi hiç düşündünüz mü? İslamiyet öncesinde Türklerin zaten bir tek Tanrı inancı, bir devlet yapısı, kadının toplum içerisindeki yeri zaten gelişmiş seviyedeydi. Bunlar hiç yokmuş gibi unutturulmaya mı çalışılıyor?

Türk milletinin yapısı, karakteri, yaşam felsefesi, tek Tanrı’ya inancı, kadınlara verdiği değer anlamında zaten oturmuş bir yaşam tarzıdır. O yüzden zaten İslamiyet’i kabul etmekte hiç zorlanmamışlardır. İslamiyet konusunda hiç kavga etmemiştir Türk milleti. Araplar bile İslamiyet’le alakalı birbirlerini kırmışlardır. Peygamberimiz döneminde savaşlar olmuştur birbirleriyle. Ama Türk milleti, İslamiyet’e karşı hiçbir zaman çatışma içinde olmamış ve İslamiyet’i hemen kabul etmiştir. Çünkü tek Tanrı’ya inanmaktadır. Yaşam felsefesi de İslamiyet’e uygun. Ve İslamiyet’i de yeryüzünde en düzgün uygulayanlar Türk milletidir. 5 bin yıllık Türk tarihinde, Türk milletini seven bir tek Pakistan görünmektedir dünyada. Bütün değerlerimizi korumamız lazım. 1071 yılında Anadolu’ya Alparslan’la beraber gelmişiz, burada yaşayanlar varmış. Şimdi onlar nerede? Onların çocukları şimdi bu toprakları tekrar ele geçirmek için her şeyi yapmaktadır. Türk milleti de şunu bilmelidir bu coğrafya da yaşamak istiyorsak bedel ödeyerek yaşamak zorundayız. Sebep her ne olursa olsun biz bu coğrafyada yaşayacaksak ki yaşayacağız,  bizi buradan hiçbir güç çıkaramaz. Yedi düvel bir araya geldi Anadolu’dan bizi çıkaramadı. Bir daha geliyorlar yine yapamayacaklar. Çünkü Türk milliyetçileri vardır. Türklüğü de biz ırk olarak kan anlamında Anadolu’da kullanmıyoruz. Kendisini Türk hisseden herkesi biz Türk kabul ediyoruz. Irkçılık yapmış olmuyoruz. Bu bizim parti programımızda da böyle geçiyor. Kendini Türk hisseden herkes Türk’tür.

- Başbakan Erdoğan son dönemde muhteşem yüzyıl dizisine tepki veriyor?

Diziyi izlemedim. Zaman zaman ortak izleyen arkadaşlarla baktık. Başbakan yapmadığı tek şey var. Başbakanlık. Her şeye müdahil, diziye de, futbola da, cemaatlere de, basına da, işçiye de müdahil. Sadece Başbakanlık yapmıyor. Onun dışında her şeyi yapıyor. Ben kendisine bunu meclis de söyledim. “Bir sefer de Başbakanlık yapın” dedim. Başbakan ağırlığı, kişiliğiyle hareket et. Anlayışı, kavgadan nemalanmak, vatandaşlarımızın hassasiyetlerini kaşıyarak oradan sonuç almak ki alınıyor tabii ki. Kamuoyu yoklamalarını en çok yapan AKP. Sürekli kamuoyuna bunu takdim eden AKP. 6 aydır kamuoyu yoklamaları basına hiç düşmüyor. Sebebi AKP’nin oylarının düşüyor olması. Bu yapılanların sebebi de bu oyları acaba yukarıya çıkarabilir miyim çabasından kaynaklanıyor. Başbakan çok seviyorsa oynadığı başrolü ekranda da oynasın kendine de çok yakışır.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.