banner391
banner405

İranlı piyanist ile Pazartesi Sohbeti

Alanya'da yaşayan İranlı piyanist Siavash Shahani, "Yurtdışında Türklerin ırkçı ve faşist olduğu söyleniyor. Oysa Türkler kadar cana yakın bir millet yok" dedi

İranlı piyanist ile Pazartesi Sohbeti

banner404
-Yasin ARAZ
TÜRKİYE'YE 12 yıl önce gelip yerleşen ve 7 yıldır Alanya'da yaşayan İranlı müzisyen Siavash Shahani, bu haftaki Pazartesi Sohbeti'nin konuğu oldu. Yasin Araz'ın sorularını yanıtlayan Shahani, Türkiye ve Alanya'ya ilişkin izlenimlerini aktararak, Türkiye'nin cennet gibi bir ülke olduğunu söyledi. İşte, Shahani ile yapılan sohbetten öne çıkan başlıklar.

Yasin Araz (YA) : Türkiye'ye neden geldiniz?
Siavash Shahani (SS) : Türkiye'ye 12 sene önce geldim. Türkiye'de yaşamayı hiç düşünmemiştim, zaten Türkçe de bilmiyordum. Türkiye'ye geldim ve buradan Avrupa'ya geçecektim, İran'da bir devlet televizyonunda çalışıyordum. 2-3 albümüm vardı. Türkiye'ye gelip bir süre kaldım, daha sonra akrabalarımın yanına Danimarka'ya gittim. Burada müzik üzerine çalışmak istedim. Daha sonra baktım ki Türkiye bunun için daha uygun. Türkiye'ye yeniden döndüm. 4 yıl kadar İstanbul'da kaldım ve Alanya'ya geldim. 7 senedir de Alanya'dayım. Alanya sakin. İstanbul çok hareketli bir şehir. Beni çok yoruyordu. Özellikle trafik konusunda. Müzik yapmak istiyordum ve bunun için Alanya'yı seçtim. Yalnız başıma geldim buraya. Evlenmiştim ama şimdi yeniden yalnızım.
'İRAN'DA MÜZİK HARAM'
(YA) : Müziğe nasıl başladınız, İran bu konuda biraz tutucu bir ülke. Sizin için zor olmadı?
(SS) : Benim dönemim biraz daha zordu. Müziğe haram diyorlardı. Ama artık eskisi kadar baskıcı değiller. İran'da şimdi konservatuar bile var. Türkiye gibi değil elbette. Burada şöyle bir şey de var. Sadece ben değil, birçok İranlı sanatçı İran dışında çok daha mutlu oluyor. İran'da o kadar baskı altındalar ki, Türkiye'ye gelince çok mutlu oluyorlar. Türkler ise kendi memleketini beğenmiyor. Pek çok Türk 'Neden bir Fransa gibi değiliz' diyor. Biz daha baskıcı bir yerden geldik. Mesela ben çıkıp belediye başkanına gidip konserim hakkında konuşabilirim, hatta ondan salon talep edebilirim, üstelik bedavaya. İran'da böyle bir şansınız yok. Müzisyen olarak belediye başkanıyla görüşemezsiniz. Müzisyenlik bir meslek değil orada. O yüzden ben Türkiye'yi seviyorum ve burada daha aktifim.
'İRAN'DA CİDDİ SANSÜR VAR'
(SS) : Benim Türk arkadaşlarım bu kadar aktif değiller. Ben burada Türkiye'nin imkanlarını sonuna kadar kullanmak istiyorum. Ama söylediğim gibi Türkler çok mutsuz. Fransa ve Almanya gibi olmak istiyorlar. Hakları da. Ama ben burada cennette gibi hissediyorum kendimi, çünkü baskıcı bir ülke olan İran'dan geldim. Mesela ben burada müzik yapabiliyorum, 50'den fazla konser verdim ve kimseden hiç izin almadım. Gittim salonu tuttum ve reklamını yapıp konserimi verdim. İran'da sansür var. İran'da bunu yapmak 8 ay sürer. O da en fazla 1 konser.
'BASKI İLGİYİ ARTIRIYOR'
(YA) : İran'da bir sanatçı geçimini nasıl sağlıyor?
(SS) : İran'da ben devlet memuruydum ve maaş alıyordum. Ayrıca ders veriyordum. İran'daki sanatçılar gelirini ağırlıklı olarak ders verip sağlar. Çünkü bir farkı var, öğrenciler sanata çok ilgili. Devlet ne kadar baskı yapıyorsa, öğrenciler müziğe o kadar çok ilgi duyuyor. Türkiye'de daha çok beste yapıyorum ve ders veriyorum.
'TÜRKÇE MÜZİKLERİ SEVİYORUM'
(YA) : Türkiye'de öğrenci potansiyeliniz nedir?
(SS) : Benim muhatabım Türkler. Ders ve konserler veriyorum. Ben Türk piyasasında çalışıyorum ve 12 senedir de İranlılarla çalışmıyorum. Yabancı müzik yapmak istiyordum, o zaman Türkçe de bilmiyordum. Ama zamanla iyi müzisyenlerle çalıp yeni şeyler öğrendim, halen de öğrenmeye devam ediyorum. Türkiye'nin müzikleri ve makamları bana yakın geliyor ve seviyorum. Ama daha modern müzik yapmak istiyorum. İki albüm çıkardım, ikisi de Türkçe. Sözleri Farsça yazıyorum, daha sonra Türkçe'ye çevirtiyorum ama besteleri kendim yapıyorum. Benim hep bir projem var ve bunun üzerine yoğunlaşıyorum. İlk albümümün adı Derya, ikinci albümün adı ise Hasret. Yeni albümümün de "Deryalar" ya da "Derin Derya" gibi bir ismi olacak.
'İRANLI OLARAK YARI TÜRK'ÜM'
(YA) : Türk parçaları seslendirmek zor olmuyor mu?
(SS) : Ben çok söylemiyorum. Solist söylüyor. Ben Türkiye'de çok başarılıyım. Tarzım farklı ve dikkat çekiyor. Türkçe'de zaten çok Farsça kelime var. O yüzden zorlanmıyorum. Bir İngiliz ya da Alman olsaydım zorlanabilirdim. Ama ben İranlı olarak zaten yarı Türk'üm. O yüzden çok zorlanmıyorum.
'FELSEFEM HER ZAMAN BARIŞ'
(YA) : Ne tür parçaları tercih ediyorsunuz?
(SS) : Soft (yumuşak) müzikleri seviyorum. Ama her tarzdan eserim vardır. Ama daha çok barış temasını işlerim. Silahsız ve savaş olmayan bir dünyayı işleyen müzikleri tercih ediyorum. Aşk müziklerim de var. Ama biz silahsız yaşayabiliriz. Konuşup barış içinde yaşanabilir. Eserlerimin temeli genelde barış üzerine.
'İRAN'DA ÖLSEM CENAZEME DOKUNMAZLAR'
(YA) : İleride İran'a dönmeyi düşünüyor musunuz?
(SS) : Hayır, asla. 12 senedir dönmedim, bir daha da dönmem. Üzülüyorum İran'dakilere. Biliyorum, herkesin gelip burada yaşama imkanı yok. Ben bir sanatçı olarak burada rahat yaşıyorum, rahat hareket edebiliyorum. Asla o ortama girmek istemiyorum. 'İnsan hakları' diyoruz ya, ben bir insanım ama bana benden başka herkes karışıyor. Nasıl bana müdahale edebilirler? Benim kolumda dövme var, bugün İran'a gideyim ve orada öleyim, kimse beni kabristana götürmez, cenazemi bile yıkamaz. Giyim, insanın kendi tercihidir. Ama İran'da buna müdahale var. Sanatınıza, hayatınıza, giyiminize, yemenize içmenize her şeye karışıyorlar. İranlılarla konuşurken sıkılıyorum, bunalıyorum. Ama Alanya'da 2 bin İranlı var. İçlerinde bazıları da böyle.
'ZENGİN İRANLILAR ALANYA'DA YAŞIYOR'
(YA) : Alanya'daki İranlılar burada ne iş yapıyor?
(SS) : Hiç bir iş yapmıyorlar, çünkü çalışmaları yasak. Zaten çoğunluğu da zengin. İran'da kazandılar, şimdi burada harcıyorlar. Ben çalışıyorum, çalışmak zorundayım. Aslında buna çalışmak olarak da bakmıyorum, çünkü tatilde gibiyim. Seviyorum bu işi.
'İNSANLAR BANA İLGİ DUYUYOR'
(YA) : Müzikten para kazanabiliyor musunuz?
(SS) : Her zaman kazanırım. Ama ben paradan ziyade şöyle bir şey söylemek istiyorum, özellikle Türk ailelere. Çocuklarımız kesinlikle sanat öğrensinler. Ben eğer doktor ya da mühendis olsaydım, Türkiye'ye geldiğimde çalışma izni gerekiyordu, beni kabul edecek bir yer bulmam gerekiyordu. Ama sanatçı öyle değil. Sanatçının hiç bir şeye ihtiyacı yok. Düşünün, bir tiyatro yönetmeni ya da yazarın neye ihtiyacı olabilir ki? Mesela şimdiye kadar bana kimse çalışma izni sormadı. Çünkü ben müzik yapıyorum ve insanlar bana ilgi duyuyor.
'RAKİBİM TÜRK İSE ENDİŞELENMİYORUM'
(YA) : Türk halkı ne istiyor peki?
(SS) : Aileler daha çok piyano için geliyor. Ama bilinçli olarak geliyorlar. Benim burada pek fazla İranlı arkadaşım yok. Hemen hemen bütün arkadaşlarım Türk. Belki siz duymuyorsunuz, yurtdışında Türklere hep faşist veya ırkçı diyorlar. Ben de öyle düşünüyordum. Ama Türkiye'ye gelince bir şey fark ettim, Türkler gibi yabancı seven bir millet yok. O zaman anladım ki Türkler ırkçı olamazlar. Çünkü gerçekten yabancıları çok seviyorlar. Ben bir yabancı olarak iş için bir yere gidiyorsam ve iki üç Türk rakibim varsa hiç endişelenmiyorum, çünkü işi bana verecekler. Yabancıyı çok seviyorlar. Mesela birisi bir sanatsal faaliyet için yer istiyor, 'Hayır' diyorlar, ben gidiyorum 'Evet' diyorlar. Yabancıyı çok seviyorlar. Esnafın her şeyi iki katı fiyatına satma meselesini saymıyorum, çünkü bu sorun tüm dünyada var.

 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.