banner391
banner405

''İnsanlar dört köşe düşünüyor''

Modern dünyayı konu alan romanlarıyla Alanyalı Mehmet Mollaosmanoğlu Türk edebiyat dünyası yazarlarından. Yeni Alanya için kısa bir mola veren Mollaosmanoğlu ile yazarlık serüvenini, hedeflerini ve geleceğini konuştuk

''İnsanlar dört köşe düşünüyor''

banner404
 -Merve KAYA 
 ANTALYA bölgesinde mimarlık ve mühendislik dallarında pek çok esere imza atmış olan Mehmet Mollaosmanoğlu 2000 yılında roman yazmaya başladı.

- Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Alanya'da doğup büyüdüm. İlk ve ortaöğretimimi Alanya’da tamamladıktan sonra 1983 yılında Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Isparta Mühendislik Fakültesi'ni,  yani şimdiki Süleyman Demirel Üniversitesi'ni (SDÜ) bitirdim. Ardından bir süre İstanbul Belediyesi'nde kontrol mühendisi olarak çalıştım. Askerlikten sonra Alanya'ya dönerek kendi işyerimi açtım. Daha sonra bilgilerimi kayıt altına almak adına yazmaya başladım. İlk eserim olan 'Ataerkil' 2007'de yayınlandı. İkinci romanım 'Ata Mezarlığı' ile tanınırlığım daha da arttı. Şimdi mesleğim olan mühendislik ile yazarlığı beraber yürütüyorum. Ressam Seher Mollaosmanoğlu ile evliyim. Servet ve Ateş adında iki oğlum var.
'KELEBEK ETKİSİNİ ÖRNEK ALIYORUM'
- Eserlerinizi oluştururken kullandığınız temel bir tema var mı? Yoksa tamamıyla spontane mi çalışıyorsunuz?
Kaos kuramından yola çıkarak, "Çin'de kanat çırpan bir kelebek ABD'de bir fırtınaya neden olabilir" temalı kelebek etkisi modellemesini örnek alıyorum. Eserlerimde genellikle yeryüzünün herhangi bir köşesinde, herhangi bir zamanda ortaya çıkmış bir olgunun, bir başka yer ve zamandaki muhtemel en kaotik sonucunu kurgulayarak hikâyeleştirme yoluna gitmeye gayret gösteriyorum. Eserlerimde genellikle gerilim teması kuvvetlidir. Sık sık da fantastizm ve siyasal-sosyal kurgu izleri görmeniz mümkün.

- Eserleriniz hakkında biraz bilgiler verebilir misiniz? Bugüne kadar kaç kitabınız çıktı?
İlk eserim olan 'Ataerkil' adlı roman 2007'de yayınlandı. 2009'da Güncel Yayınevi tarafından ikinci baskısı yapıldı. Otoriter bir babanın etkisi altında ezilen genç mimar Engin Hakkızade'nin başkaldırısıyla başlayan serüven, 'yaşam nedir' gibi bir sorunun yanıtlarını ararken, fantastik bir şekilde eski bir Mezopotamya tapınağı olan Ziggurat'ta sona erer. Kitap boyunca suç ve günah gibi kavramlar sorgulanır. Örnek olarak, günah denen kavramın etmenleri, insanlar doğarken genleriyle mi geliyor, yoksa yetiştikleri ortamın şartlarında mı ortaya çıkıyor? Her ikisinden biri bile doğruysa, günahkâr olmuş insanın suçu ne peki? Günah genlerdeyse, evrensel programın hiç mi günahı yok? Yoksa günah da sevap da kâinatın negatif-pozitif dengesi içindeki adaletinin bir unsuru mu? İkinci romanım 'Ata Mezarlığı' 2008 başlarında GOA Yayınevi tarafından yayınlandı. Bu roman 'Ataerkil'in devamı niteliğinde olsa da içerdiği aksiyon ve fantastik öğelerle daha da tanınmamı sağladı. Konusu Şili ve Bolivya'da geçen bu roman, bir Güney Amerika-Anadolu bağını gözler önüne seriyor. İnkalar öncesi Quechua ve Aymara halklarının, Anadolu'da Hititler öncesinde yaşamış Kassiteler'le aynı kökten olduklarını ve Tunç Çağı'nı başlattıklarını iddia eden kurgusuyla, 'Eyüp Kitabı'nda bahsi geçen Bakır-Kalay ve Altın yurdunun da Güney Amerika'daki And Dağları'nın zirveleri olduğunu anlatıyor. 'Cennet Ayracı' adlı romanım da 2008 ortalarında yine GOA Yayınları tarafından yayımlandı. 2009'un Şubat ayında yayınlanan 'Çark', Güncel Yayınevi'nden çıktı. 'Çark' bir gerilim ve komplo teorisi romanı gibi görünse de bütününe yayılmış bir felsefeden de söz edilebilir. Özellikle kimlik-ırk sorgulamaları yaparken, milliyetçilik ve fundamentalizm gibi konularda aykırı çıkışlar yapıyor. 2011 yılında Galata Yayıncılık'tan 'Kaderler Tableti' ve 'Kutsal Adalet' adında iki romanım daha yayınladı. 'Kaderler Tableti', 'Ataerkil' ve 'Ata Mezarlığı' serisinin üçüncüsü olup, Orta Asya'da Göktürkler'den kalma bir sır peşinde koşuyor. 'Kutsal Adalet' Isparta'nın Gelincik Ana Efsanesi'nden yola çıkarak mevcut adalet sistemlerini sorguluyor. 2012 yılı Mayıs ayında NAVİGA Yayınları'ndan yayınlanan romanım ise 'Boğayı Öldür' oldu. Günümüz Silifke’sinde başlayan öykü M.Ö. 67 yılının Kilikya’sına uzanıyor ve yeniden günümüzde sona eriyor. 'Boğayı Öldür', yalnızca kadim medeniyetler ve tarihle değil astroloji, astronomi, dinler tarihi, reenkarnasyon, rüyalar ve mistisizmle de iç içe geçen bir hikayeyi, aksiyon yönü de yüksek bir gerilim formatında anlatıyor. 'Boğayı Öldür' hem kadim evrensel sırlar üstüne düşündüren felsefi bir dokuya hem de soluk soluğa ilerleyen bir aksiyon-gerilim öyküsünün özelliklerine sahip. Zaman zaman insanın kanını donduracak denli korkunç olmayı da başaran romanın öte yandan mizahi bir tonu da var. 2013 yılında Profil Yayıncılık ile anlaştım. 2014 yılında ise yine aynı yayınevinden 'Cennet Ayracı' ve 'Çark' adlı romanlarım yeniden basıldı. Yine aynı yıl Eylül ayında ise 'Talaytaytan' adlı kurgu-gerilim tarzındaki eserim raflardaki yerini aldı.
'ESER YAYINLATMAK ÇOK ZOR'
- İlk kitabınız 'Ataerkil' nasıl ortaya çıktı? 
Bilgi birikimleri ilk kitabımı oluşturdu. 2005 yılında bir kitabın nasıl yayınlatılacağını bilmiyordum. O camiayla hiçbir ilişkim yoktu. Ünlü bir yayınevine gönderdim. Reddettiler. Sonra bir gazete ilanıyla tanınmamış yayınevine bastırdım. Ve ilk teklif de beni reddeden yayınevinden geldi. Türkiye’de insanların eserlerini yayınlatması eğer tanınmıyorsanız çok zordur. Bir de Türkiye’deki okuryazar oranı zaten malum. Sonra beni reddeden yayıneviyle çalışarak yükselmeye başladım. Şimdi kitaplarımı istediğim yayınevinde yayınlatacak seviyedeyim ama bu biraz azim işi. İnanmak, sevmek ve çevre edinmek gerekiyor. İstedikten sonra oluyor.
'BİR DÜZENİM YOK'
- Mollaosmanoğlu’nun yaşam tarzı nasıl? Bir günü nasıl geçirir? 
Bir düzenim yok. Herkes bilir benim migren sorunumu. Bazen erken geliyorum. Bazen de geç. Akşam daha rahat yazıyorum. Mesela bu aralar gene ilham dönemim ama bazen bir ay yazamam. İlkini yaşadığımda “Eyvah benim yazarlığım bu kadarmış” diye korktum ama sonra zaman zaman bu dönemlerin yaşandığını öğrendim.
'KOLAY İSTİSMAR EDİLİYORUM'
- Sevmediğiniz yönünüz nedir?
Çok iyi niyetliyim ve kolay istismar ediliyorum. Biraz da mükemmeliyetçiyim. Migren de bundan olsa gerek ama iyi bir adamım.

- Bir yazar olarak nasıl bir okur kitlesi hedefliyorsunuz?
İnsanlarda din, dil, ırk saplantıları çok fazla. Büyük bir çoğunluk dört köşe düşünüyor. Yazık ki yaşama geniş bir yelpazeden bakabilen çok az insan var. Kitaplarım hayata dair sorular soran, kalıplar-şablonlar içine hapsolmamış, yaşama geniş bir yelpazeden bakmayı becermiş okurlara hitap ediyor. 
'Cennet Ayracı' insanlar arasındaki sosyal farklılıklar, paranormal olaylar, şaman ritüelleri ve derin devlet pek çok farklı unsurun bir araya getirildiği, başarıyla harmanlandığı sürükleyici bir roman.

- Futbol ile aranız nasıl? 
Babadan gelme bir şey. Babam "11 deli top peşinde koşar, 11 bin deli de onların peşinden koşar" derdi. Bu psikolojiyle izledim.
'GAZETECİLİK OKUMAK İSTEDİM'
- Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? 
Zamanında edebiyat, gazetecilik okumak istemiştim ama üniversite tercihinde babamın etkisiyle inşaat mühendisliği okudum. Ayrıca mesleğimden de memnunum. Anne-babalar çocuklarını neye meyilli ise o yöne teşvik etsin isterim. Çocukları doktor, mühendis olmaya zorlamamak lazım. Her insan bazı yeteneklerle dünyaya geliyor, anne-babalar bunu iyi değerlendirmeli.

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.