banner391
banner405

İl için birlik olunmalı

AGC BAŞKANI MEHMET ALİ DİM, HAVALİMANINDAN İL’E KADAR ÇARPICI AÇIKLAMALAR YAPTI

İl için birlik olunmalı

banner404
 Dim, “Alanya, ayağına kadar gelen İl olma fırsatını, 97-98 yıllarında dönemin ANAP İlçe Teşkilatı’nın net bir tavır ortaya koyamaması nedeniyle kaçırdı” dedi 
PAZARTESİ Sohbeti’nin bu haftaki konuğu olan Alanya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Dim, gündeme ve Alanya'nın beklentilerine ilişkin soruları yanıtladı. Dim, Gazipaşa Havalimanı'ndan İl meselesine, TOKİ Projesi’nden medyanın geleceğine kadar bir çok önemli konuda değerlendirmelerde bulundu. 

- AGC Başkanı olarak Alanya basınını hangi seviyede görüyorsunuz?

Alanya medyası Türkiye’nin bir çok ilinde bile olmayan etkiye, etkinliğe ve güce sahip. Bunun yanı sıra bir saygınlığa da sahip. Bugün Alanya’da bir çok kuruluş medyanın desteğini arkasına almadan hareket etmiyorsa, bu durum Alanya medyasının gücünün göstergesidir. Bu anlamda Alanya medyasının hakkını teslim etmek gerekir. 

- AGC’nin öncelikli çalışmaları neler?

Alanya Gazeteciler Cemiyeti’nin işlevi öncelikle birlik ve beraberliği sağlamaktır. Bunun yanında mesleki bilgi ve beceriyi arttırmak, etik değerleri, ahlaki değerleri ön plana çıkartmak, meslektaşlarımızın kazanımları, özlük hakları konularında destek olmak da cemiyetimizin işlevlerindendir.

- AGC’nin dönem dönem gündeme gelen TOKİ Projesi hangi aşamaya geldi?

Toplu Konut İdaresi (TOKİ) ile başlatmış olduğumuz Konut Edindirme Projesi çalışmalarımız devam ediyor. Fakat Alanya’nın hem yerliye, hem de yabancıya hitap eden bir inşaat sektörü var. Bu anlamda TOKİ’nin Alanya’ya girmesini isteyen kadar istemeyenler de var. Fakat Alanya’nın sosyal yaşantısı içerisinde olan varlıklı insanlardan daha fazla varlıklı olmayan insanlar var. Dar gelirli kişi sayısı, meslektaşlarımız arasında da oldukça yüksek. Kirada oturan, konut edinememiş meslektaşlarımızın sayısı oldukça yüksek. Biz de cemiyet olarak bu tabloyu görerek yola çıktık. Mahmutlar eski Belediye Başkanı Sayın Alaattin Çakır’ın destekleriyle, bu beldede TOKİ’ye kazandırılmış iki arazi var. Girişimlerimiz ve Antalya Defterdarı Hidayet Mat’ın da desteğiyle, bu arazilerin tapulama işlemleri TOKİ tarafından yapıldı. Şimdi bu arazilerde 850 sosyal konutun yapılması öngörülüyor. Fiyat olarak da dar gelirli vatandaşlarımıza hitap eden, fiyatı 60 bin TL ile 110 bin TL arasında değişen 2+1 konutların yapılması planlanıyor. Burada cemiyetimiz üyelerine verilen, talep olduğunda daha da artabilecek 100 daire kontenjanımız var. TOKİ Projesi’yle ilgili en son AKP İlçe Başkanı Hüseyin Güney ile TOKİ’ye kadar gittik. Sayın Milletvekilimiz Mevlüt Çavuşoğlu’nun da desteğini alarak görüşmeler gerçekleştirdik. Önümüzdeki haftalarda yeniden Ankara’ya giderek TOKİ ile protokol imzalayacağız. Protokol sonrası TOKİ’nin koşullarına uyabilecek olan tüm meslektaşlarımız bu konutlardan edinebilecek. Hatta konutlardan edinmek isteyen ve kirada oturduğunu belgeleyebilen herkesin istediği konuta yerleşene kadar ödeyeceği taksitler ertelenebilecek. Böylece hem kira, hem de TOKİ taksitleri altında zorlanılmamış olacak.

- Peşinat ve taksitler belirlendi mi?

Bu rakamlar protokol öncesinde net olmamakla beraber, peşinatın 3 ile 5 bin TL arasında olduğunu sanıyoruz. Taksitler de konutun tipine ve özelliklerine göre 600 TL’yi geçmeyecek.

- Alanya inşaat sektörü, TOKİ’den neden tedirgin oluyor?

Bu projeden sadece basın mensupları faydalanmayacak. Proje, büyük bölümü yine bordrolu çalışan, ihtiyaç sahibi olan, Alanya’da yaşayan büyük bir kesime hitap ediyor. Zaten bu kişilerin Alanya inşaat sektöründen konut alması mümkün değil. O yüzden Alanya inşaat sektörünü bu anlamda tedirgin edecek bir durum söz konusu olamaz. TOKİ’nin hedef kitlesi kesinlikle çok farklı. Buna rağmen bazı müteahhit çevrelerinin hala tedirgin olmasına ben anlam veremiyorum.

- Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nda (TGF) üstlenmiş olduğunuz göreviniz kapsamında neler yapıyorsunuz? 

Yaklaşık 16 bin üyeye sahip TGF, meslek örgütleri içerisinde ilk 5 arasında yerini alıyor. Atilla Sertel’in son dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı’nda ben de Genel Başkan Yardımcılığı görevini üstleniyorum. Gazeteci arkadaşlarımızın en çok şikayetçi olduğu konuların başında gri pasaport konusu geliyor. Gazeteciler görevleri gereği çok sık yurt dışına çıkıyorlar. Vize ve havaalanlarında bekletilme konularında çok sıkıntılar yaşanıyor. Bizlerin de 2010 yılının Nisan ayında Kıbrıs’ta düzenlenen Başkanlar Konseyi toplantısında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’tan gri pasaport talebimiz oldu. Bu görüşmelerin akabinde 6-7 ay sonra talebimiz kabul görerek, gri pasaport uygulamasına dahil olduk.

- Alanya’da teklif ederek çıkmasını sağladığınız Basın Kartı Affı’ndan kaç gazeteci yararlandı? 

2010 yılının Haziran ayında Alanya’da ilk defa, Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün, benim de üyesi olduğum Basın Kartları Komisyonu’nu topladık. Ben, ev sahibi cemiyet başkanı olarak o toplantıda Türkiye’de gazetecilik mesleğini icra eden ve lise mezunu olmayan, alaylı dediğimiz, mesleğini iyi icra eden arkadaşlarımız için bir öneri sundum. “17 yıl önce çıkmış olan Basın Kartı affını bu arkadaşlarımız için tekrar çıkartalım” dedim. Bu teklifim toplantı tutanaklarına işlendi ve Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç’ın onayıyla Türkiye çapında lise mezunu olmayan 600 meslektaşımıza Sarı Basın Kartı verildi. Alanya’da düzenlenen bu toplantı, hayatları boyunca basın kartı alamayacak olan arkadaşlarımızın basın kartı almasını sağladı. 

- Gazetecilerin, özlük hakları konusunda geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ne yazık ki bu iktidar döneminde gazetecilerin yıpranma hakkı elimizden alındı. Bu konuyu her karşılaştığımızda Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, Başbakan Yardımcımıza ilettik. Gazeteciler, depremden tutun da çıkan çatışmalar ve savaşlara kadar her alanda can veriyorlar. Can verdikleri bölgeler, oralarda neler olup bittiğini insanlığa tarafsızca anlatmak için bulundukları yerler. Gecenin, gündüzün, tatilin olmadığı bir mesleğin mensubuyuz. Biz gazeteciler zaten çok büyük gelirler peşinde koşan, üst düzey yerlere gelebilen kişiler değiliz. Gazetecilik bir sevda işi, gönül işidir. Bizler yaptığımız işten haz alıyoruz. Herkes canını kurtarmaya çalışırken, meslektaşlarımız aksi yönde yol alıyorlar. Bu anlamda yıpranma hakkımızı geri almak istiyoruz ve mücadelesini her platformda veriyoruz.

- Cezaevindeki gazeteci sayısı hızla artıyor. Bu konuda TGF neler yapıyor?

Bu konuda da mücadele veriyoruz. Hiç kimse beyan ettiği fikri, yazdığı haber, yazdığı kitap nedeniyle cezaevine girmemeli. Kim olursa olsun, topla tüfekle fiiliyat içerisinde olursa cezasını çeksin, buna zaten hiç kimsenin lafı yok. Bugün dünyadaki en önemli özgürlük, bizleri hayvanlardan ayıran konuşma ve düşünce gücü özgürlüğüdür. İnsan düşünüyorsa konuşacak, konuşuyorsa da yazacak. Düşüncelerini insanlarla paylaşan kimsenin ceza görmemesi gerekir. Sen bize diyorsun ki ‘Sen düşünemezsin, konuşamazsın ve yazamazsın.’ Böyle bir şey olabilir mi, bu nasıl bir insan hakkıdır? Basın özgürlüğü anlamında ülke olarak Uganda’dan bile geride, son sıralarda bulunuyoruz. Federasyon olarak bu konularda yoğun çalışıyoruz. Aynı zamanda Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun da üyesi olarak yaptığımız çalışmalar sonuç verirse, Avrupa standartlarında basın özgürlüğüne sahip olacağız.

- Medyanın geleceğini nasıl görüyorsunuz? Sosyal medyaya bakışınız nasıl?

Kendi meslektaşlarımızın içerisindeki bir kesim bile sosyal medyayı bir tehdit olarak görüyor ama ben aynı fikirde değilim. Medyayı ticari ve sosyal medya olarak iki alanda sınıflandırıyorum. Ticari medya, bizim yaptığımız ve karşılığında bir bedeli olan, reklam alan, gazete satan, para kazanarak ayakta duran kesim oluyor. Sosyal medya ise herhangi bir ticari kaygısı ve reklam alma zorunluluğu bulunmayan diğer taraf. Bu yüzden iki taraf arasında herhangi bir rekabet söz konusu olamaz. Facebook, Twitter gibi sayfalar, istihdam sağlamayan, reklam ve satış getirisi olmayan sosyal medya gruplarından bazılarıdır. İnternet gazeteciliği ise sosyal medya grubu içerisine değil, ticari medya grubu içerisine dahildir çünkü reklam getirisi üzerine kuruludur, kazanç elde etmek zorundadır ve istihdam alanı oluşturur. Ankara’da yöneticilerini tanıdığım bir internet haber sitesi 160 kişiyi bünyesinde sigortalı olarak çalıştırıyor ve büyük miktarlarda reklam alıyor.

- Yeni Alanya’nın, tıklanma oranı son derece yüksek bir internet sitesi var. Bu durum gazete satışlarını etkiliyor mu?

Yaptığımız cemiyet toplantılarında da bu konu sürekli gündeme taşınıyor. Bayi satışlarında değil fakat yeni abone olacak kişilerden ‘Ne gerek var, ben internetten okuyorum’ gibi tepkiler alıyoruz. Hatta bilgisayara da gerek yok artık. iPhone aplikasyon uygulamasını telefonunuza indiriyorsunuz, dakika dakika Alanya’da ne olup bittiğini ücretsiz olarak takip edebiliyorsunuz. Bu da Türkiye’de bir ilktir. İlk defa bir yerel gazete iPhone uygulamasıyla cep telefonlarından takip edilebiliyor. İlkler konusunda daha önce de internet alanında, 17 Mayıs 1999 tarihinde bir başarımız olmuştu. O zamanlarda ADSL gibi kapsamlı hizmetler yoktu. Superonline aracılığıyla internete çevir sesiyle bağlanılıyordu. Yine Türkiye çapında internet gazetesi olan tek yerel gazeteydik Yeni Alanya Gazetesi olarak. İnternet ortamında bu kadar eski olmamızın sonucunda da Antalya bölgesinde en çok tıklanan haber sitesi olma başarısına ulaştık. Bu başarı www.yenialanya.com’un sadece eski olmasından değil aynı zamanda sayfa olarak belli dönemlerde yenilenmesinden ve sürekli güncel içerikli son dakika haberlerinin sayfaya girilmesinden de kaynaklanıyor. Sonuçta internet sayfasına da reklam alabiliyoruz fakat şimdilik buradan elde edilen gelir ancak kendi giderlerini karşılıyor. İnternet gazetesine bu kadar önem vermemizin sebebi ise geleceğe yatırım olarak görmemiz. Geçtiğimiz sene Amerika’da basılı medyanın ömrüne 8 sene biçilmişti. Yani bu söyleme göre 7 sene sonra bütün yazılı medya internet üzerinden çalışmaya devam edecek. Belki nostaljik olarak baskıları devam ettirmek isteyen tutucu gazeteler ve okuyucuları kalabilir fakat büyük bir kesimin tamamen internet gazetesine döneceğini düşünüyorum.

- Peki televizyon kanallarında durum ne olacak?

Televizyon kanallarında durum değişmeyecek. IP TV dediğimiz kanallar, 4 megabit internet hızı üzerinden internete uyumlu TV’ler ile izlenecek. Şu andaki internet bağlantı hızımızı 4 megabit ile 4 bin katına çıkartacak olan sistem, artık Türk Telekom aracılığıyla evlerimize kadar getiriliyor. Bu sistemle internet kablonuzu televizyonunuza bağladığınızda en yüksek görüntü kalitesiyle programları izleyebileceksiniz. Böylece uydu yayınlarına da gerek kalmayacak. Amerika’daki de, Hindistan’daki de, Japonya’daki de, Alanya’daki de aynı yayını, aynı kalitede internet bağlantısı üzerinden izleyecek. Herkesin evinde 4 megabit internet bağlantısı olduğunda ne uydu anteni ne de çatı anteni diye bir şey kalmayacak.

- Alanya’nın İl olma mücadelesine ilişkin neler düşünüyorsunuz? 

Alanya’nın günümüze kadar il olamadan gelişi, Alanya siyasetinin başarısızlığıdır. Alanya ne yazık ki ayağına kadar gelen il olma fırsatını 1997-98 yıllarında kaçırdı. Mesut Yılmaz’ın Başbakan olduğu o dönemlerde Alanya’nın il olma konusu gündeme gelmişti. Hatta dönemin Alanya Belediye Başkanı Cengiz Aydoğan ANAP’a geçmişti. Aydoğan çok iyi bilir, Mesut Yılmaz Alanya’yı il yapacağını kendi ağzıyla söylemişti. Ancak o günkü Alanya İlçe Teşkilatı il olma konusunda net bir tavır ortaya koyamadı. Bu sebeple de il hakkı Yalova’ya verildi. O dönemde Başbakan olan Mesut Yılmaz Alanya’ya çok bağlı biriyken bu fırsat kaçırılmıştır. 2002 senesinden beri iktidar partisi olan AKP de, 10 yıl boyunca hiçbir ilçeyi il yapmamıştır.

- Gazipaşa Havalimanı’na büyük uçakların inişine onay verilmemesiyle ilgili neler düşünüyorsunuz? 

Gazipaşa Havalimanı’nda hiçbir sorun yok. En başa dönersek, Gazipaşa Havalimanı için ‘Buraya en fazla 30-40 kişilik, gündüz koşullarında, herhangi bir havalimanı teknolojisine ihtiyaç duyulmadan iniş-kalkış gerçekleştirebilecek uçaklar inebilir’ dediler. Yani stol tipi havalimanı dendi. 1998-99 yıllarına gelindiğinde dönemin Ulaştırma Bakanı, hemşerimiz Arif Ahmet Denizolgun ise ‘1825 metrelik piste orta gövdeli bütün uçaklar iniş kalkış yapabilir, hatta Gazipaşa Havalimanı’na charter uçuşlar da gerçekleştirilebilir’ dedi. Daha sonra buranın uçuş kulesi ve radar gibi gerekli kısımlarını tamamlayarak öyle bir duruma getirdi ki 10 gün görev süresi daha olsaydı havalimanının açılışını gerçekleştirecekti. Görev süresi yetmedi. Sonraki süreçlerde Gazipaşa Havalimanı yeniden geri plana atıldı ve tabiri caizse yeniden içinde inekler otlamaya başladı. İlerleyen dönemlerde de Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım bu ihaleyi sumen altında uzun süre bekletti. 2007 yılında bugünün Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz göreve geldiğinde ise burayı ihale etti. İhaleyi TAV Havalimanları İşletmesi kazanınca hepimiz sevinçten havalara uçtuk. Çünkü TAV sadece Türkiye’de değil dünyanın bir çok ülkesinde havalimanları işleten büyük bir firma. Fakat o ihale sürecini yaptırmayan güçler, TAV’ın ihaleyi kazanmasından sonra da direnç göstermeye devam ettiler. TAV’ın tüm masraflarını üstlenerek Gazipaşa Havalimanı pistini uzatmasına, apronu genişletmesine hiçbir gerekçe göstermeden yine engel oldular. Sayın Binali Yıldırım ile yaptığım görüşmelerde de sürekli “Burada dağ var, rüzgar var, bu yüzden orta gövdeli uçaklar için elverişli değil” şeklinde söylemler dinledim. Ama ne oldu? Şimdi orta gövdeli 149 kişilik uçaklar söylenilenin aksine Gazipaşa Havalimanı’na iniş kalkış gerçekleştirebiliyorlar.
 
- Gazipaşa Havalimanı’nın büyük gövdeli uçaklara açılamamasının sebebi ne? 

Bu durumun, Antalya Havalimanı’nın lobicilik çalışmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Çünkü bu havalimanı açılırsa müşterilerini nereden alacak? Eğer Alanya’nın istediği gibi bu havalimanı Boeing 737-800 tipi uçaklara açılırsa, 2 yıl içerisinde 3 milyon yolcu kapasitesine ulaşacağı öngörülüyor. Tabi yeni terminal binası ve yeni apron yapılması şartıyla. Bu 3 milyon yolcu da Antalya Havalimanı’nın yolcu sayısının yüzde 30’u demek. 
Antalya Havalimanı yetkilileriyle de yaptığım görüşmelerde zaten bunu açık açık dile getiriyorlar. ‘Gazipaşa Havalimanı’nın açılmasıyla ilgili kaygılarımız var’ diyorlar. Ticaret hayatı içerisinde olan bir şirketin kendi çıkarları için gücünü kullanmak istemesi gayet doğal. Bu yaşadığımız süreç sonucunda almamız gereken mesaj şudur. ‘Bir tarafta bir şirketin ticari kaygıları, diğer tarafta bir kentin geleceği.’ İkisi arasında bir tercih yapılması gerekiyor. Bu tercihi yapacak olan da hükümettir. Ama bu hükümeti tercihe zorlayacak olan da Alanya siyasetçisidir. Eğer bu tercihte siyasetçilerin değil de bir firmanın istediği oluyorsa o zaman Alanya siyasetinin kendisini baştan sona sorgulaması gerekir. Bu havalimanını kullanacak olan charter uçakların çoğu 737-800 tipi uçaklardır. İnmesinde de hiçbir sakınca yoktur. Hiç unutmuyorum, Corendon firmasının 20 yıllık tecrübeli pilotu Zeki Bıyık, bana 30 dakika boyunca kokpit içerisinde, Gazipaşa Havalimanı için aldıkları simülasyon eğitimini anlattı. Tek motorla, tam yolcu ve yükle, tam dolu yakıtla, hiçbir sorun yaşamadan piste iniş kalkış gerçekleştirdiklerini ve her koşulda pas geçme denemelerini bile sorunsuz gerçekleştirdiklerini söyledi. Hiç bir pilot, yolcusunu ve kendi canını tehlikeye atmak istemez.

- Bir çok tur operatörü, önümüzdeki yaz sezonunda büyük uçaklarla Gazipaşa Havalimanı’na sefer yapmak üzere başvuruda bulundu. Sizce sonuç alınabilecek mi?

Alanya’ya turist getiren tüm tur operatörleri Gazipaşa Havalimanı’nı kullanmak istiyor. Çünkü mesafe yakın olduğu için maliyeti daha düşük. Yer hizmetleri açısından daha ucuz. Park yerinden yakıtına kadar her şey daha ucuz. Ama Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden (SHGM) izin çıkmazsa bu uçaklar yine Antalya Havalimanı’na inecekler. Kaybeden yine Alanya olacak. İzin çıkarsa da hepimiz bayram edeceğiz. Scanway, Air Finland ve Corendon gibi büyük firmalar dört gözle SHGM’den haber bekliyorlar. Bizler de öyle…

- Alanya siyaseti ile ilgili neler düşünüyorsunuz? 

‘Kontrolsüz güç, güç değildir’ diye bilindik bir söz vardır. Alanya siyaseti de bu şekilde yol alıyor. Alanya AK Parti İlçe Başkanı Hüseyin Güney çok değerli bir arkadaşımız. Seviyesini bozmadan, düşürmeden, kaliteli bir şekilde hizmet vermeye çalışan, etik değerlere saygı gösteren, ayak oyunları bilmeyen, ayak oyunlarını hem beceremeyen, hem de girmeyen bir arkadaşımız. AK Parti’nin Alanya’daki en büyük avantajı kendisidir. Fakat zaman, birlik ve beraberlik zamanıdır. İktidar partisi ‘Ben her şeyi kendim çözerim’ derse bu iş olmaz. Muhalefet partilerini ve sivil toplum kuruluşlarını arkasına almazsa başarı elde edemez ve birlikteliğin vermiş olacağı gücü kontrol edemez. Alanya’nın en büyük eksikliği budur. Alanya’nın kendini düşünmeyen, Alanya’nın önceliklerini ve beklentilerini ön planda gören liderlere ihtiyacı var. Ben bu anlamda Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi eski Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu örnek gösterebilirim. Mikro bir örnek vermek gerekirse Alanyaspor’daki çıkmazı Alanya dinamiklerini bir araya getirerek ve gücü kontrol ederek sağlamıştır. Ben bir vatandaş olarak Sayın Çavuşoğlu’ndan aynı liderliği havalimanı konusunda da, il olma konusunda da, Alanya’nın çözüm bekleyen birçok konusunda da bekliyorum.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.