banner391
banner405

Her sabunun bir hikayesi var

ALANYA'NIN 'KEYKUBAT' İSİMLİ DOĞAL SABUNLARINI VE YÜZDE 100 DOĞAL ESANSLARINI ÜRETEN CUMALİ BORA, İNSANOĞLUNUN DOĞADAN KOPMAMASI GEREKTİĞİNİN ALTINI ÇİZDİ

Her sabunun bir hikayesi var

banner404
 Kendi elleriyle topladığı bitkilerden sabun imalatını yapan Bora, aynı zamanda Alanya’nın ilk Sabun Müzesi’ni de kurdu
ALANYA’NIN farklı esnaf yapısına ihtiyacı olduğunu anlatan ve ilk sabun müzesini işyerinde kuran Bora'yı turistler o kadar çok seviyor ki, restore ettiği dükkanında tulum giyerek harç karan yabancılar bile var.
Bize de Pazartesi sohbetine kendisini konuk ederek turistlerle arasında yaşanan bu sıcak ilişkinin sebebini sorduk. İşte Bora'nın hikayesi:

- İlk geldiğin zaman Alanya'da ne iş yaptın?
Alanya'ya ilk geldiğim 1996 yılında doğal ürünler satmaya başladım. Turistlerin yoğun ilgisini gördüm. Bu bana büyük keyif verdi. Parasından ziyade insanlara ülkemizin doğal zenginliğinden bir şeyler vermenin hazzına ulaştım o zamanlar. Bu da benim yaşam felsefem oldu.

- Doğal ürünler konusunda kendini nasıl geliştirdin?
Bu işlere ilk merak duyduğum zamanlarda çevremde birçok kahvehane müptelası vardı. Ben boş vakitlerimi yurt dışından getirttiğim kitapları okuyarak geçirdim. Yerli ve yabancı birçok hocalarla tanıştım. Doğa'dan nasıl temizlik ürünleri ve esans üretilir, bunlar nasıl tatbik edilir hocalarımdan çok şeyler öğrendim.

- Gül suyu terapisi seninle meşhur oldu. Bundan bahseder misin?
Terapi konusu çok hassas. Dışarıdan bakanlar masaj yaptığımı söylüyor fakat böyle değil. Allah, insanı sanat olarak yaratmış. Ben de bu sanatı okumayı öğrendim. İnsan vücudunda bulunan 800 stratejik nokta var. Ben de bu noktaların ağırlıklı olarak kol, el, omuz, boyun ve baş bölgelerinde bulunan kısımlarına 'ney' ve 'gül suyu' eşliğinde terapi uyguluyorum. Bu 800 noktaya Japonlarda 'Tusobo', yani 'Vazo' diyorlar. Yani bizim bildiğimiz 'Dert küpleri.' Bizim 'Dert küpü' dediğimiz olay yani uzun yıllar önce Japonlara Türklerden geçmiş olabilir. Ben, bir anlamda atalarımızdan kalma bu terapi şeklini gül suyuyla devam ettiriyorum.

- Neyi iyileştiriyorsun?
Şunun altını çizmeliyim ki ben kesinlikle bir doktor değilim. Daha çok sinirsel olan bazı rahatsızlıklar için bana başvuranlara bizzat öncelikle doktora başvurmaları konusunda tavsiyede bulunuyorum. Fakat, daha önce ilaç tedavisi görüp de şikayetleri devam eden kişilerden gelen çok oluyor. Baş, omuz, boyun, eklem ağrıları ve ruhsal sıkıntılarını rahata kavuşturduğum çok kişi var. Özellikle Avrupalı insanlar alternatif tedavileri çok önemsiyorlar.

- Tedavinin şifreleri 'Ney' ve 'Esans' mı?
İnsanlar biraz da moralle iyileşiyor. Terapilerde sürekli 'Ney' kullanıyorum. Yani kişisel bakım kültürümüzle 'Ney'i birleştirdik. Esansın duyulara etkisi de çok büyük. Eskiden annelerimizi uzun süre görmediğimiz zaman öper koklardık. Koklayarak severdik... Artık her şey maddiyat.

- İşletme mimarisi de çok mistik. Fikir nasıl oluştu?
Alanya'da kendimi çölde gibi gördüm. Herkes gibi her şeyi satmak ve aynı yapılar içerisinde bulunmak istemedim. Bir ay önce restorasyonu tamamladım ve Alanya için ömürlük bir mekan oluşturduğumu düşünüyorum. Sürekli gelen müşterilerim ilk başta kapatıyorum diye çok üzüldüler fakat sonucu görünce hepsi hayran kaldı. Hatta yabancılardan bir tanesi restorasyon çalışmalarında gönüllü olarak harç bile kardı. Ben de çalışmalarda bizzat bulundum ve 17 bin tuğla ile bu mekanı oluşturduk. Çocuklarımla birlikte doğadan bulduğumuz bazı taşları dekorasyonda kullandık.

- Yerli halkın tepkisi?
Herkes çok şaşırıyor. Kızılkule'nin minyatürünü bile içeriye sığdırdık. Alanyalı bir ablam var, bana "Sen bizden daha çok Alanyalı oldun. Alanya'ya büyük bir değer kattın" diyor. Alanya'nın tarihi dokusunu mimari olarak yansıttık.

- İçerde bir de sabun müzesi var Alanya'da ilk mi?
İşyerimin 20-25 metrekarelik bir alanından feragat ederek sabun müzesi haline getirdim. Beş bin yıl önce odunları yakarak elde edilen külleri sodalı suyla birleştiren Mısırlıların sabunu keşfiyle başlamasından günümüze olan süreci bu müzede anlattık. Bu sabunlar, savaşlarda oluşan yaralarda ve iltihaplarda merhem gibi kullanmışlar. Bu müze sadece turistler için değil, okullarda okuyan öğrencilerimize de sabunun tarihi sürecini burada anlatmak istiyoruz. Her sabunun bir hikayesi var. Ayrıca insan vücudu sadece ağızdan beslenmiyor deriyi de beslemek lazım, bunu anlatmamız lazım.

- Eskiye ve doğaya olan bir merak artışı var sanırım.
Çocuklar bile alerjiyle doğuyorlar artık. Kanser vakaları her geçen zaman artıyor. Bizler, teknoloji düşkünlüğümüzü arttırırken batılılar eskiye, doğaya dönüş gerçekleştiriyorlar.

- Kaç çeşit doğal sabun üretiyorsun?
Yirmi çeşit doğal sabun ürettim. Alanya'nın kekiğinden avokadosuna, keçi sütünden biberiyesine kadar birçok sabun çeşidi oldu. İnsanlar almak istedikleri kadar sabunu seçip kendi elleriyle istedikleri kadar kesip alıyorlar. Bu da insana keyif veriyor. Sabunu kalıptan kendin kesiyorsun. Her şey doğal.

- Esnaf ne diyor?
Büyük firmaların sahipleri gelip iş yerimi geziyorlar. Kalem kağıtla not alanlar, fotoğraf çekenler bile var. Herkes aynı konsepti kendi şubelerine de yapmak istiyor. Tasarım konularında kendilerine bilgiler veriyorum. Bir beklentim yok, bana gurur veriyor.

- Ünlülerden gelen var mı?
Çok var ama isim vermem doğru olmaz.

KİM KİMDİR?
Doğum yeri olan Malatya'da 1969 senesinde dünyaya geldi. Küçük yaşta Almanya'ya götürülerek orada yaklaşık 20 küsür sene yaşayan Bora, 18 senedir de Alanya'da yaşıyor. İki oğlu olan Bora'nın hobilerinde ise serbest dalış ve bitki araştırmacılığı var.

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.