banner391
banner405

"Gazetemiz ebediyen yaşayacak"

Merhum Arıkan Yılmaz Dim, son röportajında 44. yayın yılına giren Yeni Alanya'nın doğuşunu, yaşanan çileleri, umutsuzlukları ve zaferini anlatmıştı. İşte o röportaj


banner404
 "Benim hayatımdaki bütün etkinlikler yenilikler üzerine olmuştur. Herkesin yaptığını değil, mümkün mertebe 'Yapılmayanı yapmak' isterim. Yeni Alanya da böyle ortaya çıktı" 
"Ortaokulda öğrenci iken duvar gazetesi çıkarmıştım. Okul Müdürü gazetemi bir meseleden dolayı kapattı. O zamandan beri içimde bir ukde kalmıştı"

"1 Eylül 1968'de gazete yayına hazırlanmıştı. İlk baskıyı Kaymakam Sabri Yorulmaz yaptı. Gazetenin büyüklüğü 0.45 metrekare. Yani şimdiki gazetenin bir yaprağı kadar"

- 1968 yılında Alanya'da hiç alışılmamış ve "yürümez" denilen bir mesleği, gazeteciliği başlattınız. O dönemlerde niçin bu tercihi yapmıştınız?

Benim hayatımdaki bütün etkinlikler yenilikler üzerine olmuştur. Mesela Alanya'da ilk muhasebe bürosunu ben açmıştım. Alanya'da ilk Ticaret Lisesi ve Milli Eğitim Müdürlüğü görevlerinde bulundum. Herkesin yaptığını değil, mümkün mertebe "yapılmayanı yapmak" isterim. Gazetecilik fikri de ilkleri tercih edişimden beynimde uyanmıştır. Gazete, Alanya'da bir ihtiyaçtı. O zamanlar vatandaşlar sürekli bu ihtiyaçtan bahsediyorlardı. Ben de gazeteciliği düşünüyordum. Ortaokulda öğrenci iken duvar gazetesi çıkarmıştım. Okul Müdürü gazetemi bir meseleden dolayı kapattı. O zamandan beri içimde bir ukde kalmıştı. O ukdeyi böylece tatmin etmiş oluyordum. 

- Yeni Alanya'nın kuruluş günlerini anlatır mısınız?

Askere gideceğim sene bir düğünde bazı vatandaşlar, "Yahu Alanya'da bir gazete yok" diye şikayette bulunuyorlardı. Benim kafamdan da Alanya Gazetesi çıkarmak geçiyordu. Yalnız arada askerlik engeli vardı. Askerliğimi tamamladıktan sonra bir Alanya Gazetesi çıkarmayı kafama koydum. 1966'da askere gittim. 1968 Temmuz'unda 2 ay izin alarak Alanya'ya geldim. Etrafta araştırma soruşturma yaptıktan sonra bir matbaa kurmaya karar verdim. 1 Eylül 1968'de gazete yayına hazırlanmıştı. İlk baskıyı Kaymakam Sabri Yorulmaz yaptı. O zamana göre kalabalık bir halk topluluğu önünde müessesemizi açtık. Gazetenin büyüklüğü 0.45 metrekare. Şimdiki gazetenin bir yaprağı kadardı. İlk kuruluşundan itibaren gazetenin mümkün mertebe içerik ve biçim yönünden çevreye örnek bir yayın olmasına özen gösterdik. İlk baskılarımızda elle dizip, elle basıyorduk. Yani en ilkel matbaacılıkla başladık. 1970'li yıllarda baskıyı otomatikleştirdik. Dizgiyi de makineyle yapmaya başladık. Yani o zamanın en üst teknolojisini kullanmaya çalıştık. Otomatik baskı, otomatik dizgi o devirde her matbaada olmaya bir teknolojiydi. 1980'lerin sonlarında ofset baskı sistemini düşünmeye başladım. Ama maddi imkanlarımız buna pek elvermiyordu. Onun için kullanılmış cihazlar satın alarak 1989 yılında ilk ofset baskı sistemine geçtik. Sistemi giderek modernize ettik. Yeni cihazlar ve makineler aldık. Gazetenin hem içerik yönünden, hem de dizayn yönünden çevre ilçe ve illerdeki gazetelerden aşağı kalmamasına büyük özen gösterdik. Tabi ki önceden amatör gazetecilik yaparken 1980 sonlarında profesyonel gazeteciliğe geçmiş olmanın faturası çok büyük oldu. 11 daire sattık ve bugünkü düzene ancak ulaşabildik. 1990'lı yıllarda yeni rakipler türedi. Onlar bizim yükselişimizi kazanç elde ettiğimiz şeklinde yorumluyorlar, bu işi kazanç için yaptığımızı sanıyorlardı. Halbuki çok büyük özverilerle bu işi yürütmekte, ekonomik yönden çok büyük sıkıntılar içinde yüzmekteydik. O zaman ortaya çıkan yeni rakiplerimizin hepsi 1-2 sene yayınlandıktan sonra kapatmak zorunda kaldılar. Böylece bu işin bir fedakarlık işi olduğunu öğrenmiş oldular. Gazetenin bugünkü durumuna gelmesinde oğlum Mehmet Ali ile gazetem personelinin katkıları çok büyük olmuştur. Okurlarımızın gazetemizin kıdemine ve şahıslarımıza duydukları güven ve ilgi de bizi daha iyi hizmet vermeye sevk eden nedenlerdendir. 

- İlk yıllarda yaşadığınız zorluklar ve sıkıntılardan bahseder misiniz? 

İlk kuruluşlarda mutlaka çok zorluklar çekilir ama bizimki daha farklıydı. Çünkü Alanya'da olmayan bir meslekti. O işi yapacak kimse bulamıyorduk. İzmir'den, Ankara'dan, İstanbul'dan personel getiriyorduk. Ama adamlar birkaç ay çalışıp, kaçıyorlardı. Usta bulmak zor oluyordu. Çevrede bu meslekten anlayan bir kişi bile yoktu. Bu yönden büyük sıkıntılarımız vardı. Bir de tabi gazetecilik çok yeniydi o zamanlar. Herhangi bir haber yazdığınız zaman haberlerle ilgili şahıslar size sataşıyorlar veyahut telefon açıp, hakaret ediyorlardı. Şimdiki gibi anlayışlı insanlar yoktu o zamanlar. Buna benzer zorluklarımız vardı. Bir de maddi zorluklar vardı tabi. Kazancı çok olmayan bir meslek dalı bu. Dolayısıyla kazancını yetirebilmek için büyük uğraş veriyorduk. Bankalardan çok krediler kullandım. Ziraat Bankası'ndan, Halk Bankası'ndan ve Ticaret Bankası'ndan krediler aldım. Ayrıca öğretmenlik yapıyordum, maaşım vardı. Bahçemiz vardı, muz, narenciye gibi meyvelerden de üç-beş kuruş gelirimiz oluyordu. O zamanlar hepsini gazete yiyordu. Maalesef gazeteden kâr edemiyorduk. Çünkü Alanya'da nüfus 10 bin civarındaydı. Ticarethane falan da yoktu. Matbaa işi de o kadar güçlü değildi. Alanya'da Alantur, Panorama, Merhaba ve Selam gibi 3-4 tane otel vardı. Birkaç tane de lokanta vardı. Fabrika vesaire olmadığı için matbaacı da yoktu. Reklam işi zaten yoktu. Yani o zamanlar gazeteciliği çok büyük sıkıntı ile yaptık. 

- O yıllarda Alanya'da okuma-yazma oranı nasıldı? 

Okuma-yazma oranı çok düşüktü. Alanyalı genelde kültürel faaliyetlere, eğitime çok fazla önem vermeyen bir halk topluluğu idi. Şimdilerde biraz değişti bu durum. Yine sağ olsunlar, bizim gazetemize gerek şahsımız, gerek diğer nedenlerle önemli ilgi vardı. Ama o ilgi yine de zayıftı demek lazım. Çünkü Alanya'da bu tür faaliyetler pek fazla takdir edilmiyor, buna rağmen gazeteyi yaşatmaya çalıştık ve yaşatabildik. 80'li yıllardan sonra çocuklarımız yetişti, onlar devam ettirdiler. Biz de onlara maddi takviyelerde bulunduk. Böylece bugünlere gelebildik. 

- Alanyalı 1968 yılında bir gazete ile tanıştı. O günlerde halktan olumlu yada olumsuz anlamda hangi tepkileri almıştınız?

Her ne kadar bazıları takdir etmese de üst kademedeki memurlarımızdan, Kaymakamımızdan ve diğer bürokratlarımızdan büyük ilgi görüyorduk. Onlar bize çok yardımcı oluyorlardı. Mesela haber bulmakta en büyük yardımcımız onlardı. Bazı kaymakamlar bizzat haberi yazıp, verirdi bize. Genellikle onlarla birlikte gezerdim ve haber bulduğumuz zaman yazardık. Mesela Fahri Yücel vardı. Benim ilk tanıdığım Kaymakamlardan birisi. O adamcağız çok ilgi gösterirdi. Haberleri beraber yazardık. Böyle yardım eden dostlarımız vardı. Tabi halktan da büyük tepki görmedik. Haberlerden dolayı hakaretler, saldırılan falan, bunlar ufak tefek şeyler. 

- Yeni Alanya, 37 yaşına girdi. 37 yıllık sürede hiç "Bu gazeteyi çıkaramayacağız" diye umutsuzluğa düştüğünüz zamanlar oldu mu? 

Oldu. Zaman içerisinde kapatmaya da karar verdim, satmaya da karar verdim. Fakat dostlar, arkadaşlar "Sabret, bu işin sonu gelecek" dediler ve biz de bu tavsiyelere uyarak her şeye rağmen devam ettirmeye çalıştık. Hem maddi sıkıntılar oluyordu, hem de bazı kaymakamlarla takışıyorduk. Onların "Memura Muhakemet Kanunu" diye bir dokunulmazlıkları var. Bir şey yapamıyorduk. O sana her şeyi yapar, sen ona bir şey yapamazsın. Öyle zamanlarda "Ulan hem bu işten maddi sıkıntı çekiyorum, hem de böyle şeyler çekiyorum. Nedir benim bu derdim? Bırakırım bu işi" diye düşündüğüm zamanlar olmuştur. Ama dostlar, ahbaplar "Devam et yahu. Sen bu işi devam ettirirsin, muaffak olursun" diye beni teşvik etmişlerdir. Böylece devam edip geldik. 

- Şu anda Yeni Alanya'yı oğlunuz, Genel Yayın Müdürümüz Mehmet Ali Dim sürdürüyor. Mehmet Ali Dim'den sonra Yeni Alanya'yı kim sürdürecek? Torunlarınız gazeteciliğe meraklı mı? Siz bu yönde torunlarınıza telkinlerde bulunuyor musunuz? 

Valla şimdilik öyle bir torun ortada yok. Fakat Yeni Alanya bir müessese haline geldi. Bu müesseseyi devam ettirecek bir kadro kurmak lazım aslında. Şimdi biz Yeni Alanya'yı şirkete dönüştürdük. Bu şirket bünyesine bu işi devam ettirecek, dışardan da olsa insanlar almak lazım. Bunu oğlum Mehmet Ali'nin yapması lazım. Şimdilik bizim ailede Mehmet Ali'den başka bu işi devam ettirecek kişi maalesef görünmüyor. Hiçbirinde bu heves yok. Hatta "Bu şirkete niye aldın bizi?" diye bazıları bana kafa tutuyorlar. Halbuki ben onu bir aile şirketi olarak düşündüm. Aile fertlerinin hakları vardı. Çünkü gazeteyi yürütmek için 11-12 daire satmıştık. O daireler herkesindi. O bakımdan bu şirketi aileye mal ettim. Dolayısıyla aileden bir meraklı fert çıkar mı diye düşündük. Çıkmadı. Bundan sonra bu işi tamamen Mehmet Ali'ye havale edeceğim inşallah. Ve Mehmet Ali bunu kurumsallaştıracak. Yanına aileden olmasa bile bu işi devam ettirebilecek insanları almak suretiyle bu kurumun yaşamasını sağlayacak. Ben nasıl bu duruma getirdiysem, o da getirecek inşallah. 

- Geçen yıl gazetemize yönelik silahlı bir saldırı düzenlendi. Sizin için bir ilk olmayan bu saldırı size neler düşündürdü? 

Kaderimizde var bu olaylar. Daha önce arabamızı yaktılar. Gazetemize molotof kokteyli attılar. Hatta evime dinamit bile atılmıştı. Bunların yanı sıra saldırılar da oldu. Görevimiz gereği, bu tarz saldırıları normal karşılıyoruz artık. Gazetecilikte bu var ve yaşanıyor. Önüne de geçilemiyor. Bugüne kadar bize yapılan saldırılarda can kaybı olmadığı için Allah'a şükrediyoruz. 
Son saldırıya da bir anlam veremedim. Benimle bu konuda konuşanlar saldırının yazarların tepki çeken yazıları nedeniyle düzenlendiğini söylediler. Bazı haberlerden rahatsız olanlar da vardır. Polis'in olayı aydınlatmasını bekliyoruz. 

- Yeni Alanya'nın geleceğini nasıl görüyorsunuz? Örneğin 10 yıl sonrası için neler düşünüyorsunuz?

Valla Yeni Alanya tuttu. Bunun devam etmemesi için hiçbir neden görmüyorum. Fevkalade büyük bir yanlış yapılmazsa, mesela tutup da para ediyor diye müessese satılmazsa, dediğim gibi kurumsallaştırılırsa Yeni Alanya ebediyen devam eder. Alanya'da 1950'lerde bir gazete çıkarılmıştı. O gazete ancak 1-2 yıl devam etti. Bizden sonra da yine birkaç gazete ortaya çıktı ve hepsi battı. Biz bugüne kadar direndiğimiz için bunun ebediyen yaşaması lazım. Alanya'nın buna ihtiyacı var. Ama bu kurumlaşmayı gerektiriyor. Azimli insanların bu işe el atması gerekiyor. İnşallah biz gittikten sonra da devam eder. 

- 1 Eylül 1968'den 1 Eylül 2004'e kadar tam 37 yıllık bir gazetecilik yaşamınız var. Geriye dönüp, baktığınızda gazetecilik adına yapmak isteyip yapamadıklarınız, hedefleyip ulaşamadıklarınız neler var?   

Yalnız kendi gazetemle ilgili değil de, yerel gazetelerle ilgili düşüncelerim öteden beri vardı. Şimdi BİA diye bir kuruluş ortaya çıktı. Bu kuruluş benim düşüncemi yansıtıyor bir bakıma. Bütün yerel gazeteler belli bir merkezden haber ve yazı akışı sağlayabilmeliydi. Bir kuruluş meydana getirilmeliydi. Biz Anadolu Basın Birliği'ni buna benzer amaçlarla kurduk. Ama maalesef böyle kuruluşlara hemen bazı menfaatperestler el koyuyor. Ondan sonra gayretinden uzaklaşıyor. Anadolu Basın Birliği'ni de kurarken, biz çok iyi niyetlerle kurduk. Ama bir ekip geldi, oturdu. Onlar birliği menfaat ve itibar edilmek için kullanmaya başladılar. O bakımdan bizler çekildik. Aynı Alanya Gazeteciler Cemiyeti gibi. Olayı idealist insanlarla götürmek lazım geliyor. Burada çıkar hesapları yapan insanların yer alması en büyük tehlike bu iş için. Her iş için öyle. Her işe eğer menfaatperestler el koyarsa o iş hayır getirmez. Dernekler de böyle, partiler de de böyle, efendime söyleyeyim, kuruluşlar da böyle. Bunların yaşaması için idealist ve fedakar insanlara ihtiyaç vardır. 

- Siz yıllarca siyasi ve ekonomik içerikli makaleler yazdınız. Bu yönde Alanyalılar'ı bilgilendirdiniz, yenilikleri aktardınız ve yorumladınız. Sürekli siyasi ve ekonomik makaleler yazmanızın sebepleri nelerdi? 

Türkiye'nin en büyük sorunu siyaset ve ekonomi alanında yeniden yapılanamamış olmasıdır. Bir de yerel yazılara veda ettim. Sebeplerini de şöyle izah edeyim. Dediğim gibi ben Kaymakamla, Vali ile, yerel yöneticilerle, belediye başkanlarıyla çok mücadeleler ettim. Bu mücadelelerimde halk benim geçimsiz bir insan olduğum izlenimi ediniyordu. Yada ben öyle hissediyordum. Bu yüzden destek bulamadığımı görüyordum. Onun için yerel yazılara mümkün mertebe veda ettim. Genel yazdım. Türkiye'nin genel olarak ekonomisi, genel olarak siyaseti için yazdım. Öyle olunca yerel konuları ben muhabirlere ve diğer yazarlara bırakmayı uygun görmüştüm. Çünkü çok huzursuz etti beni o ilgisizlik ve haklı meselelerimde haksız zannetmeleri. Kamuoyunun desteklememesi beni yerel yazılardan uzaklaştırdı. 

- Gazetecilik yaşamanızda hiç unutamadığınız, bizlerle paylaşmak istediğiniz bir anınızı paylaşmak ister misiniz? 

Ben biraz mücadeleci bir insanım. Kaymakam ile, Vali ile, Belediye Başkanı ile mücadele ettiğim zamanlar olmuştum. Hem de kıyasıya mücadele etmişimdir. Ama onlar bana devletin verdiği yetkileri kullanmak, istismar etmek suretiyle her türlü kötülüğü yapmışlardır. Kanun yolları kapalı olduğu için, dokunulmazlıkları olduğu için bir şey yapamamışımdır. Ondan sonra gazeteyi ben de kullanmaya başlamışımdır onlar için. Dolayısıyla büyük sıkıntılar meydana gelmiştir, çok huzursuz olmuşumdur. 

- Gençlere ve Alanyalılar'a vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

Alanya'da ve Türkiye'de en büyük eksiklik okuma alışkanlığı, kültürel faaliyetlere ilgisizlik, eğitime yeterince ilgi duyamamak. Bunları mümkün olduğunca gençlerimiz telafi etmeli, eğitime yönelmeli, çok kitap okumalı, çok gazete okumalı. Zaten ondan sonra kültürel seviye yükseldiği zaman o toplumda ekonomi de düzelir, siyaset de düzelir, her şey düzelir. Çünkü Japonya'da, Avrupa'daki ileri devletlerde okuma alışkanlığı bizimkinin 10 katıdır. Biz de nüfusun yüzde 7'si gazete okur. Onlarda yüzde 70'i gazete okur. Eğitim seviyesi olarak da biz ilkokul seviyesini aşamamışızdır. Onlar lise seviyesini aşmış, ortalama olarak üniversite seviyesine gelmişlerdir. O bakımdan eğitim ve kültür alanında belli bir düzeye ulaşmadıkça, toplumun bir yere varması mümkün değil. Ekonomi de gelişmez, siyaset de gelişmez, demokrasi de gelişmez. Yani bunların hepsinin gelişmesi, eğitim ve kültürle mutlaka alakalıdır. Bunu tavsiye ediyorum ben genellikle gençliğimize. Kültürlü insanlar olsunlar, eğitimli insanlar olsunlar, bol okusunlar. 

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.