banner391
banner405

‘En büyük servet cesarettir’

UZUN zamandır bu kadar halktan, bu kadar kaprissiz içten bir sanatçıyla bir araya gelmemiştim. Çıtı pıtı, deli dolu biri. Sanki biz röportaj için değil de beş çayına buluşmuş gibiydik. Yol yorgunu olmasına rağmen ne "Yok beni böyle çekmeyin" dedi, ne de herhangi bir özel isteği oldu. İçten cevap verdi sorularıma ve enerjisi tabii ki bana da geçti. PopStar yarışmasıyla tanıdığımız şarkıcı Canan, o günden bugüne yaşadıklarını ve çok özel anlarını Portakal’a anlattı. Canan Ay’ın hikayesi PopStar yarışmasıyla başlayıp adım adım, sessiz sessiz bugüne kadar uzanan bir hikaye. PopStar’dan bugüne neler yaptı? Hayatında neler değişti? Sorularımızı cevaplayan güzel şarkıcı bakın neler anlattı.

‘En büyük servet cesarettir’

banner404
* Canan Ay  kimdir? Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
1979, Almanya doğumluyum. 1984 yılında ailemle birlikte kesin dönüş yaptık. İlkokul, Ortaokul ve Lise’yi Samsun'da okudum. Ortaokul'dan itibaren korolarda faaliyete başladım. Çocukluk korosundan yetişkinlik korosuna geçtim, özel korolarda solistlik yaptım. 13 senedir Türk Sanat Müziği Korosu'nda solistlik yapıyorum diyebilirim. 3 çocuklu bir ailenin;  ufak, haylaz, enerjik bir o kadar da evin reisi havasında olan kız çocuğuyum. Müzikle uğraşan bir ben varım. Çok yaramaz ve haylaz bir çocuktum… Annem beni sokaktan eve zor alırmış, yemeğe bile gitmezmişim. Çocukluğum her şeye rağmen çok güzel geçti diyebilirim. Ailemin yurt dışında yaşamasının olumlu etkisi oldu bunda. Annem özellikle sosyal  bir kadındı. Babam ise tam tersi, sessiz ve sakindi.

*Müzik hayatınız nasıl başladı? Müziğin hayatınızdaki yeri ve önemi nedir?
Müzik çocukluğumdan bu yana benim için bir açılma yöntemi olmuştur. Garip bir şekilde müzikal anlamda yeterince donanımlı bir aileden gelmiyorum. Lise sonda, ailemle birlikte bir siyasi partinin kadınlar çayına gitmiştik. Tesadüfen, uçağın rötar yapmasından dolayı solist gelmedi. O  rötardan dolayı da kadın kolları başkanı olan Azade Keleş, kalk bir şarkı söyle dedi. O zamanlar Muazzez Abacı'nın yeni nostalji albümü çıkmıştı. Nostalji 1-2-3 diye. Bilinen şarkılardı rahat oldu benim için. “Ben ne söyleyeyim, ben çıkamam sahneye” dedim. Birkaç tane şarkı söyle dediler bana, solist gelene kadar. Ben mikrofonu aldım elime. Masalardan masalara… Sanki bu işi 40 yıldır yapıyormuş gibi, yaklaşık bir saat sahnede kaldım. Ondan sonra indim aşağıya herkes telefon numaramı alıyor. Şaşırdım bir anda, “Ben bu işi yapmıyorum, bilmiyorum” diyemedim. Çünkü çok güzeldi,  bir de ailem bu konuda çok teşvikkardır. Benim annem bağlama çalar, anne tarafımın sesi çok güzeldir. Bu konuda çok yetenekli. Baba tarafımın ticari açıdan kafaları çok çalışır. Güzel bir harmanlama olmuş. Babam Bafralı, annem Ordulu,  Samsun'da buluşmuşlar. Bizi dünyaya getirmişler. İlk paramı Samsun Bafra’da, yine bir çay organizasyonunda kazandım. Bu  çalışmamdan  20 milyon lira aldım. İkinci ekstra işime mahalleden Behiye Teyze'nin genç kızlık elbisesiyle gittim. Keşke fotoğrafları olsaydı. Ayakkabılar liseden arkadaşımın annesinindi. Topuklu ayakkabıyı ilk defa  o zaman giymiştim. Saçım kısaydı. Sibel Can modasıydı, gerçi hala kısa. Sonra Tıp Balosu'na gittim, Bafra'da 70 milyon lira aldım, 100 dolar da bahşiş. İlk abiyemi, ilk ayakkabımı, ilk nota sehpamı ve ilk nota defterimi bu paralarla aldım. 98 senesinden beri ayaklarımın üzerinde duruyorum. Sürekli aynı mekanda çalışmayı aslında sevmiyorum çünkü  çabuk sıkılıyorum. Hala profesyonel ilan edemiyorum kendimi. Her ne kadar bu işi profesyonel olarak yapıyor olsam da, hala amatör ruhla söylüyorum. Ve hala sahneye çıkarken ellerim titriyor. Ama bir gerçek şu ki sahnede kendime aşığım.

* Şarkıları okurken neler hayal ediyorsunuz? 
Şarkıları okurken, şarkıdaki yaşanmışlığı hissetmeye çalışırım.

*Ne tarz şarkılar söylüyorsun?
Seslendirdiğim parçalar genellikle pop ve fantezi ağırlıklı. Ama elimden geldiği kadar her tarzı icra etmeye  çalışıyorum.

*Bir mekanın ‘in’ sayılması için müzik ne kadar önemli? 
New Scientist Dergisi’nde bir makale vardı, bir mekanda bazı şarkılar çalındığında şarap satışında artış olduğu gözlenmiş. Müzik, müşteriyi mekandan gönderebilecek ya da mekanda tutabilecek güce sahip olduğu için bence de ilk sırada geliyor. 

* Seni PopStar yarışması ile tanıdık. O günden bu güne hayatında neler değişti? Neler yaptın anlatır mısın? 
Orhan Gencebay, Bülent Ersoy, Ebru Gündeş, Armağan Çağlayan. Nasıl bir ruh halindeyim bir bilseniz. Güzel bir 2,5 aydı. Ama bitince, tabiri caizse eşek öldü ortaklık bitti oluyor. Bu yarışmalar iyi etiket oluyor o kadar. 

* Bu yarışmaları nasıl değerlendirirsin? Genç yeteneklerin önünü açıyor mu gerçekten? Sana neler kattı ya da ne gibi dezavantajları var? 
Yurtdışı versiyonlarının müzik dünyasına kazandırdıklarının çok daha fazla olduğunu duyuyor ve öğreniyoruz. Türkiye’de ise reyting kaygısı, programların amaçlarını yitirmelerine sebep oluyor. Ben PopStar’a başvurduğumda salt bir ses yarışması olacağını sanmıştım. İlerleyen dönemlerde hikayesi daha renkli, geçmişi daha olaylı kişilerin yarışmada ön plana çıktıklarını gördüm. Aslında bu yarışmalardan faydalanmakta, unutulup gitmek de kişinin kendi elinde. Sonuçta milyonlarca kişinin önüne çıkma fırsatı veriliyor. Sonrası kendi çabalarınıza ve ne kadar istediğinize kalmış. 

* Bu sektörde tutunmaya çalışırken yaşadığın en büyük zorluklar neler oldu? 
Hangisinden bahsedeyim ki? Önüme taş koyanları da gördüm, son dakika sözleşme feshedenler de. Zararı yok. Bu yolda bana lazım olan donanıma sahip olduğumu biliyorum. Korkum, endişem ya da telaşım yok. Bu yolda engellenmeyen, problem yaşamayan kaç kişi var ki? O yüzden kimseye ne dargınım, ne de önemsiyorum bu mevzuları. 

* Biraz özel hayatın hakkında konuşalım. Evlilik kararı nasıl alındı ve neden bitti? Anlatır mısın?
2003 senesinde evlendim. 15 Eylül 2003 senesinde düğünümün olduğu gün PopStar elemeleri vardı. İkilemde kaldım, ama gidemedim. Evliliğim daha ağır bastı. Evlilik her genç kızın rüyalarını süsleyen bir hayal gibi. Tabi ki benim de hayalimdi. Gönül isterdi ki bu kadar çabuk bitmesin. Ama hayatta bazen istenmeyen şeyler olabiliyor. Her şeyde bir hayır olduğunu düşünenlerdenim.  Evliliğimin bana vermiş olduğu en büyük hediye, bir erkek çocuğuna sahip olmam oldu. 19 aylık bir oğlum var. Allah herkesin çocuğunu bağışlasın. Kariyer ve çocuktu hayallerim. Artık mutlu ve çocukluyum. Kariyer de yaptım çocuk da.

* Sanat dünyasının içinde evli bir kadın ile bekar bir kadın arasındaki farklar nelerdir? 
‘Evli’ ya da ‘bekar’ statüsü arasında bence hiçbir fark yok. Şöyle özetleyeyim. Biz evlendiğimizde kimsenin haberi olmadı. Ben işlerime aynen devam ettim. Yapılan meslekten bağımsız bireyin evlilik ve benzeri konuları nasıl yansıtmak istediğiyle alakalı. Ben evliliğimin işimi etkilemesine, işimin önüne geçmesine hiçbir zaman müsaade etmedim. Evliliğimi mutlu ve kutsal kılan da bence bu oldu. Ben bekar iken uçarı, uçlarda bir yaşam sürmüyordum. Ne çevrem değişti, ne de yaptıklarım. Sadece hayatıma farklı renkler girdi. 

* Türk starları arasındaki idollerin kimler? 
Sibel Can ve Orhan Gencebay örnek aldığım ve çok beğendiğim isimler. 

*Geleceğe dair beklentileriniz, hedefleriniz neler?
Beklentiler, hayal kırıklığına uğramama sebep oluyorlar. O yüzden hayatın bana ne getireceğini beklemeyi daha çok seviyorum.

*Sosyal yaşamınızda da şarkılarda seslendirdiğiniz kadar duygusal bir yapınız var mı?
Çok duygusalım, hatta çok da sulu gözlüyüm.

*Sahnede seslendirdiğiniz parçalar aşk hayatınızda yaşadıklarınızla uyum içinde diyebilir miyiz?
Birçoğu benim yaşadıklarımla bire bir, birçoğu da benim yaşadıklarım diyebiliriz. 

*Müzisyen olmasaydınız ne olmak isterdiniz?
Palyaço! Düşündüm de, en kolay palyaço olunuyor. Bir kırmızı burun, kocaman ayakkabılar, dudakların etrafına bir çizgi. Tamam işte bu kadar.

*Sosyal yaşantısıyla Canan Ay’ı nasıl canlandıralım gözümüzde? Neler yaparsınız, nelerden hoşlanırsınız?
Çok hareketli birisiyim hatta hiperaktifim diyebilirim. Keyfime çok düşkün olmama rağmen fazla oturduğumu da göremezsiniz. Gündüzleri evin dışında olmayı çok seviyorum bol bol yürüyüş yapıp vitrinleri takip etmeye bayılıyorum tam bir alışveriş delisiyim diyebilirim. Gün içerisinde spor yapmadan ve dans etmeden duramam. Geceleri özel bir davet ya da yemek yoksa evde vakit geçirmeyi severim, bol bol kitap okurum ve sinemada görme fırsatı bulamadığım tüm filmleri evde izlerim. Vakit buldukça da Facebook fan sayfamda ve Twitter'da sevenlerimin yorumlarını takip ederim.

*Sosyal medyanın gerekliliği konusunda neler düşünüyorsunuz? Hayranlarınızın sorularını cevaplandırmak çok vaktinizi alıyor mu?
Kesinlikle! Bugünlerde sosyal medyadan kaçış yok. Hatta sosyal medyanın solistlerin  popüleritesi üzerinde son zamanlarda büyük katkısı olduğunu söyleyebilirim. Sanatçıya kendi hayran kitlesini oluşturmak için büyük bir fırsat veriyor sosyal medya. Ben de Facebook ve Twitter‘da yerimi alanlardanım. Sadece reklam ve pazarlama açısından değil müzik piyasasında neler olup bittiğini öğrenmek içinde büyük fırsat. Genelde hayranlarımla sosyal medyada buluşurum. Klasik bir söylem ile hayranlarım yoksa ben de yokum. Bu yüzden interaktif medyaya olabildiğince vakit ayırmaya çalışıyorum.

*Kaç dil biliyorsun?
2 dil. Almanca ve İngilizce

*Çok gençsin, çok enerji dolusun. Nedir hedeflerin?
Gerçekten öyle. Bu işi yapmak için doğmuşum gibi hissediyorum kendimi. Yapmak istediğim daha çok şey var. Sanat ve müzik adına yapılabilecek her şeyin altında imzamın olması hedeflerimin başında geliyor.

*Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Bana böyle bir fırsatı sunduğunuz için öncelikle  sizin vesilenizle Alanya halkına, değerli patronum Nazmi Hacıkadiroğlu’na sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Beni, Twitter ve Facebook‘tan takip etmeyi, ayrıca Aplus’ta canlı performansımı dinlemeyi de unutmayın. Alanya benim için hep keşfedilecek yerler arasında en üst sırada olmuştur. Son olarak, sevenlerime  sesleniyorum: “En büyük servet cesarettir”

*Portakal Magazin hakkındaki düşüncelerini alabilir miyiz?
Portakal’ı Alanya'ya geldiğim ilk gün itibariyle  takip ediyorum ve çalışmalarınızı takdir ediyorum. Ulusal gazeteler içerisine konulduğunda hiçbir fark görülemeyecek kadar eksiksiz. Kesinlikle  herkese göre bir şeyler var. Kısacası “Favorim” diyebilirim.

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.