banner391
banner405

‘Dünyaya bir daha gelsem yine tiyatrocu olurdum’

Büyük Usta Nejat Uygur'un, çok da fazla göz önünde olmayan, tiyatro hamuruyla yoğrulmuş ve sahne arkasında Türk tiyatrosuna hizmet veren oğlu Süha Uygur ile Alanya'yı, Tiyatro'yu ve Türk tiyatrosunu konuştuk

‘Dünyaya bir daha gelsem yine tiyatrocu olurdum’

banner404
 - Öncelikle röportaj teklifimizi kırmadığınız için çok teşekkür ederiz. Sizi birçok tanıyan kişi var tabiki ama tanımayan okurlarımız için bize Süha Uygur kimdir anlatabilir misiniz?
Türkiye'nin çok sevdiği Nejat Uygur'un oğullarından bir tanesi. Biz beş erkek kardeşiz. Süheyl ve Behsat televizyon dünyasında oldukları için tabi ki daha çok göz önündeler, ben, işin mutfak kısmındayım. Yapımcılık ve organizasyon kısmındayım. Ben Nejat Uygur'un ikinci oğluyum. Behsat en küçük kardeşimiz.

- Neden tiyatroyu seçtiniz? Babadan gelme bir istek mi?

Kesinlikle, tiyatro içinde doğduk. Annem de tiyatro oyuncusuydu. Tiyatro, çok zor ama özel bir meslek. Seçmemek gibi bir şansınız kalmıyor doğal olarak. Ama iyi ki de seçmişim. Dünyaya bir kere daha gelsem yine tiyatrocu olurdum. Çok zor şartlar altında yapıyoruz ama bu benim hayatım bundan vazgeçmek söz konusu olamaz

- Tiyatro haricinde başka alanlarda çalışmalarınız var mı?

Ağırlıklı olarak tiyatro üzerinden gidiyoruz. Vaktimizi tiyatro alıyor. Son dört yıldan beri de tiyatronun çocuklarla ilgili olan kısmıyla ilgilenmeye başladım. Onun da ana sebebi, biliyorsunuz babam çok rahatsız altı yıldır. Tıbben ayağa kalkması çok zor. Dört yıl önce sohbet anında babama, 'Senin için ne yapabilirim' dedim. O da bana, 'Çocuklar için çocuk tiyatrosu yap' dedi. Bu da beni çok etkiledi. Hemen çocuk tiyatrosu yapmaya karar verdim. Hemen çocuklara yönelik bir tiyatro kurdum. Bundan sonra başka iş yapsam bile çocuk tiyatrosu hep hayatımda var olacak. Çünkü babama söz verdim. 
Alanya'da da iki ayrı oyun sergiledik. Böyle bir teklif geldiği zaman Çetin kardeşimden, çok değerli buldum teklifi. Çünkü, kendi işletmesine çocuklarla ilgili bir alan kurmuş ve çocukları daha da çok memnun etmek için Alanyalı çocuklara tiyatro hizmeti vermek istemiş. Bu gerçekten takdir edilecek bir şey. Bir tiyatroyu buraya getirmek, oyun oynatmak, ağırlamak çok zor. O yüzden Çetin kardeşime ve değerli ailesine bu cesaretlerinden ve teveccühlerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. 

- Nasıl bir izleyicisiniz?

İyi bir izleyiciyim. Her oyuna gitmeye gayret ediyorum. Kafamda yorumlayarak izliyorum, bundan alamıyorum kendimi meslek gereği. Tiyatro oyunlarını seyretmekten büyük keyif alıyorum. 

- Kendi yaptığınız işi dışarıdan nasıl değerlendiriyorsunuz?

İşin alkış kısmı çok güzel. İnsanların sizi beğenmeleri, sizi tebrik etmeleri çok güzel bir şey. Oyuncularımın beğenilmesi, tebrik edilmesi, izleyicilerin onlara sarılması bütün yorgunluğa değiyor. Ama işin maddi yönüne gelirsek, tabi ki değmez. Türkiye'de kimse hak ettiğinin karşılığını alamıyor ama mühim olan sevdiğin mesleği yapmak. Bu meslek bizim canımıza, kanımıza, ruhumuza işlemiş durumda. Biz değmesi için elimizden gelen her türlü çabayı göstermek zorundayız. 

- Bu meslek için ‘Fedakarlık yaptım, birçok şeyden vazgeçtim’ diyor musunuz?

Hayır. Fedakarlık yapacak bir durum olmadı. Ben bu dünyanın içinde doğduğum için. Tamamen tercih meselesi. Mesela benim şöyle bir tercih yaptım ve hiç oyunculuk yapmadım. Bir kaç kere küçük küçük oynadım ama onları saymıyorum. Çünkü kendimde oyunculuk yapacak kabiliyeti görmedim ama sahne arkasında, bir oyunu yönetmek, bir oyunu hazırlamak, bir oyunu oynatmaya karar vermek, inanın ki oynamak kadar heyecan verici. Tiyatro bir bütündür. İnsanların karşısına çıkmak için, öncelikle oyun oynamaya karar vermeniz ve prova yapmanız gerekiyor ve bu durum da bir koordinasyon gerektiriyor.

- Günümüzde tiyatro, olması gerektiği noktada mı?

Değil kesinlikle. Çok geriye gitmiş durumda tiyatro. Tiyatro seyircisi bundan 15-20 sene öncesine kadar düzenli tiyatroya giderdi. İstanbul'da bir sürü sahne vardı. Haftanın her günü oyun olurdu. Hafta sonları matine suareler olurdu. Şimdi ise haftada iki-üç oyun oynayan tiyatro başarılı sayılıyor. Seyirci yok ne yazık ki. Televizyonların çoğalması izleyiciyi azalttı. Çünkü her gün, her evde, maçlar, diziler tiyatroyu engelliyor. Tabi ki ekonomi de bu durumu iyice zorlaştırdı. Tiyatro asla hak ettiği yerde değil. 

- Dizi seyretmiyor musunuz?

Öyle bir şey yok. Sevdiğim arkadaşlarımın oynadığı dizileri izliyorum. Çok iyi de bir televizyon izleyicisi olduğum söylenemez. Çok bana göre bir şey değil televizyon izlemek. 

- Tiyatro her durumda mesaj vermeli mi?

Hayır kesinlikle. Tiyatronun tarzları var. Mesaj verme kaygısı güden alanları da var. Londra'da, Amerika'da çok iyi komedi tiyatroları var. Orya gidersiniz, iki saat çokça gülüp eğlenirsiniz, neşelenir çıkarsınız. Her oyunda illa mesaj vereceğim, mesajı seyircinin gözüne sokacağım diye bir şey yok. Bence doğrusu da bu. Bunu yapan tiyatrolar da tabi ki var ve her zaman da mutlaka olacak. 

- Tiyatro deyince aklınıza gelen ilk şey ne olur?

Fedakarlık. Özveri. 

- Alanya'ya gelişinizi biraz anlatır mısınız?

Çetin kardeşimin aracılığıyla geldik. Geçen sene İstanbul'a geldiğinde söylemişti ‘Gelir misiniz’ diye? Ben de seve seve kabul ettim. Çünkü babamın da tiyatroya bakışı şu şekilde, insanlar beni seyretmeye gelemezlerse, ben o insanların ayağına giderim şeklinde. Biz de babamın yolundan gidiyoruz. Alanya'ya geldik çok güzel bir-iki gün geçirdik. Arkadaşlarımız sağ olsun bizi yalnız bırakmadılar. Alanyalı vatandaşlarımız da yoğun ilgi gösterdiler. Önümüzdeki aylarda tekrar geleceğiz. Çünkü ben buradaki potansiyeli gördüm. Bunu çok içten söylüyorum. Çok büyük bir ilgi var Alanya'da tiyatroya.

- Alanya seyircisini nasıl değerlendirirsiniz?

Çok elit bir seyirci var. İtiraf da edeyim, beklemiyordum. Çünkü bazı gittiğimiz yerlerde o kadar abuk sabuk şeylerle karşılaştık ki korktum. Ama Alanyalı o kadar benimsemiş ki tiyatroyu özenle hazırlanmış ve öyle gelmişler, bu beni çok mutlu etti. Çocuklarımızın ilgisi de beni çok mutlu etti. Gözlerimi yaşarttı. Gerçekten her şey şahaneydi. Kendilerine tiyatrom adına çok teşekkür ediyorum. 

- Alanya'da sanata ve sanatçıya duyarlılık sezdiniz mi?

Kesinlikle. Biz babamla Alanya'ya çok geldik. Alanya'da özlem var tiyatroya. Daha sık tiyatrolar Alanya'ya gelmeli. 

- Yemekler nasıldı?

Yemekler şahane. Ben çok mutlu oldum. Burada o kadar güzel anlar geçirdik ki. Bunlar çok içten cümleler. Kalbimizi Alanya'da bırakıp gideceğiz ve çok kısa zamanda kalbimizi almaya geri geleceğiz. 

- Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Nejat Uygur'un oğlu olmaktan büyük gurur duyuyorum. Onun bize açtığı yoldan ilerlemek için elimden gelen her şeyi yapacağıma söz veriyorum. Tüm Türkiye'ye ve dünyaya gerçekten çok ihtiyacımız olan barışı diliyorum. Barış ve huzur en güzel şey.

- Bizi kırmayıp röportaj verdiğiniz için sonsuz teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim. Tüm dostlara ve tiyatro izleyicisine selam ederim...

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.