banner391
banner405

‘Dramaya ihtiyacımız var’

MONETA SANAT AKADEMİSİ’NDE DRAMA ÖĞRETMENLİĞİ YAPAN SEMA ALEVCAN ÇALIŞMALARINI ANLATTI

‘Dramaya ihtiyacımız var’

banner404
 Alevcan, “Günümüzde, teknolojinin yaşamımızı kolaylaştırdığını inkar etmiyor fakat pasifleştirdiğini ise kabul ediyoruz” dedi
DRAMA Öğretmeni Sema Alevcan, Pazartesi Sohbeti’nin bu haftaki konuğu oldu. Dramanın yaşantımıza olan etkisine dair sorularımızı yanıtlayan Alevcan, tiyatroyla drama arasındaki farktan toplumun empati eksikliğine, insanlar arası ilişkilerden kendisinin drama öğretmenliğine nasıl başladığına kadar birçok açıklama yaptı. İşte Alevcan’ın değerlendirmeleri:

- Drama nedir?
Drama en basit tanımıyla "oyun oynamak" anlamında kullanılabilir ve "oyun dünyadaki en ciddi şeydir." Çünkü insan oyunla büyür, yaşamı algılar, yaşamı değiştirmek, dönüştürmek için hayal eder. Oyunu daha iyi oynayabilmek için yeni taktikler geliştirir. Günümüzde teknolojinin yaşamımızı kolaylaştırdığını inkar etmiyor, pasifleştirdiğini ise kabul ediyoruz. Daha az yüzyüze iletişim kuruyoruz, sorularımızın yanıtlarını yaşayarak bulmak yerine televizyondan öğreniyoruz. Oysa başkalarının hayallerini ve yaşantılarını izlemek yerine hareket etmeliyiz. Drama çalışmalarıyla kişi tiyatro tekniklerini kullanarak grupla birlikte hayal eder, yaratır, düşünür ve oynar. Bütün bu süreç herkesin birbirini etkili dinlediği ve yargılamadan izlediği demokratik bir ortamda gerçekleşir. Ve bunlar bence günümüzde en çok ihtiyacımız olan şeyler.

- Dramayla tiyatro arasındaki fark nedir?
Dramada tıpkı tiyatrocular gibi doğaçlama yapılıyor ve tiyatro teknikleri kullanılıyor. Fakat tiyatrodaki gibi gösteri yapma zorunluluğunuz olmaz. Drama “biz” içindir. Biz, fark ederiz. Eğer istersek bunu bir gösteriye çeviririz. Bu durum tamamen dramayı icra eden kişinin veya grubun inisiyatifindedir. Tiyatroda oyunculuk önemlidir. Dramada ise kimseye sergilemek zorunda olmadığınız için mükemmel olmak durumunda değilsiniz. Drama, “herkes her şeyi yapabilir”den hareket eder. Bildiğimiz çocuk oyunlarının biraz daha gerçekle harmanlanmış halini düşünebiliriz.

- Drama nasıl oynanır?
Örneğin çocuklarla çalışıyorsak bir konu seçeriz. Konumuz deniz ise mesela denizden yola çıkarak bir oyun kurgularız, orda karşımıza çıkabilecek çatışma noktalarını düşünürüz. Başımıza ne gelebilir? Fırtına olur, korsanlar çıkar… Böyle durumda aslında problem çözeriz. Zor bir durumda kaldığımızda nasıl davranırız? Bu, çocuk dramasında böyle gelişir. Yetişkinlerde ise güncel hayata uyarlayabileceğimiz birebir çalışmalar gerçekleştiririz. Konuşma anlamında ikili ilişkilerde zorlandığımız kısımlar varsa bunları aşarız. Mesela bir restoranda masamıza istemediğimiz bir yiyecek konulduğunda “hayır istemiyorum” diyemeye biliriz. Burada drama oyunu olarak “Hayır deseydim ne olacaktı”yı oynarız. Yapabileceklerimizin farkına vardırarak, “demek ki yapabiliyormuşum” demeyi öğreniyoruz. Dramalarda daha önce yapamadıklarımızı yaparak sonrasında nelerle karşılaşacağımızı ve öyle olsaydı sonrasında nasıl bir hamlede bulunacağımızı görebiliyoruz. Gerçek hayatta olabilecekleri öngörerek daha cesurca hareket edebiliyoruz. Günlük sorunlar anlamında iletişim sorunlarını çözüyoruz. Sadece bu değil, mesela Afrika’da yaşayan bir insanı rol olarak aldığımızda nasıl bir durumda olduğunu anlayabiliriz. Empati kurmayı öğreniriz. İlişkilerimizdeki anlamın farkına varırız. Yani yaşayacağımız şeylerin ortamını kendimiz oluşturuyoruz. Hiç girmeyeceğimiz rollere bürünüyoruz.

- Yetişkinler oyun oynamayı unuttu mu?
Dramada bizim asıl işimiz soru sormak, problem çözmek. Hangi rolü oynarsak oynayalım iki önemli soru var; bunu yaptım, başka nasıl yapabilirim ve ben olsaydım nasıl yapardım?
Bir diğer deyişle, dramayla hedefimiz, oyunun gücünün kullanarak düşünen, üreten, sorgulayan en önemlisi hayal eden kişilerdir.
Çocukların en iyi bildiği, en keyifle yaptıkları şey oyun oynamaktır. Bu aslında yetişkinler için de böyle, sanırım bizler biraz unuttuk. Oyun, yaşamın kırıldığı andır. Düz bir yolda yürürken birden eski bir dostla yolda karşılaşmak gibi, yine yolunuza devam edersiniz ama yepyeni bir sizle. Günlük yaşamın zorlu gerçekleri hep üzerimizde ağır yükler oluşturuyor. Oysa çoğu sorun diye tanımladığımız olayların altında yatan temel neden iletişim eksikliği ya da duyguların sağlıklı tanımlanamaması. Rol oyunlarıyla, doğaçlamalarla kişinin kendisiyle ve başkalarıyla sağlıklı bir iletişim kurmasını hedefliyoruz.

- Ankara’yı terk ederek Alanya’ya yerleşmenizdeki sebepler neler?
Benim de trafik, insan kalabalığı ve güneşi görememek gibi sebeplerim var. Ankara’da, drama öğretmeni olmak isteyen kişilere de eğitim veriyordum. Bu işi orada uzun süre yaptım. Oradaki insanların artık dramayla haşır neşir olduklarını bildiğimden, yeni bir yerler bulmak gerekiyordu. Eğitim neferleri olarak öğrenenler her zaman başka yerlere giderler. Ankara’ya tohumlar ekilmişti artık ve ben de başka yerlere gitmeliydim. Özellikle bir kıyı şeridi olmalıydı burası. Küçük ve ilişkileri daha kolay yakalayabileceğim bir yer. Sanırım doğru yerdeyim…

- Çalışmalar ne kadar sürüyor?
Hedefim, Alanya’da yaşayanlara katkı adına yeni bir soluk olmak. Yaşamlarındaki birçok şeyden birisi de drama olsun istiyorum. Bu anlamda
çocukluktan farklı yaş gruplarına kadar katılımcılarımız oluyor. Haftanın bir günü ve bir buçuk saat süren bir çalışma oluyor.

KİM KİMDİR?
Ankara Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Çevre Mühendisliği mezunu olan ve bugüne kadar bu alanda çalışma içerisine girmeyi tercih etmeyen Sema Alevcan, Ankara Oluşum Enstitüsü’nden drama sertifikasını aldıktan ve bir süre Ankara'da drama öğretmenliği yaptıktan sonra 4 yıl önce Alanya’ya yerleşti.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.