banner391
banner405

DENKTAŞ'IN ARDINDAN (2)

"Avrupa Parlamentosu'nun önerilerini Türkiye, pazarlıkla herhalde azaltacaktır. Aksi halde, bu önerileri uygulamak demek, Türkiye'nin üniter bir devletten çıkıp parçalanmış bir Federal ülke haline gelmesi demektir."

DENKTAŞ'IN ARDINDAN (2)

banner404
'AP önerilerini uygulamak
   Türkiye'yi parçalar!'


"Avrupa Parlamentosu'nun sevinçli tablosu, bayraklarına 'evet evet' bilmem ne, yani Türkiye'yi alıp üyelik kanalına sokup, bütün bu tavsiye iplerini kopartmak işin neşesi idi galiba."

"Avrupa Birliği artık gerçekleri görsün. Rumlar'a desin ki; Senin adın Kıbrıs Hükümetidir ama Türkler'in hükümeti değilsin. Ama biz bütün Kıbrıs'ın üye olmasını istiyoruz."

- Peki efendim. Ben şunu anlıyorum sizin söylediklerinizden. Referandumdan sonra, yani bizim evet dememizden sonra Türk hükümeti yeterince haklarımızı savunamadı.

- "Efendim yeterince savunamama meselesi değil. Bulundukları yerden bir adım gerilerlerse, barışçı görünürlerse, Kıbrıs meselesi Türkiye'nin önüne devamlı surette engel olarak konulmaz. Ortadan kalkacağız zannettiler. Burada yanıldılar. Kalkmadık! Daha etkin bir şekilde bu sefer Rum vetosu olarak tekrar karşılarına çıktı. Şimdi Rum, vetosunu kullanabilir mi kullanamaz mı? Geçen defa kullanamadı. Niçin kullanamadı? Çünkü Yunanistan ve herkes kendilerine dedi ki, yol daha uzun, ilerde kullanabilirsin, şimdiden birşey yapma!"

- Hakkını kullanma...

- "Bırak Türkiye'yi şu kıskacın içerisine bir alalım. Öyle yaptı. Ama her defasında kullanır gibi Türkiye'nin önüne çıkacak. Şimdi eğer Avrupa Birliği, Türkiye'yi istiyorsa, Türkiye'ye ihtiyacı varsa ki var bence. Türkiye'yi istemeyenlere rağmen yani Avrupa Birliği'nin genel bir Türkiye'yi üye yapma siyaseti, stratejisi varsa, o zaman bu küçük adamı (Papadopulos'u kastediyor) çekerler bir tarafa, derler ki; Avrupa Birliği'nin genel siyaseti Türkiye'yi almaktır. İki de bir de veto, bilmem neyle zorluk çıkarma. Ve bunu temin edebilirler. Yapmazlarsa bunu, o zaman demek ki Türkiye'yi almak istemiyorlar ve bunları kullanıyorlar engel olarak. Bunları görecektir. Türkiye bu girdiği yolda, en önemlisi çıkan kararda Avrupa Parlamentosu'nun tavsiye kararlarında. O tavsiye kararları hemen yayınlanmamıştır. Onların içerisinde eküminlik var, sular var, azınlıklar var, efendim ne istersen var, hepsi var, Kıbrıs da dahil herşey var. Dolayısıyla o Avrupa Parlamentosu'nun sevinçli tablosu, bayraklarına evet evet bilmem ne, yani Türkiye'yi alıp üyelik kanalına sokup bütün bu tavsiye iplerini kopartmak işin neşesi idi galiba."

- Hele Yunanistan'ın o kadar ateşli bir Türkiye taraftarı olması.

- "Şimdi bu Avrupa Parlementosunun önerilerini Türkiye, pazarlıkla herhalde azaltacaktır. Yahut bir kısmını ortadan kaldıracaktır. Aksi halde, bu önerileri uygulamak demek, Türkiye'nin üniter bir devletten çıkıp parçalanmış bir Federal bir ülke haline gelmesi demektir. Kabul edilemez şeydir onun içerisinde. Onun için Türkiye'nin uzun bir yolu vardır. Çok uzun bir yolu vardır. Ama kamuoyu Avrupa Parlamentosu'nun tavsiyelerinin ne olduğunu bilmelidir. Türkiye'nin ne pazarlıklar yapacağını bilmelidir. Reaksiyonunu göstermelidir. Avrupa Birliği bu reaksiyonu görmelidir ki, Türkiye'nin üzerinde baskıdan vazgeçsin. Türkiye'nin yapamayacağı şeyleri Türkiye'den istemesin. Aksi taktirde, kamuoyu hiçbir şey bilmezse, kapalı kapılar arkasında pazarlıklar devam ede ede bir gün oldu bitti diyecekler ve herkes apışıp kalacak.

- Peki efendim. Yeni bir Annan Planı'ndan bahsediliyor.

- "Bence yenisi eskisi yok. Annan Planı ortadan kalkmıştır. Ama Kıbrıs meselesini dediğim gibi Mayıs'tan sonra yeni müzakereler yoluyla halletmeye yelteneceklerdir."

- Yeni bir Annan Planı olmaz diyorsunuz.

- "Olmaması lazım."

- Olursa ve masaya gelirse...

- "Şimdi referandumlar, tekrar ediyorum dünyaya bir gerçeği göstermiştir. Rum bütün Kıbrıs hakkında söz sahibi değildir. Dolayısıyla, şimdi buradan başlamak lazım. Evvela Rum'a bunu kabul ettirmek lazım. Masaya oturmadan önce Rum'un kabul etmesi gereken bazı gerçekler vardır. Bunları Rum'a kabul ettirmek lazım. Aksi takdirde gene oturursan 40 sene konuştuğumuz gibi 40 sene daha konuşuruz, hiçbir yere varamayız. Ve Rumlar meşru Kıbrıs Hükümeti olarak devam ederler. Asker çıksın bilmem ne çıksın diye. Onun için bu işi kestirmeden halletmek istiyorlarsa, iki eşit halkın varlığını kanıtlamış olan referandumdan sonra birinci madde Kıbrıs'ta iki eşit halk vardır. Biri diğerini temsil edemez. Biri diğerinin hükümeti değildir. Madde bir, kabul ediyor mu? Evvela genel sekreterin, bunu kabul etmesi lazım müzakereye başlayacaksak. Başka türlü müzakereye başlamak demek, meşru Kıbrıs Hükümetiyle azınlık olarak oturup konuşmak demektir."

- Bizi hep azınlık olarak varsayarlar. Peki nüfusla alakalı mı bu? Nüfusumuz 250 bin civarında...

- "Nüfusla alakası yok bunun. Kıbrıs 1960 anlaşması, nüfusa bakılmaksızın iki eşit milli birim arasında yapılmıştır. Rum-Türk birimleri; nüfusa bakmaksızın. Nüfus içteki organizasyonda hükümette gelmiştir. 7 Rum 3 Türk diye. Onun için ortaklık iki eşit birim arasındadır."

- Anladım efendim. KKTC'nin Türkiye'ye ilhakı diye bir şey söz konusu olabilir mi?

- "İlhakı değil entegrasyonu meselesidir. Tabi entegrasyon ilhak değil. Aslında ilhak değil, entegrasyon demek. Sayın Ecevit bunun tarifini yapmıştır. Müdafa ve dış işlerinde Türkiye ile birleşme, diğer hususlarda tamamen otonom bir nevi Türkiye ile ortaklık. Çünkü dünya ilhakı kabul etmez diye birşey vardır."

- Hayır oradan şuraya gelmek lazım efendim.

- "Bunu önümüzden kaldırdılar. Bu hükümet önümüzden bu olasılığı kaldırdı."

- Hayır şöyle efendim. İlhak olduğu takdirde Türkiye de Avrupa Birliği üyesi olduğu zaman. Zaten Kıbrıs'ta iki devlet olmuyor. Kıbrıs'ı ilhak etmiş Türkiye birlik üyesi olunca kuzeyi ve güneyiyle tüm Kıbrıs Avrupa Birliği toprağı olmuş oluyor. İki toplumunda AB toplumu olarak birbirlerine gitmeleri, gelmeleri, karşılıklı alışverişleri, iletişimleri sağlanmış oluyor. Yani kendiliğinden ortaya çıkan bir birleşme oluyor.

- "Olabilir. Biz bunun bir adım gerisini söylüyoruz şimdi, Avrupa Birliği diyoruz, artık gerçekleri görsün. Rumlar'a desin ki; Senin adın Kıbrıs Hükümetidir ama Türkler'in hükümeti değilsin. Ama biz bütün Kıbrıs'ın üye olmasını istiyoruz. Senin bu ünvanın ve ısrarın bunu engelliyor. Dolayısıyla sen karışmayacaksın. Biz KKTC ile direk temas kuracağız. Onların ekonomisini sizinkinin seviyesine çıkartmak için yardım edeceğiz. Ambargoları falanları hep kaldırtacaksınız ve Türk tarafının yasalarını Avrupa Birliği yasaları seviyesine getirmek için müzakerelere başlayacağız. Bu zaman alacak. Bu zaman içerisinde Türkiye de Avrupa Birliği'ne girmiş olacak. Dolayısıyla o zaman biz KKTC'yi aldığımızda Avrupa Birliği içerisinde birleşilmiş olacak."

- Evet...

- "Sizin söylediğiniz gibi bir adım gerisi, bunlar var önlerinde eğer uzlaşmak isterlerse."

- Anladım.

- "Ama Rum bunların tümüne hayır diyecek. Çünkü kendisini öyle bir yere getirdiler ki, hayır diyecek durumda. Dolayısıyla Avrupa Birliği'nin Rumlar'ı bir tarafa çekip, 'Bakın biz sizin 1963'ten beri yaptıklarınızı biliyoruz, demelidir. Yunanistan'a da, bunu yapamazsanız buna engel olamazsınız demek suretiyle isterlerse bunları ikna edebilmeleri sağlanmalıdır."

- RAUF DENKTAŞ'IN DUASI

Yüce ALLAHIM!
Her gün, her saat sana hamd edecek, şükredecek zamanı bulmama yardımcı ol. Beni, düşünmeden su gibi akıp giden; nereden geldiğini, nereye gideceğini bilmeyen; bakıp da görmeyen, işitip de anlamayan kullarının arasına koyma. Bana etrafımdaki nimetleri, güzellikleri görüp şükredecek, kötülüklerle senin yolunda mücadele edecek şevki ve gücü ver. Yediğimde, içtiğimde, her günümde, her anımda sen varsın. Bana bunları unutmayacak, şükrümü eksiltmeyecek doğru yoldan ayırmayacak akıl ve iz'anı ver.
Yüce ALLAHIM!
Dönüş Sanadır. Hesap günü Sendedir.
Bu geçici dünyada yaşadığım her günün, beni, inandığım ve iman ettiğim Ahiret Günü'ne yaklaştırdığını bilmekten kaynaklanan tevekkül ve inancımı her geçen gün güçlendir.
Verdiğin, vereceğin her cezaya, vurduğun her darbeye, Sana hamd ederek razı olan kullarındanım. Çünkü, isteseydin beni on kat, yüz kat daha fazla cezalandırır çok daha çeşitli imtihan edebilirdin.
Yüce Rabbim,
Biz Sana muhtacız. Senin hiçbir şeye ihtiyacın yoktur. Eşsizsin, dönüş elbette Sanadır. Dönüş gününde bizi de sevip kabul ettiklerinin, bağışlayıp mükafatlandırdıklarının katına kat, Yüce ALLAHIM!
Referandum'da halkın, 1963-1974 yıllarında çektiklerini unutup bir AB havucuna kanarak, yalan yanlış vaadlere kulak verip EVET oyununun egemenliğini, devletini ortadan kaldırıp, Türkiye'nin Ada üzerindeki haklarını yok edeceğini düşünmeden Annan Planı'nı kabul ettiğini gördükten sonra, bu duama, her sabah şunları da ekledim:
Allahım! Nankörlüğümüzü bağışla... Bize, Kıbrıs üzerinde ve Türkiye üzerinde oynanan oyunları görüp anlayacak akıl ve iz'anı ver. Bizi uyandır, bize milli heyecan ver. Elenizmin ulaştığı bu son kavşakta bizi dirilt ve bize "bu yol bizim yolumuz değildir" diyebileceğimiz gücü ver! Sen her şeye kadirsin. Ol dediğin şey olur. Nankörleri, nankörlüğü bağışla, onlara da doğru yolu göster yüce Allahım!

YARIN: DENKTAŞ NEDEN TEKRAR ADAY
       OLMAYACAK? VELİAHTI VAR MI?
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.