banner391
banner405

DENKTAŞ'IN ARDINDAN (1)

Geçen hafta hayata gözlerini yuman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 2004 yılında Mehmet Ali Dim'in sorularını yanıtlamıştı. İşte o röportajın ilk bölümü

DENKTAŞ'IN ARDINDAN (1)

banner404
2004 YILININ son günüydü. Lefkoşa'daki KKTC Cumhurbaşkanlığı ikametgahından içeriye girerken saatim sabahın 9.30'unu gösteriyordu.
Dış kapıdaki görevli, usülen üstümü aradı, kimliğimi aldı. Sonra da içeriye buyur etti.
Mütevazi bir binaydı ikametgah... İki katlı hizmet binasının Hilton tipi bir girişi vardı. Girişin tepesinde TC ve KKTC bayrakları yanyana dalgalanıyordu.
Atatürk'ün ve Kıbrıs mücahitlerinin ölümsüz lideri Dr. Fazıl Küçük'ün heykelleri bahçeyi süslüyordu.
Denktaş'ın özel kalem müdiresi Emine hanım karşıladı beni... Güleryüzlü, cici bir hanım... Bir kaç dakika sonra KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın makamındaydım...
Denktaş'ın masasının üzeri karmakarışık... Kitaplar, gazeteler, dosyalar, yılbaşı armağanları... Hepsi birbirine girmiş vaziyetteydi.
Masanın arkasında oturan Denktaş, yerinden doğrulup elimi sıktı.
-"Sayın Denktaş, size karşı kıyınız Alanya'dan selam getirdim. Özellikle de kadim dostunuz Altemur Kılıç beyden..." diye başladım söze...
Altemur Kılıç'a gönderilmek üzere yeni çıkan, "Kıbrıs Girit Olmasın" adlı kitabını hazırlatmış... Onu bana teslim etti, Kılıç'a vermek üzere... Bir tane de benim için imzalayıp verdi.
Sonra da başladık söyleşimize...
- Sayın Denktaş, ben kendimi bildim bileli iki kelime yanyana; Kıbrıs Sorunu... Annan Planı sonrasında Kıbrıs sorun olmaktan çıkacak deniyordu. Bu referandum sonrası beklentileriniz vardı. Siz her ne kadar Türkler'den "hayır" çıkması için çalışsanız da "evet" dedi Türk toplumu...
- "Türkiye evet dedikten sonra aksi beklenemezdi ki..."
- Evet sonrası beklentilerimiz vardı; biz evet dediğimize göre değil mi? Bunun nimet, külfet dengesine göre bir nimeti olması lazım. Bu nimetleri aldık mı efendim?
- "Hayır. Ceza veriyorlar."
- Evet dediğimiz için değil mi? Peki hayır diyene...
- Şimdi bize evet dedirtmek için dünyaları vaad ettiler, hatta hem Türkiye'den, hem buradan. Evet derseniz KKTC tanınacaktır, tabiki de... Göçmenlere villalar vaad ettiler. Avrupa Birliği, zenginlik, refah, para vs. Şimdi bize evet dedirtmeye çalışan tüm taraflar, Rumlar tarafından kandırılmış, onlar da evet diyecekler diye. Dolayısıyla 1 Mayıs'ta güle oynaya Kıbrıs Avrupa Birliği'ne girmiş olacak, böylelikle Annan planında öngörülenler arka arkaya tahakkuk edecek. Başta Türkiye'nin artık adadan çıkması, Türk-Yunan dengesinin tamamen bozulması, içimize 80 bin Rum'un gelip yerleşmesi, bizim 80 bin kadar insanımızın yeniden göçmen olması, rehabilite edilebilmesi için aylar yıllar artık bakalım ne olacak diye beklemesi, mal mülk kavgalarının Rumlarla Türkler arasında başlaması. Bu felaketleri gördük biz ve hayır diyelim, bitmemiştir, tamam değildir bu dedik, dinletemedik. Ama Rumlar da evet diyecek diye inandırılmış olan Amerikalılar, İngilizler, Avrupa Birliği temsilcileri, Rumların hayır demesi üzerine bu sefer bizi cezalandırma yoluna gittiler. Nasıl? Dediler ki, madem ki siz bu Annan planına evet dediniz, o halde bundan sonra artık egemenlik isteyemezsiniz, devlet isteyemezsiniz, tanınma isteyemezsiniz. Ve Türkiye'ye de çağrı da yaptılar; Kıbrıs Türkleri'ni bu seviyede tut, bundan sonra bunları istemesinler. Yani bizim 40 yıl Rum'a vermediğimiz ne varsa, top yekün hediye etmiş oldular Rum'a. Bu büyük bir kalleşliktir. Büyük bir felakettir bizim için. Tabiatıyla bunu kimse kabul etmez. Ama gereken ses çıkarılmadı bu konuda. Ben, sadece devamlı sürece itiraz ettim, ihtar ettim. Gereken tepkiyi görmedik. Bugüne kadar vaad edilenlerden hiçbiri henüz gelmiş değildir. Rum tarafı Avrupa Birliği'ne girmek suretiyle, şimdi ben Türkiye ile konuşurum, muhatabım Türkiye'dir, demeye başlamıştır, vetomu kullanacağım demeye başlamıştır. Türkiye'nin bu konularda artık yasal haklarına sarılması lazım."
- Yasal hakkımız var mı efendim?
- "Var tabii, eğer kullanırsan yasal hakkını. Nedir yasal hakkın? Bu insanların meşru hükümet olmadığını artık Türkiye sonuna kadar savunmalı ve bunların bütün geçmişini, sicillerini ve toplu mezarlarını, cenosis yaptıklarını, soykırım yaptıklarını, bütün bunları Avrupa'ya gece gündüz duyurmalıdır. Yani büyük bir lobi faaliyeti lazım. Siz benden kimi tanımamı istiyorsunuz? Bunlar Kıbrıs'ın Miloseviç'i. Miloseviç'i siz mahkemelerde sürüklüyorsunuz, ama Rumları da Kıbrıs'ın meşru hükümeti yaptınız. Eğer bunlar bütün Kıbrıs'ın meşru hükümeti idi iseler, ne diye iki ayrı referandum yaptınız. İki ayrı referandum demek, Kıbrıs Rumları'nın bütün Kıbrıs'ı temsil edemeyeceklerini kabul etmektir. Dolayısıyla, Kıbrıs Türklerinin hükümeti olmadıklarının da teyidi demektir. Bunlar görülerek Türkiye artık birşeyler yapmalıdır. Belki bu Türkiye'nin müzakerelerinin başlamasını 3-5 ay geciktirir. Ama Avrupa görürse ki birşey var, zemin vardır. Türkiye havadan siyaset yapsın diye değil. Gerçek, kalıcı bir barış için bunları söylüyor ve o zaman birşeyler yapılabilir diye düşünüyorum. Şimdi 21 yaşına gelmiş bir devleti ortadan kaldırmamızı istiyorlar, yok farzetmemizi istiyorlar. Bu mümkün mü? Mümkün değil. Onun için, benim tahminime göre, şimdi ben burada var olduğum sürece, yani dünyaya uzlaşmaz kişi olarak tanıttıkları için bir harekete girişmeyecekler. Bizim seçimlerimizin olmasını bekleyeceklerdir. Nisan'da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin olmasını ve buralara barışın savunucusu aczettikleri kişilerin gelmesini isteyecekler. Ondan sonra harekete geçeceklerdir. Yanılacaklardır yine. Çünkü bu mevkiilere kim gelirse gelsin, bir noktada bizim yaptığımızın benzerini yapacaktır. Rumlara teslim olmayacaktır, olamıyacaktır. Türkiye bu adayı teslim edemiyecektir. Biz oldukça üzüldük; sayın Başbakanın bir beyanatı oldu. "Kıbrıs'taki Rum-Türk sürtüşmesinin Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne gidiş yolunda engel olmasını kabul edemeyiz" diye. Burada Rum-Türk sürtüşmesi yok. Burada Yunanistan'ın Kıbrıs'ı alma davası var. 1955'te başladı. 1958'e kadar gitti. 1958'de Türkiye savaşı göze alarak yapamazsın deyince; 1959-60 anlaşmaları yapıldı ve Ortaklık Cumhuriyeti doğdu. Ortaklık Cumhuriyeti garantilendi Türkiye, Yunanistan ve İngiltere tarafından. Hemen arkasından Makarios, bunu yıkmak için harekete geçti. Ve 63'te yıktı. O günden bu güne Türkiye, milli davalar olarak ne diyor? Kıbrıs Türklerinin hakları diyor, Türk-Yunan eşitliği diyor. 1960 anlaşmasındaki haklarını istiyor ve Enosis olamaz diyor. Şimdi Avrupa Birliği'ne Rumlar, Türkiye'siz girdiklerine göre istediklerini yapabilirler, bütün bunları yapabilirler. Onun için Türkiye'nin hakikaten çok daha etkin bir müdafaya geçmesi lazım."

YARIN: KKTC, TÜRKİYE'YE İLHAK EDER Mİ?
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.