banner391
banner405

'Çifte Gazi' anlatıyor

Hem Kıbrıs Gazisi, hem de Güneydoğu Gazisi olan emekli Özel Harekatçı Emin Müfit Aygün "Kıbrıs Savaşı'nda Kıbrıslı Türkler'den ne yazık ki destek görmedik. Hepsi ganimet peşindeydi" dedi

'Çifte Gazi' anlatıyor

banner404
EMEKLİ Astsubay ve Özel Harekatçı olan, yaygın deyişle 'Bordo Bereli' Emin Müfit Aygün, Pazartesi Sohbeti'nin bu haftaki konuğu oldu. Hem Kıbrıs Gazisi, hem de Güneydoğu Gazisi olan Aygün, Yeni Alanya'nın sorularını yanıtladı: 
'SINAVLARA GİZLİCE GİRDİM'
- Askerlik, ailenizden gelen bir gelenek mi?
Hayır. Babam rahmetli 1970 senesinde vefat etti. Akseki’de Ziraat Bankası müdürüydü. Ben babamdan gizli bir sınava girdim çünkü asker olmamı istemiyordu. Sonra ailemden gizli girdiğim sınavdan olumlu sonuç aldım, babam beni kendi elleriyle 13 Eylül 1969'da teslim etti okula. Çankırı-Soykım’da okula başladım, sonra muhabere okuluna staja geldim. 1974’de de Kıbrıs Harekatı'na katıldım. 6 ay kaldım Kıbrıs’ta. Aynı zamanda Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) milli sporcusuyum. Voleybol, Basketbol, Paraşüt, Hentbol, Atletizm, Futbol, Kayak, Judo, bu spor dallarında epeyce başarılarımız da var. 
'AKLIMIZ KAHRAMANLIKTAYDI'
- Kıbrıs olayları nasıl başladı?
Biz o yıllarda fazla gençtik ve fazla araştırmazdık. Sadece bildiğimiz 'Türkiye prestijini korumak istiyor' şeklindeydi. Bize böyle söylendi. Tabi ben astsubay çavuştum o zaman, biz en rütbesiz olduğumuz için o dönemlerde sorgulamazdık. Bize dediler ki, 'Harekata gidiyoruz, gidilecek, şöyle yapılacak, böyle yapılacak, 64-65'de şöyle yapıldı gibisinden. Tabi biz genç olduğumuz için bizim aklımız kahramanlıkta. Yani başlama nedeni hakkında bir bilgim yok dediğim gibi. Tabiri caizse zurnanın son deliği derler ya, işte biz oyduk. Bize sorup da, şunu yapalım, bunu edelim diyenolmazdı, olmadı da.
'SIRTIMA ŞARAPNEL YEDİM'
- Hem birinci, hem ikinci harekatta 'Gazilik' ünvanınız var, nasıl oldu?
20 Temmuz 1974'de sabah 07.00'de Lefkoşa Ovası'na indik. Biz iniyoruz ama indiğimiz yerlerdeki tarlaları yakmışlar, biz iniyoruz diye alevlerin arasına indik paraşütle. İlk indim ve hemen paraşütten kurtularak sürüne sürüne çıktım oradan. Beş Parmak Dağları'nda yaralandım, ayrıca onu fark etmedim. Düşünün nasıl sıcak varsa, sıcaktan merminin girip çıkmasını fark etmedim. İkinci yaralanmam biraz daha kötü oldu, sırtıma şarapnel yedim. Lefkoşa Ovası'nda havaalanının üstünde bir kampta 1 hafta falan komada kaldım. Hatta öldü falan demişler hakkımda. Bu olaydan sonra arkadaşlara da diyorum, 'Öbür dünyada hiç bir şey yok, gitmeyin.' Her neyse, Kıbrıs'ta 6 ay kaldım ama herhangi bir sakatlığım falan olmadı. Sadece psikolojik tedaviler aldım. Çünkü savaş tecrübemiz falan yoktu.
'YUNANLILAR HALKI KIŞKIRTTI'
- Savaşta Rumlarla şartlarınız eşit miydi?
Yunan taburu olarak 1 tane tabur vardı Girne’de. Silahların başına genelde gariban Rum mahkumları oturtmuşlardı. Yunanlıları pek görmezdik, onlar idareci, yönetici konumunda gibi bir şeydi. Kıbrıslı Rumlar savaşmak istemiyorlardı. Aslında çoğu asker kıyafetli değil sivil kıyafetliydi. Askeri kıyafetlerle çıkıp savaşma durumları yoktu. Savaş çıkmasını istemiyorlar, Türklerle iyi anlaşıyorlar, kız alıp, kız veriyorlar. Yani Türklerle bir sorunları yok. Yunan komando takımının başındaki albayın körüklemesiyle savaşıyorlardı.
'ÇOK ZOR GÜNLER GEÇTİ'
- Sizi savaşta en çok zorlayan şeyler nelerdi?
En çok zorlayan yeme-içme, başka bir şey zorlamıyordu. Şartlar kötüydü, eldeki kumanyalar zaten yetmiyordu. Zaten yetme durumu da yok, hava çok sıcaktı. Kıbrıs'taki su boruları toprak üzerinden gidiyor, 50 derece sıcaklıktan, haliyle çeşme suyundan kaynar su akıyordu. O zamanlar elimizde alüminyum mataralar vardı, ağaçlara asardık ılısın da içelim diye. Yemek konusunda da olmuyordu pek. Bilhassa uç birliklere gelmiyordu. Bunun yanında keçi boynuzuyla, olmamış bile olsa zeytinle, bildiğimiz otları yiyerek karın doyuruyorduk. Büyük bir zorluk olmuyordu yani biz işi bildiğimiz için. Ama diğer erlerin ve birliklerin işi zordu.
'TEYZEMİN OĞLU DA KIBRIS'TAYDI'
- Peki Kıbrıs'ta hiç unutamadığınız bir anınız var mı?
Benim teyzemin oğlu da astsubaydı Batman'da. O da taburu ile buraya gelmiş. Onunla karşılaşmamız bir hayli duygusal oldu.
'CENAZE NAMAZIM KILINMIŞ'
- Memleketinize "Kıbrıs’ta öldü" diye haber gitmiş. Bu nasıl oldu? 
Evet, teyzemin oğlu geldikten 20-25 gün sonra bir haber geldi, 'Abi böyle, böyle. Baba evinde herkes seni öldü biliyor. Öyle söylendi. Dayım sala verdirmiş, namazını kıldırmış senin' dedi. Genelde böyle bir algı vardır, insanın ömrü uzar diye ben de ona atıfta bulunarak 'İyi o zaman, ömrümüz uzamış' dedim. Ama gerçekten de rahmetli dayım salamızı verdirmiş, cenaze namazımı da kıldırmış.
'ANNEM TELEFONDA BAYILDI'
- Peki, ailenizle iletişim kurduğunuzda tepkileri nasıl oldu?
İlk iletişim kurduğumda annemle görüştüm, annem telefonda bayıldı. Daha sonra kardeşlerimle konuştum. Durumu anlattım, sağlıklı olduğumu söyledim, şaşırdılar ve mutlu oldular. O zaman telsiz üzerinden iletişim kuruyorduk, Genelkurmay santralinden. O da bin bir güçlükle, rica minnet ederek astsubaylara, subaylara, baştakilere. Onlar kıdemli birini denk getirip bağladığında konuşuyorduk. Öyle istediğin zaman ailemi göreyim, telefon edeyim yoktu.
'CASUS DOLUYDU HER YER'
- Kıbrıs'ta casusluk olayları da oluyor muydu? 
Olmaz olur mu? Kıbrıs'ta sürekli şurada casus var, burada casus var diye haber çıkıyordu. Biz de en rütbesiz olduğumuz için, kimdir, necidir diye sorgu sualimiz olmuyordu. Büyükler gerekli şeyleri yapıyorlardı. Mesela Kıbrıs harekatı sırasında Mersin Limanı'nda 10 tane casus yakalandı dediler. Böyle söylentiler oluyordu. Çok casus yakalanmıştı o zamanlar.
'BİZ SAVAŞÇI MİLLETİZ'
- Rumlar çıkartma yapmamızı bekliyor muydu?
Elbette beklemiyorlardı. Zaten öyle bir durum vardı ki, Beş Parmak Dağları hemen Akdeniz'in kıyısı, arada boş veya düzlük arazi yok. Beş Parmak'ta mevzileri vardı, onlar 'Biz yukarıdan basarız mermiyi kimseyi çıkartmayız' diye düşündüler ama hesapları yanlış oldu. Türkiye'nin ne olduğunu tahmin edemediler. Biz savaşçı milletiz. Bizim ruhumuzda var savaşçılık.
'DEMİR ALMADAN VURURDUK'
- Yunanistan'dan yardım geldi mi?
Uçak yardımı o dönem olamazdı. Bildiğimiz kadarıyla o dönem benzini yetmiyormuş o mesafe için. İlk gelmiş diye duyduk ama dönemeden denize düştü dediler bize. Hareket zamanı çok söylenti oldu. Neler neler anlatıldı. Hep -muş'lardan ibaretti. Bizim en büyük avantajımız yakınlığımız oldu. Hep gelip gittiler. Gemiyle zaten gelme olanakları yoktu. Kendi gemimizi bile batırdık, Atina'da limandan çıkmadan indirirdik büyük ihtimalle.
'TÜRK HALKI SAHİP ÇIKTI'
- Halktan destek gördünüz mü?
Türk halkı çok sahip çıktı. Bizim çocuklara istediğinizi götürün, bağa bahçeye girin, istediğinizi alın diyorlarmış. 'Bir giriyorduk, kimse bir şey demiyordu' diyor arkadaşlar. Niye desinler ki? Vatan, millet, sevgi bu. Türk milleti böyledir.
'KIBRISLI TÜRKLER SIRTINI DÖNDÜ'
- Kıbrıslı Türklerden bunu gördünüz mü?
Maalesef. Kıbrıs halkı tam tersiydi. Bize yardım etme derdinde değildi. Ganimet peşindeydi. Hiç bir yardımlarını şahsım olarak görmedim. Evleri soydular, talan ettiler. Hepsini gözlerimle gördüm.
'ÇOK VAHİM'
- Güneydoğu'yu şimdi nasıl buluyorsunuz?
Çok vahim. Gerçekten çok yazık. Bunları konuşmak da istemiyorum.
'ALANYA EMEKLİLER İÇİN BİR ŞANS'
- Emeklilikte yaşamak için niçin Alanya'yı tercih ettiniz? 
O zamanlar Alanya'da bacanağım vardı. Öğretmendi kendisi, ona her zaman söylerdim, 'Gideceğim yer deniz kenarı olacak' diye. Buranın emekli için yaşanacak bir yer olduğunu gördüm. Ama bir zamanlar öyleydi. Şimdi bozuldu ama yine de hayat şartları burada güzel. Bir ayağım denizde, hiç bir zaman sezonu kapatmam. Evimde de ne soba yakarım, ne de klimam var. Soğuk benim için çok daha iyi. Sıcağı hiç sevmiyorum. Hamama, saunaya bile gitmedim.

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.