banner391
banner405

Bu müze 'sabun' kokuyor

DÜNYANIN BİRÇOK ÜLKESİNE ALAİYE SABUNLARINI GÖNDEREN ‘GREEN BODY’ FİRMASININ SAHİBİ CUMALİ BORA İLE DOĞAL SABUNLAR ÜZERİNE KONUŞTUK

Bu müze 'sabun' kokuyor

banner404
 Doğal sabun üreticisi Bora, “Alaeddin Keykubat döneminde Alaiye’de sabun üretilir, tüm Selçuklu ve Avrupa’ya sabun dağıtılırdı. Tarih, bu coğrafyada tekerrür etti” dedi
ALANYA'DA sabunculuk yapan Cumali Bora, dükkanının hemen altında bir 'Sabun Müzesi' açtı. Mayısta bitirilen ve duvarında sabunun tarihsel gelişimini anlatan bir hiyeroglifin de bulunduğu müzeyi bugüne kadar 3 bin kişi ziyaret etti. Pazartesi Sohbeti’nin bu haftaki konuğu olan Bora ile, turistlerin beklentilerinden Alanya esnafının vermiş olduğu turizm hizmetine, sabunun tarihinden doğal yaşamın önemine kadar birçok konuya değindik. İşte, Alanya’nın yerel yöneticilerine de dokunduran Bora’nın röportajı:

- Bize sabunun hikayesini anlatır mısınız?

Yaklaşık 5 bin yıldır insanoğlu sabunu tanıyor ve kullanıyor. 5 bin yıldır insanlar sabunla mutlu. Sabunun zararsız olduğunu görüyorlar ki, sabun 5 bin yıldan bu yana bize kadar ulaşıyor. Eski Mısır’da insanlar odun yakıyor, kül üretiyor, bu külle elbiselerini, vücutlarını, bulaşıklarını yıkıyorlar. Rivayete göre Mısır'da, Nil'in bir köşesinde sodalı su bulunuyor. Kadınlar burada yağlı bulaşıkları yıkıyor ve burada soda ile yağın birbiriyle buluşmasından dolayı kabarcıkar ortaya çıkıyor. Böylece sabunun başlangıcı ortaya çıkıyor. Kadınlar sonra külü kullanmıyorlar. Yağ zaten bulaşıklarda var. Sodalı su da var. Bununla yıkıyorlar. Bunun ekonomik tarafı da var. Mısır gibi bir yerde nerede ağaç bulacaksın, nerede yakacaksın? Yani bir yerde Allah insanlara sabunu burada gösteriyor. Öte yandan zamanla Mısırlı ustalar sabunu pişirmeyi öğreniyorlar. Sabunun formülünü ortaya çıkarıyorlar. İnsanlar zeytinle, zeytinyağıyla ilgili çalışmalar yapıyorlar. İnsanlar sabunu savaşlarda da merhem olarak kullanıyorlar. Sadece cilt bakımı için değil, sabunu bir nevi ilaç olarak da kullanılıyor. Sabun bize, daha doğrusu Selçuklu'ya geliyor. Alanya'da özellikle Alaeddin Keykubat döneminde sabunlar üretiliyor ve buradan bütün Selçuklu ve Avrupa'ya sabun gidiyor. Ama zamanla sabun kültürü bizden çıkıyor. Son 30 senede insanlar sabunu bırakıyorlar. Litrelik şampuanlara yöneliyorlar. Burada bir sürü risk ortaya çıkıyor. Sabunun hiçbir zararı yok. Ama şampuanın insanlara bayağı bir zarar veriyor. Bunu artık herkes kabul ediyor.

- Sıvı sabun normal sabunun yerini tutabiliyor mu?

Sabun sıvı olmaz. Üniversitede profesörler bir çalışma yapmış. Bir çay bardağını şampuanla veya sıvı sabunla veya deterjanla yıkamışlar. Bardaktaki kiri çıkartan kimyasalları arındırmak için 15 litre su kullanmışlar. Camda gözenek yok. Ama yine de 15 litre su kullanmanız gerek ki o camı kimyasaldan arındırasınız. Gözenekleri olan insan vücuduna 200 litre su kullanmanız gerek. Ama yine de cildinize sürdüğünüz her şey direkt vücudunuza teneffüs ediyor, cildiniz korumasız. Cilde vurulan her şey vücuda teneffüs ediyor. Son yıllarda ne kadar çocuk alerjiyle geliyor, ne kadar kanser türleri ortaya çıktı? Ben inanıyorum gelecekte bundan 10-15 sene önce sigara firmalarına yapılan davalar ve insanların büyük miktarda mahkemelerden tazminat almaları şampuanlar için de geçerli olacak.

- 'Sabun Müzesi'ni açmanızın sebebi nedir?

Burada, 20-25 metrekarede bir müze yaptık. Bunu yapmamızın sebebi buraya gelen halkımıza, gençlerimize, çocuklarımıza geçmişlerini tekrar hatırlatmak. Onların kendilerini ve çevrelerini zehirlememesi için amaçladık. Bir yerde de ülkemiz için tanıtım yapmak istiyoruz. İnsanlara sabunu sunmamızın, sabun kullanımının yaygınlaştırılmasını ve bu ülkenin doğal bitki örtüsünü ekonomiye kazandırma gibi birçok önemli nedeni var. Siz, sabun kullanırsanız aynı zamanda doğaya zarar vermemiş olursunuz. Çünkü gidere akan sabunlu su, doğal olduğu için geri dönüşüm sağlanıyor.

- Müzeyi ne zaman açtınız?

Müzeyi mayıs sonu bitirebildik. Müzenin eksikleri de var. Burasını yaşayan bir ağaç gibi görün. Her sene daha farklı dalları oluşuyor. Daha farklı meyveler veriyor. Bu ağacın meyveleri her tarafa gidecek.

- Müzeye gelenler burayı nasıl buluyorlar?

Turistler müzeye hayran oluyorlar. Biz dükkanı tam bitiremedik. İmkanlarımız biraz kısıtlıydı. Benim gözümde burası yüzde 10 bitmiş durumda. Ama buraya gelen insanlar böyle bir mekan yaptığımız ve Alanya'ya kazandırdığımız için bize teşekkür ediyor. Ama bir de şu var; insanlar, yaklaşım tarzımız için de bize teşekkür ediyor. Bizlere eşini, dostunu yönlendiriyor. Biz, gelen insanlara 'Türkiye'ye hoş geldiniz. Herhangi bir cilt probleminiz var mı’ diye soruyoruz. Ona uygun bir parça sabun kesiyoruz. Bu insana bu sabunu hediye ediyoruz. Yanında bir kartımızı veya broşürümüzü veriyoruz. Biz o insana ‘Bu sabunla yıkan, vücudunda bunu üç dakika beklet ve duş al, gözeneklerini açık bırak’ diyoruz. Bunu deneyen herkes mutlaka geri geliyor.


- Müzenin duvarına sabunun tarihsel gelişimini anlatan bir hiyeroglif yapmışsınız. Sabun Mısır'da ortaya çıktığı için mi hiyeroglif tarzında bunu anlatmak istediniz?

Tabi. Mısır'dan başlıyor. Hatta bunlar lahitlerde, piramitlerde var. İnsanlar da bir şekilde temizlenme fıtratı var. Ben şuna inanıyorum: “Allah insanlara sabunu bir şekilde gösteriyor.” Eski dönemlerde insanlar hep aynı kıyafeti giyiyorlar. O dönemde uyuzla ilgili sıkıntılar var. Kül bir yere kadar bakterileri öldürüyor. Sabun özellikle insanları bir şekilde arındırıyor. Mesela Osmanlı'da oturma odalarında sabunluklar vardı. Odanın negatifini sabun alıyordu. Sabun oraya oda kokusunu veriyordu.

- Dükkanınıza her gelen müşteriye 'Sabun Müzesi'ni gösteriyor musunuz?

Gelen müşteri kendisi iniyor zaten. Müşterilere gitar Mert isminde gitar çalan bir arkadaşımız da var. Biz, her müşteriye burada ufak bir dinleti veriyoruz. İnsanlar burada kitap okuyor. Müzik ve ney dinliyor. Burada insanlara bir koyun sürüsü gibi hitap etmiyoruz. İnsanlar kafasına göre geziyor, oturuyor, dinleniyor. Bazen insanlar buradan çıkmak istemiyor. Burada üç-dört saat oturan insanlar da var. 

- Şu ana kadar müzeyi kaç kişi ziyaret etti?

Şu ana kadar müzeyi en az üç bin kişi ziyaret etti. Gerçekten işlerimiz o kadar iyi gitmese de gelen insanların bize verdikleri tepki mutlu olmamızı sağlıyor. Geçen gün üç çocuğunu alan bir Norveçli aile geldi. 'Biz dükkanı taksiden gördük. Bizim buraya girmemiz lazım diye taksiyi durdurduk' dediler. Geldiler, ziyaret ettiler. Her müşteri bize teşekkür ediyor. 'Alanya'ya gerçekten güzel bir şey kazandırmışsınız' diyorlar. Özellikle burada yaşayan yerleşik yabancılar Alanya'nın böyle mekanlara ihtiyacı olduğunu söylüyorlar.

- Peki ‘Sabun Müzesi’nin tanıtımı için bir çalışma yapacak mısınız? 

Şu an kulaktan kulağa yayılıyor. Ben inanıyorum ki her geçen gün müşteri portföyümüz çoğalıyor. Bizi gerçekten sevindiren de bu. Her gelen bir daha geliyor. Tebrikler alıyoruz. İşimizi Alanya olarak doğru yaparsak buraya turist gelmemesi gibi bir sıkıntı olmaz. Herkesin yüzü güler. Herkes çocuğuna daha kaliteli bir hayat sunabilir. Ama bunun başlangıcı farklılık yaratmak. Yoksa bu düzenle görüyoruz. Turist var ama alım gücü yok. 

- Sabun Müzesi'ni sosyal medya üzerinden tanıtıyor musunuz?

Medyanın çok büyük gücü var. Alanya medyası bizi gördü. Bizim farklı olduğumuzu gördüler. Facebook üzerinden de tanıtım yapıyorum. Bütün Avrupa'daki dostlarımın hepsi de beğeniyorlar. Ben, Google Translate üzerinden tercümesini yapıp okuduklarını da biliyorum.

- Yurt dışına sabun gönderiyor musunuz?

Sabun satışı yapıyoruz. Buradan yurtdışına postane yoluyla bile insanlara şimdilik sabun gönderiyoruz. İskandinav ülkeleri, Almanya'ya sabun gönderiyoruz. Ama ben inanıyorum ki özellikle bölgenin doğal bitki ortamı, ülkenin doğal zenginliği, Green Body ile bütün dünyaya taşınacak. Sabun ağır bir şey. İnsanlar Alanya’ya geldiklerinde buradan da birkaç kalıp ülkelerine götürüyor. 

- Her sabun iyi midir?

Şimdi piyasada o kadar çok sabun var ki bu sabunların nasıl yapıldığını araştırmak lazım. Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) fosseptiklerde, kanalizasyonlarda yağ tutucular var. ABD büyük oranda yağ tüketiyor. Bu yağlar oradan toplanıyor. Onlar işleniyor. Pudra halinde buraya geliyor. Türkiye'nin sakatatının yüzde 60'ı da önceden yağ sanayinde kullanılıyordu. Bundan sabun yapılıyordu. Sabun ve sabun arasında büyük farklar var. İnsanların bildiği, güvendiği yerden sabun alması lazım. Yeni bir soğuk sistem sabun var. Adam sabunu hiç kaynatmıyor. Sabun kaynamıyor. Bütün zehir sabunun içerisinde duruyor. Özellikle hediyelikçilerde satılan piyasadaki sabunların kaynağı nereden geliyor? Kim bunları yapıyor? Adam Türkiye’den sabunu alıyor, ülkesine gidiyor, deniyor, sonra çöpe atıyor.

- Peki duşta hangi sabun türleri kullanılmalı?

Bizim burada 20 çeşit sabunumuz var. Her insanın farklı bir cilt problemi olabiliyor. Ama genel olarak bütün sabunları duşta kullanabilirsiniz. Piyasada mutlak güvenilir ürünler vardır ama turizmde satılan ürünlerin yüzde 90'ı güvenilir değil. Maalesef bunlar da bizim ülkemizden gidiyor. Normalde bu ülkeden giden her bir iğne bile doğru yapılmışsa bu ülkeye reklam olarak geri döner. Ama biz yapamıyoruz. Hep ucuza koşuyoruz. Hamamlarda, spalarda kullanılan malzemelerin hiçbirini ben tasvip etmiyorum. Daha ucuz, en ucuz, ucuz, ucuz istiyoruz. Bugün dört-beş liraya bile salam alıp yersen içinde ne eti olur? İnsanlar lütfen sabun kullanmayı öğrensinler. Bize gelsinler ziyaret etsinler. Biz gerçekten parayı hesaplamıyoruz. Paraya bakmıyoruz. Yeter ki biz bu ülkenin doğal kaynağını mamül haline getirelim. Bunu burada insanlarımıza sunalım. Bunu bütün dünyaya sunalım. 

- Yaptığınız işin Alanya turizmine katkısı nedir?

Turizm bir yarıştır. Biz maalesef geride kaldık. Artık kopyaları satmaktan ziyade turiste farklı bir şeyler sunmak lazım. Artık sadece yazları, geliri düşük olan turiste hizmet etmeyelim. Cebine 300 Euro para koyan turist Alanya’ya gelmesin. Gelip 'Herşey Dahil' (HD) otelde yiyecek yiyecek ve haftada bir gün de çarşıya çıkacak üretilmiş emeğin gifip imitasyonunu alacak. Bu işi artık esnaf ve turizmciler görmeli. Alanya'ya yazık değil mi? Alaaddin Keykubat bile kış tatilini Alanya'da geçiriyormuş. Biz kış tatilinde hepimiz acımızdan ölüyoruz. Bunları yapmak için Alanya'da özel bir şeyler yapılması lazım. Biz de inanıyoruz. Turiste farklı hizmet sunan esnaf olduğumuzu düşünerek öncülük yaptığımıza inanıyoruz.

- Meslektaşlarınıza tavsiyeniz nedir?

İnsanlara bağırarak mal satmasınlar. Buraya gelen bir insan burada üç, dört saat oturuyor. Çünkü burada satışa yönelik insan üzerinde bir baskı yok. Burada bu aroma terapi yağları, kokular bu tabii ve tarihi ortam insanlara bir yerde dertlerini anlatmasını söylüyor. Örneğin geçen hafta iki Hollandalı geldi. Aynen şunları söylediler: Biz buraya gelmeseydik buradan Türk ve Türkiye düşmanı olarak gidecektik. Çünkü yönlendirenler bizi küçük bir dükkana sokuyor. Biz de tatildeyiz, gezmek istiyoruz. İstemediğimiz veyahut paramızın yetmeyeceği bir şeyi bize diretiyorlar. Hayır diyoruz. Adam bize birden bağırmaya çalışıyor.

- Yerel yönetici ve oda başkanlarına buradan ne söylemek istersiniz?

Bu mekanı yapabilmek için 17 bin tane taşı ben sırtımda taşıdım. Buraya dağlardan taşlar kopardım getirdim. Ufak bir sitemde bulunmak istiyorum. Alanya'daki turizmciler, büyükler, odalar, kimse gelip de, 'Yahu kardeşim sen buraya gendi imkanlarınla güzel bir şey yapmışsın. Eline sağlık' demiyor. Bizim bir motivasyona, desteğe ihtiyacımız var. Ben bunu anlayamıyorum. İnsanlar hala farklı tanıtım yönleri düşünüyorlar. Biz burada bir şey yaptık. Gelin bakın. Siz, bize nasıl bir destek verirsiniz, biz sizden nasıl bir şey alabiliriz? Nasıl bu işi daha güzel yaparız? Böyle mekanların illa sabuncu olması gerek değil. Ama bu tarz dekor yapan insanların Alanya'da çoğalması gerekiyor. İnsanların tipik dört kare küçücük dükkanların dışında bizim kendi kültürümüzü, tarihimizi gösterecek dekorlar yapmalarını şahsen ben istiyorum. 

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.