banner391
banner405

'Başbakan'dan havalimanı sözü aldım'

BAŞKAN SİPAHİOĞLU, AKP'YE NİÇİN GEÇTİĞİNİ DR. TAHSİN BİNER'E ŞÖYLE AÇIKLAMIŞ

'Başbakan'dan havalimanı sözü aldım'

banner404
 Yerel seçimde MHP'den meclis üyesi adayı olan Özel Can Hastanesi'nin başarılı doktoru Biner, şehrin sorunları ve halk sağlığına ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı. Biner, Sipahioğlu'nun AKP'ye katılma gerekçesiyle ilgili sır perdesini de Yeni Alanya'ya araladı 
"Geçtiğimiz Temmuz ayında Hasan Abi'ye (Sipahioğlu) "Neden AKP?" diye sordum. 'Başbakan'dan havalimanı sözü aldım. 2009 Temmuz ayında kendisi inecek, 2009 Ekim ayında da Gazipaşa Havalimanı uluslararası uçuşlara açılacak' dedi. Oysa son açıklama bu yönde değil" 

"Alanya'da beslenme alışkanlığı nedeniyle kalp-damar hastalıkları çok sık görülüyor. Alanya'da zenginliğin vermiş olduğu rahatlık ve beslenme tarzı bu hastalıkların en önemli nedeni. Bir diğer neden de insanlarımızın 10 yıldır kış aylarında yaşadığı ekonomik stres" 

- KİM-KİMDİR? 

Özel Alanya Can Hastanesi'nde görev yapan Dr. Tahsin Biner, 1973 yılında Antalya'da doğdu. Antalya Anadolu Lisesi'nin ardından 1998 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. İskoçya'da bulunan Glasgow Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde staj yaptı. 1999 yılında Özel Alanya Can Hastanesi Acil Servisi'nde çalışmaya başlayan Biner, 2009 yerel seçiminde Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) 3. sıra Alanya Belediye Meclis Üyesi adayıydı.  İngilizce ve Almanca bilen Biner, Avukat Hikmet Şifa Biner'le evli ve Yağız adında bir erkek çocuk babası. 

- Aslen Antalyalı olmanıza rağmen yaşama tercihinizi niçin Alanya'dan yana kullandınız?

Alanya benim aileme uzak bir yerleşim yeri değil aslında. Çocukluğumuzdan beri babamın işi dolayısıyla çok sık Alanya'ya geliyorduk. Babam ticaret yapıyordu ve Alanya'da bir çok esnafa toptan mal satıyordu. Bu yüzden Alanya hep bize çok yakın bir kentti. Benim idealimde özel sektörde çalışmak vardı. Bu nedenle bir gazeteden gördüğüm Özel Alanya Can Hastanesi ilanını değerlendirip 3 Ocak 1999'da Alanya'ya geldim. 

- MHP'den siyasete atıldınız. Niçin siyaset, niçin MHP? 

MHP ile olan ilişkim lise yıllarında başladı. Antalya İl Sekreteri olan rahmetli dayım Ali Rıza Yüksel dolayısıyla MHP ile yakın ilişki içindeydim. Siyasete olan ilgim de yeni değil. Üniversite yıllarından beri siyasete hep ilgi duymuşumdur. Benim hedefim, 35 yaşıma kadar kendimi sosyo-kültürel, ekonomik ve de siyasi birikim açısından yetiştirip ardından aktif olarak siyasete girmekti. Bu hedefime de 2009 yerel seçimlerinde Sayın Osman Doğan'ın ekibine katılarak ulaşmış oldum. 

- Siyasetle ilgilenen bir doktor olarak sizce Alanya'nın en önemli sorunları nelerdir? 

Her şeyden önce doğa aşığı bir insan olarak Alanya'nın en önemli sorunlarından bazılarının Tepe bölgesine şuursuzca dökülen ve yeraltı sularını kirleten Alanya çöplüğü ile Temmuz-Ağustos aylarında denize girilemeyecek kadar kirliliğe sebep olan yetersiz arıtma olduğunu söyleyebilirim. Bunlar için çeşitli projelerimiz vardı ancak halkımız tercihini demokrasinin bir gereği olarak Sayın Hasan Sipahioğlu'ndan yana kullandı. Artık bu konulara kafa yorma konusu seçilenlerin görevidir. 
Diğer yandan iki aya sıkışmış turizm Alanya ekonomisini giderek daraltmakta, her geçen gün esnafımız ve turizmcimiz kredi batağına düşmektedir. Acilen kaldırım sevdasından vazgeçip, kaldırım ve benzeri işlere giden paraların ölü geçen sezonunu canlandırmak için harcanması gerektiğini düşünüyorum. 

- Başkan Sipahioğlu'nun AKP'ye geçmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Bu soruyu Hasan Abi'ye geçtiğimiz Temmuz ayında sordum. "Neden?" dedim. "Başbakan'dan havalimanı sözü aldım. 2009 Temmuz ayında kendisi inecek, 2009 Ekim ayında da Gazipaşa Havalimanı uluslararası uçuşlara açılacak" dedi. Sayın Hüseyin Yıldız'ın bu konudaki sorusuna Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın verdiği yanıta bakacak olursak, Alanya halkı kandırılmıştır. Baktığınız zaman Alanya Belediyesi yönetimleri şimdiye kadar bir çok kez iktidar partisi dışından seçilmiştir. Alanya geriye mi gitmiştir? İl olacağı vaadinden bahsediliyor. Her şeyden önce ben Alanya'nın il olmasının Alanya turizmine negatif etki edeceğini düşünüyorum. Çünkü ilçemiz göç ve benzeri bir çok olumsuz nedene rağmen sosyo kültürel geleneklerini, göreneklerini, birlik ve beraberliğini yaşatabilen nadir doğallıktaki turizm beldelerimizden biridir. Bu yüzdendir ki, bu şirinlik ve doğallığa talip olan turistler ilçemizi yazın doldurmaktalar. İl olduğu vakit bu değerlerimizi ve şirinliğimizi yitireceğimizi düşünüyorum. Sonuç olarak, Sayın Hasan Sipahioğlu 17 bin seçmenin iradesini bir kenara atmamalıydı diye düşünüyorum. 
Burada hemen belirtmek isterim. AKP, kaz gelecek yerden tavuğu asla esirgemez. Yine AKP biliyor ki Alanya'da kaz yok. Onların kazları varoşlarda. O yüzden Alanyalı ne il olmayı, ne de havalimanının açılacağını hayal etmemeli. Enerjimizi Alanya turizminin daha iyiye gitmesi yönünde, yeni ufuklarda kullanmalıyız. Birlik ve beraberlik içerisinde turizmi 12 aya yaymanın çabası içinde olmalıyız.  

- Sizce kış ve yaz turizmleri nasıl canlandırılabilir?

Kış aylarında yaklaşık 1500 spor takımı kamp için Antalya bölgesine gelmektedir. Bu takımlar için hazırlanacak altyapı, kış aylarını canlandıracaktır. Gold City Spor Kompleksi ile Alanya'nın Avrupa Plaj Voleybolu Kamp Merkezi olması bu anlamda önemli adımlardır ancak sayısal olarak yetersizdir. Bu açıdan yeni kamp alanlarına ihtiyacımız vardır. 
Diğer bir konu konferans-kongre turizmi. Bugün Türkiye'de bir çok büyük şirket yılda ortalama 6 bin konferans düzenliyor. Bu şirketler arasında ilaç firmaları başı çekmektedir. Ancak bir defada yaklaşık 4 bin kişinin katıldığı bu konferanslardan bir tanesini bile Alanya'da göremiyoruz. Nedeni de yeterli konferans ve kongre salonumuzun olmaması. Halbuki Alanya, yatak sayısı bakımından Türkiye'nin en zengin bölgesi ve istenirse bu ihtiyaca da rahatlıkla yanıt verebilir diye düşünüyorum.  

- Bir doktor olarak sizce Alanya'da sağlık turizmi için atılan adımlar ne boyutta? 

Alanya'da Türkiye'deki 350 özel hastanenin içinden A sınıfı olmaya hak kazanan 66 kurumdan biri olan Özel Can Hastanesi gibi nadide bir sağlık kuruluşunun olması, bence bu konudaki en önemli adımdır. Yani altyapı hazırdır. Turizm alanında çalıştığım için biliyorum ki, yazın gelen binlerce yabancı hastamızın hastanemize olan hayranlığı benim için bir gurur kaynağıdır. Elimizdeki bu şansı sağlık turizmi alanında kullanmak, Alanya'nın kış aylarındaki durgunluğunu da bir nebze önleyecektir. Bu konuda Kaymakamlık ve belediyemizin öncülüğünde girişimlerde bulunularak, Alanya için yeni bir kapı açılması sağlanmalıdır. 

- Yabancı hastalar tedavi olmak için niçin Alanya'yı tercih ediyor? Onları kaliteli sağlık hizmetimiz mi, yoksa Avrupa'ya oranla çok düşük olan tedavi ücretlerimiz mi cezbediyor? 

Norveç'te bel fıtığı için MR çekilmesi gereken bir hasta ortalama 3 ay bekler. İngiltere'de kalça protezi takılması gereken yaşlı bir hasta ortalama 6 ay bekler. Avrupa'da bir çok sağlık taraması ya da hizmeti sınırlıdır. İstediğiniz ya da ihtiyaç duyduğunuz hizmeti acil durumlar hariç hemen almanız mümkün değildir. Halbuki hastanemizde tepeden tırnağa bir check-up bir günde ve Avrupa'dakinin yarı fiyatına yapılabilmektedir. Ayrıca bunlara ilave olarak yüksek standarttaki sağlık hizmeti anlayışı yabancıların tercihlerindeki en önemli etkenlerdir. Alanya'ya sadece tedavi olmak, tedavi olurken de tatil yapmak amacıyla gelen yabancıların sayısı oldukça fazla. 
Örneğin, yazları Alanya'da yaşayan Herbert adındaki Alman dostumun prostat kanseri teşhis ve tedavisi hastanemizde çok kısa süre içinde yapıldı. Herbert "Bu süreçte kimse beni Almanya'daki iğrenç sağlık sistemine gönderemez" diyerek, tedavi tercihini hastanemizden yana kullandı ve çok kısa sürede tedavi olup, sağlığına kavuştu. 

- Özel Can Hastanesi'nin kaliteli sağlık hizmetlerinden yerli halkımız ne düzeyde yararlanabiliyor? 

Can Hastanesi, Alanya halkına 20 yıldır kaliteli sağlık hizmeti sunmaktadır. 
1 Ocak'tan itibaren ülkemizdeki özel hastanelerin büyük çoğunluğunda fark ücreti yüzde 70 artarken, Can Hastanesi herhangi bir artış yapmayarak halkımıza ekonomik kriz ortamında önemli bir katkı sağlamıştır. 
Ayrıca hastanemiz 1 milyon dolarlık yatırımla "Kardiyovasküler Cerrahi (KVC)" adlı kalp-damar cerrahisi cihazını Türkiye'de ilk defa bir ilçede kurmuştur. Kalp krizi geçiren ya da bu riski taşıyan çok sayıda vatandaşımızın hayatı bu cihaz sayesinde kurtulmuştur. Bu da Can Hastanesi'nin toplum sağlığı konusundaki hizmet anlayışının hassasiyetini ortaya koymaktadır.   

- Alanya halkında en yaygın görülen hastalıklar neler? 

Alanya'da beslenme alışkanlığı nedeniyle kalp-damar hastalıkları çok sık görülüyor. Bazen beyindeki bir pıhtı nedeniyle felç, bazen de kalp krizi ile ortaya çıkan bu hastalıklar ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Alanya'daki yüksek sosyo-ekonomik seviye yani zenginliğin vermiş olduğu rahatlık ve beslenme tarzı bu hastalıkların en önemli nedeni. 

- Beslenme tarzımızdaki yanlışlıklar neler? 

Maalesef Alanya'da Akdeniz mutfağı hakim değil. Alanya'da et ağırlıklı beslenme yaygın. 

- Bu konuda neler öneriyorsunuz? 

Daha sağlıklı bir hayat için sebze ve zeytinyağı açısından çok zengin olan bölgemiz nimetlerinden halkımızın daha fazla yararlanmasını tavsiye ediyorum. Mesela Alanya'da göleviz (Sadece Alanya, Anamur ve Kıbrıs'ta yetişen, görünümü ve yetişme tarzı bakımından patatese benzeyen bir tür sebze) yemeği yapılıyor, içine et konuyor. Haftanın belli günleri sebze, belli günleri et, belli günleri balığa ayrılmalı. Ancak sebzeye ayrılan günlerin sayısı fazla olmalı. 

- Geleneksel sebze pişirme yöntemlerimiz sağlıklı mı?
 
Alanya'daki gülüklü çorba ve paça alışkanlığını kimse silemez ancak sebze tüketimi bunların önüne geçmeli. Sebze kızartmasını hiç bir şekilde tavsiye etmiyoruz. Kızartınca sebzenin yağ oranı artıyor, yüksek sıcaklıkta çabuk bozulan bir çok vitamin yıkılıyor, yüksek orandaki bu yağ da karaciğer yağlanmasına neden oluyor. 

- Sebzelerin ne şekilde tüketilmesini önerirsiniz?

Sebzelerin haşlanarak ve kısa süreli pişirilerek tüketilmesini tavsiye ediyorum. Zira yüksek ısı ve uzun süreli pişirmelerde bir çok besin değeri yok oluyor. Pişirilmeden yenebilen sebzelere zeytinyağı ve limon ilave edilerek tüketilmesi de çok sağlıklıdır. Özellikle margarini hiç önermiyorum. Yeşil yapraklı maydonoz, tere, taze soğan gibi bitkiler kalsiyum açısından çok zengindir ve kemik erimesine bire birdir. İçlerinde çok fazla C vitamini vardır. Kalp ve damar hastalıklarından kurtulmak için yeşil yapraklı sebzelerin pişirilmeden tüketilmesi ilk tercih olmalıdır. 
Ben bir acil servis doktoru olarak bir çok hastayı ilk gören kişiyim. Bu nedenle Alanya'daki diğer sık karşılaşılan hastalık gruplarından birinin SVO dediğimiz beyin damarlarındaki geçici veya kalıcı tıkanıklık ya da kanamaya bağlı hasarların yol açtığı beyin hasarlarının neden olduğu durumlar olduğunu söyleyebilirim. Bunların da yine en sık sebebi yukarıda saydığımız sebeplere bağlı yüksek tansiyon, sedanter yaşam yani spordan uzak yaşam, masa başı hayat, yüksek kolesterol ve ekonomik sebeplerin neden olduğu yüksek stresli hayat olduğunu söyleyebilirim.  

- Bu rahatsızlıklarda Alanya ikliminin rolü var mı? Örneğin yaz aylarındaki bunaltıcı sıcak havanın insanı çürüttüğü söyleniyor, ne derece doğru? 
 
Yukarıdaki saydığımız nedenlerin bir çoğunun altında iklimimizin etkisi gözardı edilemeyecek derecededir. Yüksek nemli ve yüksek sıcaklıktaki hava kalp-damar hastalıklarının en önemli tetikleyicilerindendir. Düşük rutubetli hava insanı stresten uzaklaştırıyor. Yüksek rutubetli hava terleme ile beraber stres veriyor. Yaylada bu stres tamamen yok oluyor. Sigara ve stres en önemli kalp damar hastalığı nedenlerinden sayılıyor. İklim stresinin yanında Alanya'da son 10 yıldır kış aylarında yaşanan ekonomik stresi de unutmamalıyız. 

- Bizimle paylaşmak istediğiniz ilginç bir anınız var mı?

Bu yaz Aroma Beach Otel'den bir doktor çağrısına gitmiştim. Resepsiyonda beni  Norveçli, şişman ve 60 yaşlarında bir adam karşıladı. "Böbrek taşı düşürüyorum, bana bir iğne yap" dedi. Ben adamı muayene edince rahatsızlığın böbrek taşı olmadığını düşündüm, tahlil yapmak için hastaneye gelmesini önerdim. Kendisi ısrarla taş düşürdüğünü söyledi. Ancak ben bilgi ve tecrübeme dayanarak hastayı hastaneye getirerek ultrasona soktum. Hastanın karın içi ana aort damarı kanıyordu ve bunun sonucunda böbrek ağrısı şeklinde ağrı hissediyordu. Normal literatürde yüzde 10'luk yaşama şansına sahip bu hastaya hastanemizde yapılan acil müdahaleyle greft kondu ve hastanın hayata tekrar dönmesi sağlandı. Bu hastanın ikinci doğum gününü kutlamasına sebep olduğum için mesleğimle bir kez daha gurur duymuştum. 

- Son olarak neler söylemek istersiniz?

Ülkemiz ve dolayısıyla ilçemiz ekonomik olarak zor günler geçirmekte. Tamamen tüketime dayalı, üretmeyen, tüm stratejik kuruluşları satılmış, halkı kredi kartı veya tüketici kredisi borcuna gömülmüş bir ülke gündemiyle karşı karşıyayız. Son günlerde piyasalarda yaşanan ilaç sıkıntısından bahsediliyor. Devletin zorla fiyat indirdiği bu firmalar daha düne kadar yerliydi ancak özelleştirme politikasıyla hepsi satıldı. Ucuza ilaç satmak istemeyen bu yabancı sermaye ise piyasaya ilacını sürmeyerek göreceli bir sıkıntı yaratmakta. Tüm bunlar ülke değerlerinin bir bir satılmasının sonucudur. Buradan halkımıza, milli değerlerimize muhakkak sahip çıkmamız gerektiğini belirtmek isterim. Unutmayalım ki artık savaşlar topla, tüfekle değil, ekonomik istila ile yapılmaktadır.   

- DİDİK DİDİK DR. TAHSİN BİNER 
- Hobileri? 

Tarih, motor sporları, müzik. Üniversite yıllarında başladığım profesyonel müzik hayatıma bir dönem Ada Bar'da (2001) devam ettim. Halen evimdeki piyanom ve klavyemle sevgili eşime bazı akşamlar serenat yapmaktayım. 
 
- Fobileri?

Yalnızlık. 

- En son izlediği film? 

Yahşi Batı. 

- En son okuduğu kitap?

Ergün Poyraz'ın 'Kanla Abdest Alanlar' adlı kitabı. Şu anda Soner Yalçın'ın "Bu Dinciler O Müslümanlara Benzemiyor" adlı kitabını okuyorum. 

- Lakabı?

Lakabım yok.  

- En sevdiği müzik türü ve sanatçılar? 

Soft caz, pop ve Türk Sanat Müziği. 

- Tuttuğu takım?

Galatasaray. 

- Yaptığı sporlar?

Üniversite yıllarımda su topu takımındaydım. Bekarlık yıllarımda motor sporlarıyla uğraştım. Şu an benim için en büyük spor oğlum Yağız'la yaptığımız mahalle yürüyüşleri. 
 
- Arabasının markası?

Chevrolet Cruze

- Sigara ve alkol kullanır mı?

Sigara asla, alkol bazen. 

- En sevdiği ve sevmediği huyları?

En sevdiğim huyum iyi niyetim. En sevmediğim huyum ise yine bu iyi niyetim. 

- Fala inanır mı? Burcu nedir?

Fala inanmam. Burcum Kova. Burcumun özelliklerini tamamen taşıdığımı düşünüyorum. 

- En çok kızdığı şeyler?

Cahil insan. 

- Hayatındaki en büyük hatası?

4 yıl önceki bir ortaklık. 

- En çok sevindiği şeyler?

Bir hastaya hayatını tekrar kazandırabilmek ve doğayla iç içe olmak. 

- Neleri saçma bulur?

Hurafeleri. 

- Yemek yapar mı?

Severek ve isteyerek yaparım. Özellikle fırında köftem meşhurdur. 

- En son niçin ağladı?

Geçen hafta ağladım. Üç yıl önce Antalya'ya acil olarak götürdüğüm hasta üçüzlerden birini Alanyum'da görme yeteneğini kaybetmiş şekilde görünce kendimi tutamadım. 
 
- Yaşamındaki en çılgın davranışı?

Motosikletimle yaptığım 300 kilometrelik sürat. Şu anda asla yapmam. 

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.