banner391
banner405

Atatürk, Alanyalılar'a kırgın mı ayrıldı?

Alanya'yı 80 yıl önce 18 Şubat 1935 tarihinde ilk ve son kez ziyaret eden Atatürk, Alanyalılar'a kırgın mı ayrıldı? Alanya'da kaç saat kaldı? Alanya'da neler yaptı? Kızdı mı? Yıllardır tartışılan bu konu Alanya'nın ağa sülalelerine mensup, merhum Tevfik Azakoğlu ve Vehbi Hacıkadiroğlu arasında sert atışmaların yaşanmasına neden olmuştu. İşte iddialar

Atatürk, Alanyalılar'a kırgın mı ayrıldı?

banner404
FERİT KESEN
ALANYA
Vizyon Dergisi'nde Ahmet Tunç imzasıyla yayınlanan röportajda Tevfik Azakoğlu, Ulu Önder'in Alanya ziyaretiyle ilgili "Bir yabancı gibi geldi" dedi. 
Vehbi Hacıkadiroğlu, o günün canlı tanığı olan Tevfik Azakoğlu'na bir sonraki Vizyon'da yanıt verdi ve "Hayır, Atatürk haberli geldi" dedi. Konuyla ilgili son yanıt Tevfik Azakoğlu'na ait. 
Bu ilginç tartışmayı yeniden hatırlıyoruz. 
AZAKOĞLU İLE YAPILAN İLK RÖPORTAJ
Atatürk'ün Harp Okulu'ndan sınıf arkadaşı merhum Azakzade Şevki Bey'in (Sarı Şevki) merhum oğlu Tevfik Azakoğlu anlatıyor: 
Gerçekten de o dönemle ilgili bir çok spekülasyonlar yapılıyor, Alanya'nın tarihini inceleyen tarihçiler farklı farklı görüşler ortaya atıyorlar. Alanya'yı 18 Şubat 1935 tarihinde ilk ve son kez ziyaret eden Mustafa Kemal Atatürk, Alanyalılar'a kırgın mı ayrıldı? Alanya'da kaç saat kaldı? Alanya halkına nasıl davrandı, neler yaptı? Bunların hepsini o güne tanıklık eden Tevfik Azakoğlu'na sorduk. O günlerle ilgili çok özel anıları olan Azakoğlu, gerçekleri tüm çıplaklığı ile anlattı. 
Tevfik Azakoğlu, babası Şevki Azakoğlu'nun (Sarı Şevki) Atatürk'ün Harbiye'den sınıf arkadaşı olması nedeniyle o günleri ayrı bir gözle beynine kazımış. Daha dün gibi hatırlıyor o günü: 
"BABAM ATATÜRK'ÜN SINIF ARKADAŞIYDI"
O zaman ben 12 yaşındaydım. Babam Şevki Azakoğlu, Mustafa Kemal Atatürk'ün Harbiye'den sınıf arkadaşıydı ve O da subaydı. Hatta babama Harbiye'de Atatürk'ün de aralarında bulunduğu arkadaşları Sarı Şevki lakabını takmışlardı. Bu nedenle babamla Atatürk üzerine zaman zaman konuşurduk. Atatürk, o dönemde huzur bulabileceği bir sayfiye şehri arıyordu. İklimiyle, coğrafyasıyla, belli dönemlerde gelip dinlenebileceği bir şehir. Bu nedenle Alanya'yı gelip bir görmek istiyordu.
"KEMAL PAŞA GELDİ!"
Geleceği günü babama değil ancak ilgili birimlere önceden bildirmişti. Bu nedenle geleceğini Alanya'da herkes biliyordu zaten. Ancak o dönemlerde Akdeniz Bölgesi İtalyanlar'ın tehdidi altındaydı. İtalya'da Mussolini diye bir deli çıktı, Antalya'ya gözünü dikti. Bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk, herhangi bir saldırıya maruz kalmamak için Alanya'ya geliş tarihini üç gün önceye çekmiş ve bunu bir yıldırım telgrafla o dönemin kaymakamı ve belediye başkanına bildirmiş. Ancak o akşam aynı masada yemekte olan dönemin kaymakamı ve belediye başkanı, sanırım içkiyi de biraz fazla kaçırıp evlerinde uyuyakalmışlar. Postacı, sabah saatlerinde Atatürk'ün Alanya'da olacağını bildiren telgrafı belediye başkanının evine götürmüş. Uyku mahmurluğuyla postacıya kapıyı açan belediye başkanı, telgrafı okumadan yastığının altına koyup tekrar uykuya dalmış. Biz o dönemlerde şimdiki Tevfikiye Caddesi'nde bulunan konağımızda oturuyorduk. Bir sabah erken saatlerde babam tesadüfen denizi seyrederken "Kemal Paşa geldi" diye çığlık attı. Hemen bizler de denize baktık ve arka arkaya iki tane geminin Alanya'ya yaklaştığını farkettik. 
"HİÇBİR HAZIRLIK YAPILMAMIŞTI"
Malesef Atatürk'ün Alanya'ya gelişiyle ilgili hiçbir hazırlık yoktu. Babamın hemen İskele'ye koştuğunu hatırlıyorum. Arkasından bizler de gittik. Ama bizi yaklaştırmadılar. Atatürk için İskele'de bir karşılama bile yapılmadı. Gemisini açığa çekerek, kendi filikasıyla iskeleye yanaşmış. İskelede eski Şoförler Odası Başkanı Kemal Eşit'in dedesi Ali Efendi varmış bir tek. Tesadüfen oradaymış ve Atatürk'ün elinden tutarak iskeleye çıkarmış. 
Babam ve yanındakilerle birlikte bizim oturduğumuz konağa geldiler. Konağın önünde babamla sarmaş dolaş hararetli bir şekilde konuştukları dün gibi gözümün önünde. Ancak konağa çıkmadı. O dönemde Alanya'daki tek araba babamındı. Sıfır kilometre Ford marka bir otomobilimiz vardı o zaman. Ancak arabaya binmek istemedi. İstirahat etmesi için amcam Tevfik Azakoğlu'nun konağına, yani şimdiki Atatürk Evi'ne götürdüler. Daha sonra Atatürk'ün geldiğini yeni öğrenen Jandarma Komutanı geldi. Atatürk'ü atına bindirmek istedi ama Atatürk binmedi. Yürüyerek amcamın evine gittiler. 
"ATATÜRK'E KURU FASULYE VE PİLAV İKRAM EDİLDİ"
Amcamın evine ulaştıklarında onlar da geldi. Suratı asılmıştı Atatürk'ün. Yüz ifadesinden anlaşılıyordu. Ancak bunu Alanya halkına mümkün olduğu kadar belli etmemeye çalıştı. Onu karşılayanlara ve yolda gördüğü halka gülümseyerek selam verdi. 
Bizi içeriye almadılar. Atatürk'ün en sevdiği yemek kuru fasulye ve pilavmış. Hemen hazırlayıp onu ikram ettiler. Bol bol ayran içti. Alanya'da toplam 4 veya 5 saat kaldı. Öğleden sonra da Alanya'dan ayrıldı.
Aslında çok boylu poslu bir insan değil Atatürk. Ancak kişilik olarak büyüklüğünden dolayı bana çok heybetli görünmüştü. Babamla ikisini bir arada gördüğümde çok heyecanlanmıştım. Çevremizde gördüğüm herkes çok heyecanlıydı. Kimse birbiri ile birşey konuşmuyor, pür dikkat ona bakıyorduk.
"ATATÜRK ALANYALILAR'A KIRILDI"
Evet. Kesinlikle Atatürk kırgın ayrıldı. Daha önce de söylediğim gibi halka karşı çok mülayimdi. Alanya'dan 4-5 saat sonra ayrılmasının en büyük nedeni de buydu. Alanya'da en azından bir iki gece kalması bekleniyordu. Kimseye bir tepki vermedi ama tepkisini apar topar Alanya'dan ayrılarak gösterdi. Bana göre Alanya bu şanssızlığından dolayı çok şey kaybetti. Belki de Alanya Atatürk'ün o dönemlerde sık sık gelip kendisini dinlendirebileceği bir şehir olabilirdi. 
HACIKADİROĞLU'NDAN AZAKOĞLU’NA YANIT
Tevfik Azakoğlu'nun bu açıklamalarına yanıt veren Vehbi Hacıkadiroğlu, "Hayır, Atatürk haberli geldi!” dedi. Atatürk'ün geldiği dönemde Atatürk'ü karşılayan Alanya Belediye Başkanı olan ve Atatürk'ün Alanyalılara çektiği telgrafı uzun seneler muhafaza eden merhum Hüseyin Hacıkadiroğlu'nun oğlu merhum Vehbi Hacıkadiroğlu'na göre Ulu Önder'in Alanya'ya geliş öyküsü şöyle: 
Tevfik Azakoğlu’nun bu konuda daha önce yayınlanan konuşmasında olayı belediye başkanının yeni yazıyı okumayı bilmemesine bağladığı bana anlatılmıştı. Ben de bir televizyon konuşmamda bu gülünç iddiayı yalanlamış ve olayın gerçek biçimini açıklamıştım. Tevfik Azakoğlu bu yeni konuşmasında okuma bilmemeyle ilgili o iddiayı bir yana bırakmış, fakat öteki yanlışlıkların hiç birini düzeltmemiştir. 
Atatürk’ün belli bir tarihte, Alanya’ya gelip bir ya da iki gün kalacağı çok önceden kaymakamlığa bildirilmiştir. Doğal olarak başta kaymakam ve belediye başkanı olmak üzere Alanyalılar büyük bir hazırlığa başlamışlardır. 
"EVDE TADİLATLAR BAŞLADI"
Bu arada Atatürk’ün kalacağı evin (bugünkü Atatürk Müzesi) özellikle banyo tesisatı ve mobilyaları bakımından önemli ölçüde değiştirilmesine girişilmiştir. Fakat daha önce Atatürk'ün geleceği bildirilen tarihten 3 gün önce Kaymakamlığa Atatürk’ün hemen bir gün sonra geleceğini bildiren bir telgraf gelmiştir. 
Bu telgraf Tevfik Azakoğlu’nun öne sürdüğü gibi kaymakamın rakı sofrasına ya da belediye başkanının evine değil, doğruca kaymakamlığa gelmiştir. Kaymakam bu telgraf hakkında konuşmak üzere belediye başkanını ve ilgilileri çağırtmıştır. Doğal olarak herkes yarına kadar eksikliklerin tamamlanmasının olanaksız olduğunu belirtmiştir. Eksikler Azakoğlu’nun dediği gibi  yetkililerin Atatürk’ü İskele’de karşılamaya yetişemeyecek olması değildir. Nitekim böyle bir gecikme olduğu da söylenemez. Atatürk’ün yatacağı evin hazırlanması, girişteki takın bitirilmesi, büyük bölümü dağ köylerinden gelecek köylülerin davul zurnalarla yollara dizilmesi. Bütün bunların ertesi gün gelecek olan Atatürk’ün gelişine kadar bitirilmesinin olanaksız olduğu açıktır. Böylece konuşanlar telgraftaki tarihin yanlış olabileceğini umut ve temenni ederek dağıtılmıştır.
"BANYO MONTAJI BİLE BİTMEMİŞTİ"
Bu arada Atatürk’ü Alanya ziyaretine teşvik edenlerin etraflıca durumu iyi değerlendirememiş olmalarından da söz edilebilir. Bu kimselerin Atatürk’ün İskele’den yatacağı eve kadar tozlu yollardan nasıl gideceğini düşünmeleri gerekmez miydi? Alanya gibi küçük bir kasaba, küvette banyo yapmaya alışkın olan Atatürk’ün istediği türden bir banyo küvetinin bulunup bulunmadığı bile bir sorun yaratmaz mı?
Nitekim Atatürk’ün o zaman Alanya’daki tek otomobil olan Çündür’ün her yanından toz alan o külüstür arabasıyla yatacağı eve vardığı zaman ilk istediği şey banyo yapmak olmuştur.
Oysa Atatürk’ün yatacağı evdeki yatakların hazırlanması da bütün Alanya’da bulunabilip de oraya getirilmiş olan tek banyo küvetinin montajı da henüz bitmemiştir. Atatürk’e durum anlatılmış o da yukarı kata çıkarak yapılmakta olan hazırlıkları kendi gözleriyle görmüştür. Yatak ve karyola hazırlanmakta, Alanya’nın tesisat konusunda tek ustası olan Tenekeci Gazi, banyo tesisatını bitirmeye çalışmaktadır.
Böylece Atatürk kusurun yalnızca Alanyalılar'da değil, biraz da bu ziyareti düzenleyenlerde olduğunu görmüş oluyordu. Nitekim Alanya’dan ayrıldıktan sonra Alanya belediye başkanının bütün Alanya halkının olaydan duydukları üzüntüyü bildiren telgrafına vermiş olduğu cevap telgrafında resmi dilin dışına taşan bir hoşgörü ve sevecenlik örneği vermektedir. 
"GELİŞME SORUNUYLA İLGİSİ YOK" 
Bu arada şunu da belirtmek gerekir. Eğer sorun Tevfik Azakoğlu’nun öne sürdüğü gibi akşam gelen telgrafı fark etmemekten ibaret olsaydı (Atatürk’le ilgili bir telgraf için bunun olanaksız oluşu bir yana) ertesi sabah tekrar okunan telgrafın önemi anlaşılır ve her şey düzeninde yürürdü.
Bu arada bir noktayı da belirtmek yararlı olacak. Bütün Türk ulusunun sevip saydığı Atatürk’ün Alanya’yı ziyaretinde bir takım aksiliklerin çıkmış olmasının Alanyalılar’a büyük üzüntü verdiği açıktır. Ancak bu yüzden Alanya’nın gelişmesinin önlenmiş olduğunu  söylemenin bir anlamı yoktur. Ankara’nın sert ikliminden kurtulmak istedikçe İstanbul’a gidip Dolmabahçe ve Florya’da kalabilecek durumda olan Atatürk’ün ayrıca belli dönemlerde gelip huzur bulacağı bir şehir yaratmayı gerekli göreceği düşünülemez.
İŞTE ATATÜRK'ÜN TELGRAFI
İşte Atatürk'ün belediye başkanına çektiği telgrafın metni: 
"Alanya Belediye Reisi Hüseyin Doğan (Hacıkadiroğlu) Alanya’ya geldiğimde ve orada geçirdiğim birkaç saat esnasında muhterem Alanyalılar’ın gösterdikleri muhabbet ve misafirperverlikten çok memnun ve mütehassis oldum. Ancak daha fazla kalmak için sebep olmadığından ayrıldığım için başka tür bir mülahazaya mahal yoktur. Muhterem halka tekrar selam ve muhabbetler."
AZAKOĞLU YANIT VERDİ  
Tevfik Azakoğlu, bu açıklamanın ardından Hacıkadiroğlu'na şu yanıtı verdi: 
"Vehbi Bey'in ifadesine göre Atatürk, geleceğini yıldırım telgrafla bir gün önceden bildirmiş ve kaymakam da belediye reisini ve ilgilileri toplayarak "Ne yapacağız?" diye konuşmuşlar. "Vakit kalmadı, bir şey yapamayız" deyip, inşaallah telgrafta bir hata vardır umuduna kapılarak, gidip yatmışlar. Bu zevatın hiçbirisi sabahleyin gelen Atatürk'ü karşılamaya gitmemiştir. Siz burada toplanan bütün ilgililere hakaret ediyorsunuz, bunların hepsi de mi "yanlış telgraf hatasına" ümit bağlayıp gidip yatıyorlar? Şurası açıktır ki, telgraf gece gelmiştir. Bir gün evvelden telgraf gelmemiştir.
"ÇÜNDÜR'ÜN OTOBÜSÜ YOKTU"
Vehbi Bey'in ifadesine göre, o dönemde (1935) Gündoğmuş'un Çündüre Köyü'nden olan ve 1940'lı, 1950'li, 1960'lı yıllarda otobüs şoförlüğü yapan Çündür Mustafa'nın otobüsü ile Atatürk'ün Azakzade konağına gittiği ifade ediliyor. Bu tamamen yanlıştır. O dönemi çok iyi bilen, yaşları doksana dayanmış, bellekleri tamamen yerinde olan Topal Hüsnü'nün, Hayri Doğan'ın, Fahri Yiğit'in babası Mehmet Yiğit'in, Şerifali'nin Ahmet'in "Şerefli" bilgilerine müracaat edilirse o dönemde Çündür Mustafa'nın otobüsünün olmadığını öğrenirsiniz. Ayrıca o dönemde Alanya'da başka otomobil olmadığını ifade ediyorsunuz. Oysa o dönemde Alanya'da otomobil vardır. Bizim 1933 model Ford marka hususi otomobilimiz vardır. Şoförü de Antalya'dan gelme Ali efendidir. Ali efendi, daha sonraları vali şoförlüğü de yapmıştır ve oradan da emekli olmuştur. Atatürk Çündür'ün arabası ile değil, yürüyerek önce bizim eve gelmiş, babam "Şevki Azakoğlu" ile görüşmüş, bu görüşme evin avlusunda olmuştur. Çünkü babam harbiyeden Atatürk ile sınıf arkadaşı idi. Atatürk buradan da Tevfik Azakoğlu'nun, yani kendisine ayrılan ve şimdi Atatürk Evi olan eve gitmiştir.
"KAPIYI HİZMETÇİ AÇARDI"
"Belediye Başkanı gece kapıyı açarak, Atatürk'ün Alanya'yı erken ziyaret edeceğine dair telgrafı postacıdan almış" denilmektedir. Halbuki öyle bir şey olsa, kapı çalındığı zaman orta katta ikamet eden hizmetçilerden birisi kapıyı açardı. Örneğin o dönemde Belediye Başkanının evinde de hizmetçilerin olduğu aşikardır, hatta bunlardan birisi de Bahtiyar hanımdır. Bahtiyar hanımın ağabeyi Sabri ve diğer ağabeyi Şükrü, Nazmi beyle (Hacıkadiroğlu) Belediye Başkanı Hüseyin Hacıkadiroğlu'na hizmet eden kişilerdir.
"ALANYA'DAN KISA SÜREDE AYRILMASININ SEBEBİ NE?"
Alanya'dan ayrıldıktan sonra Alanya'dan çekilen telgrafa cevap veren Atatürk'ün mesajında Alanya halkına hiç bir kırgınlığının olmadığı ifade ediliyor. Yalnız orada bir incelik vardır. Atatürk bilindiği gibi son derece zarif bir beyefendidir. Telgrafında "Daha fazla kalmam için bir sebep yoktur" diyor. Alanya'dan bu denli kısa sürede ayrılmasının bir sebebi olamaz mı?
Vehbi Bey'in (Hacıkadiroğlu) beyanatla şahsım Tevfik Azakoğlu'nu konu etmesi, ayrıca yanlışları düzeltmek, ileride tarihe mal olacak bu denli önemli bir konuyu tüm çıplaklığıyla aydınlatmak açısından bu açıklamaları yapmayı uygun gördüm. Ben yalan söylemeyen, yemin etmeyen, küfür etmeyen bir adamım. Yalan kelimesini kim kullandıysa ayıplarım.
Cumhuriyetimizin kurucusu, ulusal bağımsızlık savaşının önderi büyük insan Mustafa Kemal Atatürk'ün ve bu vatan uğruna hayatlarını feda edenlerin ruhları şad olsun."
BU TARTIŞMA BİTER Mİ?
Alanya'nın iki önemli sülalesi olan, Alanya'da "Ağa Sülaleleri" olarak anılan Azakoğlu ve Hacıkadiroğlu ailelerini karşı karşıya getiren bu konuda uzlaşı ne zaman sağlanacak? Ulu Önder'in Alanya'ya gelişiyle ilgili ayrıntılar tartışmaya mahal vermeyecek biçimde netleşecek mi? Bunu ilerleyen yıllar gösterecek. 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.