banner391
banner405

"Aşk sevişmek için uydurulmuş koca bir yalan"

Solist Derya Kara ile Aşk ve Mutluluk üzerine konuştuk. Kara’ya göre, Ne olduğunu bilmeden aşkın arkasından gidiyoruz. İşte, o çok özel röportaj


banner404

Aşkın ispatı için can vermek en kolay yoldur. Dirilip tekrar can verebilecek yani aşkı için her gün ölmeyi göze alabilecek olan ise gerçek aşıktır." Solist Derya Kara, Yeni Alanya'ya verdiği özel röportajda ‘Aşk’ı ve yaşadığı renkli hayatta sert durmak zorunda hissettiği günleri anlattı.  


- Sevgili Derya Kara, çok klasik bir başlangıç olacak ama kısaca kendinizden bahseder misiniz, Derya Kara kimdir?
Ben bile bazen kim olduğumu bilmiyorum. 1981 İstanbul doğumluyum. Halen ailem orada yaşıyor. İstanbul Üniversitesi İşletme mezunuyum.

-Müziğe olan ilginiz ne zaman ortaya çıktı, ailede var mı müzikle ilgilenen?
Belki klasik gelecek ama çocukluğumdan beri içimden gelen bir şey bu. Hani derler ya içindeki müziği hisset. Ben de onu hissediyordum. Ve onu zorluklara rağmen ortaya çıkarmayı başardım.

-Aileniz tarafından desteklendiniz mi, yoksa karşı çıkan oldu mu?
O dönemde oldukça zor bir şeydi, aileme bunu açıklayabilmek. Haliyle ilk başta ailem bu konuya tamamıyla karşıydı. Ama önüme geçemeyince desteklemeye başladılar. Gerçi şu anki dönem ile o zamanlar arasında büyük farklılıklar var. Çok tutucu bir aileden gelmekteyim.

-Daha önce nerelerde çalıştınız? Alanya’ya gelişiniz nasıl oldu?
İlk sahnemi İstanbul'da aldım. Hikayesi de çok enteresandır. Ağabeyimin baldızının düğününden sonra eğlencede sahneye çıktım, 40 yıllık sanatçılar gibi bir gaza geldim. Bir daha durdurabilen olmadı. Sahne aldığım mekanın sahibi de babamın yakın arkadaşıydı. 15 gün sonra tekrar aynı yere yemeğe gittik. Herkesin gözü üzerimdeydi. Annem “Bak seni çağırıyorlar” demeye kalmadı ki ben kendimi sahneye attım. Arkasından Şahin Özer'in müzik okuluna kayıt oldum. Türkücü Yudum’unda bana çok desteği oldu. Ve Para kazandığım ilk iş de gittiğim o yemekteki sahnem oldu.

-Memnun musunuz Alanya’dan, seyircisinden, sahnesinden?
Tabi ki memnunum. Kimse kimseyi zorla tutmuyor en nihayetinde. Ama bir yerde düzen tutturmak, ait olduğun yeri bilmemek çok zor. Buraya da tesadüf eseri geldim. Bir arkadaşımı burada sahne alması için davet etmişlerdi. Onun durumu uygun olmadığı için ben geldim. Ve 5 sene oldu. Aslında kafamdaki şeydi, denize nazır bir yerde olmak. Nasip burasıymış. Memnun muyum, evet memnunum. Gerçi birçok kişi buralıyım diyebiliyorken ben hala ben de bir Alanyalıyım, artık buraya yerleştim diyemiyorum 5 yıl geçmesine rağmen. Yatağa yattığımda, “Sen ne yapıyorsun, ailen orada, düzenin var. Er ya da geç dönmek zorundasın” diye kendimle savaşıyorum. Gerçi ailemi, çevremi orada 5 yıl önce bıraktığım gibi bulabilecek miyim, işte orası tartışılır.

-Bu işin zor kısmı nedir? 
İlk zamanlarında müşteri. Ya da farklı tarzda iki solist. Alttan gelen hele sensen o zaman işin zor. Mesela ilk zamanlarımda çok komik istekler alıyordum. Bilmem ne yöresinden, bilmem kimin şarkısı. Okuyamazsan da sanatçı küstah diyorlar. Küstah değilim ama müşteri nerde olduğunun ne istediğinin farkında değil. Yerini bilmiyor.

- Şarkı söylerken nasıl bir ruh halinde oluyorsunuz? Eserler de çok içten ve sanki o anı yaşıyormuşçasına bir iz bırakıyorsunuz... 
Eserleri o kadar çok benimsemişim ki hepsini ayrı ayrı seviyorum. Örneğin, çiftetelli türküsü çaldığında o kadar çok dinlememe rağmen hala oynuyorum. Şarkıların sözlerini yaşayarak okuyorum. Kendimi o şarkının kahramanı olarak görüyorum. Duygularım özellikle duygusal parçalarda çok ağır basıyor. Bazen sahnede ağladığım bile oluyor.

-Siz gayet formunuzdasınız ve izlediğimiz en iyi performanslardan birisine sahipsiniz laf aramızda! Dikkat ediyor musunuz beslenmenize ve etkili oluyor mu sahne performansınıza beslenmeniz?
Kesinlikle evet. Son dönemde biraz fazla kilolarım oluştu. Bunun için de ‘Plates’e başladım. Yediklerime ve içtiklerime aslında çok fazla dikkat etmem. Canımın her istediğini yerim. Ama sahnede üst düzey performans sergilediğimiz için haliyle yediklerimizi de yakıyoruz. Yani bu sayede dengeyi sağlamış oluyoruz.

- İhsan Tunç ile birlikte çalışıyor olmanızın avantajları/dezavantajları var mı?
Tabi ki İhsan Tunç müzik anlamında kendini ispat etmiş bir kişi Alanya'da. Dezavantajı asla yok herkes yerini ve saatini biliyor bizde. Bu yüzden de aramızda hiç bir problem olmuyor.

- Çok beğendiğiniz sanatçılar var mı?
Funda Arar, Sıla, Niran Ünsal'ı çok severim.

-Derya hanım, müsaade ederseniz birkaç özel sorumuz olacak. En belirgin özelliğiniz nedir? Kendinizde sevdiğiniz tarafınız, keşke şöyle olmasaydım dediğiniz bir yönünüz var mı?
Kendime güvenen bir insanım. En belirgin özelliğim kendime güvenmektir. “Yaparım” dediğim şeyi yaparım. Söz verdiğimde de bunu yerine getiririm. Beğenmediğim özelliğim affedememem. Yanlış yapan birisini asla affedemiyorum. Biraz inatçı bir insanım. Başkalarını kırmamak için azami özen gösterirken, yanlış görmek beni üzüyor. En sevdiğim özelliğim paylaşıma açık bir insan olmam. İnsanlara yardım ettikçe daha da mutlu oluyorum. Bencil değilim.

- Güzel ve çekici görüntünüzle adınızdan sıkça söz ettiren bir isimsiniz... Sizce bayanların kısa sürede popüler olması için seksi olması önemli mi?
Çok önemi var. Güzel ve başarılı kadınlar genelde kıskanılır. Güzel, başarılı ve çekici olmak hem güzel bir şey hem de çok zor. Dostunuz olduğu kadar düşmanınız da oluyor. Güzel ve ünlü kadınların derdi bu. Dişilik bir gecedir. Kişilik ise ömür boyu.

- Günlük hayatınızda neler yapıyorsunuz? Sosyal yönleriyle Derya Kara’yı tanıyalım...
Saat 10.30’da uyanıyorum. İyi bir kahvaltı yapıyorum. 15 dakika evde spor yapıyorum. Günlük rutin işleri hallediyorum. Sahnem varsa ona hazırlanıyorum. Bazen provalarım da olabiliyor. İşlerimi bitirince eve geçiyorum. Her gün değişik bir koşturmaca içinde ama yoğunum. Ana haber bültenini izleyip memlekette gelişen olayları öğreniyorum. Çok film izlerim. Genellikle yabancı filmleri tercih ederim. Sıkıldım bu pollyanna dizilerinden.

-Aşk hayatınız ne durumda? 
Aşk maalesef yerlerde, benim geçemediğim tek sınav. Aşk şu an yok, aday da yok.  Bütün samimiyetimle söylüyorum şu an aşk olsaydı övüne övüne söylerdim. Bunca zaman hayatıma kimseyi laf olsun diye almadım. Bu saatten sonrada almayacağım. Eğer sabahları uyandığımda gülümsememe sebep olmayacak birileri hiçbir zaman hayatımda yer alamayacak. Galiba beceriksizim bu konuda çevreme acayip akıllar veririm kendime gelince yapamıyorum. Çok sevdiğim bir söz var bir gazeteci yazmıştı “Aşk sevişmek için uydurulmuş büyük bir yalan” haklı belki de.

-‘Aşk’ı nasıl tanımlarsınız peki?
Aşk; acıdır gözyaşıdır kederdir ayrılıktır hasrettir hicrandır. Aşk içinde hiç iyi özelliği olmayan bir şeydir.

- Hayalinizdeki aile fotoğrafı nasıl? 
Çocuğum olsun, işi gücü yerinde yakışıklı kocam olsun, saygının ve sevginin bitmeyeceği evlilik olsun. 

- Hayatta pişmanlık duyduğunuz bir şey var mı? 
Yok diyebilirim. Yaptığım her şeyden bir ders çıkardığım için yaşanılan her şeyi öyle gerekiyormuş diye düşünürüm. Hayatta hiçbir şeyin boş yere olmadığına inananlardanım.

-Sizi en çok ne kızdırıyor? 
Gözümün içine baka baka yalan söylüyorlar ya işte beni en çok o kızdırıyor.

-Burcunuz:
Aslan

-Tuttuğunuz takım:
Galatasaray

-Sigara – alkol kullanıyor musunuz?
Evet

-En sevdiğiniz şarkı ve nedeni?
Bu ara Sezen Aksu'nun Seni Kimler Aldı. Nedenini boş ver bir yerlere mesaj yollamak istemiyorum. 

-Sevdiğiniz için neleri göze alırsınız?
Her şeyi göze alabilirim bu anlamda fedakârım. Ben aşkı çok seviyorum şu an kirlettik mi, ayaklar altına mı aldık bilmiyorum.
 
- Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Herkesin birbirinin farkına varmasını istiyorum. Sevmesini istiyorum. Artık o kadar duyarsız bir toplum olduk ki, birbirimizi görmüyor ya da duymuyoruz. Lütfen birbirimizi sevelim. Sevmekten korkmayalım. Çünkü bütün sorunları sevginin halledeceğine inananlardanım.

- Son olarak Yeni Alanya Gazetesi Portakal eki ile ilgili düşüncelerinizi paylaşır mısınız?
Portakal’ı uzunca zamandan beri takip ediyor ve beğeniyorum. Alanya’da gündemde olmak için birebir. Zaten vazgeçilmez favorim.

- Derya hanım, sizi tanıdığımıza ve elimizden geldiği kadarıyla okurlarımızla tanıştırdığımıza çok memnunuz. Sohbetimiz esnasının da gördük ki, sizde de Türk insanının sıcaklığı ve içtenliği var. Röportaj teklifimizi kırmayıp zamanınızı ayırdığınız için Portakal ailesi adına çok teşekkür ederiz

Ben size teşekkür ederim. Portakal Gazetesi’ne yayın hayatında başarılar dilerim.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sibel kar - 2 yıl önce
Bence çok saçma