banner391
banner405

''Alanya’da öcü muamelesi görüyoruz''

Ezgim Sanat Atölyesi sahibi Resul Ünsal ile Alanya'da resme ve resim tekniklerine gösterilen ilginin yanısıra sanatçıya verilen değerin yeterliliği üzerine konuştuk

''Alanya’da öcü muamelesi görüyoruz''

banner404
- Merve KAYA
GENELLİKLE 4-10 yaş arası çocukların sanatsal çalışmalara olan ilgilerini canlı tutmayı hedefleyen, Güllerpınarı Mahallesi, Yenilmez Caddesi, Lider Paça Restoran üstü, Yıldız Apartmanı birinci katında hizmet veren Ezgim'de her yaş grubundan insan, sanatsal hobi kurslarıyla gelişimine katkı sağlıyor. Özellikle karakalem, pastel boya, guaj boya,  sulu boya, yağlı boya, akrilikboya kurslarının yanı sıra yaratıcılığın zirveye ulaştığı heykel, vitray ve ebru kursları da veriyor. Bunun yanı sıra lise ve üniversitelerin yetenek sınavlarına öğrenci hazırlayan Ezgim, yalnızca kara kalem çalışmasıyla yetinmeyip öğrencilere grafik, heykel, iç mimarlık, animasyon, görsel sanatlar öğretmenliği gibi dersler de katkı sağlaması adına desen ve imge dersleri de veriyor. Broşürlerinde "Karalamak güzeldir", "Yetenek bir yere kadar, mühim olan resmi sevmek", "Düşsel zekanıza güç katın" ve daha birçok değişik şekilde sloganla karşımıza çıkan Ezgim'de bir arada olmanın keyfini çıkaran kursiyerler, kendilerinde meydana gelen değişimle özgüven kazandıklarını belirtiyor. Ezgim Sanat Evi sahibi Resul Ünsal ile gerçekleştirdiğimiz o sohbet:
- Bize biraz kendinizden bahseder misiniz Resul Bey?
1979 Kaman Kırşehir doğumluyum. İlkokulu Kaman'da, ortaokulu Ankara'da tamamladım. 1997'de Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi yetenek sınavını kazandım. Sanat yaşamım bu şekilde başlamış oldu. Tamıtamına 17 yıldır resim yapıyorum. 20'nin üzerinde karma sergiye katılmış biri olarak şuana kadar 4 tane kişisel sergi açtım. Bunların içerisinde ödül aldığım sergiler de var. Özelikle heykel dalında aldığım ödüller, bir hevesle başladığım işin teknik anlamda ilerleyişinde perçinleyici yol oynamıştır. Yaklaşık 600 - 700'e yakın resim sattım, bunların 100'e yakını Alanya'da açtığım sergilerimde satıldı. 
Alanya'da 2 kez sergi açmış birisi olarak şunu söyleyebilirim ki resimlerimin bir tanesini bile hiçbir yerli almadı. Esasında resimlerin alınıp alınmaması değil mesele, beni üzen esas şey burada yaşayan insanların onca duyuruya rağmen sergiye gelmemeleri. Dahası gelenlerin de bir çoğunun resimlere gayri ihtiyari bakarak kuvvetli duygularla oluşturulmuş resimleri es geçmesi. Alanya'da eserlerime en büyük ilgiyi Norveçliler gösterdi. 2'nci sergimi 'Farkındalık' adına açtım. Sergiden elde edilen gelirin yüzde 30'unu Alanya Building Our Future Engelsiz Yaşam Evi Derneği'ne bağışladım. Çocukluk yıllarımda çamurla oynamayı sever, çamurdan arabalar, şehirler yapardım. Kendi kendime resimler yapar, projeler çizerdim. Büyüdükçe kullandığım materyaller değişti. Bulduğum malzemelerden kendimce bir şeyler üretmeye başladım. İşte, size çok iyi hatırladığım bir örnek; ayakkabı topuğundan araba yapmıştım. İlkokul yıllarımda arkadaşlarım resim ödevlerini hep bana yaptırırlardı. Resim yapıyordum, evet; ama böyle bir yeteneğimin olduğunun farkında değildim. Orta sona geldiğimde resim öğretmenim beni karşısına alarak "Sen de resim yeteneği var. Bu yeteneği geliştirmeli ve resmi bırakmamalısın. Güzel Sanatlar Lisesi'nin sınavlarını takip et, sınav tarihlerini kaçırma." dedi. O sevinç ve heyecanla Çankaya Güzel Sanatlar Lisesi'ne gittik. Orada bize lisenin öğrencisi olabilmek için 500 kişinin başvuru yaptığını, bu 500 kişi içerisinden de yalnızca 24'ünün seçilebileceğini söyleler. Ayrıca eğer seçilme şansımızın yüksek olmasını istiyorsak yeteneğimizi mutlaka bir kursa giderek geliştirmeliydik. Bana oradan emekli olan bir öğretmen tavsiye ettiler, ismi Mehmet Erbil. Kendisi çok başarılı bir ressam ve sanatçıdır. Ürgüp Yöresi'nin başarılı resimlerini yapar. Sınava hazırlanmak üzere bizlere verilen 2 aylık süre de acilen bir kursa yazılarak yeteneklerimi geliştirebilmenin yolunu tuttum. Mehmet Erbil Hoca'mın katkıları sayesinde eksiklerimi kapatarak sınavı 24'üncü olarak kazandım. 
Lise'deki hocalarımın hepsi de kendi branşında başarılı, örnek gösterilen, zeki insanlardı. Hocalarıma imrenerek bakardım. Öyleki devlet de çalışmalarına rağmen sürekli kendilerini geliştirmenin yollarını araştırır, gerek yurt içi, gerekse yurt dışı seyahatlerle gelişimlerine katkı da bulunmayı amaç edinirlerdi. Öğrencisi olduğum Çankaya Güzel Sanatlar Lisesi, 2 bölümden oluşmaktaydı. Bunlardan bir tanesi müzik, diğeri ise resimdi. Ben resim bölümündeydim; ama hep sanatla iç içeydik. Müzik bölümüyle birlikte Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın konserlerine giderdik, müzik bölümüyle birlikte. 
Gerek yurt içi, gerekse yurtdışı özellikle İtalya, Yunanistan, Fransa, Roma'yı gezdik. 20'ye yakın karma sergiye katıldım, lise yıllarında. Bunların bir tanesi Yunanistan'da katıldığım 'Dostluk' konulu resim sergisidir. Yunanistan'da müzeleri gezdik. Müzeler, bize sanatımızı icraa etme de çok şey kattı diyebilirim. Çizimlerimiz artık tek yönlü değil, çok daha detaylı ve soyut olmaktaydı. Farklılaşmış, özgünleşmiştik; ancak yolun henüz daha çok başındaydık. Sanat'ı gerek ülkemizde, gerekse diğer ülkelerde incelemek bize çok şey kattı. Sanat aşkımız aslında bir nevi gezip gördükçe, öğrendikçe perçinlendi diyebiliriz. Artık hedefimizi bu işin eğitimini tamamlayarak dünyaca ünlü bir sanatkar olmaya doğru yöneltmiştik. İlk hedefimiz, iyi bir üniversite kazanabilmekti. Sınavlar da genellikle imgesel ve desen konuları ağırlıklı olarak sorulmaktaydı. Uzunca bir süre imgesel ve desen çalıştım. Daha sonra Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ni kazandım ve Eskişehir'e yerleştim. Üniversite de öğrenci olduğum yıllarda da yine çok farklı dallarda eğitimler aldım. Kurşun vitray ve heykel (polyester heykel, mermer heykel, metal heykel, ağaç heykel) dalında eğitimler alarak lisans eğitimime katkı sağladım. Üniversite de yan dal olarak Grafik Tasarımı bölümünü seçtim. Grafikte Corel, Photoshop gibi programları öğrendim. Bununla beraber biraz biraz reklam dalına girdik. Reklam nasıl çizilir, grafiği nasıl hazırlanır gibi.
Bunun yanı sıra fotoğrafçılık dersleri aldım. Tabii tüm bu eğitimler ayrıyeten aldığım eğitim faaliyetleri arasında yer almaktaydı. Çok sayıda karma sergiye katıldığım üniversite de 2'nci sınıfta ilk kişisel sergimi açtım. Sergim epey dikkat çekti, üniversitenin içinde çok ses getiren bir sergi olmuştu. O dönemin Cumhurbaşkanı Necdet Sezer'den telgraf almıştım, gurur vericiydi. 
Resimlerim hakkında profesörlerden aldığım eleştiriler, bana çok şey kattı. Sergi sonunda onur belgesi almıştım. Sergi de tuvalimi kendim hazırlayıp çerçevesini kendim yaptım. Malzemesini kendim aldım ve boyasını da yine kendim hazırladım. Aslında anlatacak çok şey var ancak şimdilik bu kadarı yeterlidir.  

- Çalışmalarınızda sizi yönlendiren biri / birileri oldu mu?
Birkaç kişi var. Bunlardan bir tanesi benim manevi babam Ankara Serimer Eczanesi sahibi Atilla Serimer'dir. Kendisi öz babam gibi her anımda yanımda oldu, üzerimdeki desteği oldukça büyüktür. Hayatıma yön vermiş değerli bir zattır, kendisi. Resim öğretmenim Mehmet Erbil, Gravül Baskı Sanatları ustası Yusuf Demirtaş, iyi bir heykeltraş olan Prof. Dr. Şahin Özyüksel ve ünlü bir ressam olan Prof. Dr. Oya Kınıklı, benim hayatıma şekil veren değerli insanlar.

'TEMEL AMAÇ İNSANLARA SANATI SEVDİRMEK'
- Ezgim Sanat Evi sahibisiniz. Sanat galerinizde ne gibi etkinlikler yapılıyor?Kaç kursiyeriniz var? Kursiyerlerinizi seçerken özel bir kriteriniz var mıdır? Biraz bahseder misiniz Ezgim'de dersler nasıl geçiyor?
Ezgim Sanat Evi, 2 yıl önce açıldı. Belki de herkesten duyuyorsunuzdur; ancak buradaki temel amaç gerçekten de para kazanmanın dışında kişiye resmi, sanatı sevdirmek, kişiye yeteneklerinin farkındalığını kazandırmak. 29 Ekim'de Ezgim Sanat Evi adına TNT Kanalı'nın Haber Sektörel programına katıldım. Alanya'da tek seçildik, bu bizim için onur verici oldu.
Kursiyer sayımız diğer sanat evleri kadar çok değil. Öyle herkesi almıyoruz. Biz de öncelikli kriter yetenekten ziyade kişinin resmi gerçekten sevmesi. Yetenek öyle ya da böyle bir şekilde kazandırılabiliyor. Genellikle küçük yaş gruplarıyla çalışmayı seviyorum. 4 - 10 yaş arası dönem de çocukların düşsel zekası oldukça yüksektir. Çocukların zekalarını geliştirmek, düşsel altyapılarını sağlam zemine oturtabilmek için çeşitli çalışmalarla onlara sanat sevgisini aşılamaya gayret ediyorum. 
İnsan, yeteneklidir; ancak üretemez. Benim niyetim kişiye düşündüğünü ürettirebilmek adına yardımcı olmak, destek olmak.
Cumartesi 14.00 - 16.00 arasında 6 - 12 yaş aralığındaki öğrencilere Salı - Perşembe: 18.00 - 20.00'da ise yetişkinlere kurs veriyorum. Herhangi bir yaş sınırı yok. Kursiyerlerim arasında üniversiteye hazırlananların yanı sıra temel sanat eğitimi alarak hobi kazanmak isteyen insanlar da oluyor. (70 yaşında bir kursiyerim vardı inanın sanata olan ilgisi ve yaptığı profesyonel detaylı çalışmalarla beni şaşırttığı gibi onore de etmeyi de başarmıştı. Mutlu oldum.) 
'ÖZEL ÖĞRENCİLER SANATLA UĞRAŞMAKTAN KEYİF ALIYOR'
Ayrıca Özel Özgün Kardelen Özel Eğitim Merkezi'nin müdürlüğünü yapmaktayım. Özel öğrencilerimizle birlikte seramikten resimler yapıp, boncuklardan takılar yapıyoruz. Halılar dokuyoruz. Bundan büyük keyif alıyorlar. Resim ve el işi derslerine devam etmekteyiz. Onların yüzlerindeki gülümse beni çok mutlu ediyor.
'KENDİ AKIMIMI YARATMA PEŞİNDEYİM'
- Resimde hangi teknikleri kullanırsınız? Eserlerinizde herhangi bir akımın etkilerine rastlanılabilir mi?
Sürrealist (gerçeküstücülük) akımdan biraz etkilenirim; ancak esas amacım kendi akımımı yaratmaktır. (Sürrealist akım: Bilinçaltının bilinç üzerindeki egemenliğinin eserlere olan yansımasıdır. 20'nci yüzyılın en önemli düşünce hareketlerinden biri olan sürrealist akım, kişinin içinden geldiği gibi hareket etmesi gerektiğini savunur.) 
'EGİ TEKNİĞİ RESME ÇOK ŞEY KATIYOR'
- Kendi akımını yaratmak... Kulağa hoş geliyor. Peki, bu yönde herhangi bir girişiminiz oldu mu?
Elbette. EGİ ismini verdiğim bir teknik var. Üzerinde hala çalışıyorum. Kızımın ismi Ezgi. Onun isminden esinlenerek tekniğe EGİ adını verdim. 'Bu teknik tuvale ne katıyor?' diye sorarsanız; tuvale çalışılması oldukça zor olan bu teknik, 3 boyutun yanı sıra gravür hissi veriyor. EGİ tekniğiyle tamamlanan eser son vuruşların yanında hazır hale geldiğinde gerek alıcıya gerekse resmi yapana büyük mutluluk veriyor. 
Resimlerimi oluştururken daha çok iç yapı ve düşsel dünyayı ön planda tutarım. Bunun yanı sıra resim de Mısır yazıtlarını, uzayı özellikle de Satürn gezegenini kullanırım.
- Niçin Satürn? Satürn'ün resimdeki etkisi nedir? Alan da eğitim almış biri olarak nasıl yorumlarsınız?
Satürn, eski adıyla Zühal, diğer gezegenlere göre çok daha farklı. Büyüklük açısından Jüpiter'den sonra ikinci sırada yer alıyor. Adını Yunan Mitolojisi'ndeki Kronos'tan alan Satürn, Güneş Sistemi'nin en dikkat çekici halkalarına sahip.  Sürekli bir hareket, hareketlilik var.
'TOPLUMUN RESİM ZİHNİYETİ ÖRÜMCEK AĞIYLA ÖRÜLÜ'
Bazı resimlerimde örümcek ağlarını görmeniz mümkün. 'Neden örümcek ağları?' diye soracak olursanız; örümcek ağları, toplumumuzun sanata olan düşünceleri ile bağdaştığı için diyebilirim. Toplumumuz ne yazık ki -mutlaka istisnalar var- sanata ve sanatçıya önyargılı bakmakta, yaklaşmakta. Ayrıca ne yazık ki yine sanatı ve sanatçıyı desteklemediği gibi sanata ve sanatçıya saygı duymayarak emekleri 'boş iş'olarak adlandırmaktadır. Evet, ne yazık ki üzücü. Benim resimlerimdeki örümcek ağı da işte tam da o zihniyetteki kişileri simgeler.
- Yeri gelmişken sormak istiyorum. Sizce Alanya'da sanata ve sanatçıya verilen önem nedir? Sanat emektarı olarak Alanya'da sanatın ve sanatçının gerekli ilgi ve desteği gördüğüne inanıyor musunuz? Alanya Belediyesi bu konuda çaba sarf ediyor mu? Sarf ediyorsa sizce bu çaba yeterli midir?
Alanya Belediyesi esasında sanata ve sanatçıya gereken ilgiyi göstermek istiyor; ancak bunu tam olarak başarabildiğini söyleyemeyeceğim. Oysaki belediye, sanatı ve sanatçıyı el üstünde tutsa sanat aşığı turistlerin geldiği turizm şehri Alanya'da her şey çok daha farklı olabilir.
Genel olarak değerlendirmek gerekirse ne yazık ki sanata fazla bir ilgi yok. İlgili olan kişilerin çoğu da Alanya'ya dışarıdan gelerek yerleşmiş kişiler. Özellikle de yerleşik yabancılar, sanata oldukça ilgililer. Bu sevindirici, tabii ki; ancak hizmet verdiğimiz, ekmek yediğimiz Alanya'da Alanyalıların sanata ve sanatçıya tabir-i caizse 'öcü' gibi bakmaları bizi üzüyor.
"DEDEMİN ÖLÜM HABERİNİ ALDIĞIM DA..."
- Şimdiye kadar yaptığınız resimlerin içinde sizin için özel bir yeri olan, özel bir anlam ifade eden, içinize sindiğini düşündüğünüz bir çalışma var mı?
Evet, var. Çok düşünerek yaptığım, güçlü alt yapısı olan bir kedi resmim var. Bu resimde insanların birbirlerine olan uzaklığı, resmin alt yapısını oluşturmaktadır. Her şey çok yakındır belki evet ama yakınınızda olsa dahi yüzüne nefretle baktığınız bir insan size çok uzaktır. İç yapıdaki uzaklık resme yansır. Benim için önemli olan bu kedi resminin ismi ABO'dur. Resmi bitirmeye yakın kedi üzerindeki son çalışmalarımı tamamlarken dedemin ölüm haberini aldım. Çok sevdiğim dedemin ölüm haberini almak, beni çok sarstı ve de üzdü. Dedemin ismi Ali'ydi. Çok iyi atıcı olduğu için kendisine ABO lakabıyla seslenilmekteydi. Bu yüzden kedinin boynundaki kolyeye aslında çok da farkında olmadan ABO yazdım. Bu nedenle kıyamadığım resimlerimdendir, ABO. 
'DALDIĞIM ZAMAN KENDİMİ UZAYDAYMIŞIM GİBİ HİSSEDERİM'
ABO'da yine diğer resimlerimde olan uzay mekanı, hiyeroglif yazılar, deniz, uzay boşluğu ve gezegenler var. Uçuşan balıklar var, ABO'da. Ben daldığımda kendimi uzay da gibi hissederim, özgür ve güçlü.
- Sosyal Medya'dan takip ettiğim kadarıyla kursiyerlerinizle yalnızca atölye de değil dış mekan da da çeşitli çalışmalar yapıyorsunuz. Bunun kursiyerleriniz üzerinde motive edici, cesaretlendirici bir etkisi olduğuna inanıyor musunuz? Nasıl değerlendirirsiniz?
Sokak çalışmaları, kursiyerleri heveslendiriyor. Onların değişik ortamlarda, değişik insanlarla özgür bir biçimde kendilerini resme verdiklerini görmek, ne kadar doğru bir iş yaptığım konusundaki düşüncelerimi destekliyor. Birebir canlı obje çizme fırsatı yakalayan kursiyerlerin yanı sıra çevredeki insanların da resme merakını uyandırıyor. Böyle böyle kazandığımız, sanatı sevdirdiğimiz çok insan oldu. Kursiyerlerimize kurs bitiminde sertifika veriyoruz, bu da motive edici bir güç görüyor.
- Eleştiri alıyor musunuz? Aldığınız eleştirilerin motive edici yanı var mı?
Eleştiriler, önümü görebilmem açısından bana büyük yardımcı oluyor. Keşke Alanya'da da bu yönde beni uyaran, fikir veren insanlar olsa. Ben henüz yolun çok başındayım. Katetmem gereken çok yol var. Bu yüzden bilinçli insanların uyarıları beni üzmez, bilakis memnun ve mutlu eder.
- Kaç kursiyeriniz var?
Geçen dönem 15 kursiyer mezun ettim. Bunlardan 10 tanesi küçük grup, 5 tanesi ise üniversiteye hazırlık öğrencisiydi. Üniversiteye hazırlananlardan biri Hacettepe Üniversitesini, diğeri ise Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ni kazandı. Toplamda 45 kişiye eğitim veren Ezgim Sanat Evi'nde şu anda Kış dönemi için kayıt yaptıran 7 öğrencimiz var. Her geçen gün kayıtlarımız artıyor. 
ÖZEL ÇOCUK BAHA'NIN TAKDİR EDİLESİ YETENEĞİ
- Özel Özgün Kardelen Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nin müdürlüğünü yaptığınızı söylemiştiniz. Özel öğrencilerin sanata olan ilgisi nasıldı?
Özelikle Baha Özçakıl isimli öğrencimin çizimlerini es geçemem. Kendine özgü karakteristik çizimleri var. Zihinsel engelli olan 45 yaşındaki Baha, kendine has tekniğiyle muhteşem çizimler yapıyor. Öyleki çizimleri 'benim' diyen ressama taş çıkartır. Zeka olarak büyük olmasına rağmen ünlü ressamlar gibi çocuksu çizimler yapar.
'ALANYA İÇİN BÜYÜK BİR NİMET'
- Sanat alanında ulaşmak istediğiniz hedefleriniz nelerdir?
Önce Alanya'da, sonra Türkiye'de en son tüm dünyada ünlenmek. Bu yüzden kültürel aktivitelere daha çok katılmaya gayret ediyorum. Her yıl kendi kişisel sergilerimin yanı sıra kursiyerlerim için atölye de yapılan resimlerin sergilerini açarak kursiyerlerimin resimlerini sergiliyorum. Bu onları mutlu, beni ise onore ediyor. Alanya'da Kültür Merkezi her zaman açık; ancak giden insan sayısı bir elin parmak sayısını geçmez. Ne tiyatro, ne müzik, ne resim, ne de herhangi biri ne yazık ki Alanya'da hakettiği ilgiyi gör(e)miyor. Oysaki AKM, Alanya için büyük bir nimet.
- Gençlere neler önerirsiniz? 
Resim kişinin benliğinde ciddi bir öneme sahip. Çizemeseler bile mutlaka resimle uğraşmalarını, gerekirse bir odun alıp yontarak ona şekil vermelerini, bir ytong alıp onu işlemelerini, el becerilerini geliştirmelerini öneririm. El becerilerini geliştirirlerse; düşsel zekaları da gelişir. Sınav kaygısı, stres, baskı vs gibi durumlar da gençler resimle uğraşırlarsa bir şekilde kafalarını dağıtıp rahatlama imkanı bulabilirler diye düşünüyorum. 
- Alanya konulu bir eser yapmak isteseydiniz oluşturacağınız eserde ana tema olarak hangi obje/objeleri kullanırdınız? Renk tercihiniz ne olurdu?
Ben insanları seçerdim. İnsanları resmetmeyi isterdim, özellikle de pazar alanlarında kendi ürünlerini satan masum insanları, köy halkını, insanların yüzüne yerleşen tatlı telaşı.  Oradaki hengameyi, detayları, gençleri yaşlıları resme işlemeye çalışırdım. Daha evvel bunun bir benzerini Gazipaşa Ilıca Park isimli bir kitapta çizdiğim resimlerle gerçekleştirmiştim. Renk sorunuza gelince Alanya için Kırmızı ve Mavi renklerini seçerdim. Kırmızı güçtür, cesarettir, hevestir. Mavi rahatlıktır, dinginliktir. Alanya'nın her yeri zaten maviyle uyumlu. Alanya'nın insanları da baktığınız da ticareti seviyorlar, insanları seviyorlar. Demek ki baktığınızda onların da içlerinde bir kırmızı nokta var diye düşünüyorum.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.