banner391
banner405

'Alanya sörfçüler için cennet'

Alanya'da amatör sörf sporuyla ilgilenen Hayri Yenialp, "Alanya sörf için ideal bir şehir. Dünya üzerindeki sörfçülerin de yüzde 95'ine hitap eder" dedi

'Alanya sörfçüler için cennet'

banner404
ALANYA'DA bir dönem televizyon programcılığı da yapan işletmeci ve amatör sörfçü Hayri Yenialp, Pazartesi Sohbeti'nin bu haftaki konuğu oldu. Yasin Araz'ın sorularını yanıtlayan Yenialp, "Alanya tarihi, doğası ve yapısıyla bambaşka bir şehir. Yeni alternatifler katmak anlamında sörf turizmi değerlendirilebilir" dedi. İşte, Yenialp ile yaptığımız sohbetten öne çıkanlar:

'ÜNİVERSİTEYE KADAR BÜYÜK ŞEHİR GÖRMEDİM'

- Hayat serüveniniz nasıl başladı?


Hayatımda ilginç noktalar var. 1979 yılında Alanya’da doğdum ve çocukluğum Alanya merkezde geçti. Marangoz bir babanın oğluyum. Alanya'nın içerisinde bahçelerde oynamayı seven, maceracı biriyim. Öyle de çocukluğum geçti. Lise dönemimde çok aktif birisi değildim. Alanya Lisesi'ni bitirdim. Daha sonra özel televizyonların çıkmasıyla birlikte medyaya karşı bir ilgim oluştu. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni kazandım. Üniversiteye kadar hiç büyük bir şehir görmemiştim. Gazi Üniversitesi gazetecilik açısından köklü bir üniversite. O aktif ortamı görünce biraz afalladım ama sonrasında farklı medya kuruluşlarında staj yaptım. Bir sene de çalıştım. Alanya'ya döndüm, sonrasında gazeteciliği de bitirmemden dolayı üzerine yöneldim ama gazete açmak gibi bir lüksümüz yoktu tabi. Lise dönemindeki deneyimlerime dayanarak abimle bir işyeri açtık. Halen de işimizi devam ettiriyoruz.

'BÖLGELERİN YAŞANTISINI YANSITTIM' 

Üniversiteyi okuduk, üzerine ne yapsak diye düşünürken işte yerel bir kanalda kendi çektiğim 'Geçmişe dair' adlı bir mini belgesel programı yaptım. Alanya'nın hamamlarını, ücra köşelerini anlatan belgeseller yaptım. Arkasından 'Köy Öyküleri' adında bir program yaptım. 2 sene bu programı sürdürdükten sonra farklı bir şeyler denedim, ismini kendimin koyduğu 'Seyr-ü Sefer' isimli bir program yaptım. Protokolle, muhtarla bile iç içe olmadan o bölgenin yaşantısını yansıtan program yaptım. Çok güzel deneyimler yaşadım. Hiçbir şeyi olmadan mutlu olan insanları tanıdım, tanıttım. Yazın çalışıp parayı kazanıyorduk, kışın da aktivite yapıyorduk. Bu süreçten sonra gezi yazıları gibi yazıları kaleme aldım ama zor oluyordu. Her hafta bir yerlere gitmek, hazırlamak ve sunmak epey zordu. O dönemden sonra dergilere kaydım.

'SÖRFÜ ÖNCE ÇOK İLGİNÇ BULDUM'

- Amatör olarak sörf sporuyla uğraşıyorsunuz. Sörfe nasıl başladınız?


Alanya Belediyesi ile beraber şehir hayatına ve tarihine katkı sağlamak adına siyah beyaz fotoğraflarla çalışma yaptık. 3 yıl kadar bir süre içerisinde 7-8 bin kadar siyah beyaz fotoğraf topladık. Bunu da aile albümlerinden tarayarak, insanlardan isteyerek yaptık. Alanya'ya nasıl katkı sağlarız, nasıl turizme faydalı olur gibi fikirler üzerinde tartıştık. Kimisini hayata geçirdik, kimisi havada kaldı, kimisini de kendi kendimize çabaladık. 2009 yılında bazı şeyleri tüketme noktasına geldiğimde akrabamız Mehmet Ali Soy vasıtasıyla sörfle tanıştım. Norveç'ten Alanya'ya bir sörf tahtası getirdi. Bu nedir, nasıl bir şeydir bilmiyoruz tabi. Üstüne çıkıp, direkt kayıyor musun, dalga nasıl yakalanıyor, nerede yapılır, bu konularda fikrimiz yoktu. Bir de Mehmet Özgen abimiz vardı. Onlar sörf yaparken ben de fotoğraflarını çekiyordum, medyaya servis ediyordum. Çünkü ilginç bir şey. Kışın birisinin denize girmesi bile olay olup haber yapılırken, fırtınada sörf yapıyorlardı.

'SÖRF İÇİN KAÇAMAK YAPIYORUM'

Nitekim gazeteci arkadaşların da ilgisini çekti, yayıldı gitti. Bunun yanında bunu halka kabullendirmek de gerekiyordu. 'Deli mi bunlar, kışın tahtayla denize mi girilir' algısını yıkmak gerekliydi. Halen de mücadele ettiğimiz bir sorun bu. 2009 Aralık ayında İncekum'da ben de denize girdim wetsuit dediğimiz kıyafetle. Su buz gibi, hava esiyor, tahtanın üstünde duramıyorsun. Onlar da nasıl eğitim verilir bilmiyordu, internetten izlediklerimizle sınırlıydı her şey. Bu şekilde sörf macerası başladı. Bir istek doğrultusunda çıktı. Virüs gibi bir şey. Halen de ilk günkü gibi içimde heyecanı devam ediyor. Bazen kendimden taviz veriyorum, kaçamak yapıyorum. İşten, evden, aileden taviz veriyorum. Çok bağlayıcı bir spor, yani içeriden böyle ama dışarıdan çok da mantıklı gelmiyor insanlara. Alanya dışından insanlarla tanıştık, görüşler aldık. Alanya'ya gelenler de burada ne kadar sörf yapılabildiğini bilmiyor. Çünkü bu spor doğanın size verdiği imkanlarla yapılıyor. Ben koşacağım dersin, yola çıkar koşarsın. Bunda doğayla ilişkin kısıtlıdır ama sörfte öyle değil. Hiç bir zaman stabil bir şey yok. Her zaman farklılık gösteriyor.

'İLK DEFA YURTDIŞINA SÖRF İÇİN GİTTİM'

- Sörf Alanya'da yapılabilecek bir spor türü mü?


Sörfle ilgili deneyimler bu noktada çok çeşitli oluyor ve hepsi birbirinden eğlenceli. Dünya standartlarına göre ne gibi bir durumdayız buna bakmak gerekiyor. Biz ilk başladığımızda 3 kişiydik ve bu grupla 2011 yılında Endonezya'nın Bali Adası'na gittik. Hayatımda ilk defa yurt dışına çıktım. Avrupa'ya gitmedim ama dünyanın diğer ucundaki bir ülkeye gittik. Orada sörfle yatıp kalkan, hayatları ve ekonomisi sörfle iç içe olan dünyanın birçok yerinden sörfçüleri ağırlayan bir ülkeye gittik. Her seviyeden sörfçüleri barındıran bir yapısı var. Binlerce insan denizde sörf yapıyor. Alanya'nın öyle bir yer olmasını hayal edemiyoruz tabi ama bir test ettik nasıl bir iş olduğunu. Sahilde sörf tahtaları kiralanıyor, dersler veriliyor falan bir çok aktivite var. Oradan geldikten sonra kafamızdaki algı da değişti, yapabiliriz diye düşündük.

'TANITIM İÇİN İYİ BİR ARGÜMAN OLACAKTIR'

Biz şu an bireysel bir spor yapıyoruz, hobi durumunda ama dışarıdan ciddi bir talep var. Buna karşın bunu yapacak bir altyapı yok. Oteller bunu kullanabilir, belediye tanıtımda yer verebilir. Bu illaki her gelen sörf yapacak demek değil ama en azından yapmak isteyenleri de çekecektir. Bu tanıtımda kullanılabilecek bir materyal. Mesela yazın giyilen şortlara bakın hepsi sörf için dizayn edilmiş. O şortların içerisinde tarak gibi bir kısım var mesela o bizim sörf tahtasına sürdüğümüz kaymayı önleyici kremi silmek için var. İnsanların sörften haberi yok ama sörf için yapılmış ürünleri giyiyorlar. Bu bir nevi imaj. Biz sörf yaparken insanlar geliyor, mesela sörf tahtamızı alıp fotoğraf çektirmek istiyor. Bali'de bunları öğrendik ve döndük. Bu arada ben üzerinde durmak için 3-4 ay uğraştım. Bu alanda deneyeceğin şeylerin hiçbir zaman sınırı yok. Ucu açık bir zevk.

'TESİS YETERSİZLİĞİNDEN DOLAYI ZORLANDIK'

Mesela ben Bali'den geldiğimde çok iyi beceremiyordum, en son 'Bırakacağım' dedim. Çünkü malzeme alman gerekiyor, yatırım yapmalısın. Sonra Konaklı'da bir yere gittik, orada birkaç dalga yakaladım, zevk almaya başladım ve tekrar karar değiştirdim. 'Ben artık yatırım yapayım' dedim. Sonra tahtayı da alınca bir havaya girdik ama tabi sorunlar bunlarla sınırlı değil. Tesis yok. Giyinip denize gireceksin, üzerini değiştiremiyorsun, havlu yardımıyla ancak yapabiliyorsun, eşyalarını bırakabileceğin güvenli bir yer yok. Soranlar oluyor, ona nasıl denettireceksin. O gün gazetede Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı'nın (BAKA) spor turizmiyle ilgili teşvik programı varmış. Tam bizlik bir teşvikti. Arkadaşlarla konuştuk, fikir alışverişi yaptık. Gökçe Aydoğan isimli bir arkadaşımız var. Avrupa Birliği (AB) Projeleri ile ilgili eğitim almış. Onun da ilgisini çekti 'Ben bu projeyi yazarım' dedi. Biz de bilgi anlamında yardım ettik. Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD) kanalıyla bu projeyi sunduk ve böyle yeni bir serüven başladı.

'BREZİLYA'DAN EĞİTMEN HOCA GETİRTTİK'

130 bin TL civarında bir para çıktı. BAKA'ya göre düşükmüş ama biz ne yapabiliriz onu düşündük. Bizim için gerekli olan ekipman, sahilde sörf yapılacak iki nokta, tanıtım gibi çalışmalar lazımdı. Türkiye'de bunun standardı yok. Bu sporu yapan insanlar var ama ne bir federasyonu, ne de bir altyapısı var. Birkaç tane sörf okulu var ama denetimi yok. Bunu nasıl sağlayacağız dedik, daha sonra Uluslararası Sörf Federasyonu'ndan (ISA) eğitim ve sertifika alma anlamında destek istedik. O insanlar da uygun şartlar ve ortamlarda ilgili olanlara ders verecekti. Bu anlamda Brezilya'dan bir hoca geldi ve bizlere eğitim verdi. Bir anda olay gelişti. Biz bireysel olarak yaparken durum kimlik kazandı. Bu sayede projenin kapsama alanı genişledi, üniversitede seminerler verdik.

'TÜRKİYE'YE İLKLERİ KAZANDIRDIK'

Biz bu sporla uğraşıyoruz ama her zaman dalga yok tabi. Bunun dışında ne olabilir diye düşündük sonra ayakta kürekli sörf (SUP) yapmaya başladık. Ayakta kürek çekerek denge yönünü genişlettik. Böylece daha geniş kitlelere yayılıyor. Bu sayede mağaraları görüyorlar, denizin içini görebiliyorlar. Bunun yanında her yaşa hitap ediyor. Bu da ilgi gördü tabi. Yaz aylarında birçok kişiyle tur yaptık. Suyun altında foklar, balıklar, carettalar gördük. Hem spor, hem gezinti. Ayakta kürek çekerek bir tahtanın üstünde gidiyorsunuz. Sörften daha çok ilgi görüyor ve çok fazla fiziksel olarak kendinizi yormuyorsunuz. Bu projeyi biz tamamladık. Bu süreçte eğitim aldık. Türkiye 'Dalga Sörfü Şampiyonası' yaptık. Bu anlamda da Alanya'nın adını duyurduk.

'EN ÇOK SÖRFÇÜ ALANYA'DA AĞIRLANIYOR'

Sörf çok popüler bir spor olmaya başladı. Yunanistan, Fransa, Fas gibi ülkelerde keşfedilmeye çalışılıyor. Avrupa'dan insanlar geldi sörf yaptı. Biz tabi oluşan şartları kullanmaya devam ettik. Medya da ilgi gösterdi. Eskiden Mart, Nisan'da deniz sezonu açıldı diye haberler olurdu şimdi her dönem giriliyor. Bu bir algıydı ve bunu yıktık. Alanya bu anlamda çok özel bir yer. Deniz sıcaklığı belli bir derecenin altına düşmüyor. Diğer yerlerde bu böyle değil. Sular çok soğuk oluyor. Biz burada elbise giymeden sörf yapabiliyoruz. Türkiye'de İstanbul ve Alanya bu anlamda yoğun. Alanya Türkiye'de en çok sörfçüyü barındırıyor. İnsanlar takip edip buraya geliyor. Biz buradaki havayı görebiliyoruz ama insanlar hiç bilmeden de gelebiliyor.

'DENİZ VE ŞEHRİN İÇ İÇE OLMASI BİR AVANTAJ'

TRT'ye gittik, orada anlattık. Bu sporu Türkiye'de yapan sayısı belki 100-150'dir. Suya da en çok Alanya'da giriliyor bu anlamda. Ticari olarak Alanya'da bir sörf okulu açılır mı bilmiyorum ama şu an yeteri kadar tanıtım için malzeme var. Bu da Alanya'nın daha önce hiç kullanılmayan bir argümanı. Mevcut çalışmaları çeşitlendirmek gerek. Bizim maddi bir beklentimiz yok. Kendimizi tatmin etmek için yaptığımız bir şeydi. Gerçekten de yapan insanlar bırakamıyor. Sayı hızlı artmasa da dışarıdan imaj anlamında insanlar özellikle Avrupa'dan insanlar mesaj bırakıyor. İlgilerini çekiyor. Bir potansiyel var. Bunu açığa çıkarmak herkes için iyi olacaktır. Alanya bu anlamda iyi bir destinasyon. Şehir ve deniz iç içe. Burada insan denizden çıkıp yemeğini yiyor, kafeye gidebiliyor. Denizin dibinde otel var. Sörf olmadı kaleyi, çarşıyı gezer. Bu nedenle Alanya en iyi noktalardan birisi.

'ALANYA SÖRFÇÜLERİN YÜZDE 95'İNE HİTAP EDİYOR'

- Dünyadaki sörf turizmi potansiyeli nedir?


Bir kişi kışın sörf yapmaya gelse iki gün yapar, sonraki günler çarşıyı gezer. Bundan sadece sörfle iç içe olan insanların haberi var. Bir de sörfte şöyle bir algı var. Sörf aşırı büyük dalga ve profesyonellik isteyen bir spor gibi görünüyor. Aslında bu sadece sörfün en üstünde olan insanların yaptığı bir şey. Buradaki dalgalarla Bali'deki dalgaları karşılaştırdığımızda orada eğitim verilen dalgalar var burada. Bu da çok uygun. Yeni başlayan birisi Alanya'ya gelir, ki bu da sörfçülerin yüzde 95'i demek. Birisinin çok üst düzey bir profesyonel olması için Hawaii'de yaşaması gerek ama 'Ben sörfe başlayayım' diyen yüzde 95'e Alanya hitap ediyor.

'ALANYA İPİN UCUNU BIRAKMAMALI'

Dalga sörfünün Türkiye'de bir geleceği varsa bunun en önemli ayağı Alanya. Alanya'nın ipin ucunu bırakmaması lazım. Bir pay oluşacak zamanla ve bu devam ettirilmeli. Çünkü bazen Alanya'da çekilen fotoğrafların başka bir yermiş gibi lanse edildiğini de gördük. Onunla da mücadele ediyoruz biraz. Bu işten rant sağlanacaksa Alanya sağlasın. Alanya tanıtımında bu önemli bir argüman olacaktır. Alanya'ya olumlu bir katkı sağlayacağına inanıyoruz. Turistin parası çalındı haberlerindense bunu haber yapmalıyız. Bu bir imaj sonuçta. Bizim çabamız hem bu, hem de kendi kişisel zevkimizi almak.

'HEM BEDEN, HEM RUH SAĞLIĞINA FAYDALI'

- 'Sörf Yoga' isimli bir çalışmanız var, bu nedir?


Yoga sörf ve SUP insanı hem bedenen, hem de ruhen rahatlatan bir spor. 2010'dan sonra başladığını biliyoruz. Mental bir rahatlama sağlıyor. Bunu yaparken kafayı boşaltmak gerekiyor. Diğer sporlarla çalışmayacak kafayı bu sayede çalıştırıyorsunuz. Spor yapıyorsunuz, sosyalleşiyorsunuz ve stres atıyorsunuz. Çok farklı açılardan yaşadığınız şehri görebiliyorsunuz. Hiç tekneyle veya diğer araçlarla giremeyeceğiniz yerlere girebiliyorsunuz. Sörf dünyayla paralel gidiyor. Yeni yeni keşfediliyor. Bunun bazı hastaların tedavisinde kullanıldığını da gördük. Fizik tedavi gibi çalışmalarda örnekleri var. Su üzerinde yapılıyor. Sabit bir zemin olmadığı için hem kafa, hem beden çalışması yapıyorsunuz. Bunları bazı arkadaşlarla denedik. Şimdi geçtiğimiz yaz sabah gün doğumlarında SUP turları yapıyorduk. Birkaç yoga ve platese ilgili kişiler geldi. SUP tahtası üzerinde bu hareketleri denedik. Çok da keyifli oldu. Bu işi kimler yapıyor diye araştırdık. Özellikle Hollywood yıldızlarının bunları yaptığını gördük. Rihanna ve Brad Pitt gibi ünlülerin yaptığını biliyoruz. Alanya SUP yoga için de çok uygun bir yer. Burada tarih, şehir, hayat var. Rahatlatıcı bir ortamda bu sporu yapma imkanı buluyorsunuz. Araştırmaları halen sürüyor. Nasıl yapılır konusunda üzerinde çalışıyoruz.

'ALANYA'DA DENİZ ÇOK İHMAL EDİLMİŞ'

Yoga sörf, çok literatürde olan bir şey değil. Daha sosyetik bir şey. SUP tahtasının yapısı gereği üzerinde yatılabiliyor ama çok dar bir alanda ve oynak bir zeminde bu rahatlatıcı hareketleri yapmak farklı bir duygu. Çaba farklı bir çaba. Düştüğün zaman korkmuyorsun. Bu rahatlatıcı bir his. Salonda plates yapmakla denizde yapmak çok farklı. Tarifi yok bunun. Belki de dünyada tek bu. Alanya bu anlamda çok daha özgün. Bu konuya yönelmeye başladık biz de. Hocalardan destek alarak geliştirmek istiyoruz. Tersanenin önünde denizin üstünde yoga yapıyorsunuz. Ne kadar kitleye ulaşır bunu zaman gösterir ama olumlu olacağı kesin. Herkes bundan keyif alıyor. Çünkü 1 yaşındaki de yapabiliyor 70 yaşındaki de. Bu da çok keyif verici. Kültür ayrımı yapmayan bir alan. Herkes yaylaya gider ama deniz çok ihmal edilmiş. Biz tahtalarla kalenin etrafında dönüyoruz, Korsanlar Mağarası'na, Aşıklar Mağarası'na giriyoruz. Fotoğraflayabildiklerimiz yaşadıklarımızın binde biri. Bu serüvenlerimizde yavrusuyla yüzen fok gördük. Kayalıktan denize düşen oğlağı geri kayaya bıraktığımız bile oldu. Sabahları erken kalkmak için bir bahanem var.

'BÜYÜKLERİMİZDEN YARDIM İSTİYORUZ'

- Bir dernek altında toplanmayı ya da federasyonlaşmayı düşünüyor musunuz?


Aslında federasyonlaşma noktasında bazı düşüncelerimiz oldu. Bir dernek altında toplanmayı da düşünüyoruz. Federasyon konusunda büyüklerimizden önerilerini almak isteriz. Alanya'nın bu konuda ciddi tecrübeleri var. Sörf dünyada kabul gören bir spor. Ekonomik olarak da potansiyeli olan bir spor. Şu an bizim araştırmalarımız oldu ama çok büyük sayılara ulaşmadığımız için tam bir girişim olmadı. Yol gösteren olursa aşama kaydedeceğimize inanıyoruz. Bu alanda biraz daha kurumsallaşmaya ihtiyaç var.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.