banner391
banner405

'Alanya kültürü yok oluyor'

ALTAV Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Topçu, Alanya'nın turizmde büyük yol kat etmesine karşın çok eksiği olduğunu belirterek, "Düzeltmemiz gereken birçok sorun var" dedi

'Alanya kültürü yok oluyor'

banner404
-YASİN ARAZ
TÜRKİYE
Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Alanya Bölgesel Yürütme Kurulu (BYK) ve Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Topçu, Pazartesi Sohbeti'nin bu haftaki konuğu oldu. Alanya'da üyesi olduğu çalışma gruplarındaki faaliyetlerden bahseden Topçu, Alanya turizmini bir üst noktaya taşımak için aralıksız çalıştıklarını belirtti. İşte, Topçu ile yaptığımız, turizmden ülke gündemine, dış ilişkilerden ticarete birçok konunun ele alındığı sohbette öne çıkanlar: 

'AVRUPA'NIN ANA DESTİNASYONUYUZ'

Yasin ARAZ (YA) - Yıllardır turizm sektörünün içerisinde bulunmuş birisi olarak, Alanya başta olmak üzere Türkiye'nin turizmini nasıl buluyorsunuz?

Cengiz TOPÇU (CT) - Türkiye'de turizm sektörü hızla yükselen, katma değer yarattığı yan sektörler de göz önüne alındığında, sermayesinin doğa ve tarih olması açısından "Bacasız Sanayi" tabirini öncelikle sonuna kadar hak etmekte. Aslında Türkiye ve özelinde Alanya bu konuda söz sahibi olması ve büyüklüğü ile diğer rakipleriyle karşılaştırıldığında turizm hareketlerinin genç olduğu kadar, bulunduğu coğrafya bakımından oldukça zor şartlarda bu sektörü geliştirmeye çalışmakta. 1970’lerde bu bölgeye karavanları ve araçlarıyla gelen Avrupalılar buranın havasına, doğasına ve yaşayanlarına hayran kalmışlar ve bu deneyimlerini döndüklerinde paylaştıklarında Alanya'nın turizm ile ilgili ilk hareketlenmeleri başlamış. O zamandan bu yıllara doğrusuyla yanlışıyla, ülkede yaşanan sorunlarla birlikte iniş çıkışlara sahne olan bu sektörde son yıllarda ulaşım imkanlarının gelişmesi, havalimanlarının çoğalması ve maliyetlerinin azalması ile daha çok insanın seyahat etme şansını yakalaması, Türkiye ve özelinde Alanya için de bir şans olmuştur. Şu anda gerek ulaşım, gerek konaklama altyapısıyla, gerekse şehrin hizmetleri ile Alanya birçok Avrupa ülkesinde ana destinasyon olmuş durumda ve gelişimini sürdürmekte. Artık turizmde sürdürülebilirlik, bölgenin kültürel ve doğal yapısının en az şekilde hasar görmesi gibi konularda yoğunlaşmakta ve bununla ilgili daha bilimsel çalışmalarla turizme yön verilmeye çalışılmaktadır. Türkiye; doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleri ile herkesin ilgisini çekmeye devam ederek zaman zaman inişli çıkışlı seyirler izlese de, toplamda artan bir taleple karşılaşacaktır. Alanya olarak bu konulara daha çok zaman ayırmamız gerekiyor.

'YARIM YAMALAK BİR ŞEHİR OLDU'

YA - Sektörde yapılan yanlışlar nelerdir?

CT - Aslında sektörün başlamasıyla birlikte hem konaklama, hem de ulaşım ve diğer altyapılar anlamında planlı bir gelişme sağlanamamış. İlk önce altyapısını kurup sonra şehri kurmak yerine özellikle kıyı şehirlerimizi binalarla doldurduktan sonra altyapı, yol, park bahçe ve diğer hizmetleri yapma çabası oluşmuş ve 'hiç bir hizmetin tam olmadığı' şehir yaratmıştır. Getirisinin büyüsüne kapılan bizler de uzun vadeli planlar yerine kısa vadeli kazançlar yolunu seçmişiz. Buna kamu otoritesi de bir çözüm getirememiş. Bu da sektörün yarattığı katma değer ve işsizlik üzerindeki olumlu etkisinin zarar görmemesi olarak açıklanmış. Bölgemizde belki de Belek dışında maalesef devlete ait arazilerin dağıtımında tanıdık, eş, dost faktörü ön plana çıkmış ve daha önce imkansız gördüğümüz yerlere oteller, ki ben onlara beton yığınları diyorum, yapılmış ve doğal çevre tahribata uğratılmıştır. Alanya-Antalya arasında yapacağınız bir araba yolculuğu bunun çıplak gözle bile görülmesini sağlar.

'ARZ TALEP DENGESİ BOZULMUŞ DURUMDA'

Arz, taleple doğru orantılı şekilde büyümemiş, bu da rekabetin doğal sonucu, gelen yolcu sayısının artmasına rağmen ekonomik girdilerin azalmasına sebep olmuştur. Yıllar önce yabancı tur operatörlerinin Alanya'da öncülüğünü yaptığı sürdürülebilir turizm konulu toplantılarda bu sıkıntılar ele alındı. Bu toplantılardaki önemli maddelerden biri de yoğunlaşan turizm hareketliliğinin yerel dokuya ve kültürel yapıya zarar vermemesi ve bununla ilgili önlemlerin alınmasıydı. O günlerde sadece bir konu başlığından ibaret olan hususun şu an itibarı ile daha önemli olduğu ortaya çıktı. Alanya özelinde bu denge korunamamış, nüfus olması gereğinden fazla artmış, bu da hem kültürel yapıya ve çevre sorunlarına hem de altyapıya olumsuz olarak yansımış durumda. Alanya özelinde İç Kale bölgesi dışında yerel değerlerimizin sayısı oldukça azalmış vaziyette. Hatta yaylalarımız bile estetikten, doğal uygunluktan ve yerel özelliklerden uzak yapılarla doldu. Yapılan çalışmalar geç de olsa bunu tersine döndürmeye gayret etmektedir. Bunun başarılı olması, turizmin sürdürülebilirliği için önemlidir.

'RUSYA KRİZİ TÜM PAZARLARI ETKİLEDİ'

YA - Geçtiğimiz yıl baş gösteren bir Rusya sorunu var. Sektörü nasıl etkiledi ve atılan adımları doğru buluyor musunuz ?

CT - Rus uçağının düşürülmesi sadece Rusya pazarının yüzde 98 düşmesine sebep olmadı. Aynı zamanda Türkiye-Rusya ilişkilerinin nereye gidebileceğini kestiremeyen, özellikle Avrupa ve diğer pazarlarda da rezervasyon konusunda ciddi tereddüde yol açtı. Bu sebeple diğer pazarlarda da yüzde 25-45 arasında düşüşler yaşandı. Bütün toparlanma çabalarına rağmen beklenen düzelme özellikle periyodik hale gelen bombalı saldırılar ve Güneydoğu'da yaşanan olaylar nedeniyle sağlanamadı. Son İstanbul Atatürk Havalimanı saldırısını takiben Fransa'nın Nice kentindeki olayları konuşurken ülkemizde yaşanan darbe girişimi ve akabinde uygulanmaya başlayan Olağanüstü Hal (OHAL) uygulaması 2016 sezonuna ait tüm umutlarımızı minimum düzeye indirdi. Bundan sonra beklentimiz ve çabamız Rusların tarifeli uçakların yanı sıra sıra charter uçuşlarına başlaması ve olayların durulması durumunda en azından Eylül-Ekim aylarına ait az da olsa bir hareketlenmenin sağlanması. Bu iki şekilde yarar sağlayacaktır. Birincisi, girdilerde az da olsa can suyu olacak, birazcık da olsa nefeslenmemizi sağlayacaktır. İkincisi ise, 2017 yılına daha umutla bakmamızı sağlayacak ve sektöre moral motivasyon verecektir.

'KOMŞULARLA BARIŞ ORTAMI SAĞLANMALI'

Ayrıca unutulmamalıdır ki, turizm sektörü huzurun olduğu yerde yeşerir, güç bulur ve gelişir. Huzurun önde giden şartlarından biri de ilk önce komşularla iyi geçinmektir. Siyasi, sosyal, ekonomik politikalarımızın buna göre belirlenmesi konusunda sivil toplum olarak siyasi iradeye baskı yapmamız gerekmektedir. Ulaşılabilirlik açısından sektöre baktığımızda 2-4 saatlik uçuş mesafesini kabul edilebilir olduğundan yola çıkarak komşularla öncelikli olmak üzere bu iyi ilişkilerin bu çember içinde korunması gerekmektedir. Bu hem sektörün gelişimine hem de hayat kalitemizin artmasına sebep olacaktır.

'BAKANLIĞIN HANTAL BİR YAPISI VAR'

YA - Ek olarak neler yapılmalı, sektörün neye ihtiyacı var?

CT - Yapılması gerekenler ve öneriler birçok platformda paylaşılıyor ve gündeme sık sık getiriliyor aslında. Ancak son yıllarda yaşanan hem siyasi gelişmeler, artan terör olayları ve Güneydoğu'da süren operasyonlar gündemimizin sektöre yoğunlaşmasını engelliyor. Yapılması gerekenlere ben de hem yerel hem de genel anlamda birkaç başlıkta maddeler halinde değinmek istiyorum. İlk olarak Turizm Bakanlığı daha etkin hale getirilmeli ve sektör temsilcilerinden oluşan bir üst kurul oluşturulmalı. Bu kurul her ay düzenli toplanıp olabilecek çeşitli senaryolara göre eylem planı hazırlamalı. Üzülerek söylemeliyim, devletin hantal yapısı zaman kaybına sebep veriyor ve Ankara'da oturan yetkililer maalesef Alanya'daki sorunu algılamakta zorluk çekiyor. Bu da normal sorunu yerinde yaşamadıkça ve görmedikçe turizm gibi çok hareketli bir sektörün sorunlarına çözüm bulmayı hem zorlaştırıyor, hem de zaman kaybına sebep oluyor.

'DESTİNASYONEL TANITIM ÖNE ÇIKMALI'

Daha önce de zaman zaman gündeme gelen çeşitli toplantılarda dillendirdiğimiz gibi, ülke yerine destinasyon tanıtımı ön plana çıkmalı. Alanya özelinde bu konuda çok şanslı olduğumuzu söyleyebilirim. İki havalimanımız var. Biri yarım saat, diğeri bir buçuk saat uzaklıkta. Ülke büyüklüğü göz önüne alındığında yaşanan bir takım sıkıntılarda olaylara uzak olan destinasyonlara bir artı olacaktır. Tanıtım ve pazarlama konusunda belki de ayrılan bütçelerin bir kısmının destinasyonların kontrolüne verilmesi düşünülebilir. Yurtdışı tanıtım ataşelerimizin ve büyükelçilerimizin programlarına zaman zaman o ülke tur operatörlerini ziyaret etmeyi de almaları, sorun olsun olmasın onlarla yakın temasta olmaları yararlı olur kanaatindeyim. Bürokratik hantallıktan kurtulup, bulunduğu ülkede bütün medya kanallarını kullanarak tüm yıl etkin çalışma yapmaları sağlanmalıdır. Bu konuda tur operatörlerine verilecek yakıt desteği gibi desteklerin, operatörlerin programlarını netleştirmeden açıklamaları etkili olacaktır.

'İÇ PAZAR İÇİN DEVLET DESTEĞİ ŞART'

Her ne kadar Ramazan Bayramı'nda kötü bir tecrübe yaşasak da iç turizmin desteklenmesi ve Alanya'nın bundan payını alması için çalışmaların devam etmesi gerekmekte. Devletin de bu hareketlenmeyi sağlayacak adımlar atması, tatillerin yıl içine dağıtılması, faizsiz seyahat kredisi, kamu spotları gibi çalışmalarla bu hareketlenmeyi desteklemesi gerekiyor. Geçtiğimiz Ramazan Ayı'nda 26 milyon kişinin yer değiştirdiği düşünülecek olursa, iç pazarın vazgeçilmez bir unsur olduğu görülecektir.

'GÖNÜLLÜ TANITIM ELÇİLERİ OLUŞMALI'

Özellikle bütün olumsuz koşullara rağmen ülkemizin ve özelinde Alanya'nın algısı buraya gelmelerini sağlayacak kadar olumlu. Ancak her geçen yıl aşağı doğru seyir halinde olan bir çizgi var. Bunun sebepleri hem çevremizde yaşanan sıkıntılar, hem siyasi otoritenin sert çıkışları, hem de gelen misafirlerin destinasyonlarda maruz kaldıkları olaylar şeklinde ana başlıklar halinde sıralanabilir. Çevremizdeki olayların seyrine müdahale şansımız yok, ancak siyasi otoriteyi konu ile ilgili uyarmak, destinasyonlarda yüz yüze hizmet veren personelden başlayarak bu eğitime tüm şehri dahil etmek, bir şekilde gelen misafirlerin gönüllü tanıtım elçisi olarak ülkelerine dönmelerine katkı verecektir.

'SIKINTILARI KENDİ İÇİMİZDE AŞMALIYIZ'

Kamu yönetimi ile özel sektörün çalışmalarında daha sıkı çalışması ve özel sektörün ihtiyaçları konusunda daha hızlı ve yapıcı kararlar alınması gerekiyor. Örnek olarak Göç İdaresi'nin sorununu çözme konusunda kararlı olunmasına rağmen tam anlamıyla başarıya ulaşılamadı. Yerel çapta çözülmesi gereken sorunların Ankara merkeze kadar prosedür izlemesi zaman kaybına sebep oluyor.

'FİNLANDİYA'DA EN ÖNEMLİ MARKAYIZ'

YA - Alanya ölçeğinde Finlandiya pazarında çalışan ilk turizmci sizsiniz. Fin pazarı şu aşamada Alanya adına ne ölçüde, toplam potansiyel nedir? 

CT - 1987 yılında tanıştık. Alanya'yı Finlandiya pazarı ile ben tanıştırdım. Kuzey ülkeleriyle tanışmak Alanya için ilginç bir deneyim oldu. Takip eden yıllarda hem birtakım benzerliklerimizin olması, hem de Alanya'nın kabul görmesiyle şu anda Finlandiya'da yaz sezonu için ana destinasyonlarından biriyiz. Finlandiya ölçeğinde rakibimiz hep Yunan adaları, özellikle Rodos ve Chania’dır. Şu anda bine yakın Finlandiyalının Alanya'da yaşadığı biliniyor. 2013 yılından beri Alanya'mızı ziyaret eden Finlandiyalı sayısında bir azalma görünmesine rağmen, halen en sadık pazarlarımızdan biridir ve Alanya için son derece önemlidir. Son iki yıldır Finnair’ın Gazipaşa-Alanya (GZP) ve Antalya Havalimanı'na hemen hemen haftanın her günü gerçekleştirdiği direkt uçuşlar ve bu sene yaşanan tüm sorunlara rağmen uçak iptali yerine uçak tipinde değişiklik ile koltuk sayısını azaltması nispeten yaşanan olumsuzluğun bu pazarda olabilecek en az zararla atlatılmasına yararı olmuştur. Önümüzdeki yıllarda Alanya her zaman Finlandiya'da en önemli marka olmaya devam edecektir.

'2017'DE TANITIM PARTNERİ OLACAĞIZ'

Ayrıca 2017 Ocak ayında Helsinki'de gerçekleşecek fuarda Türkiye ana partner olarak yer alacak. Ortalık yatışıp toz duman dağılınca bu pazarın eski günlerine dönmesinin zor olmayacağı kanaatindeyim. 12 ay olmasa bile yılbaşı önü ve arkasını çıkardığımızda en az 10 ay talebin olacağı bir pazar olarak değerlendirilecektir. Finlandiyalı misafirin bölgeye en büyük katkısı, gezmeyi sevmesinden kaynaklanmakta. Otelde kalış şekilleri ne olursa olsun şehri gezmeyi severler. Belki diğer ülkelere oranla gelen sayısının çok olmamasına rağmen sokakta dolaşan her üç kişiden birinin Finlandiyalı olması şehre olan katkılarını da artırmaktadır.

'SOSYAL MEDYANIN ETKİSİ BÜYÜK'  

YA - Avrupa'nın genelinde yaşanan bir kriz var. Türkiye ölçeğinde buna son dönemdeki gerek terör olayları gerek askeri darbe girişimi de etki etti. Türkiye zarar gören imajını nasıl toplar, ne kadar sürer?

CT - Oldukça zor bir durum. Trajik ama Avrupa'daki terör olayları nispeten kendimizi anlatmamıza fırsat sağlıyor. Özellikle 15 Temmuz'dan sonra yaşanan ülkemizdeki gelişmeler bundan on sene önce olsaydı hep birlikte kepenkleri kapatmıştık. Seyahat etme alışkanlığından vazgeçmeyen Avrupalı her şeye rağmen bizi seçmekte. Artık tehlikenin her yerde olabileceği kanısı yaygın. Ayrıca yaygın olarak kullanılan sosyal medya ve diğer iletişim araçları olayların oluş yerleri ile tatil yörelerinin arasındaki mesafenin bir şekilde misafir tarafından güvenli olarak algılanmasına fırsat sunuyor.

'ASIL DARBEYİ BİZ ALDIK'

Darbe girişimi ve sonrası yaşananlar ve OHAL uygulaması, anlatmakta oldukça zorlandığımız konular. Maalesef geçen yıllar içersinde yurtdışında basınla ilişkilerdeki başarısızlığımız ve kendimizi anlatmaktan ziyade "Anlamazlarsa anlamasınlar" yaklaşımı şu anda en büyük sıkıntımız ve tamamen haklı olduğumuz bir konuda yalnız kaldığımızı görüyoruz. Bunu yıkmak kolay olmayacak. Olaylara bizim gözümüzden bakmalarını sağlamak oldukça zor. Bu hem daha önce yaşananlar hem de o sahayı yıllar içinde boş bırakıp ülkenin aleyhine çalışabilecek akla bırakmak. Şu anda hükümetin ve özel sektörün yaptığı tanıtım atağı devam etmeli. Bizler de onlara katkı sunmalıyız. Siyasilerimizden 16 Temmuz'dan sonra yakaladığı düzeyli muhalefet ve sorunlara karşı birlik havası Ağustos ortası gibi meyvelerini vermeye başlar. Aynı tarihlerde Rusların da charter seferleri başlarsa en azından Eylül-Ekim ayları olabilecek hareketlenme Kasım ayına bile yansıyabilir. Bu da 2017 için umut beslememize makul bir sebep olur.

'ŞEHİR İÇİN ÖNERİSİ OLAN SÖYLESİN'

YA - TÜRSAB-BYK yönetiminde olmanızın yanı sıra ALTAV yönetimindesiniz. Çalışmalarınız nasıl gidiyor, projeleriniz var mı, önceliğiniz nedir?

CT - 2015 Haziran'ından bu yana yaşanan süreçte sivil toplum kuruluşları da üstüne düşeni elinden geldiğince yapmaya çalışıyor. Özellikle TÜRSAB merkez önderliğinde hükümetin de içinde olduğu yoğun tanıtım kampanyasına desteği kendi ölçeğimizde veriyoruz. Alanya BYK olarak yerel anlamda acentelerimizden karşılaştığı sorunlara çözüm bulmaya çalışıyoruz. ALTAV olarak önceliklerimiz arasında şu anda imaj sorunun giderilmesi, pazar çeşitlendirilmesi ve misafire sunulacak ürünlerin çeşitlendirilmesi ile ilgili çalışmalar yapılıyor. Alanya'nın sadece deniz, kum ve güneşten ibaret olmadığını göstermek için birtakım çalışmalar sürdürülüyor. Örnek olarak son düzenlenen yamaç paraşütü etkiliğine desteğimiz, daha çok spor aktivitesinin Alanya'da yapılması, Alanyaspor'un Süper Lig'e çıkmasının ardından iç turizmdeki hareketlenmenin daha görünür ve kış aylarında olabilmesi için yapılabilecekler olarak sıralanıyor. Tabi bu arada herkesten şunu özellikle istiyoruz. Şehir için sözü olan herkes lütfen önerilerini sunsun.

'MİSAFİR GERİ DÖNÜŞLERİ ÖNEMLİ'

YA - Alanya'da turizm noktasında eksiklikler nedir?

CT - Zaman zaman bu konu gündeme geliyor. Hepsini tek tek sıralamayalım. Biraz pratik ve kısa zamanda yapılacak işlerin yanında uzun vadeli yapmamız gerenler var. Hemen aklıma gelenler şöyle. Kamu yönetiminin, belediyenin, meslek örgütlerinin ve bu sektörden yaşamını devam ettiren herkesin aynı amaç etrafında hareket etmeleri ve çalışmalara müdahil olmaları gerekmektedir. Ancak aynı şehir içinde caddelerin bile kontrolünün farklı kurumlarda olduğu bir Alanya'da sıkıntıların aşılması da çok zor. Birden fazla otoritenin olduğu yerin yönetilmesi elbette zorlukları ve eksikleri beraberinde getirir. Özellikle incoming yapan acentelerden gelen ve şehrin genel işleyişiyle ilgili misafir geri dönüşleri dikkate alınmalı ve değerlendirilmelidir. Belediye bünyesindeki turizm komisyonu, düzenli olarak incoming yapan acente yetkilileriyle toplantı yaparak güncel sorunları ve pratik çözüm önerilerini birinci ağızdan öğrenebilir.

'ETKİNLİK TAKVİMİ OLUŞTURMALIYIZ'

Alanya'nın ana gündemi turizm olmalı. Gerek görsel gerek yazılı medya, eğitim görevini etkin bir şekilde yerine getirmeli. Kamu spotunun Alanya versiyonu olabilir. Bu konu daha önce de gündeme geldi ancak henüz yol alamadık. En azından 1 yıl öncesinden sunabileceğimiz bir etkinlik takvimimiz olmalıdır. Konaklama tesisi yapılmasına en az 5 sene süreyle yasak getirilmeli, tadilat yapacakların da oda sayılarının aynı kalması sağlanmalıdır. Ayrıca yeni yapılacak konutların da bulunduğu bölgeye bakılmaksızın hepsinin giriş katlarına dükkan izni verilmemeli. Her marka şehrin meydanı vardır. Şehre bir meydan kazandırılması ve çarşının estetik açıdan daha çekici hale gelmesi için çalışma yapılması gerekiyor. Özellikle dükkanların yoğun olduğu çarşı içinde dükkanlar güzel ama bir çoğunun ikinci katı bakımsız.

'ALANYA'YA HER ALANDA DEĞER KATMALIYIZ'

YA - Parlatılması gereken Alanya özellikleri nedir? Deniz, kum, güneş turizmi eski sevecenliğini kaybetme yolunda. Alternatif neler sunabiliriz?

CT - Tabi ki ana sermayemiz deniz, kum ve güneş. Her şeyden önce bunları iyi korumalıyız. Zaman zaman bunlarda bile sıkıntı yaşıyoruz. Ancak alternatiflerle ilgili çalışmalar da var. Belediyenin katkıları ile geçen seneden bu yana yapılan SUP bile ses getirmiş durumda. Zaman zaman gündeme gelen golf sahaları, film platosu olma özelliğindeki yerleri, spor aktiviteleri, özellikle havalimanının yakınlığı, gelecekte bu ve buna benzer projelerin hayata geçirileceği ile ilgili umut beslememize yardımcı oluyor.

'ŞEHİR HAYATI FELÇ OLMUŞ DURUMDA'

YA - Alanya'nın en büyük sorunu ve avantajı nedir?

CT - En büyük avantajı, doğası ve yılın büyük bölümünde ılıman bir iklime sahip olması, bunu da yeni havalimanı ile desteklemesi. Sorun olarak yıllar plansız büyümenin yarattığı sorunlar. Son iki aydır kalan misafirlerden aldığımız geri dönüşlerde en büyük sorunun, trafik ve özellikle şehir içinde yaşanan karmaşa olduğunu öğreniyoruz. Bisikletine binen bir misafirin hiçbir sorunla karşılaşmadan Damlataş'tan Grand Kaptan Otel'in olduğu bölgeye gidebilmesi gerekir. Bu, bir medeniyet ölçüsüdür aslında. Ancak bırakın bisikleti, yürüyerek bile gerek kaldırım işgalleri, gerek trafik kurallarına uyulmaması, gerekse yol boyunca rahatsız edilmeleri yüzünden bu imkansız gibidir.

'2017 YENİ BİR BAŞLANGIÇ OLACAK'

YA - 2016 yılının kaybedildiği söyleniyor, hak veriyor musunuz? 2017’de işler tersine döner mi, yaraların sarıldığı bir sezon yaşanır mı?

CT - Hayata pozitif bakma gibi bir huyum var, bu da tüm yaşantıma yansıyor. Umudumu hiçbir zaman yitirmiyorum. Yoksa bir köşeye çekilip olanı biteni seyretmemiz gerekir. Evet, kötü bir sezon ama derdimiz "Buradan nasıl en az hasarla çıkarız" olmalıdır. Bu sektörde olan bizler hayal satıyoruz aslında ve bunu alan misafirler de aldıkları andan buraya gelene kadar o hayali kurup burada gerçekle örtüştürdükleri oranda mutlu gidiyorlar. Bu sezonun bundan sonra toparlanma ihtimali zayıf. Ancak bundan sonraki gidişat belki de halen 2016 yılını tam anlamıyla kaybetmediğimizi gösterir umudundayım. Her şeye rağmen gelen herkesin geri döndüğünde gönüllü elçimiz olmasını sağlamalıyız. Bunların ışığında 2017 yılının yeni bir başlangıç olacağını düşünenlerdenim. Her ne kadar şu anda yapılan planlamalar kötü senaryolara göre yapılsa da, zaman içinde diğer ülkelerde aradıklarını bulamayan tatilcilerin Türkiye'deki normalleşmeye paralel olarak taleplerinin yaratacağı baskı ile planlamalarında olumlu yönde değişiklik yapacağını umuyorum.

'TURİZMDE HUZUR BİRİNCİ ŞART'

YA - Buradan yetkililere seslenmenizi istesek, ne söylerdiniz?

Özellikle siyasi otoriteye ve TBMM'deki diğer partilerin 15 Temmuz mesajını iyi değerlendirerek ülke içindeki tansiyonu düşürmelerini, bütün sektör olarak bekliyoruz. Bu da turizmin vazgeçilmez unsuru olan huzuru getirecektir. Bizler de sektör temsilcileri olarak yurtdışı bağlantılarımızı kullanarak etkin bir şekilde kendimizi anlatma çalışmalarını yoğunlaştırmalıyız ve küçümsemeden tüm medya iletişim araçlarını kullanmalıyız. Son dönemecine girdiğimiz 2016'nın bundan sonra az da olsa yüzümüzü güldürecek şekilde gelişmesini ve 2017’ye daha umutla bakmamızı sağlamasını dilerim.

CENGİZ TOPÇU KİMDİR?
- Cengiz Topçu kimdir ve turizme girişi?

1966’da Çankırı’da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul'da, üniversite eğitimini Balıkesir'de tamamladı. Askerlik hizmetini İzmir’de yaptıktan sonra Alanya'ya taşındı. Evli ve iki erkek çocuk sahibi olan Topçu, turizme 1983 yılında lise son sınıfta yaptığı üniversite tercihleri sonrası giriş yaptı. Edebiyat öğretmeninin yönlendirmeleri sonucu mesleğe giriş yapan Topçu, Balıkesir Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu'ndan mezun oldu. Askerlik dönüşü bir seyahat acentesinde iş yaşamına devam etme kararı alan Topçu, günümüzde TÜRSAB Alanya BYK ve ALTAV Yönetim Kurulu Üyeliği yapıyor. Topçu'nun ayrıca Egzotic Tour adlı bir de seyahat acentesi bulunuyor.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
süleyman bilgili - 5 ay önce
TEBRİKLER ÇOK GÜZEL BİR YAZI SORUN - ÇÖZÜM HERŞEY İÇİN DE