banner391
banner405

'Alanya insanına sevdalıyım'

'Deniz her yerde var, kum her yerde var, ülkemiz çok güzel. Alanya'nın farkı, kaldırım taşları değil; üzerinde yürüyen insanlar… Ben, Alanya’nın denizine, kumuna, güneşine değil; insanına, insanının sıcaklığına ve içtenliğine sevdalıyım' diyor, Ceyhun Yılmaz; Alanya'ya olan sevgisini anlatırken. Tüm samimiyeti ile sorularımızı cevaplayan Ceyhun Yılmaz ile son derece keyifli bir röportaj gerçekleştirdik

 'Alanya insanına sevdalıyım'

banner404
'BEN, Alanya'nın denizine, kumuna, güneşine değil; insanına, insanının sıcaklığına ve içtenliğine sevdalıyım' diyerek, sorularımızı içtenlikle yanıtlayan ve yanıtlarken bir yandan da herkesi tatlı sohbetine dâhil edebilen sempatik bir insan, Ceyhun Yılmaz…  Radyo dinleyicileri iyi tanır onu, gerçi o sadece radyo ile girmedi hayatımıza. Televizyonda ve pek çok sosyal sorumluluk projesinde görev alarak da kalbimizi fethetti. Hele 'Hayat Bilgisi' adlı dizide bir 'Ruhi karakteri' vardı ki evlere şenlik... İşte, size Ceyhun Yılmazla gerçekleştirdiğimiz o çok özel röportaj…

-Kısaca bize kendinizden bahsedebilir misiniz?
Tabii ki. 1976 gününün Ekim ayının beşinci günü 21 yaşında bir genç kızın ikinci çocuğu olarak dünyaya geldim. İki kardeşiz, kamyon şoförü bir baba ve ev hanımı bir annenin oğlu olarak İstanbul’da dünyaya geldim. Bahçelievler Kazım Karabekir İlköğretim Okulu ve Yeşilköy 50. Yıl Lisesi’nin ardından İktisat Fakültesi’nde okumaya çalıştım. Bitiremediğim için daha sonra Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi’nde eğitim gördüm. Onu da yarım bırakıp askere gittim. Özel hayatımdaki kronoloji bu şekilde seyrederken iş hayatımda da önemli değişiklikler oldu. 1995 yılında TGRT Spor Servisi’nde Galatasaray muhabiri olarak göreve başladım. Daha sonra müdür yardımcılığı görevine yükseldim, müdür yardımcılığı görevimi ifa ederken, hedeflerim doğrultusunda radyo ve televizyon programcılığını sırası ile yapıp sahneye çıkmak istedim. 1999 yılının Ocak ayının 16’ncı günü radyo programcılığına başladım. Başlamasına başladım da hiçbir zaman sadece bir radyo programcısı olarak anılmak istemedim. Bunun beraberinde, farklı bir şeyler yapmam gerekiyordu. Hemen 2000 yılında sahne gösterileri başladı, 2001 yılında televizyon programı başladı, 2002 yılında bir kitabım çıktı. Bu anlattığım her şey, birbirleriyle beraber devam ettiler. Radyoyu, televizyonu ve kitap yazmayı hiç bırakmadım, sahneyi bırakmadım.
'BEN İÇİNİZDEN BİRİYİM'
- Alanya' ya sık gelen ünlülerden birisiniz. Acaba bu seferki geliş nedeniniz nedir?
Sevgili Erol Günaydın'ın güzel bir sözü var, 'Ben tanıdığınız biriyim; yani ünlü değilim, şöhret değilim, sadece içinizden biri…'. Alanya'ya ilk defa 1998 yılının Temmuz ayında geldim ve o günden beri Hilmi Tokuş sayesinde bir alışkanlığım oldu. Sevgili Hilmi Tokuş, benim ailemin bir parçası gibidir; onu görmeye, ziyaret etmeye geldim. Bu ziyaret benim için; bayramda bir amcaya gitmek, büyüklerin elini öpmek veya sonsuzluğa göç etmişlerin mezarını ziyaret etmek gibi bir ziyaret oldu. Bazen 2-3 gün denize girmediğimi anlıyorum. Alanya benim için başka, bambaşka! Tertemiz, pırıl pırıl bir doğaya ve samimi insanlara sahip güneşin gülümsediği sevgi dolu bir ilçe… Deniz her yerde var, kum her yerde var ülkemiz çok güzel Alanya'nın farkı, kaldırım taşları değil; üzerinde yürüyen insanlar… Alanya'yı her zaman yakından takip ediyorum.
- Peki,  Alanya da yaşamayı, buraya yerleşmeyi hiç düşündünüz mü?
Alanya’yı seviyorum, evet. Ancak yerleşmeyi kesinlikle düşünmüyorum. Ben İstanbul'da doğdum,  İstanbul da öleceğim. İstanbul benim annem gibidir. Ne zaman ayrı kalsam içimden bir şeyler kopar gibi olur.
- Alanya’da herhangi bir çalışma yapmayı düşündüğünüz oldu mu?
Oldu, evet. Yapıyoruz, yapmaktayız her sene. Şunu söyleyeyim, ben ilk gösterimi Alanya'da yaptım. Hilmi Tokuş ve Sayın Hasan Sipahioğlu ile beraber… Sizlerin aracılığıyla kendilerine selamlarımı da gönderiyorum ayrıca. Burada Alanya'nın kadınları, çocuklarıyla ilgili çok önemli gösteriler yaptık. Sağ olsunlar beni çok desteklediler.
- Radyo programınız var, şiir kitaplarınız var, televizyon programınız var, bunun yanında dizi ve filmlerde rol almışlığınız var. Yani bunların hepsi ile uğraşan bir isimsiniz. Peki, kendinizi tam anlamıyla nasıl tanımlıyorsunuz?
Ben bir komedyenim aslında. Bütün hareketlerim bir komedyen refleksi gösterir. Beni radyoda dinleyen, televizyondaki sohbetime şahit olan herkes, komedyen ruhlu olduğumu anlayabilir herhalde. Komedyenin ilkesi, kahkahadır. Ben televizyonda da radyoda da komedyen gibi davranıyorum. Mesleğim sorulduğunda da komedyenim diyorum. Televizyoncu, sahneci, radyocu gibi anılmaktan da hoşlanmıyorum; ama mesela oyunculuk, benim hobim. Hatıra olsun diye oynuyorum.
- Komedyensiniz ama aynı zamanda son derece duygusal ve romantik şiirler de yazıyorsunuz. Bunu nasıl açıklarsınız?
Bir günün içinde gece ve gündüz var. Birbirini tamamlıyorlar. Ben böyle açıklıyorum, şiirle mizah böyle bir şey; birbirini tamamlıyor ve ‘Ben’ oluyorum. İkisi de ayrı yol. Bir şeyi anlatmak isteyince şiir şeklinde anlatmak isteyebilirsiniz, kelimeleri düzgün kullanırsanız; insanları daha çok inandırırsınız. İnandırıcı bir çekiciliği olunca da adı zaten ‘Sanat’ oluyor. Sanat tarihleri aşıyor, sınırları aşıyor. 1960 yılında yazılmış bir şiir, bize bugün o duyguları derinden hissettirebiliyor.
- Aynı anda hem komik hem de romantik olabilen birisiniz. Bunlar aslında gerçekten içinizde var olan bir şey mi; yoksa hani hep sorarlar ya biri diğerini saklamak için bir maske mi? Yani gerçekten komik biri misiniz yoksa gerçekten romantik mi?
Ben bu soruyu şöyle açıklamak istiyorum; Bir gün dediğimiz şey yalnızca gece ve gündüzden ibaret değil midir? Yalnızca gece veya yalnızca gündüz, diyebilir miyiz bir güne…  O nedenle elbette ki her duyguyu içerisinde barındırabilen doğal bir insanım. Şiirler sanattır ve sanat, bildiğiniz gibi düşsel zekânın ortaya çıkardığı ve tutulmayan, gözle görülmeyen önemli bir kavram; yani soyut bir kavramdır. O yüzden bu soyutluğu gerçeklikle yargılamak, yanlış olur.
'SOSYAL MEDYA GİRİŞ ÇIKIŞ SAATLERİ BELLİ OLAN BİR OKUL GİBİ'
- Sosyal medyayı aktif bir biçimde kullanan isimlerdensiniz. Peki, sosyal medyayı ne amaçla kullanıyorsunuz? Sosyal medya; işinizin bir parçası mı, yoksa kitlelere ulaşmak için en kısa yol mu? 
Aslına bakarsanız benim için televizyondan, radyodan farkı yok. Sosyal medya iletişim aracı ve bende o yüzden kullanıyorum. Televizyoncu olsun olmasın herkesin görüntü çekebileceği, radyo programcısı olsun olmasın herkesin haber girip şarkı çalabileceği bir çağ ile karşı kaldık bana kalanda bu çağı kucaklamaktı. Sadece işimi yapıyorum. Benim için sosyal medya, giriş çıkış saatleri belli olan bir okul gibi diyebilirim.
- Sosyal medya ile medya arasında bir fark yok dediniz. Ama peki ya sansür… Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Fark yok demedim, aslında ‘Fark yok’ derken iletişim aracı olma işlevselliğinden bahsettim, ikisi de bir iletişim aracı. Bunu böyle gördüğümü söylemek istedim. Sansüre gelince, insanın kendi sansürü var zaten. Mesela ben küfürlü bir şey yazmıyorum, yeniden twitlemiyorum (Retweet) veya bir grubun ya da kişinin incinebileceği tarzda cümleler kurmuyorum, kuranlara da izin vermiyorum.
'HERKES İNANÇLARIYLA YAŞAMAYA ÖZGÜR'
- Ekşi sözlüğün yazarlarından biri olduğunuzu biliyorum; ancak sizi aktif bir şekilde göremiyoruz orada. Yoksa sözlükleri takip etmeyi bıraktınız mı?
Kesinlikle hayır. Hala fırsat buldukça yazarım. Zamanım oldukça, fırsat buldukça yazmaya çalışıyorum. Bana göre sözlükler,  kesinlikle takip edilmelidir. Ekşi sözlük dediğimiz, sadece bir kişiden oluşmuyor. Fazlasıyla insandan oluşuyor ve bazıları insanların dinlerine, inançlarına saldırıyor. Ekşi Sözlüğün inanç saldırılarıyla da gündeme gelmesine üzülüyorum. Bunu da ilk kez paylaşarak buradan ifade etmek istiyorum. Herkes inançlarıyla yaşamaya özgür.  Kimsenin bir başkasının inançlarını aşağılamaya ve de küfretmeye hakkı yok.
- Bir kaç sinema filminde rol aldınız. Sinema ile ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sizi farklı rollerde de görebilecek miyiz?
Sinemayla ilgili tek düşüncem, bugüne kadar profesyonel anlamda bir film de oynamadım. Hep arkadaşlarımın filmlerinde misafir oyuncu olarak bulundum. Bir gün benimde yazdığım veya başında olduğum, yönettiğim bir film izleyebilir insanlar. Bununla ilgili üzerime düşeni uzun zamandır yapmaya devam ediyorum. Ekonomik olarak da karşılığını bulduğumda derhal başlatacağım bir film projesi var diyebilirim. Bunu da buradan sizin aracılığınızla ilk kez paylaşıyorum.
- Peki diziler ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Diziler, 1980'li yılların ikinci yarısında televizyon programları arasında, aslında ‘Bir nefes olsun’ diye başladılar. Bizim milletimiz çok yapar, her şeyi abartır ve yine abarttık. 72 dizi vardı bir ara; ama sordular mı ki ‘72 tane yönetmen var mı? ‘ diye. Sonunda bazıları gitti, kalanlarda şu an hala devam ediyor tadını buldu. ‘Diziler, insanların vakitlerin harcamak için’ diye de eleştiremeyiz ki! Birisi oturur 15 saat televizyon denen kutuya bakar, kimisi 15 saat telefona bakar, kimisi elinden kitabını düşürmez… Herkesin kendi hayatı elbette; ama bence bu kuşak, anlamak istiyor diziden anladığı bir şey varsa; o diziyi izler zaten.
- Her zaman bu kadar neşeli olmayı nasıl başarıyorsunuz? Günlük hayatta da böyle misiniz? Her zaman nasıl neşeli kalabiliyorsunuz?
Bu galiba karakteristik bir şey… Ben, genelde neşeliyimdir. Benim de her insan gibi sinirlendiğim anlar vardır elbette. Aslında, arkadaşlarım buna daha iyi cevap verir. Ben okula ilk başladığım zaman da öyleydim. Lisedeyken de, ilkokuldayken de çevremdekilere hep neşe dağıtırdım. Böyle yaşamayı seviyorum, hayatı böyle anlamayı seviyorum; çünkü hayat, bize aynı şeyleri yapar; ama her birimiz yaptıklarını başka bir tavırla karşılarız. Kimisi agresyonla karşılar bunu, kimisi sakinlikle, sessizlikle karşılar, kimisi de mizahla karşılar. Ben mizahla karşılıyorum.
'BİZİM İÇİN HER ŞEYDEN ÖNCE İŞ GELİR'
- Peki, iş güç derken kendinize zaman ayırabiliyor musunuz?
Biraz önce de dediğim gibi genelde saat 10 dedin mi çalışmaya başlıyoruz. Bizim için ekmeğimizi kazandığımız, mesleğimiz, kutsaldır. Gece 2' ye kadar mı yapıyoruz hayır; ama gece 2'ye kadar da yapmadığımız belli zaten.
- Son olarak neler söylemek istersiniz?
Alanya’yı ve Alanya halkını seviyorum. Burası bambaşka bir yer, çok güzel. İnsan kendini süper hissedebiliyor. Burada çok güzel anılarım, yaşanmış onca güzel hatıram var. Acı, tatlı pek çok şeyi içinde barındırıyor, Alanya benim için. Böylesi keyifli bir röportaj için ben de sizin vesilenizle size ve tüm Yeni Alanya ekibine çok teşekkür ederim.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.