banner391
banner405

Alanya'dan dünyaya açıldı

Alanya'nın adını Türkiye ve dünyaya 'Maremont' markasıyla duyuran Maremont Gayrimenkul Danışmanlık ve İnşaat'ın Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kayacan, Pazartesi Sohbeti'nin bu haftaki konuğu oldu. Kayacan, dünyada 8 ülkede 12 şubeyle hizmet veren Maremont için "Hedefimiz Alanya'yı dünyanın merkezi yapmak" dedi

Alanya'dan dünyaya açıldı

banner404
ALANYA'NIN fark yaratan firmalarından Maremont Gayrimenkul Danışmanlık ve İnşaat'ın Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kayacan, Pazartesi Sohbeti'nde Yasin Araz'ın sorularını yanıtladı. 2010 yılından bu yana Alanya'da hizmet vermenin gururunu yaşadıklarını belirten Kayacan, "Bu gurura bir yenisini ekledik ve Alanya'nın adını Fransa'nın başkenti Paris'te de duyurduk. Dünyanın en iyi firmalarına verilen BID ödülüne tek Türk firması olarak layık görüldük" dedi. Kayacan, Pazartesi Sohbeti'nde başarısının sırlarını anlattı. İşte röportajdan öne çıkanlar:

'ALANYA SON DURAĞIM OLDU'

- Bize biraz kendinizden bahseder misiniz, Alanya serüveniniz nasıl başladı?

Aslına bakarsanız çok farklı yollardan geçtim. Üniversite hayatımı Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi okuyarak geçirdim. 1993 yılında mezun oldum, hatta Bilkent Üniversitesi'nin ikinci mezunuyum. Daha sonra da borsa sektöründe işe başladım. Global Menkul Değerler'de satış temsilciliği yaptım. Sonrasında Cıngıllı Grubu'na transfer oldum, UV Ulusal Bank ve Demirbank'ta çalıştım. Finans Bank'ta görev aldım. Tacirler Menkul Değerler'de Satış ve Pazarlama Bölümünde yönetici oldum. En son da İnfo Yatırım'ın Yönetim Kurulu Başkanı, üyesi oldum ve 2010 yılında borsadan jübile yaptım. Eşim Rus'tur, Alanya Ruslar için önemli bir yere sahiptir, 1985 yılından bu yana bildiğim ve sürekli gidip geldiğimden ötürü hayatımızı Alanya'da sürdürmeye karar verdik. Alanya'da yaptığım çeşitli işlerden sonra Maremont Gayrimenkul Danışmanlık ve İnşaat firmasını kurdum, halen de devam ediyorum.

'EŞİMİN BÜYÜK DESTEĞİ OLDU'

- Siyaset okuyup, borsayla harmanlandınız ve inşaat sektörüyle devam ediyorsunuz. İnşaat sektörüne eğiliminiz nasıl oluştu?

İnsanlar bitirmiş oldukları üniversite branşlarını özellikle Türkiye'de her zaman yapamayabiliyor. Ben üniversiteden siyaset bilimi ve kamu yönetimi okuyarak mezun oldum, aslen ya kaymakam ya da büyükelçi olmam lazım. Ama tek çocuk olduğum için biraz da bencillik yaparak ailem yurtdışında olmamı pek fazla istemedi o dönem. Ama her şeyde bir hayır var. Borsa neresi, siyaset neresi. Yine de borsa o yıllarda çok revaçta olan bir meslekti, orada devam ettim. Şimdi neden emlak diyorsanız, Alanya turizme yönelik bir yer. Turizmde Alanya'da revaçta olan mesleklerin içerisinde ya otelcilik yapacaksınız, ya emlakçılık yapacaksınız, ya da turizme yönelik bir iş yapacaksınız. Benim eşimin Rus olması çok ciddi bir avantaj oldu. Yurt dışında özellikle Alanya Rusların tercih ettiği bir yer. Ondan ötürü de emlak sektörü bize daha sıcak geldi. Eşim de bu konuda faydalı olacağını söyledikten sonra bu sektöre yöneldik ve iyi ki de girmişiz. Elimizden geldiğince de başarılı olmaya çalışıyoruz.

'İRAN RUS AÇIĞINI KAPATABİLİR'

- Turizmin şu an içerisinde bulunduğu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şu an eğer kıyas yapmak gerekirse geçen seneye oranla düşüş gösteriyor. Alanya gibi gelirinin büyük bir bölümünü turizmden sağlayan yerlerde tabi ki bir hoşnutsuzluk, bir boşluk var. Ama Türkiye turizmde dünyanın sayılı ülkelerinden bir tanesi. Yılda 30 milyonun üzerinde turist çeken bir bölge ve şu an içerisinde bulunduğumuz destinasyon bunun yüzde 10'unu içine alan bir öneme sahip. Yani Türkiye'de 2 buçuk milyonun üzerinde turist Alanya'ya geliyor ve burada tatilini geçiriyor. Onun için gerek fiyat olarak gerek lokasyon olarak turizmden her ne kadar olumsuz da etkilensek özellikle Rusya'daki krizden ötürü, yine de cazibemizi sürdürmeye devam ediyoruz. Biz Maremont olarak 8 ülkede 12 şubeye sahibiz. Rusya'da 3, Finlandiya, İsveç, Letonya, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan'da şubelerimiz var. Amerika New Jersey'de acentamız var. Maremont olarak biz İstanbul, Bodrum, Marmaris, Antalya, Alanya ve KKTC'de yerler alıp satıyoruz. Ben burada yaşadığım için merkezimiz burası ama global anlamda da yerler veriyoruz. Şunu gördük biz, ben özellikle her sene Kasım sonundan itibaren Şubat sonuna kadar yurtdışı şubelerimizi ziyaret ve teftişe giderim, eğer bir boşluk varsa Türkiye'de, örnek veriyorum Rusya'dan bir boşluk varsa bunu başka pazarlarla dolduruyoruz. İran bunun başında geliyor. Rusya'dan doğan açığı kapatabilecek büyüklükte bir pazar İran. Finlandiyalılar, Letonyalılar halen buraya gelmek, tatillerini burada sürdürmek için uğraşıyorlar. Bu da sevindirici. Rusya gelmiyorsa da diğer pazarlardan gelenler var. Farklı pazar arayışlarımız sürüyor. Bir şekilde bu boşluk dolacak.

'TÜRKLER DAHA MİSAFİRPERVER OLDU'

- Rusların Türkiye endişesi hakkında neler düşünüyorsunuz? 

Rusya ile kriz başlamadan bir hafta önce Antalya'da G20 Zirvesi vardı. Obama, Putin, Erdoğan, hepsi birlikteydi. Bu birliktelikten bir hafta sonra bu uçak krizi oluştu. Özellikle ilk 3 ay bizim için zor geçti. Çünkü Ruslar burada ev aldıktan sonra "Acaba evlerimize tekrar kavuşabilecek miyiz, Türkiye'ye tekrar gidebilecek miyiz?" diye düşüncelere kapıldılar. Biz bunlara her ne kadar "Sorun yok" desek de onların buraya gelmesi ve görmesi gerekiyordu. Bu süreç içerisinde de gelen turist sayısında geçen yıla oranla yüzde 60'ın üzerinde düşüş yaşadık. Bir ara Mart'ın başında yüzde 80'lik kayıp vardı ve bir çok otel bu sezonla ilgili açılmama kararı aldılar. Bir çok otel satılma kararı aldı. Fakat her ne zaman Ruslar buraya geldiler, o zaman sorunun siyasi olduğunu, halklar arasında bir sıkıntı olmadığını hatta ve hatta Türklerin bu krizden sonra Ruslara karşı daha misafirperver olduğunu gördükten sonra içleri rahatladı. Bu kriz süreceli bir kriz. Üç beş günde çözülecek bir şey değil. En azından şunu görüp biliyorlar: Biz Türkiye'ye geldiğimizde ev alırken nasıl iyi bir ortam varsa, şimdi daha da iyi bir ortam var."

'FRANSA'DA OTOMATİK SİLAHLI
POLİSLER NÖBET TUTUYORLAR'


- En çok kaybı hangi pazarlarda yaşadınız ve yaşıyorsunuz?

Rusya krizi çok önemliydi. Fakat kriz sadece Rusya ile sınırlı değildi. Terör örgütleri, yurt dışındaki görsel ve yazılı medyaların yapmış olduğu açıklamalar ve izledikleri politika, Avrupa'yı da etkiledi. Biz özellikle Rusya krizinden sonra Almanya'dan çok ciddi bir talep bekliyorduk. Çünkü Almanya, Alanya'nın ilk müşterileridir. 1985'te ben ilk buraya geldiğimde Alman turist çok fazla vardı. Ama en son Sultanahmet Meydanı'nda Almanlar hedef alınarak patlatılan bomba bizleri hüsrana uğrattı. Ama biz yılmadık. İlişkilerimiz devam ediyor. Önümüzdeki ay içerisinde Almanya'ya veya Hollanda'ya ziyarette bulunacağım. Oralarda şubeler açmak istiyoruz. Türkiye'nin halihazırda güvenli bir ülke olduğunu göstermek istiyoruz. Terörizm derseniz bu dünyanın her yerinde. Fransa'da 4 yeri ayrı ayrı patlattılar. Ben en son geçen hafta Fransa'ya gittiğimde kafelerin önünde bile eli silahlı güvenlik görevlileri var. Paris'te 140'ın üzerinde insan öldü. Akabinde Belçika'da bu olaylar yaşandı. Dünyanın dört bir yanında yaşanıyor bunlar. Terör sadece Türkiye'nin değil dünyanın problemi. Alanya’mızda Allah'a şükür herhangi bir şey olmadı, olacağını da düşünmüyorum. Terör etkiliyor ama sadece Türkiye'yi değil, Fransa dünyanın en fazla turist alan ülkelerinden birisidir, Paris de şehir olarak en fazla turist çeken şehridir ama bir çok sokağı boş durumda.

'TERÖRÜN ZİHNİYET MESELESİDİR'

- Avrupa bu olaylara 'İslami terör' diyor. Yurtdışındaki şubelere olumsuz düşünceler geliyor mu, siz ne cevap veriyorsunuz?

İnsanların bu konuda şunu görüp, bilmesi gerekiyor Türk halkının büyük bir çoğunluğunun Müslüman olması nedeniyle, son 20 senedir artan İslami terör bize yüklenemez. Terör bir zihniyet meseledir. Hiç bir kutsal kitapta "Adam öldür, cennete gidersin" yazmaz. Terörün dini olmaz. Bu şekilde düşündüğümüzde Avrupa'ya gittiğimiz zaman insanlarda bir takım korkular vardı. Bir keresinde İsveç'te bir mağazaya girdiğimde nereli olduğumu sordular, Türk olduğumu söyledim ve neresinden olduğumu sordular, Alanya dediğimde kız Alanya'da yazlıkları olduğunu, her sene geldiklerini ve çok memnun olduklarını söylerken yanındaki çalışma arkadaşı bana döndü ve "Ama orada bombalar patlıyor" dedi. Ben daha cevabını vermeden kız "Öyle bir şey yok. Ben her sene giderim. Bu sene de gideceğim. Türkiye bizim çok güvenli bir ülke" dedi. Bu güzel bir şey. Korku tabi ki basından dolayı var ancak gelip görenlerin referansları bizler için çok önemli. Rusya örneğinde söylediğim gibi, buraya geldikleri zaman gönül rahatlığıyla tatillerini yapıp, dönecekler ve tekrar geleceklerdir. 

'BU GURUR HEPİMİZİN GURURU'

- Tüm bu olumsuzluklara rağmen Fransa'da ödül aldınız. Nasıl başardınız?

Yaklaşık 25 yıldır İspanya Madrid Teknik Üniversitesi ile birlikte gerçekleştirilen bir çalışma olan BID isimli organizasyonda bir Alanya firması olarak ödül aldık. Dünyada 110'un üzerindeki ülkede başarılı olan firmaları, bu firmaların haberi olmaksızın 1 yıl boyunca inceledikten sonra inovasyon, mükemmellik ve kalite liderliği bazında değerlendirip, ödül verilen bir organizasyon. Türkiye'den 2016 yılıyla ilgili ödülü bir tek Maremont Gayrimenkul Danışmanlık ve İnşaat olarak biz kazandık. Geçtiğimiz hafta itibariyle de ödülümüzü almak üzere Paris'e gittik. Dünyada belli başlı kurumlara belli şartlar karşılığında verilen bir ödül bu. Biz de bu ödüle layık görüldük. Şirket ve Alanya için önemli bir ödüldü. Altın kategorisinde değerlendirildik ve bu ödülün sahibi olduk. Bu ödülü alırken bizim için en önemli unsurlardan birisi de, Türkiye'yi, Antalya'yı ve Alanya'yı tanıtabilmekti. Herkes yaklaşık yarım saate yakın bölgesini tanıtan bir konuşma yaptı. Biz de konuşmamızı yaptık. En çok soru alınan ve rağbet gören ülkeler arasında Türkiye vardı. Çok farklı ülkelerden talepler gördük ve tanıtım yaptık. Suudi Arabistan'ın tanınmış 5 ailesinden Ahap ailesi de oradaydı. Aynı masayı paylaştık, bizimle yakından ilgilendiler ve Alanya'yı ziyaret edeceklerine dair söz aldık. İçinde bulunduğumuz sene içerisinde buraya gelecekler ve bizlerde birlikte çalışma fırsatı bulacağız. Alanya'yı daha ileriye götürmenin biraz daha fazla insana duyurmanın mutluluğu ve gururu içerisindeyiz. Umuyoruz ki başarılarımız da devam eder.

'İYİ GÜNDE KÖTÜ GÜNDE YANINDA OLDUK'

- Alanyaspor'a da çok önem veriyorsunuz.

Biz Alanya’mızı seviyoruz. Alanya'yı temsil eden her şeyi seviyoruz. Kalemizi, doğamızı, tarihi yerlerimizi, denizimizi, Alayasporumuzu. Ben spor aşığı bir insanım. İstanbul'da yaşarken tuttuğum takımın her maçına gider destek verirdim. İstanbul'dan ayrıldığımda da futbol aşkım bitmedi. Geldiğimde Alanyaspor'la mesaim başladı. Hocalarımla, futbolcularla vakit geçiriyordum, çok fazla vakit ayırıyordum. Alanyaspor, PTT 1. Lig'de geçen sene de dahil olmak üzere mücadele gösterirken burada çok ciddi bir potansiyel vardı. Futbolcularda o azim vardı. Bu ligin en kuvvetli takımlarından birisiydi. Ben burada nasıl faydalı olurum diye düşündüm. Öncelikle sponsorluk aklıma geldi. Bunu yaparken de ana sponsorlardan birisi olmak hedef haline geldi. Ben bu kulübe sponsor olurken Alanyaspor 11'inci sıradaydı. Son dönemde Alanyaspor başarıyı yakaladığında sponsor olup arkasında durmaya çalışmadım. En baştan iyi gün, kötü gün dostu olarak başladım bu olaya. Şimdi gördük ki Alanyaspor çok daha başarılı oldu. Şu an biz bu konuşmayı yaparken Alanyaspor, Giresun maçını oynamış olacak ve belki de maçı almış, tarih yazmış olacak. İnşallah Süper Lig'e çıkmış bir takımın başarı öyküsü olacak bu. İngiltere'de bu yıl Leicester City'nin şampiyon olması gibi bir şey. Biz de aynı tarihin Türkiye versiyonunu yazıyoruz. Biz ilçe takımıyız. İl takımı değiliz. Bu da gurur veriyor. Alanyaspor hangi ligde olursa olsun Maremont olarak biz Alanyaspor'a maddi, manevi destek vermeye devam edeceğiz. Başarılar gelip geçer. Ama gönül bağı sonsuza kadar sürer. Ben Murat Kayacan olarak Alanyaspor'un her zaman yanındayım. Desteğimizi her zaman sürdüreceğiz. O sporcuları kucaklamamız lazım. Çünkü Alanyaspor'un Süper Lig'e çıkıyor olması, sadece manevi değil, ekonomisini, uluslararası itibarını, bilinirliğini geliştirir. Akhisar UEFA'yı kovalayan bir kulüp haline geldi, neden Alanya da böyle olmasın.

'ALANYA YERYÜZÜNDEKİ CENNET'

- Sizce, Alanya'nın tanıtımı için daha neler yapılabilir?

Alanya, coğrafi konumu itibariyle Türkiye'nin yaz sezonu en uzun süren şehri. Bodrum, Marmaris'te sezon 3-4 aydır. Haziran ayında başlar, Eylül'de biter. Ama Alanya'da hava sıcaklığına, deniz suyu sıcaklığına baktığınızda 7-8 aya yakın bir süre var. Aralık ayında denize giriliyor. Bunu biz sadece yerel kanallarda değil, ulusal kanallarda da değerlendirebilmeliyiz. Yalnızca Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD), Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV), Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) veya münferit bizim gibi firmaların yaptığı tanıtımlarla değil, bunu uluslararası piyasalarda tanıtacağımız PR şirketleriyle yapabiliyor olmalıyız. Bizim bunu tüm şehir olarak büyük bütçelerle yaparak ve buraya çeşitli organizasyonları getirerek yapmamız lazım. Antalya'da yapılan Altın Portakal gibi, Bisiklet Yarışı gibi organizasyonları buraya getirerek uluslararası kanallarla dünyaya aktarmalıyız ve bunları değerlendirip anlatmalıyız. Her ne sebeple olursa olsun, terörün ve çeşitli nedenlerin Alanya'yı etkilememesi lazım. Burası bir cennet ve cennette dil, din, renk ayrımı olmaz. Bunu insanlara anlatmamız lazım. Tanınmış insanları buraya getirerek bu tanıtımları yapabiliriz. Bir festival havasında bunu devam ettirebilirsek o zaman tamamlanmış oluruz. Televizyonlardaki magazin programlarının hepsinde Bodrum'dan, Marmaris'ten bahseder. Neden Alanya bu programlarda olmasın. Alanya'nın da bu kanallarda yer alması lazım. Türkiye'de sezonla ilgili ilk resim Alanya'dan gider, "Türkiye'de deniz sezonu açıldı" der, Kleopatra Plajı'ndan resim görürsün. "Türkiye'de daha sezon kapanmadı" der, yine Kleopatra Plajı'nı görürsün. Peki arayı niye boş geçiyoruz? Onun için bu tür faaliyetlere ihtiyacımız var.

 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.