banner391
banner405

'Alanya'da HD'siz turizm olmaz'

Drita Otel Yönetim Kurulu Üyesi Komsuoğlu "Alanya'nın turizmde değer kazanması için kalıplaşmış deniz, kum, güneş turizmi algısından uzaklaşması gerekiyor" dedi

'Alanya'da HD'siz turizm olmaz'

banner404
YAKLAŞIK 5 yıl önce ailesinin bir yatırımı sonucu Amerika'daki hayatını geriye bırakarak Alanya'ya gelen ve Drita Otel'in başına geçen Haldun Komsuoğlu, Pazartesi Sohbeti'nin bu haftaki konuğu oldu. Yasin Araz'ın sorularını yanıtlayan Komsuoğlu, Alanya'daki bir çok soruna dikkat çekti ve önerilerini aktardı. İşte Komsuoğlu ile yaptığımız sohbetten öne çıkanlar:

'AMERİKA'YI GERİDE BIRAKIP GELDİM'

- Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Benim asıl mesleğim otelcilik değil. Bu alanda sadece 5 yıllık bir geçmişim var. 2011 yılının Mayıs ayında ailemin yatırımı sonucu Alanya'ya geldim. Benim asıl eğitim alanım robotik teknolojileri üzerine. Amerika'da 17 sene bu konu üzerine önce eğitim aldım ve daha sonra çalışmalar yaptım. Askeri ve arama-kurtarma amaçlı robotik sistemler üzerinde birfiil çalıştım.

'BÖLGE İÇİN ÇEŞİTLİ PROJELERİM VAR'

- Turizme kısa süre önce giren birisi olarak mevcut durumu nasıl buluyorsunuz?

2011 yılından bu yana Drita Otel'de görev yapıyorum. Unvanları pek sevmem, o yüzden kendime 'Joker eleman' diyorum. Gerek muhasebeci, gerek servis elemanı olsun, oteldeki her kademede çalışıyorum. Elimden geldiğince bu işletmeyi ve içerisinde çalışanları en rahat, en huzurlu ve en yüksek getiri sağlayacak hale getirmeye çalışıyorum. Turizmin dışından gelmiş birisi olarak ilk yıllar benim için eğitim olarak gördüğüm yıllar oldu. İşin esprisi bir yana çok fazla faydam oldu diyemem. Çünkü olmadığını biliyorum. 2011-2013 dönemleri hem işi, hem de bölgeyi tanımamı sağladı. 2014'ten bu yana katma değer sağlayabildiğimi düşünüyorum. 2015 ile beraber biraz daha orijinal, hem bölgeye hem de işletmeye fayda sağlayacak projeleri yapılandırmaya başladık. Bu işi yaparken de naçizane diğer meslek kolundaki tecrübelerim ve onunla beraber gelen çevremi de kullanmaya çalışıyorum.

'DENİZ, KUM, GÜNEŞ DÖNEMİ BİTTİ'

Örnek vermem gerekirse dışarıdan gelen birisi olarak uzun süredir yaptığım bir gözlemim var, Alanya'daki deniz, kum, güneş üzerine yapılandırılmış turizmin artık ticari bir değeri kalmadı. Bunun ticari bir değer olabileceği tek yer, çok yüksek yatak kapasitesine sahip olan tesisler. Eğer yatak kapasiteniz düşükse, orada ekonomik verimi sağlayamayacağınızdan dolayı karlılıklar uzun vadede sizin hayatta kalmanızı kaldırmayacak. Bu bir nevi Çin'in neden üretimde dünyada tekel haline geldiğine benziyor. Bir ülkeye 1 milyar adamı doldurup iş gücü maliyetlerini 1 doların altına indirirseniz, başka hiç bir ülke onunla yarışamaz. Kiloyla ürün yapıp, kiloyla satarlar. Bizim burada ne yapmamız gerek, ürünün birim karlılığını yükseltmemiz gerek.

'YENİ ŞEYLER DENEMEK GEREKİYOR'

Sağladığınız konaklama hizmetinde diğerlerinden farklı bir şey sunmanız gerekiyor. Yani tercih edilmenizi sağlayacak bir şeyler gerekli. 'Ben Alanya'nın en güzel otelini işletiyorum' demekle olmuyor. Bir şeyler vermek gerekiyor. Bunun araştırması içerisindeyiz. Ben daha önce de araştırma geliştirme (AR-GE) çalışmaları içerisinde olduğum için hata yapmak beni çok fazla üzen veya korkutan bir şey değil. Yeni bir şey deneyelim, en azından çalışmadığını öğrenmiş oluruz.  Edison'a bir gün sormuşlar, "Ampulü bulmak için 99 şey denedin, neden pes etmedin?" diye, "Olsun, ben ampulü bulamamanın 99 yolunu buldum" demiş.

'TESETTÜR OTEL ALTERNATİF TURİZM DEĞİLDİR'

Bu bağlamda alternatif turizmi nasıl yaratabiliriz, onu araştırmalıyız. Tesettür oteller alternatif turizm değildir bu arada. Bazı oteller tesettür turizmini alternatif turizm gibi lanse etmeye çalışıyor. Orada bir tanım hatası var. Tesettür turizmi dedikleri şeyde yaptıkları sadece bir pazar odaklanması. Verdikleri hizmette bir değişiklik yok. Aynı güneş, aynı deniz, aynı kum, aynı kahve, aynı çay. Sadece alkol yok. Bence çok alternatif bir tarafı da yok. O zaman ben de burada diyeyim ki 'Bedava Türk kahveli alternatif turizm' olur mu, olmaz tabi ki. Alternatif turizm, sizin burada sunduğunuz ürün yan tarafta sunulmuyorsa gerçekleşir. Farzı misal ben burada bisiklet turizmi yapıyor olabilirim, başka hiç bir yerde yaşayamayacakları, göremeyecekleri bir bisiklet parkuru, hissi, heyecanı yaşatabiliyordur. Veya su altında bir antik şehir vardır, dünyanın başka yerinde yapamazlar. Bu gibi şeyler alternatif turizmdir.

'ALTERNATİF YARATMAK GEREKİYOR'

Bu bağlamda biz de kendi çapımızda bazı deneyler yaptık. 2012 yılında ben burada diğer firmamın desteğiyle uluslararası bir robotik konferansı organize etmiştim. Rakamları tam hatırlamıyorum ama zannediyorum 16 ülkeden 64 kişi gelmişti. Buraya gelirken yanlarında geliştirdikleri robotlar da vardı. O robotlar üzerine çalışmalar yapmıştık. Alanya'yı gezdik, yemekler yedik, hatta bir toplantımızı denizde yaptık. Dünyanın hiç bir yerinde bir konferans bu şekilde yapılmamıştır. Tekne turunda şöyle bir fikir ortaya atmıştık, 'Su altı ve su üstü robot teknolojisiyle ilgili konferanslar yapılır ama hiç birisi su üstünde yapılmaz. Niye tekne kiralayıp, bu üzerinde konuşulacak robotların bifiil denendiği bir mavi yolculuk yapmıyoruz?' İşte bu alternatif turizmdir. Bunun gibi şeyler yapmamız gerekiyor. Bu arz fazlasından doğan karsızlığın ülkeye zararını önlemek istiyorsak elimizde olan bu konaklama stoğunu yanına ekleyeceğimiz şeylerle tekrar dünyaya sunmamız gerekiyor.

'AKADEMİ TURİZMİ HEDEFLİYORUZ'

2016 senesinde alternatif turizm üretme anlamında çalışmalarımız ve çalışmalardan doğan heyecanımız var. Sözümün başında da belirttiğim gibi Türkiye'de Amerika'daki iştirakımızla ilgili arama kurtarma robotları geliştiren bir firmamız var. Bir şubesi de burada otelde bulunuyor. Bu firmamızda yarattığımız ögeleri, ortaokul ve lise dengi öğrencileri birinci derecede hedefleyen ama onlarla sınırlı olmayıp, bu tür şeylere her zaman ilgi duyan her yaştan insana açık olan yeni bir yaz kampı için kullanma niyetimiz var. Bir nevi girişimcilik akademisi. Kabaca anlatmak gerekirse, buraya geliyorsunuz, üçer kişilik firmalara bölünüyorsunuz, bölünen bu firmalar 2 haftalık sürenin ilk 3 gününde bazı protatip üretmede kullanılan araç gereçle alakalı çok yüzeysel bir sunum alıyorlar. Lazer keser nedir, ne işe yarar veya 3D yazıcı nedir, ne işe yarar gibi. Dördüncü günde bu iki haftalık programdaki hedefi lanse ediyoruz. Beşinci gün bu firmalar kendilerine ibraz edilmiş olan o hedefle alakalı proje geliştiriyorlar. Altıncı gün de bu projeyi organizatöre sunuyorlar. Bu sunum bir nevi yatırımcıya projeyi anlatma sunumu. Bu proje karşılığında yatırımcı kendilerine 1 milyon Drita Doları veriyor. Bu kişiler o günden itibaren bu parayla yine otelin içerisinde bulunan ve kendileri için tasarlanmış değişik kaynakları kiralıyorlar veya satın alıyorlar. Projenin sonunda en az harcamayla en iyi ürünü elde eden kazanıyor. Bu sayede girişimciliğin içerisinde olan ekonomi ve teknolojiyi bir arada gösteriyoruz. Bence bütün okulların metodu bu olmalı.

'ALANYA TARİHİ VE DOĞASINDAN KAZANIYOR'

- Alanya'daki üniversitelerle yürüttüğünüz çalışmalarınız var mı? 

Ben Alanya'daki hiç bir üniversite ile aktif çalışma içerisinde değilim. Ama Alanya'da kurulmuş üniversitelerin şehri olumlu yönde değiştirdiğini gözlemliyorum. Öğrenci ruhundan dolayı Alanya'da bir kafe sektörü oluştu. Bu da şehri renklendirdi. Bu durum şehrin albenisini bir miktar yükseltti. Sonuçta hiç bir otel kendi başına bir anlam ifade etmez. Otel, içinde bulunduğu ortam ile bir bütün eder. Barcelona'daki bir otelin bu denli yüksek fiyatlardan satılıyor olması otelden dolayı değil, Barcelona'dan dolayı. Barcelona'daki otellerde buradaki hizmeti bulamazsınız. Alanya'da şehircilik çok kötü. Alanya, doğal güzelliği ve tarihi zenginliği sayesinde bir şeyler yapabiliyor.

'ÖĞRENCİLER OLAYIN FARKINDA DEĞİL'

Belki biraz önyargı olacak ama ben Alanya'daki üniversitelerin sektöre çok faydalı bir kaynak olduğunu görmüyorum. İki sene evvel olsa gerek otel olarak Akdeniz Üniversitesi'nin (AÜ) İstihdam Fuarı'na katıldık, o fuara gelen öğrencilerin işletmelerle kurdukları ilişkiler onların pek daha olayın ciddiyetini kavramadıklarını gösterdi bana. Bir daha da gitmedim zaten. Siz oraya bir firma olarak gelmişsiniz, zaman harcıyorsunuz sonuçta. Yurtdışında bütün üniversiteler yapar, benim çalıştığım üniversitelerin hepsinde fuarlar kurulur, firmalar gelir ve öğrenciler oraya çok şık giderler. Stajyer olacak ama oraya CEO olmaya gider gibi hazırlanır. Dosyası vardır, CV'si vardır, gider konuşur 'Firmanızı inceledim, şu pozisyonu düşünüyorum, şu noktalara gelmek istiyorum' der. İş aramaya gider yani. Bizim öğrenciler kolkola giriyor 'Aa burada poğaça varmış' diyor, 'Şu departmana mı girsem, bu departmana mı?' diye dönüp dolaşıyor. Üniversitelerle çalışmak isterim ama olayın ciddiyetini kavramaları gerekiyor. Ben burada eğitime çok önem veriyorum. Ama istek olması gerekiyor. Aksi halde ev ödevi gibi oluyor, o da tutmuyor.

'HER ŞEY BİR ANDA DEĞİŞEBİLİR'

- Önümüzdeki sezon için kriz öngörülüyor. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Bu endişeleri yerli bulmamak mümkün değil. Erken rezervasyon dönemindeki rezervasyon sayılarında bir düşüş olduğu aşikar. Bu dönemdeki istatistiklerin düşmesi bir göstergedir ama kesinlikle battığımızın bir işareti değildir. Bu rezervasyonların düşmesi birden fazla sebepten kaynaklanıyor olabilir. Birinci erken rezervasyon döneminde rezervasyon sayısının neden düştüğünü anlamak gerekiyor, neye işaret ettiğini de. Rezervasyonlar, o anda ülke ile alakalı algıdan çok etkilenir. Burada bir dedikodu çıksa, örneğin 'Nükleer bir sızıntı var' desek o gün birileri buraya rezervasyon yapar mı, yapmaz. 4 gün sonra bunun şaka olduğu ortaya çıkar, rezervasyon gelmeye başlar. Aynı şekilde şu an Türkiye'nin içinde bulunduğu politik ve jeopolitik bir problem var ve bu problem 3 ay sonrası için değişirse gelmeyen rezervasyonlar gelebilir.

'SORUNU ALANYA KENDİSİ YARATIYOR'

Türkiye'nin özellikle Akdeniz bölgesindeki otellerin fiyatlarında uyguladıkları bir yanlış var. Sezon yaklaştıkça daha fazla indirim verip, önceden almadıkları rezervasyonları telafi etme çalışmaları, insanların kafasında bıraktığı defilasyonist bir algı var. İnsanlar diyor ki, 'Bugün almayayım, 3 gün sonra nasılsa fiyatlar düşecek.' Fuarlarda gidin sorun, bu beklenti var. Adamlar 'Ben bu sene Türkiye'ye gitmeyeceğim' demiyor ki. Diyor ki, 'Ben fiyatın düşeceğine inanıyorum.' Erken rezervasyon alma kabiliyetinden Alanya, geçmişte yaptığı fiyat çalışmalarından dolayı ister istemez feragat etmiş. Hiç bir sorun yaşanmasaydı jeopolitik olarak biz yine aynı erken rezervasyondaki kan kaybını bu algıdan dolayı yaşayabilirdik. Sezonun kaybedildiği gibi bir yorumda bulunmanın da doğru olmadığı kanaatindeyim. Sezon her an dönebilir.

'TÜRKİYE'DE ALGI YANSIMASI VAR'

Bazı gerçekler var, İspanya, Yunanistan, Bulgaristan gibi ülkeler son yıllardaki Mısır, Tunus, Türkiye'deki jeopolitik karışıklıkların yarattığı algıdan kaynaklı olarak ciddi miktarda erken rezervasyon aldı. Bu ülkeler aptal değiller, erken rezervasyon döneminde yapılan bütün rezervasyonlar indirime tabiidir. Adamlar ellerindeki oda stoğunun sadece belirli bir kısmını erken rezervasyon döneminde satmak isteyecek, gerisini istemeyecek. Çok yakında bu ülkeler erken rezervasyon kotalarını kapatacaklar, o zaman Avrupalılar tatile gidecekse çok fazla opsiyonları yok. Yani bir Türkiye var. Tunus ve Mısır'a gideceklerini sanmıyorum. Sorunlar orada çok daha büyük, Türkiye'deki bir algı yansıması sadece. Ben bu yüzden sezona sadece optimist bakıyorum.

'HER ŞEY DAHİL'İN DIŞINA ÇIKMAK ZOR'

- Çok şikayet edilen ancak değiştirilemeyen bir her şey dahil sistemi var. Bu sistemle ilgili neler düşünüyorsunuz?

Her şey dahil modelinin kaldırılabilmesi iki şeyi gerektirir. Birincisi, her şey dahilin dışında bir servis modelini uygulama kabiliyetine sahip otel. Yani sadece 'Ben yaptım' demeyle olmuyor. İkincisi de her şey dahilin dışındaki servis modellerini isteyecek bir müşteri kesimi lazım. Biraz evvel fiyat politikasından bahsederken söylediğim algı gibi bir sorun her şey dahil modelinde de var. Türkiye her şey dahil modelini ilk kez yapmıyor. 15 yıldır artan bir şekilde yapıyor. Her şey dahil modelinin otomatik uzantısı, şehrin içerisinde üreten esnafı yok etmek ile gerçekleşiyor. Örnek veriyorum, ben bir yere gittim ve bu gittiğim yer her şey dahil değilse benim otelden çıkıp bir şey yapmam lazım. Güzel bir restorana, bara gitmem gerek. Otelde sunulan hizmetler eğer her şey dahil değilse eşdeğerini dışarıda bulmam gerekiyor. Şehrin bir dokusu olması gerek. Alanya güzel bir şehir değil. Doğasıyla, tarihiyle şanslı bir şehir ama yurtdışına çıkmış, ne bileyim bir Amsterdam'a, Barcelona'ya, Venedik'e, Floransa'ya, Paris'e gitmiş herhangi bir adama sorun, oralarda her şey dahil var mı, yok. Ama o şehrin bir dokusu var. Otelden çıkıyor, fıstık gibi döşenmiş Arnavut kaldırımlarında dolaşıyor, gidiyor kahvesini içiyor, yemeğini yiyor. Alanya'da restoran, kafe yok demiyorum. Ben bugün 'Her şey dahili kaldırdım' desem, adamlar niye gelecek buraya? Alanya'ya mı gelecekler? Alanya'nın içinde 9 tane antik şehir var, ne yapılıyor orada? Hiç bir şey. Syedra, 2 bin yıllık bir antik kent. Bu Avrupa'da olsa sırf oraya gelen turistler için etrafına şehir kurarlar. Aydap'a gidin, üzerinde 'Ahmet buradaydı' yazıyor. Burada her şey dahil haricinde bir şey kurmanız çok zor.

'ALGI PSİKOLOJİSİ YAPMAMIZ GEREK'

- Sizce tanıtım ve imajda neredeyiz?

Ortada bir problem olduğu aşikar. Şu an içinde yaşadığımız problem sadece dış mihrakların yaptığı yada jeopolitik olarak çevremizdeki olayların bir sonucu değil. Bizim kendi ülkemizin yaptığı bazı hareketlerin de sonucu. Bunun halledilmesi gerek. Dolayısıyla 2016'da olayın bu boyutunun çözülebileceği ile ilgili bir beklentimiz olmamalı. Sadece susturulabilir, biraz daha bastıralabilir, yeni problemler yaratılmayabilir. Bir diğeri ise tanıtım. Tanıtımdan kastım ise algı operasyonu. Resmen bir algı operasyonu yapmamız lazım. İnsanlar aslında programlanmaya açık mahluklar. Bir şekilde siz kendinizi farklı şekilde lanse edebilirsiniz. Mesela Türk Hava Yolları (THY) en son gitti, Batman ve Superman filmlerine koçlar gibi sponsor oldu. Güzelce de uçakları boyadı, o filmdeki başrol oyuncularıyla reklam filmleri çekti. Ondan önce de Kobe Bryant ile Messi ile reklam filmleri çekti. O ve onun gibi yapıtlar bu ülkeyi muhteşem gösterebilir. EXPO yapıyoruz, dünyanın bütün ülkeleri buraya gelecek, stantlar açacak ama ne var EXPO ile ilgili? Bir tanıtım filmi var mı? EXPO ile ilgili ben niye heyecanlanayım. Türkiye'de kimse bilmiyor EXPO'nun ne olduğunu. Yollarda 2-3 poster dışında ne var? Bizim hakiki reklamcılarla, ülke ile alakalı reklam kampanyasına ihtiyacımız var. THY'nin reklamlarını kim yapıyorsa, onlarla çalışmalıyız.

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.