banner391
banner405

‘AB Alanya’yı örnek alsın’

MCGHEE DOĞU AKDENİZ EĞİTİM MERKEZİ MÜDÜRÜ DOKTOR ŞEBNEM KÖŞER AKÇAPAR, ÇALIŞMALARINI AKTARDI

‘AB Alanya’yı örnek alsın’

banner404
 Akçapar, “Avrupa’daki Göçmenler, Türk işçilerinin Almanya’ya gidişinin 50. yılını doldurduğu bir dönemde hala sorun olarak algılanıyor” dedi
MERKEZİ Amerika’da bulunan Georgetown Üniversitesi'nin İtalya'dan sonra dünyadaki ikinci villa tipi eğitim merkezi olan Alanya McGhee Doğu Akdeniz Eğitim Merkezi Müdürü Şebnem Köşer Akçapar, Pazartesi Sohbeti’nin bu haftaki konuğu oldu. Gündeme ve araştırmalarına ilişkin soruları yanıtlayan Akçapar, eğitim merkezinin Alanya’ya olan katkılarından Alanya’daki yerleşik yabancıların sorunlarına, marka tartışmalarından yabancıların mülk alımı konularındaki toprak bütünlüğü tartışmalarına kadar önemli açıklamalar yaptı. İşte Akçapar’ın değerlendirmeleri:

- McGhee’de hangi bölümleri açıyorsunuz ve bugüne kadar okulunuzda kaç öğrenci okuttunuz?
Georgetown Üniversitesi’ne bağlı McGhee Doğu Akdeniz Araştırmaları Merkezi, küçük bir grup Amerikalı öğrenci için yurtdışında bir dönem eğitim sağlayan bir okul. O yüzden, okulumuzda farklı bölümler bulunmamakta. Burayı tercih eden öğrenciler daha ziyade Uluslararası İlişkiler bölümünden geliyor olsalar da, öğrencilerimize disiplinler arası bir eğitim sunuyoruz. Okulumuzda her güz dönemi farklı öğretim üyeleri görev yapıyor. Hocalarımızın uzmanlık alanlarına göre, Antropoloji, Siyaset Bilimi, Tarih, Arkeoloji konularında dersler açıyoruz. Bu yıl, bir antropoloji profesörümüz, bir tarih profesörümüz var. Ben de, sosyal ve kültürel antropoloji okudum ve uluslararası göç konularında çalışmalar yapıyorum. Bu dönem, Osmanlı ve yakın Türkiye tarihi, Türkiye Antropolojisi, Avrupa Birliği, Uluslararası Göç konularında dersler veriliyor.

- Mezun olan öğrencileriniz Amerika'ya döndükten sonra hangi alanlarda ne gibi görevler alıyorlar?
Direktörlük görevini devralmadan önce, burada iki dönem öğretim üyesi olarak çalıştım. O zaman öğrencim olan Amerikalıların bir bölümü ABD’de, bir bölümü de Türkiye’de lisansüstü eğitim almaya başladılar. Bu programa katılan öğrenciler, seçilerek buraya geliyor, not ortalamaları yüksek ve çok çalışkan. Aralarında avukat olmak isteyen de var, diplomat olmak isteyen de, akademisyen olmak isteyen de.
 
- Okul öğrencilerinin (eğitim alanı dışında) sosyal anlamda Alanya'ya ne gibi katkıları oluyor?
Şimdiye kadar sosyal anlamda Alanya’ya katkımız, sosyo-ekonomik açıdan daha ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarının devam ettiği ilköğretim okullarında gönüllü İngilizce öğretme yönündeydi. Bir ara, çöpleri ayrıştırma ve geri dönüşüm yoluyla tekrar kullanma yolunda da çabalarımız oldu. Öğrencilerimizin çoğu, aldıkları derslerin yanı sıra Türkçe de öğreniyorlar. Ancak, bu Alanyalılarla doğrudan iletişim kurmak için bazen yeterli olmuyor. Bu yıl, İşletme Fakültesi Dekanı Prof. İbrahim Güngör ve yeni kurulacak Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Akın Altun’un da desteğiyle, Akdeniz Üniversitesi öğrencileriyle birlikte ortak bir proje yürütmeyi planlıyoruz. Konumuz da, kültürlerarası etkileşim. Amerikalı öğrencilerimizin, Türk kültürünü Alanya gibi özel bir yerde tanımalarını çok olumlu buluyorum.

- Türk ve Amerikan okullarını kıyaslama yaparsak ne gibi farklılıklarla karşılaşıyorsunuz?
Hem Türkiye’de hem Amerika’daki üniversitelerde çalıştığım için şöyle bir değerlendirme yapabilirim: Türk üniversiteleri son yıllarda büyük atılım yaptı, özellikle büyük şehirlerde, gerek vakıf üniversiteleri gerek devlet üniversiteleri son derece kaliteli öğrenim sunmakta. Ayrıca, Türk üniversiteleri de, farklı coğrafyalardan yabancı öğrenciler çekmeye başladı ve uluslararası eğitim yarışında kendilerine bir yer edindiler. Eğitim konusunda aslında farklılığı yaratan bir üniversitede çalışan öğretim elemanları. Tıpkı her yerde olduğu gibi, Amerika’daki her üniversitenin de iyi olduğunu söylemek mümkün değil tabii, ama Georgetown Üniversitesi oldukça prestijli bir eğitim kurumu. Hem başkentte bulunmasından dolayı, hem de öğrencilerine sağladığı imkanlar açısından, gerek Amerikalı gerekse yabancı öğrencilerin tercih listelerinin başında geliyor. Mesela, ben Washington’daki kampüste çalışırken oldukça renkli bir Türk öğrenci birliği vardı. Bu öğrencilerin pek çoğu Türkiye’ye geri döndü ve Avrupa Birliği Bakanlığı’ndan uluslararası kuruluşlara kadar çok önemli mevkilerde çalışmaya başladılar.

- Alanya ile ilgili bu güne kadar yapmış olduğunuz çalışmalar-araştırmalar neler?
Alanya’ya bundan 4 yıl önce ilk geldiğimde, şehirde yerleşik yabancılar dikkatimi çekmişti. Bu konuda araştırma yapmaya başladım. Araştırmalarım uzun soluklu oldu ve ilk bulgularımı da Doğu Akdeniz Kültür ve Tanıtma Vakfı’nın (DAK-TAV) düzenlediği bir söyleşide katılımcılarla paylaştım. Bunlar, sadece emekli olup gelenlerden ve halktan daha kopuk yaşayan yaşlı gruptan değil, alternatif bir yaşam biçimi arayan orta yaşlılar ve gençlerden ve Türklerle evlenip yerleşmiş Avrupalılardan oluşuyor. Bu son grupta, iki kültür arasında bocalamadan yaşayan, çocuklarını Türk okullarına gönderen ve hatta Müslümanlığı seçen hanımlar da var. İlginç bir başka bulgu ise, özellikle Batı Avrupa’dan gelen ve Alanya’ya yerleşenler, daha önceleri Türkler hakkında olumsuz düşüncelere sahipken, içiçe yaşamaya başlayınca bu fikirlerini tamamen değiştirdiklerini belirtiyorlar. Geçenlerde, bir İngiliz’in evine davet edildim. Türkleri çok seviyorum, o yüzden burada yaşıyorum diyor mesela. Tabii, emlak fiyatlarının İspanya ya da İtalya gibi ülkelerden daha makul olmasının da bunda payı var.

- Alanya'da faaliyet gösteren yabancılar meclisi ve sivil toplum kuruluşlarını etkin buluyor musunuz?
Araştırmama ilk başladığımda, Alanya Yabancılar Meclisi’ni çok ilginç bulmuştum. Bunun benzeri olmayan bir uygulama olduğunu söylemeliyim. Yurtdışında Türklerin çoğunlukla yaşadıkları Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda gibi ülkelerde böyle bir meclis yok. Göçmenler, Türk işçilerinin Almanya’ya gidişinin 50. yılını doldurduğu bir dönemde hala sorun olarak algılanıyor ve göç olgusu, giderek daha çok uluslararası güvenlik sorunlarıyla beraber anılmaya başlandı. Bence, AB ülkeleri uyum konusunda Alanya’dan çok şey öğrenebilirler. En önemlisi de, dışlayarak değil, dahil ederek birbirimizden çok şey öğrenebileceğimiz konusudur. Dinler konusunda da böyle olduğunu düşünüyorum. Bildiğiniz gibi, Alanya’da bir de yabancılar mezarlığı var. Bazı gayri Müslimler öldükten sonra burada gömülmek istiyorlar. Bazen de, gömülme törenine hem imam, hem rahip çağırılıyor. Ayrıca, şehirde farklı uluslardan grupların kurduğu dernekler var. Bunlar, sadece kendi aralarında eğlenmek için biraraya gelmiyorlar. Ara sıra, kermesler düzenleyerek Türkiye’de ihtiyacı olanlara da yardım eli uzatıyorlar.

- Yabancıların Alanya'daki en önemli 3 sorunu sizce nedir?
Farklı grupların farklı sorunları var. Benim yaptığım araştırmaya göre, daha yaşlı grup Türkçe bilmediği için dil sorunları yaşıyor. Bunu aşmak için, buradaki Türk-Alman Derneği’nden ya da Alanya’da daha uzun süredir yaşamakta olan yabancılardan ve hatta Türkiye’ye geri dönen ve göçmen olarak Avrupa’da çalışmış kişilerden yardım alıyorlar. Hangi yaş grubundan olursa olsun, en çok bahsi geçen sorunlardan biri de, bürokratik engeller. Yani, uzun süren çetrefilli başvurular ya da çalışma izinlerinin kolay alınamaması. Daha genç Avrupalılar arasında, özellikle yabancı kadınların kolay kadın gibi algılanması sorunu da var. Maalesef kandırılıp aldıkları evin tapusunu başkaları üzerine yapanlar ve sonrasında mahkemelik olanlar da bulunuyor. Trafik kurallarına fazla uyulmaması, hayvan haklarına saygı duyulmaması, deniz ve çevre kirliliğine her daim dikkat edilmemesi de sayılan sorunlar arasında yer alıyor. Genelde, Alanya’nın sunduğu hizmetlerden memnun olsalar da, uzun süredir burada yaşayan bazı yabancılar, insanların değiştiğinden, daha materyalist olduklarından da yakınıyorlar.

- Bazı kesimler yabancıların, Alanya'da ve Türkiye genelinde yürüttüğü çalışmaları-mülk edinimlerini toprak bütünlüğü açısından tehlikeli buluyor. Bu konudaki düşünceleriniz neler?
Yabancıların mülk edinmesi konusuna sıcak bakmayan insanlar da var, biliyorum. Bazıları, yabancılar mülk edinme yoluyla Türkiye’yi ele geçirmeye çalışıyorlar gibi yanlış izlenimlere de kapılıyorlar. Öncelikle, devletimiz buna izin vermeyecek şekilde korumacı kanunlar yapıyor zaten. İkinci olarak, İspanya, İtalya, Yunanistan gibi Batı Avrupalıların emekli olunca yaşadıkları Akdeniz ülkelerine bakınca, hiçbir grubun ülkeyi ele geçirmediğini ve tam tersine yaşadıkları bölgenin ekonomisine olumlu katkıda bulunduklarını görüyoruz. Ancak, daha önceleri görülen, ‘bu apartman/site sadece yabancılara aittir’ gibi ibareler, Türklerin bu konuda olumsuz düşünmelerine de yol açmış olabilir. Unutmayalım ki, ülkemizde yaşayan hiç kimse, ikinci sınıf vatandaş olmak istemez.

- Alanya sadece deniz-güneş-kum mu? Kış turizmi neden gelişemiyor?
Alanya, deniz-güneş-kum ve daha ötesi. Çok önemli tarihi değerlere sahip. Kış turizminin gelişmesi için, kültür turizmine daha fazla yatırım ve yurtdışında kapsamlı tanıtım programlarının yapılması gerekir. Küçük ve orta işletme sahiplerinin ve çalışanlarının da bu konuda eğitilmesi yerinde olur. Ama Tophane’de açılan iki butik otel bile, bu alanda önemli gelişmeler olabileceği konusunda umut veriyor.

- Spor turizmi Alanya'nın kışın kapanan otellerine çözüm olabilir mi?
Kesinlikle. Örneğin, golf turizmi bu bölgede çok uzun süre yapılabilir. Ayrıca, bisiklet ve triathlon gibi yarışlarda da Alanya ev sahipliği yapıyor. Bu tür uluslararası karşılaşmalar artırılabilir, özellikle uluslararası tenis turnuvaları düzenlenebilir. Ayrıca, spor turizmi Alanyalı gençlerin de spora daha fazla ilgi duymalarına yardımcı olacaktır. Gençlerin, diskolar dışında güzel ve verimli saatler geçirebilecekleri dernekler, her kesimden insanların gidebileceği spor salonları da açılmalı. 

- Alanya'yı coğrafi ve iklimsel açıdan ele aldığımızda turizmin gelişebilmesi için tarımın bitmesi mi gerekiyor?
Aslında, tarımın azalması sadece Türkiye’nin değil, aynı zamanda tüm dünyanın sorunu. Turistlerin Alanya’ya geldiklerinde, kaldıkları otelin bahçesinde limon, portakal, turunç ağaçları görmek hoşlarına gidiyor. Dalından muz toplamak, nar koparmak, endüstrileşmiş pek çok ülke vatandaşları için bulunmaz nimet. Bunu kaybedersek, kötü yapılaşmaya göz yumar ve tabii temizlik konusuna dikkatle eğilmezsek, elimizdekileri de yitiririz diye düşünüyorum.

- Gezdiğiniz ülkelerde Alanya'ya büyük benzerlik gösteriyor diyebileceğiniz bir şehir var mı?
Akdeniz kıyı şeridinde yer alan turistik şehirler Alanya’yı biraz andırıyor. Ama, kalesi, Tophane mahallesi, yenilenen tersanesi, yat limanı, leziz yöresel yemekleri, güzel insanları ile Alanya bir numara. Arkadaşlarıma her gün ne kadar güzel bir şehirde yaşadığınızın farkında mısınız diye soruyorum. Bu şehrin bir parçası olduğumuz için gurur duyuyoruz. 1960’larda Alanya’da bir villa alan, bilahare üniversitemize bağışlayan rahmetli Büyükelçi George McGhee’ye de teşekkürü bir borç biliyoruz.

- ‘Alanya marka mı?’ tartışmalarına ne söyleyeceksiniz?
Marka tartışmalarını şaşkınlıkla izledim. Alanya’nın marka olmadığını söylemek yanlış olur düşüncesindeyim; ancak, şehirde daha kaliteli, paralı, kültür turizmi için gelen turistler de görmek isteriz tabii. Bunun için, gerekli altyapı çalışmaları da vargücüyle yürütülüyor zaten.
 
KİM KİMDİR?
Boğaziçi Üniversitesi mezunu olan Akçapar, İlk yüksek lisansını Hacettepe Üniversitesi’nde yaptı. Daha sonra, ikinci yüksek lisansını ve doktorasını yapmak üzere yurtdışına giden Akçapar, Ankara’da farklı üniversitelerde çalıştı. Georgetown Üniversitesi’nde hem araştırmacı hem öğretim üyesi olarak 5 yıl görev yaptı ve 2011 Haziran ayından bu yana, Alanya’daki programın direktörlüğünü de üstleniyor. Akademik anlamda ilgilendiği konuların başında, uluslararası göç ve uyum, din sosyolojisi ve kadın araştırmaları geliyor. Evli ve bir çocuk annesi.

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.