banner391
banner405

 '50 yaş üstünde prostata dikkat'

Sahip olduğu diploma ve başarı belgeleriyle Türkiye'nin sayılı ürologları arasında bulunan Cem Özlük, Pazartesi Sohbeti'nin bu haftaki konuğu oldu. Özel Alanya Anadolu Hastanesi’nde görev yapan ürolog Özlük, erkeklerin korkulu rüyası prostata dair doğru bilinen yanlışları anlattı

 '50 yaş üstünde prostata dikkat'

banner404
BÖBREK taşı cerrahisinden lazerle prostat cerrahisine kadar bir çok konuya değinen Özlük, prostat büyümesinin erken tanıyla yüzde 100'e kadar başarıyla tedavi edilebildiğini söyledi. İşte Özlük ile yaptığımız sohbetten öne çıkanlar:

'GENETİK YATKINLIK ÖNEMLİ'

- Böbrek taşı nedir, neden oluşur?

İdrar yollarındaki taş hastalığı, prostat ve idrar yolu enfeksiyonlarından sonra ürünal sistemde en sık görülen hastalıklardan birisidir. Dünyanın her yerinde, her iklimde görülse de Alanya gibi sıcak mevsimlerin yaşandığı bölgelerde daha sık yaşanmakta olan bir rahatsızlık. Bunda terlemeyle birlikte yaşanan su kaybı, idrar miktarının azalması, idrarda eriyik halde bulunan maddelerin daha kolay çözülmesi sorumlu tutulmakta. Bunun haricinde taş hastalıklarındaki en büyük faktör genetik yatkınlıktır. Ailenizde veya bir akrabanızda bu problem varsa sizde de olma ihtimali yüksektir. Yediğimiz yiyecekler, yaşadığımız coğrafya, beslenme düzeni, sık idrar yolu enfeksiyonları geçirmek, bazı sistemik hastalıklar taş oluşumunu da arttırmakta.

'DOĞUM SANCISINDAN BİLE AĞIR'

- Belirtileri nedir?

Taşların verdiği rahatsızlıklar genelde lokalizasyonuna yani bulunduğu yere göre değişmekte. Böbrekte olan ufak bir taş veya kum çok sessiz kalabileceği gibi hastadan hastaya idrarda kanama gibi rahatsızlıklar da verebilir. Bizim için önemli olan taşın yeri, boyutu, böbreğe yaptığı bası ve hasardır. Taşlar genelde böbrekten düştüğü zaman kanalda tıkama yapar ve böbrekte şişmeye neden olur. Bu doğrultuda karın ağrısı, böğür ağrısı, kasık ağrısı, idrarda kanama gibi şikayetler oluşur. Bulantı, kusma eşlik edebilir ve bu da bizim için acil bir durumdur. En önemli sıkıntı idrarda kanama ve şiddetli yaşanan yan ağrılardır. Bu ağrılar kasıklara vurabilir. Taş düşüren bir çok hastam özellikle bayan hastalarım doğum sancısından bile kötü olduğunu söylemekteler. Bunun haricinde bu rahatsızlıkta ateş, üşüme gibi şikayetlerle de hastalar başvurabiliyor.

'HER YAŞTA GÖRÜLEBİLİR'

- Yaş aralığı var mı, hastalara bu tanı nasıl konuluyor?

Genellikle 30-60 yaş arası görülen bir rahatsızlık ama sabit bir yaşı yok tabi her yaşta görünüyor. Tanımızı da ultrasonun gün geçtikçe yaygın kullanılmasıyla beraber artık bazı taşlara böbreğe hiç bir zarar vermeden sessiz bir şekilde tanı koyabilmekteyiz. Diğer yandan genellikle hastaların bel ağrısı, tekrarlayan idrar yolu hastalıkları gibi tanılarla bize başvurabilirler. Bunun haricinde bazı x ışınlarının kullanıldığı rontgen, tomografi gibi radyoaktif tetkiklerle de tanı konabilmekte.

'LAZERLE TEDAVİ MÜMKÜN HALE GELDİ'

- Tedavi yöntemleri nelerdir?

Genellikle 5 milim yani yarım santime kadar böbrekte kalan taşları izleme protokolü izliyoruz. Bu ölçülerde veya altındaysa böbreğe de bir zarar vermiyorsa taşın düşme potansiyeli çok yüksektir. Bu tip hastalara izleyerek vakit veriyoruz. Bol su tüketimi, fiziksel aktivitenin artması gibi önerilerde bulunuyoruz. Bazı ilaçlarla da bunu destekliyoruz. Eğer 5 milimin üstünde ve böbreğe zarar veren bir taş varsa burada elimizdeki yöntemleri kullanıyoruz. ESWL dediğimiz taş kırma yöntemi ile şok dalgalarıyla taşa odaklanarak bu işlemi yapabiliyoruz. Bunun haricinde yine böbrek içi taşlarına lazerle ulaşılarak bu taşlar görüntülenip kırılabiliyor. Bunların haricinde böbrek içindeki taşların boyutuna göre dışarıdan bir delik açma yöntemi de kullanılabilir. Taşlar böbrek içinde tıkanıklık yaratabilir, bu da acil bir durumdur. Ciddi şişlik ve hasar yaratmaya başladıysa acil bir şekilde hastanın tedavi veya ameliyat olması gerekir. Burada da yine kapalı yöntemlerle lazer gibi kanala ulaşarak kanaldaki taşı kırma yöntemlerini tercih etmekteyiz.

'KANAL TAŞLARI MÜDAHALE GEREKTİRİR'

- Peki bu taşların çeşitleri var mı?

Taş çeşidinden çok nerede bulunduğu ve boyutu önemli. Buradaki tedavide kanal taşlarına daha acil yaklaşıyoruz. Çünkü kanal dar, yarım santim üstündeki taşlarda genelde ameliyat yapıyoruz. Böbrek içi taşlara lazer yapıyoruz veya parkütan dediğimiz delikten girip, içteki taşı almaya çalışıyoruz. Lazerle bu işlemler tek seansta bitiyor. 3 santim üzerindeki taşlarda perkütan cerrahisi kullanıyoruz. Onun haricinde eskiden kalan ve neredeyse günümüzde kaybolan inanılmaz büyük taşlarda kullanılan açık cerrahi yöntemi var.

'İLK HEDEF DERECE TESPİTİ'

- Erkeklerin bir de kabusu niteliğinde bir prostat var. Prostatın yaşla bağlantısı nedir?

Ben her zaman hastama şunu söylerim, bir iyi huylu prostat büyümesi var bir de kötü huylu büyümesi var. Kötü huylu büyümeye prostat kanseri diyoruz. Ama toplumda genellikle iyi huylu prostat büyümesi görünür. Ama öncelikle prostat nedir bunu iyi bilmek gerekir. Hastalarıma hep şu örneği veririm, bir idrar kesesini bir balon gibi düşünürsek prostat bezi de bu idrar kesesinin yani balonun ağzı gibi bir şey. Bu bez büyüdüğü zaman o balonun ağzında tıkanıklık yapacak. Balonun içindeki hava daha zor çıkacak hatta içini tam boşaltamayacak ve zamanla balonda yıpranma başlayacak. Bunun gibidir işleyiş. Büyüdükçe, hastalarda idrar akımında zayıflama, idrarı başlatmada gecikme, kesik kesik idrar atımı, idrardan sonra tekrar gitme hissi gibi tıkanma belirtileri varsa prostat başlamış demektir. Biz bu hastaları muayene ettikten sonra tarama yapıyoruz ve prostatın iyi huylu mu kötü huylu mu büyüdüğünü anlıyoruz.

'PROSTATIN GRAMI ÖNEMLİ DEĞİL'

Eğer iyi huyluysa ve kanseri ekarte ettiyse bu tip hastalara çeşitli tedavi yöntemleri sunuyoruz. İyi huylu prostatı da ben üç kategoriye ayırıyorum, yeni başlamış, orta seviye ve ileri dönem prostat hastalıkları. Nedir bu dersek, bir insanın hafif bir prostat büyümesi varsa gece bir iki kere idrar atımına gidebilir. Bunu da bazı tanı yöntemleriyle tanı koyuyoruz ve bitkisel tedavi yöntemleri uygulayıp izliyoruz. 6 aylık periyotlarla kontrol ediyoruz. Ama eğer belirtiler orta düzeydeyse yani gece kalkması 1-2 değil de 2-3'e çıktıysa, gündüz çok sık tuvalet ihtiyacı oluyorsa, sosyal hayatında da sıkıntılara neden oluyorsa bu tip hastalara genellikle ilaç tedavisi uyguluyoruz. Daha da ilerideyse rahatsızlık boyutları buna da çeşitli tanı yöntemleriyle hasta durumuna göre cerrahi yöntemleri uyguluyoruz. Lazer kaynağıyla prostat dokusunu keserek dokuyu dışarı alıyoruz. Halk arasında bir de yanlış bilinen bir şey var, prostatın gramının hastaya yaptığı şikayetle arasında hiç bir ilişki yoktur. 150 gram prostatı olan bir hastanın herkesten iyi idrarını atabilme durumu da olabilir ama 30 gram prostatı olan birisi tıkanabilir hiç işeyemeyebilir. O yüzden grama bakmamak gerek. Önemli olan gramından çok nereye büyüdüğü ve basısıdır. Şu anki teknolojiyle 200-300 gram prostatlara bile kapalı müdahale yapabiliyoruz. Gram sadece müdahale yöntemini belirliyor. Bundan daha önemlisi de 50 yaşından sonra düzenli prostat taraması öneriyoruz. Burada biz prostat kanser taraması yapıyoruz. Şüphelenilen durumlarda prostatın doku alınarak kanser var mı yok mu araştırılır.

'50 YAŞ ÜSTÜ RUTİN KONTROL EDİLMELİ'

Ağır bir prostat büyümesi olan hasta, tedaviye gelmez, üstüne düşmezse ilerleyen süreçte mesanede yıpranma olacaktır. Hatta bunun daha ilerisinde işeyemediği idrar mesanede kalmakta ve ilerleyen süreçte böbrekle reflü dediğimiz kaçaklar olmaktadır. İlerleyen süreçte böbrek yetmezliğinin de nedeni olabilir. Yaş önemli değil. Her yaşta görülebilir ama 50 yaşından sonra rutin bir şekilde şikayet olsun veya olmasın her erkeğin muayene edilmesi gerekir. Prostat kanseri erkekte en sık görülen kanserdir, erken yakalanır ve doğru tedavi edilirse yüzde 100 başarılı tedavi yapılabilir.

'ERKEN MÜDAHALE ÖNEMLİ'

Halkımızda yanlış bir bilinç var, aman prostata gitme, ameliyat olma, cinsel hayatın biter gibi inanışlar var. Gerekli hastalara yaptığımız müdahalelerde böyle bir şey doğru cerrah ve teknikle yapıldığı sürece olamaz. Cerrahi tecrübesi olan kişiler bu ameliyatları yaparsa bir sorun olmaz. Halk tarafında böyle bir yanlış algı var ve insanlar ameliyat olmak istemiyorlar. Bu yüzden 50 yaşından sonra, eğer ailenizde prostat tanısı konulmuş birisi varsa 40 yaşından sonra periyodik olarak her yıl ürolojik muayene gereklidir. Ağır şikayetleri olan kişilerde erken müdahale organlara zarar vermeden önemlidir.

'ASİT VE ACIYA DİKKAT'

Büyümenin ve kanserin her gün bilimsel çalışmaları yapılmakta ama en önemli sebebi genetik ve yaştır. Genetik dediğim, babasında, dedesinde, amcasında prostat rahatsızlığı olan bir birey, muhtemel bu rahatsızlığı yaşayacaktır. Bu şu demek de değildir ki genetiksel bir durumu olmayan prostat da olmaz. Ama bunun için hastaların bu şikayetleri varsa hekime başvurmaları lazım. Bir de bunun yanında zaman bizim için önemli. Bu prostat bezi büyüyen bir organ. Yıllar geçtikçe büyüyecektir ve basısı artacaktır. Beslenme koşulları önemli. Çok fazla acılı, asitli, baharatlı veya alkollü şeyler ve çok fazla çay, kahve içen hastalarda mesane iritanı prostat şikayetini arttırabilir. Dışarıdan alınan bazı hormonlar prostat büyümesi yapabilir. Hastaların daha temiz şeyleri tüketmesi gerekir. Veya antioksidan dediğimiz avokado, brokoli, kabak çekirdeği gibi şeyler kullanılmasında fayda vardır. Literatürde yoktur bunlar ama faydalıdır.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.