banner391
banner405

İslâm’da doğru iman ve güzel ahlâk esasları

İslâm’da doğru iman ve güzel ahlâk esasları

banner404

Doç. Dr. Muammer OYTAN
E.Danıştay ve HSYK Üyesi  
“Rabbî! E’ınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni                                 
ibadetike."
"Rabbim! Seni zikretmeye, sana şükretmeye,
 ve sana güzel bir şekilde ibadet etmeye beni muvaffak kıl!”                                         
                         Resulullâh, Hz. Muhammed (s.a.s)
 
35- MÜSLÜMAN, DÜNYA HAYATININ GEÇİCİ OLDUĞUNU BİLMELİ VE HESAP GÜNÜNE HAZIR OLMALI
    
Kitabımız Kuran-ı Kerim’de, dünya hayatının insanı aldatan bir meta olduğu (Âl-i İmrân,3/185), faydası ahrete göre daha az  olduğu (Tevbe,9/38), bir nevi oyun, oyalanma ve eğlenceden ibaret olduğu (Enam,6/32) açık şekilde bildirilmektedir. Peygamber efendimiz de dünya hayatında kendisini bir yolcu gibi görmüş, ebedî hayatı unutmayarak ona göre hazırlık yapmış ve ümmetine de bunu tavsiye etmiştir. O’na göre dünya hayatı, uzun bir yolculuk esnasında, altında geçici olarak gölgelenilen bir ağaç gibidir. “Muhakkak ki ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.” (Duha,93/4) ayetinde buyrulduğu şekilde, ancak ahret hayatı için elzem olan amellere engel olmayan bir dünya hayatının meşru, mubah, nimet ve mutluluk vesilesi olduğu unutulmamalıdır. Başka bir deyişle, Müslüman kişinin, hem dünya için ahretini, hem de ahreti için dünyasını ihmal etmemesi, ikisi arasında bir denge kurması, dünya hayatının bir imtihan sahası olduğunun farkında olması gerekir. (Dr. Ömer Yılmaz, Dünya ile Ahiret Arasında Denge Kurmalıyız, Kuran’dan öğütler 1, D.İ.B.Yayını ,s. 218-219)
   “Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır.” (En’am,6/32) ayetinde belirtildiği üzere, dünya hayatı gerçekten geçicidir. O halde bu dünyada kaldığımız bu geçici sürenin yararlı, anlamlı ve değerli olması için Allah’ın hoşnutluğunu ve rızasını kazanmak, O’na yakınlaşmayı umarak hayırlı ameller yapmak önceliğimiz olmalıdır.
Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir.”  (Zilzâl,99/7-8) “…Size kıl kadar haksızlık edilmez.” (Nisâ, 4/77) Böyle bir niyet taşımadan yani hayırlı-salih amel işlemeye öncelik verme niyetinden yoksun olarak yaşanılan hayat boş, manasız ve faydasız geçirilen bir süreden ibaret olacaktır. (Sabri Akpolat, Dünya Hayatı Geçicidir, Kurandan Öğütler 1, D.İ.B. Yayını, s.212) Hz. Peygamber (s.a.s),Kişiyi ölürken üç şey uğurlar. Sevdikleri, malı ve yaptıkları. İlk ikisi geri döner ve o yaptıkları ile baş başa kalır.” (Buhari, Rikâk, 42) buyurmuşlardır.
     Cenabı Allah, her kötülüğün misliyle bir cezası bulunduğunu (Yunus, 10/27), öyle bir günde hiç kimsenin başkası adına bir şey ödeyemeyeceğini (Bakara, 2/48), hiçbir günahkârın, başka bir günahkârın günahını yüklenemeyeceğini (Fâtır, 35/18) buyurmaktadır.
    
SANA SIĞINIRIM
Azrail, emrinle canım alınca,
Allah’ım daim sana sığınırım .
Salih amellerim noksan gelince,
Allah’ım daim sana sığınırım .
 
Sayılı gün bitip vade yetince,
Ufkumda ol güneş kesin batınca,
Nihayet bedenim kabre yatınca,
Allah’ım daim sana sığınırım .
 
Ol bülbülüm gereğince ötmezse,
Cevap vermeye bilgilerim yetmezse,
Şah-ı Resul şefaat de etmezse,
Allah’ım daim sana sığınırım.
 
Affetmezsen günahlarım pek çoktur,
Kalbim pür pak, gözüm gönlüm toktur,
Senden başka hiç Gaffar Tanrı yoktur,
Allah’ım daim sana sığınırım.
 
Sağ melek hep salih ameller derse,
Allah’ım ilâve sevaplar verse,
Oytan Muammer muradın erse,
Allah’ım daim sana sığınırım.
 
 
36- HUZURLU YAŞAMANIN SIRRI
    
İnsanların başına gelen her türlü olumsuz sanılan olaylarda  bir hikmet, Rabbanî bir sebep olabileceği düşünülmelidir.  Kuran-ı Kerim’e göre Cenabı Allah’tan başka hiç kimse gaibi bilemez. “De ki: ‘Gaip ancak Allah’ındır.” (Yunus, 10/20). “Göklerin ve yerin gaibi Allah’a aittir.” (Nahl,16/77) “De ki: Göktekiler ve yerdekiler gaibi bilemezler, ancak Allah bilir.” (Neml, 27/65) “Gaibin anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir.” (En’am, 6/59)
Gelecekte ne olacağını, neyin, nasıl bir olaya sebep olacağını hiç kimse bilemez ve tahmin edemez. İnsanoğlu, maalesef ihtiraslıdır, Cenabı Allah'ın verdiklerine şükretmeden yenilerini istemekte çok sabırsızdır ve ölçüsüzdür. Hayırlı veya hayırsız olacağını düşünmeden beklentileri, istekleri tahakkuk etmeyince de hemen hayal kırıklığına uğramakta, kara yaslara bürünmekte, bedbaht olmaktadır. Bu İslam'ın yolu değildir, Kuran-ı Kerim’in yolu değildir.
Mutlu ve huzurlu yaşamın formülü çok basittir: Yapılacak şey:
    1- Sahip olunan sağlık, varlık, huzur ve mutluluk için şükretmek,
    2- Herhangi bir istemde bulunmak için, arzu edilen makam, mevki, varlık, sağlık vb için elden gelen gayret ve hizmet tam olarak gösterilmelidir ve sonrasında: “Tevekkeli Tealâllah. Bundan sonrası yüce Rabbimin takdirine kalmıştır. İnşallah hakkımda her ne hayırlı ise onu takdir buyurur" diyebilmektir. İnsan, hayatı boyunca beklentileri için  daima dua etmeli ve sonra da beklediği her ne ise Allah Tealâ’dan hakkında hayırlı olacaksa nasip ve ihsan etmesini dilemelidir.
 
OLSUN
Yüce Tanrım ol izlediğimiz yollar,
Cennetine götüren has yollar olsun,
İnsanlığın kurumuş vicdan dalları,
Her mevsim çiçek açan dallar olsun.
          
Kalbimize aşk-ı muhabbet dolsun,
Fakir, fukara, yetim sevinçle gülsün,
Yoksulluk, üzüntü mazide kalsın,
Dillerin dikenleri  hoş güller olsun.
 
Arılar her çiçekten polenler alır,
Dünya malı mutlak dünyada kalır,
İnfak etmeyenler ol gün pişman olur,
Gönlümüz her daim “veren eller” olsun.
          
Aslında insan ruhunda Rab izi var,
İhtiras ve içkiyle yanlışa sapar,
Giderek şartlar onu canavar yapar,
Tüm insanlar Rabbe layık kullar olsun.
 
Yoldan çıkmış toplumda ahlâk korunmaz,
Ahlâksız kişide dürüstlük barınmaz ,
Kalp kirliliği su sabunla arınmaz ,
Ruh arındıracak nurdan göller olsun.
 
Oytan Muammer kader böyle yazıldı,
Din zayıfladı inançlılar ezildi,
GDO çıktı tüm tohumlar bozuldu,
İnsanlığa yararlı has döller olsun.
 
37- BESMELENİN FAZİLETLERİ VE “İNŞALLAH” DEMENİN ÖNEMİ
 
Allah’ın izniyle” demiyor, bir istisna da yapmıyorlardı” (Kalem, 68/ 18)
 
BESMELENİN FAZİLETLERİ
Euzu billâhi mineşşeytani’r Racîm Bismillâhi’r Rahmani’r-Rahîm !”
 
"Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” şeklindeki Euzu besmelenin faziletleri saymakla bitmez. Bu sebeple insanoğlunun, yeme, içme, giyinme, okuma, yazma ve konuşma öncesinde, ev ve işyerine girip çıkarken, bir iş ve görev yapmaya başlarken, her ne yaparsa, her neye başlarsa, her neye el atarsa, her ne tutum, davranış ve eylemde bulunursa mutlaka Euzu besmele okuması şarttır. (Doç. Dr. İsmail Karagöz, Kuran’da Zikir Kavramı ve Allah’ı Zikir, Diyanet İşleri Bşk. Yay. Ankara 2007, s.57) Bir adım atmaktan Kuran okumaya kadar her harekette dilimizden besmele eksik olmamalıdır.
- Peygamberimiz (s.a.s.) “Bir insan evine girdiğinde ve yemek yediğinde Allah’ın adını zikrederse, şeytan, avanelerine ‘Burada size gecelemek ve yemek yoktur' der. Şayet eve girerken insan, Allah’ın adını anmazsa, şeytan, avanelerine ‘Bu evde geceleyebilirsiniz’ der. Yemekte, kişi, Allah’ın adını zikretmezse, Şeytan, ‘Bu evde size gecelemek ve yemek vardır' der. (Müslim, Eşribe, 103,II, 1598).
-Euzu besmele hayır getirir, huzur getirir, iyilik güzellik getirir. Bu sebeple bazı alimler, “Dünyadaki bütün zehirlerin panzehiri besmeledir” der. Allah’ın adıyla bir işe başladığımızda, oluşacak bütün şer etkileri, menfi enerjiyi, kötülükleri etkisiz hale getirmiş oluruz.
- Euzu besmele okunduğunda şeytan uzak durur, kalbe vesvese veren şeytan uzak olur.
- Besmele çeken mümin kendisini Allah’a emanet etmiş olur, Allah’ın emanetine terk etmiş olur. Dolayısıyla, besmele çekerek bir işe, bir davranışa başlayanın, bir karar verenin işi rast gider. Olumlu ve bereketli sonuca kavuşur. İnançsız ve besmelesiz başlanan her işin sonu yarımdır.
-Cenabı Allah, bütün korkularımızı, her türlü endişelerimizi Euzu besmele ile aşmamızı nasip ihsan eylesin inşallah!
 
38- “İNŞALLAH” DEMENİN ÖNEMİ
İnsanın geleceğe dair düşüncelerini, tasavvurlarını, niyetlerini anlatırken daima "İnşallah" demesi gerekir. Cenabı Allah, bu konuda son derecede çarpıcı ve etkili bir şekilde ikazını ve tembihatını şu ayetlerde yapmaktadır: “Hiçbir şey hakkında da sakın Ben bunu yarın muhakkak yaparımdeme.” (Kehf, 18/23) “Ancak ‘Allah dilerse yapacağım de’. Unuttuğun zaman Rabbini an ve ‘Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır’ de”(Kehf, 16/24)
 “Allah’ın izniyle” demiyor, bir istisna da yapmıyorlardı” (Kalem, 68/ 18)
     Yukarıdaki ayetlerde Hak Tealâ’nın da ikaz ettiği, bu ikaza kulak asmayanları eleştirdiği gibi, insanoğlunun," Ben gelecekte şunu yapacağım, bunu yapacağım, oraya gideceğim, satın alacağım, işimi büyüteceğim, evleneceğim, çocuk sahibi olacağım" gibi tasavvurlarını, düşüncelerini, niyetlerini, söylerken mutlaka “İnşallah!” veya “Allah’ın izniyle” demesi gerekir, aksi halde işi rast gitmez. Tıbbın ve tekniğin bütün gelişmişliğine rağmen, tüm evreni yoktan var eden Allah Tealâ’nın gücü yanında insanın gururlanacağı, kibirleneceği, kendini Kaf Dağı’nda görmesini gerektirecek bir durumu söz konusu değil ! İnsan, Cenabı Allah neye izin verirse, ne kadarına izin verirse ancak onu yapabilir. Şu halde müminin bu bilinç içinde olması ve davranması zorunludur. Aksi halde, “Şunu yapacağım, bunu alacağım, ona karar vereceğim, şuraya gideceğim” gibi sözler sarf etmesi kendisinde bir güç görmesinin, kendisinin Cenabı Allah’tan ayrı ve müstakil olarak davranabileceği anlamı taşır. Kendisinin Allah’ın iznine, yardımına ihtiyaç duymadığı anlamına gelir. Bu da, Allah Tealâ’nın çok içerlediği, hiç sevmediği kibirdir. Kibirlenmektir.
“Dünyada kibirlenenlerin yeri ne kötüdür” (Zümer, 39/71-72)
Böyle bir davranışta bulunan kişinin işi rast gitmez. Teşebbüsünde, eyleminde, kararında olumlu, başarılı ve bereketli bir sonuç alamaz.
     O halde her adımda, her kararda, her teşebbüste, her tutum ve davranışta mutlaka “İnşallah” veya “Allah’ın izniyle” demek gereklidir, yararlıdır. Her şey bir tarafa, bu tek kelime, insana moral verir, işinin rast gideceğine, olumlu ve bereketli bir sonuca kavuşacağına inanç verir. “İnşallâh” sözcüğü, yukarıda Euzu besmele için söylediğimiz tüm olumlu moral güçlere kavuşulmasını sağlar.
Morali yüksek olan, Allah Tealâ’nın sayesinde başaracağına inanan, bu yüksek moral ve inançla işine sarılan kişi de zaten başarılı olur.
 
AŞK-I İLÂHÎ
İlâhî aşk Allah’a hasretten yanıştır,
Ruhunda duyulan saadettir saadet.
Öz benliğiyle ol gafletten uyanıştır,
Ruhunda duyulan saadettir saadet.
 
İlâhî aşk Tanrı’ya iman inanıştır,
Yanan yüreklerde zemzem içip kanıştır.
Güneşin gücü bu ilâhî aşktan gelir,
Bu aşk, Rabbi zikirle sürekli anıştır.
 
Ol aşka düşmüş gönle bu dünya dardır,
Onda artık sonsuz din inanç ufku vardır.
Resul-ü Kibriya’nın göz nurudur onlar,
Bu nuru sevmeyenin sonu ah-u zardır.
 
Rüzgârı hedefine çılgınca koşturan,
Denizleri azgın dalgalarla coşturan,
Cenabı Mevlâ’ya saf yakarıştır inan,
İnan bu aşktır dağları delip aştıran.
 
Evliya erenler hep bu aşkla yoğruldu,
Nefsin sakat hesabı bu aşkla doğruldu,
Oytan Muammer’in kalbi dayanamadı,
Sersefil oldu, dağılıp Arş’a savruldu.
 
DEVAMI YARIN
 
Antalya: 20.19
Alanya: 20.23
Manavgat: 20.25
Gazipaşa: 20.21

 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.