banner391
banner405

İslâm’da doğru iman ve güzel ahlâk esasları

İslâm’da doğru iman ve güzel ahlâk esasları

banner404

Doç. Dr. Muammer OYTAN

E.Danıştay ve HSYK Üyesi      

“Rabbî! E’ınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni                                  
ibadetike." "Rabbim! Seni zikretmeye, sana şükretmeye,
 ve sana güzel bir şekilde ibadet etmeye beni muvaffak kıl!”                                         
                                     Resulullâh, Hz.Muhammed (s.a.s)



MÜSLÜMAN MUHTAÇLARA YARDIM ETMELİDİR: İNFAK

"Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu,
 yedi başak bitiren ve her başakta yüz dane bulunan 
bir tohum gibidir.” (Bakara, 2/261)


İnsanların birlikte yaşama ihtiyacı yaratılıştan gelen bir özelliktir. Bu ihtiyaç, sosyal ve iktisadî olduğu kadar, insanların birbirlerine duygusal olarak da gereksinim duymaları gibi psikolojik gerekliliğe de dayanmaktadır.
        İslâm dini, bencillik yerine muhtaçlara yardım etmeyi, israf ve cimrilik yerine infak etmeyi esas ilke olarak benimsemiş, kabile yaşantısı yerine kardeşliği ve dayanışmayı geçirmek suretiyle karşılıklı sevgi, saygı ve yardımlaşmanın egemen olduğu bir toplum oluşturmuştur. 
Cenabı Allah, “Müminler ancak kardeştirler".( Hucurât,49/10)  ayetini buyurmuş, Hz. Peygamber de (s.a.s.) “Kişi, kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe (kâmil manada) iman etmiş olamaz.” ( Buhari,İman, 7)“Müslüman, Müslüman'ın kardeşidir." (Ebu Davud, Edeb, 49) buyurmuştur.
    İnfak, sadece Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması demektir. İnfak, farz olan zekâtı ve gönüllü yapılan her çeşit bağışı kapsamaktadır.
Hz. Ebubekir, Tebük Savaşı için yardım toplayan Hz. Peygamber (s.a.s.) efendimize bütün servetini vermiştir. Peygamberimizin bunu hissederek  Hz. Ebubekir’e “Ailene ne bıraktın?” diye sorması üzerine Hz. Ebubekir, “Allah ve Resulünü!” cevabını vermiştir.
    Kuranı Kerim’de “Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz dane bulunan bir tohum gibidir." (Bakara,2/261)  buyrularak, infakta bulunana verilecek sevabın 1'e 700 olduğu hükme bağlanmıştır.
    Sadakanın faziletleri anlatmakla bitmez.
Nitekim Hz. Peygamber(s.a.s.) Efendimiz: 
    -“Herkes yarım hurma ile de olsa yüzünü Cehennem ateşinden korusun!” (İmam Gazali,a.g.e.s.403)
    - Su ateşi nasıl söndürürse, sadaka da günahı öyle söndürür!” (İ.Gazali,a.g.e.s.403)
    - Sadaka Rabbin öfkesini söndürür ve kötü ölümü bertaraf eder” (İmam Gazali,a.g.e.s.403)
    -İnsanlar arasında hüküm verilinceye kadar herkes sadakasının gölgesinde kalacaktır!” buyurmuştur. ( İmam GAZALİ, a.g.e. s. 403)
    

MÜSLÜMAN CÖMERT OLMALI, CİMRİLİK YAPMAMALI
Cömertlik, insanın muhtaç olmadığı şeyi ihtiyacı olanlara vermektir. Kişinin manevî temizliğine sebep olan, onu ateşten koruyan bir haslettir. Cömert kişi, Allah’a yakın, Cennet’e yakın, insanlara yakın ve Cehennem ateşinden uzaktır. Cömert insan muhtaçlara verdikçe, Allah da ona verir. “De ki:“Şüphesiz Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne  harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Sebe,34/39)
Yüce dinimiz İslâm, başta zekât olmak üzere bazı malî harcamalarda bulunmayı emretmiş, çevremizdeki insanlara karşı görev ve sorumluluklarımız olduğunu bize hatırlatmıştır. Aile bireylerinin bakımı, akrabaların, fakir ve yetimlerin görülüp gözetilmesi, çevremizdeki muhtaç insanlara imkânlar ölçüsünde malî yardımlarda bulunulması bu görev ve sorumluluklar arasındadır. Bu bakımdan İslâm'da israf ve gösteriş tüketimi yasak olduğu gibi, cimrilik de yasaklanmıştır. (Dr.Muhsin Akar, Cimrilik Edip Vermediğimiz Şeyler Kıyamet Gününde Boynumuza Dolanacaktır. Kuran’dan Öğütler 1,D.İ.B.Yayını 1 , s.184)
Cimrilik, imkânı olduğu halde gerekli harcamayı yapmamak, imkân olduğu halde mal ve serveti dinî ve hukuki bakımdan gerekli olan yerlere harcamamak veya hayır yolunda harcama yapmayı sevmemektir. Cimri ise kendisine verilen onca mal ve mülkün gerçek sahibinin Allah olduğunu unutarak muhtaç kimselere vermekten kaçınan kimsedir. Şu halde mal ve serveti yaratılış gayesinin dışında harcamak israf, yaratılış gayesi istikametinde harcamayıp elde tutmak cimrilik, yaratılış gayesine uygun şekilde harcamak ise cömertliktir. (Dr.Muhlis Akar, a.g.e. s.184). “…Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”(Teğâbün,64/16) “Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar…”(Âl-i İmrân,3/180) 
Bir kimse zekatını veriyorsa, misafire ikram etmekten zevk alıyorsa, yardıma muhtaç olan yakınlarına ve sıkıntıya düşmüş insanlara yardım edebiliyorsa işte o kimse cimri değildir. Peygamberimiz (s.a.s.):  “Allah’ım, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten ve cimrilikten sana sığınırım…” ( Ebu Davud, Tefriu' ebvabi'l-vitr, 32) buyurmuştur.
Böylece, cimriliğin Allah’a sığınacak kadar kötü bir şey olduğunu ifade etmiştir.
“Kazanılanı har vurup harman savurmaya israf, çok az ve pintice harcamaya cimrilik, ikisi arasında ve ortalama bir şekilde harcamaya da cömertlik denir. İsraf ifrattır. Cimrilik tefrittir. Cömertlik ise itidal ve fazilettir. ( Prof.Dr.Süleymen Ulusoy, İslam'da Emir ve Yasakların Hikmeti, T. Diyanet Vakfı Y. Ankara, 2006,s.12)

FIRSAT
Gönül fırsatın bul bir sevap kazan, 
kaçan fırsat geri gelmez bilesin. 
İnfakı şart koşmuş kuralı yazan, 
kaçan fırsat geri gelmez bilesin.
    
Gönül aklın kullan ibadet eyle, 
peygambere uyup isabet  eyle.
İçindeki aşkı Allah’a söyle, 
münkire sır verme, sessiz kalasın.

Gönül zalim olma Allah affetmez, 
merhamet sahibi asla zulmetmez. 
Darda olanı bırakıp terk etmez, 
çaresiz derdine derman olasın.
    
Gönül ol kurallara tam uyasın,
Allah’ın sesin yürekten duyasın,
yaş ilerledikçe aşka doyasın,
beş vakit namazları tam kılasın. 

Gönül gel kendini hiç naza çekme, 
nifak tohumların içine ekme, 
çağlayıp coşarak tersine akma, 
düşüncelerini özgür salasın. 
    
Oytan Muammer pek şaşırıp kaldı, 
içinden çıkılmaz ummana daldı, 
çaresizliğini feleğe saldı, 
Rabbin, mutlak  rızasını  alasın.

MÜSLÜMAN ISRAF ETMEMELİ, TUTUMLU OLMALI
İsraf, insanın sahip olduğu nimetleri gereksiz ve aşırı şekilde tüketmesi; haddi aşması demektir. Mal veya imkânları meşru olmayan amaçlar için, doğru olmayan yerlere saçıp savurmaktır.
İsraf, lüks ve gösteriş tüketimidir. Böyle bir tüketim, fertleri maddi-manevî çeşitli sıkıntılara uğratmakta, milletlerin kalkınmasını engellemekte, ülkelerin ekonomik yapılarını olumsuz yönde etkilemektedir.
Hz. Ali, kişinin kendisine ve aile halkına israf etmeden, savurganlık yapmadan harcama yapmasını hayırlı iş olarak, gösteriş olsun diye yaptığı harcamasını da şeytanın bir payı olarak görmüştür. Kuran’ın emri de bu yöndedir:“Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya hakkını ver ve sakın saçıp savurma.” (İsrâ,17/26). “Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir…” (İsrâ,17/27).
İslam'da insanlardan, sosyal ilişkiler dahil, hayatlarının her alanında olduğu gibi ekonomik hayatta da ifrat ve tefritten uzak, ölçülü ve dengeli olmaları istenmiştir.Bu nedenle ifrat noktası olan israf ile tefrit noktası olan cimriliğin her ikisi de yasaklanmıştır. İktisatlı yaşam (orta yol ) ise teşvik edilmiştir. Orta yol, insan hayatının adeta sigortasıdır. “Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma.Yoksa kınanır ve çaresiz kalırsın., (İsrâ,17/29)
Tutumlu olmak, her zaman ölçülü davranmak, ihtiyaç sınırlarını aşmamak, aşırı harcamalarda ve ölçüsüz davranışlarda bulunmamak, ayağını yorganına göre uzatmaktır.
Tutumlu olmak, cimrilikle israf etmenin arasındaki orta yolda davranmaktır. Allah Teâlâ, Ayet-i Kerime'de, “Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları bu ikisi arası dengeli bir harcamadır..” ( Furkan,25/67)  buyurmak suretiyle tutumlu olmayı tanımlamıştır.
Yüce dinimiz, Kuran-ı Kerim’deki : “…Yiyin, için, fakat israf etmeyin, çünkü O israf edenleri sevmez…” (A’râf,7/31)  Ayet-i Kerime ile israf etmeyi yasaklamıştır.

    MEVLÂMI ARARIM
Canım Rabbimin büyüklüğün izini,
doğanın mahir ellerinde ararım.
İlâhî aşkın gülümseyen yüzünü,
Manevî dostun kollarında ararım.

İçimden silinmez ahret kaygısı,
kalbimde büyüdü Peygamber sevgisi,
arının çiçek çiçek gezme yazgısı,
şifa kaynağı ballarında ararım.

Aşk bahçesinin mis kokulu gülünde,
seherde öten bin bir kuşun dilinde,
ger daim özlediğim gurbet elinde,
ya Râb! Kabe'nin yollarında ararım.

Kelebeklerin rengârenk kanadında,
menekşelerin göz alan yaprağında,
tüm rızıkların kaynağı toprağında,
meyve veren tüm dallarında ararım.

Ararım Rabbim! Her cismin dokusunda,
binlerce tür çiçek ve gül kokusunda,
yer-gök-güneş-ay-yıldızlar yapısında,
farklı dört mevsim hallerinde ararım.

Oytan Muammer’im Rab yolun gözledim, 
adını zikrettikçe hepten özledim,
senin çün şiir-duvazları sözledim,
inleyen sazın tellerinde ararım.

MÜSLÜMAN KANAATKÂR OLMALI
Kanaat, Allah’ın takdir ettiği rızka, ne kadar olursa olsun rıza göstermek ve şükretmektir. Kuran-ı Kerim’de: “…Ant olsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” ( İbrahim,14/7) buyrulmuştur.    Atalarımız da “aza şükretmeyen çoğu bulamaz” demişlerdir.
Kanaat etmeyen kimse, içerisinde bulunduğu hiçbir durumdan memnun ve mutlu olmaz, şükretmeyi bilmez. Daima şikayet eder, her zaman sızlanır, hep başkalarının malına-varlığına göz diker, kıskanır!
Hangi durumda olursa olsun hep daha fazlasını ister ve bu nedenle de hiçbir zaman tatmin olmaz. Tatmin olmayınca, şükretmeyince, yüreği kıskançlık içinde sıkışınca mutlu da olamaz.
İnsan, her daim maddi olarak kendisinden daha aşağıda olanların, yokluk-kıtlık içinde olanların, sıkıntı çekenlerin durumuna bakıp haline şükretmeli ve Allah’ın verdiği mallardan, yine Allah yolunda harcayarak, ahret sermayesini biriktirmeye çalışmalıdır.

SAADET
Cenabı Allah’a has iman etmek,
en büyük iç saadettir saadet.
Kuranı Kerim’in yolundan gitmek,
en büyük iç saadettir saadet.

Yüreklerdeki  ahret kaygısı,
Kuran-ı Kerim'e çoktur saygısı.
Muhammed’e derin sevgi duygusu,
en önemli hidayettir hidayet.

Tuttuğumuz bu yol, mana yoludur,
siyah-beyaz, her insan has kuludur.
Müslüman hayatı zikir doludur,
bu, en güzel diyanettir diyanet.

İyilik eden, hep iyilik görür,
infak kervanı hep yüküyle yürür.
Cimrinin gözünü tutku-hırs bürür,
yardım, en büyük inayettir inayet.

Oytan Muammer huzura varalım,
şehitlerin hatırını soralım.
Vahşiler vurdu, yaresin saralım,
sağlık, en aziz emanettir emanet.

DEVAMI YARIN
22 Haziran Çarşamba
İftar Vakti


Antalya: 20.28
Alanya: 20.22
Manavgat: 20.25
Gazipaşa: 20.20


 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.