banner391
banner405

İslâm'da doğru iman ve güzel ahlâk esasları

‘Kitaplara iman’ terimi ile Allah Teâlâ’nın kullarına yol göstermek ve aydınlatmak üzere peygamberlerine vahyettiği sözleri içeren ve bunların yazıya dökülmüş şekli olan ilâhî ve semâvî kitaplar kastedilmektedir

İslâm'da doğru iman ve güzel ahlâk esasları

banner404

Doç. Dr. Muammer OYTAN

E.Danıştay ve HSYK Üyesi

HER ilâhî kitap bir peygamber aracılığıyla gönderilmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere insanoğlu, her ne kadar bir takım yeteneklerle donatılmış olsa da gücünü aşan hususlarda ilâhî yardıma, vahye ve kutsal kitaba olan ihtiyacı ortadadır. İnsanın bu ihtiyacını en iyi bilen Allah Tealâ, kuluna bir lütuf ve ikram olarak peygamberleri aracılığıyla kitaplar indirmiş ve yol göstermiştir. Dinin inanç esaslarını, amelî ve ahlâkî hükümlerini, farz ve haramlarını kitap ile belirlemiştir. Doğrudan Allah katından gelen, bu sebeple hem söz, hem de mâna bakımından Allah kelâmı olan ilâhî kitapların amacı, insanlığı sapıklıktan kurtarmak, hidayete, iyiliğe, aydınlığa çıkarmak ve sonunda iki dünyada mutlu kılmaktır. (İlmihal.s.100-101) Hacimli ve kitap şeklinde olan ve evrensel mesajlar içeren ilâhî kitaplar, Tevrat, Zebur , İncil ve Kur’ân olmak üzere dört tanedir.

 
TEVRAT: Hz. Musa’ya indirilmiştir. Ne yazık ki İsrâiloğulları, Tevrat’ın Allah’tan gelen orijinal şeklini koruyamamışlar. Asıl nüshası kaybolunca Yahudi din adamları tarafından Kaleme alınan Tevrat nüshaları ortaya çıkmıştır.(İlmihal. s. 101-102)

ZEBUR: Hz.Dâvûd’a indirilmiştir. Lirik şiirsel söyleşiler ve nasihatler, ilâhîler ve Allah’a övgüler şeklindeki Zebur, en küçük ilâhî kitaptır.(İlmihal.s.102)

İNCİL: Hz.İsâ’ya indirilmiştir. Bugün incilin de orijinal metni elde yoktur. İnsanlar tarafından müdahaleye maruz kalmış ve bozulmuş şekli mevcuttur.(İlmihal.s.102)

KUR’ÂN: Allah tarafından gönderilen ilâhî kitapların sonuncusu olan Kur’ân-ı Kerim, son peygamber olan Hz. Muhammed’e(S.A.S) indirilmiştir. Kur’ân-ı Kerim, Allah Tealâ’dan, Hz. Peygamber’e Cebrâil aracılığıyla ve vahiy yoluyla indirilmiştir. Kolayca anlaşılması, ezberlenmesi ve yerleşip yayılması için bir defada toptan indirilmemiş, yaklaşık 23 sene süresince bölümler halinde indirilmiştir. “…Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, O (Kur’ân) hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah’tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.” (Hâkka,69/40). Hiç şüphesiz, Kur’an’ın ayetleri gelişigüzel söylenmiş değil anlamı açık, doğruluğunda şüphe olmayan, gerçekleri açıklayan, müminlere doğru yolu gösteren ve müjde veren ilâhî sözlerdir.

- Kur’ân, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahrete de kesin olarak inanan Müminler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.( Neml,27/2,3) 
- Şüphesiz O, elbette Müminler için bir hidayet ve bir rahmettir. (Neml,27/77).
- De ki: ‘Bu Kur’ân, büyük bir haberdir. (Sâd,38/67) 
- Bu Kur’ân, âlemler için ancak bir öğüttür. (Sâd,38/87).
- …De ki: O, inananlar için bir hidayet ve şifadır. (Fussılet,41/44)
- O, korunmuş bir levhada (Levh-i Mahfuz’da) dır. (Bürûç,85/22.
- Şüphesiz o Kur’ân, hak ile bâtılı ayırt eden bir sözdür. (Târık,86/13)
Kur’ân’ın üslûbu, içeriği, söz ve manâ yönüyle akıllara durgunluk veren, hayrette bırakan büyük ve edebî bir mucizedir. Kur’ân, bize kadar hiç bozulmadan ve değiştirilmeden, orijinal haliyle gelmiştir ve kıyamete kadar da öyle kalacak tek ilâhî kitaptır. (İlmihal .s.102-106) Kur’ân-ı Kerim’in bir bereket kaynağı (En’am, 6/155), Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için bir hidayet  ve öğüt kaynağı (Âl-i İmrân, 3/138) olduğu da belirtilmektedir. 

PEYGAMBERLERE İMAN ETMEK 
    
İslâm inanç esaslarından bir diğeri ise peygamberlere imandır. Peygamber kavramı bağlamında Kur’ân’da “resul” ve “nebî” terimleri de kullanılır. Bunlardan  ilâhî elçi anlamındaki resûl, kendisine kitap indirilmiş ve bu kitabın kurduğu şeriata göre dinî uygulama yapan ve Allah’tan aldıkları ilâhî mesajları insanlara ileten peygamberleri. Nebî ise kendisine kitap indirilmemiş olmakla beraber başka bir peygambere indirilmiş ilâhî bir kitaba göre şeriat uygulayan ve iyilik ve kötülükten, yaklaşan hesap gününden insanlara haber veren peygamberleri ifade etmektedir. Bu durumda resul ve nebî, peygamberlerde bulunan ve birbirini tamamlayan sıfatlardır, özelliklerdir. Kur’ân’da peygamberlerin görevleri ve konumları Hz. Peygamber’in (S.A.S.) şahsında şöyle tanımlanmıştır.

 “Ey Peygamber, biz seni bir şahit, bir müjdeleyici ve uyarıcı, Allah’ın izniyle onun yoluna bir davetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.” (Ahzâb, 33/45-46)

Yüce Allah, insanlık tarihi boyunca fert ve toplumları dinî ve ahlâkî değerler konusunda aydınlatmak, emirlerini ve yasaklarını kullarına bildirmek üzere ilâhî vahiy yoluyla peygamberler görevlendirmiştir. Allah’a iman, Allah’ın seçtiği peygamberlere de hiçbir ayırım gözetmeden inanmayı gerektirir. Peygamberler de bizim gibi insan olmakla beraber, onlar Allah’ın seçkin kullarıdır. (Yunus Akaya, Allah’a İman Etmek Peygamberler Arasında Ayırım Yapmamayı Gerektirir; Kur’ân’dan Öğütler 1; D.İ.B.Yayını,s.79-80)
Peygamberler de bizim gibi insandırlar. Ancak Peygamberlerin aşağıda yazdığımız gibi ortak üstün özellikleri vardır. 

- 1. Sıdk: Özü, sözü ve davranışları itibariyle dosdoğru olmak demektir. Hiç bir peygamber için sıdkın zıddı olan yalan söz konusu olamaz.

- 2. Emanet: Güven ve emniyet nübüvvetin vazgeçilmez şartıdır. Onlarda hiçbir şekilde ihanet bulunmaz; çünkü peygamber en güvenilir insandır.(Ahzâp, 33/39)
- 3. Tebliğ: Allah’tan aldığı vahyi insanlara eksiksiz olarak ulaştırmaktır.(Ankebut,29/45) Tebliğ ettikleri dini söz ve davranışlarıyla açıklamaktır.(Nahl, 16/44) Dini tebliğ etmenin ve açıklamanın en güzel yolu peygamberlerin söz, fiil ve davranışlarıyla örnek olmasıdır. (Ahzâp, 33/21)
- 4. Fetânet: Peygamberlerin anlayış ve zeka üstünlüğüne ilâve olarak hassas derecede şuuru, zihin berraklığı, duyarlılığı ve çabuk kavrayışlı oluşlarını ifade eder.
- 5. İsmet: Peygamberlerin günahtan korunmuş olması demektir. Peygamberlerin, vahiyden önce de, sonra da küfürden, büyük günahlardan, kasten küçük günahlardan da uzak oldukları anlamındadır.
KALBİMİZLE TASDİK ETMEK
Peygamberlerin evveli Adem Safiyullâh, ahıri bizim peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (s.A.S.) Efendimiz olduğuna, bu ikisinin ve bu ikisi arasındaki gelip geçen peygamberlerin hak ve gerçek olduğuna, bunların cümlesine inanmak ve iman etmek; dilimizle ikrar, kalbimizle tasdik etmektir. Müslümanlar, peygamberler arasında hiçbir ayırım yapmadan hepsinin hak peygamber olduğuna inanırlar Allah Tealâ böyle emretmiştir. ”Şüphesiz Allah ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayırım yapmak isteyenler, ‘(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkâr ederiz’  diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kâfirdirler…”( Nisâ,4/150-151)
    Peygamberler, büyük bir zincirin halkaları gibidir. Onların her biri, diğerlerini de doğrular. Bu zincirin son halkası olan Hz. Muhammed (S.A.S.) ise kendisinden önceki bütün peygamberleri tasdik ettiği gibi, onun ümmeti de, aralarında hiçbir ayırım yapmaksızın bütün peygamberlere birden iman etmekle yükümlü tutulmuşlardır. Peygamberlerin toplam sayısı hakkında bir hadis-i şerifte 124 bin rakamı bildirilmiştir.Kur’an’da ise bizim peygamberimiz de dahil olmak üzere 25 peygamberin adı geçmektedir: Adem (A.S.), İdris (A.S.), Nuh (A.S.), Hûd (A.S.), Salih (A.S.), İbrahim (A.S.), Lût (A.S.), İsmail (A.S.), İshak (A.S.), Yakup (A.S.) Yusuf (A.S.),  Şuayp (A.S.), Mûsâ (A.S.), Hârun (A.S.), Davud (A.S.), Süleyman (A.S.), Eyyub (A.S.), Zülkifl (A.S.), Yunus (A.S.), İlyas (A.S.), Elyesea (A.S.) Zekeriya (A.S.),Yahya (A.S.), İsâ (A.S.), Hz. Muhammed Mustafa (S.A.S.) (Ümit Şimşek, a.g.e. s. 176-184).
    Ulû’l- azm peygamberler: Ulû’l-azm peygamberler, yüklendikleri ağır görev ve sorumluluk karşısında herhangi bir yılgınlık göstermeden dini insanlara tebliğ görevini yerine getiren, bütün zorluklara göğüs germede azim ve sebat gösteren peygamberler demektir. Bunlar, Şûrâ Sûresinin 13. ayetinde isimleri zikredilen, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’dir (S.A.S.) ( Şûrâ, 42/13)
BEŞERİYETİN İHTİYACI VAR    
Rahmet ve merhametin eşsiz timsali, dini ve ahlâkî hayatımızın örnek şahsiyeti, hiç şüphesiz sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed’dir (S.A.S.) Cenab-ı Allah, “(Ey Muhammed) Seni, ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik…”(Enbiyâ,21/107 buyurmaktadır. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber’in hayatı incelendiğinde, muhteşem özellikleri açıkça görülür. O, beşeriyete Allah’ın en mükemmel dini olan İslâmiyet’i tebliğ etmiştir. O’nun hayatı sevgi, şefkat, hoşgörü, fazilet ve samimiyet doludur. Beşeriyetin her zaman ve mekanda Hz. Peygamber’in tebliğ ettiği ilâhî mesaja, örnek kişiliğine ve rehberliğine ihtiyacı vardır. Çünkü bu mesaj insanların can, mal ve ırz güvenliğini korumayı amaçlamıştır.
    Kur’ân-ı Kerim’de de bildirildiği üzere,  peygamberlik Hz. Muhammed (S.A.S) ile son bulmuştur. “Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirisinin babası değildir. Fakat O, Allah’ın resulü ve peygamberlerin sonuncusudur…” (el-Ahzâb,33/40). Artık O’ndan sonra peygamber gelmeyecektir. O’nun getirdiği mesaj da kıyamete kadar sürecektir. 
O’na olan hürmetimizi ve sevgimizi göstermenin yolu olarak,  Peygamber Efendimiz (S.A.S.) anıldığında, her seferinde “Sallâllahu aleyhi ve sellem” şeklinde salât ve selâm getirerek O’na karşı hürmetimizi göstermeli ve saygıda kusur etmemeliyiz.
Hz. Peygamber(S.A.S.) Efendimiz, bir gün minbere çıkarken, her basamakta  “Amin!” dedi. Sebebi sorulduğunda da.
- “Bana Cebrail Aleyhisselâm geldi ve ‘Yâ Muhammed, kimin yanında senin adın anılır da sana salâvat getirmez ve ölürse Cehenneme girer. Allah uzak etsin. Amin’ de, dedi. Ben de ‘Amin’ dedim.” buyurmuştur.( İmam-ı Gazali, a.g.e. s.151)
Yüce Allah, Kur’anda, Hz. Peygamberi hem bir şahit, hem bir müjdeci, hem de bir uyarıcı olarak gönderdiğini (Feth ,48/8) buyurmakta ve yine “Ey insanlar, Allah’a ve Peygamberine inanasınız , ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah –akşam Allah’ı tesbih edesiniz diye (Peygamber’i gönderdik )”( Feth,48/9 )  diye buyurmaktadır.
Salât-ü selâm, tahiyyat-u ikram, her türlü ihtiram Efendimiz’e (S.A.S.) O’nun âline, ashabına ve O’nun yolundan gidenlere olsun!
- DEVAM EDECEK -

    KUR’ÂN-I  KERİM
Benim kitabım, gerçeği bilme-bulma yoludur, 
Kalbi yücelten, insan-ı kâmil olma yoludur, 
İslâm din kurallarının yedi veren gülüdür, 
Tanrı’nın kurduğu şeriattır Kur’ân-ı Kerim …
    
Ruhlara huzur, gönüllere iman olup akar, 
Derinden okudukça Mümi’nin kalbini yakar, 
Tüm insanlık âlemine eşit gözlerle bakar, 
Baştan sona ilke-muhabbettir Kur’ân-ı Kerim. 

Madde ve manâ âlemlerinin müjde çiçeği, 
Bellidir Mümi’nin Sıratı nasıl geçeceği, 
Ve Cennette Ab-u Kevseri nasıl içeceği, 
Resûle gelen ilâhî kerâmettir Kur’ân-ı Kerim. 
    
Dünyada tek kitaptır bütünüyle ezberlenen, 
Mümin’i sınırsız-süresiz –daim esirgeyen, 
Okudukça doyulmayan, kendine esir eden, 
Vahiyle gelen Rab’çe âyettir Kur’ân-ı Kerim…

Yüz on dört tanrı sûresi gönlümüzü yur-yıkar, 
Huşûyla hatîm eden Mümin üstüne nur yağar, 
Ruhundaki bunalımı-sıkıntıyı tez boğar, 
Tanrı’nın himmeti, selâmettir Kur’ân-ı Kerim…
    
İnsanlığa ışık ve umut veren bir bakıştır, 
Cibril ve Resûl’ce işlenen ilâhî bir nakıştır, 
OYTAN Muammer'in kalbine nurlu bir akıştır, 
Kâinat mimarı Râbbe şahâdettir Kur’ân-ı Kerim.

 
YÂ MUHAMMED MUSTAFA
Doğma-büyüme yaşantın zaten peygamberce,
Akla sen gelirdin “doğru ve emîn” deyince.
Rabbânî ruh, ölgün nefis, titreyen bir vicdan,
Cenâb-ı Allah yaratmış seni tam gönlünce!

Asr-ı saadete yağmurca yağdı şefkatin,
Cana can katar âlemlere sonsuz rahmetin,
Ey Allah’ın habibi ve Resûlü Efendim,
İnsanlığı ihyâ etti Kur’an ve sünnetin!

Garip, yetim, yoksul, muhtaçların sesi,
İnsanlığa evrensel ilkedir son Hutbesi,
O kadar düşkündü ki sevgili ümmetine,
Allah’tan şefaat dilerken verdi nefesi!

İlâhî aşk Resûlü sevmekten geçer,
Bu dünyada aşk eken ahrette Kevser içer,
Yâ Muhammed Mustafa, Yâ Şâh-ı Enbiya,
OYTAN Muammer şefâat çün gözyaşı döker!


GÜNÜN HADİSİ

“Rabbî E’ınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibadetike-Rabbim! Seni zikretmeye, sana şükretmeye ve sana güzel bir şekilde ibadet etmeye beni muvaffak kıl!”                                         

  9 HAZİRAN PERŞEMBE
  İFTAR VAKİTLERİ


Antalya    : 20.24
Alanya    : 20.17
Manavgat: 20.20
Gazipaşa: 20.15
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.