banner391
banner405

İslâm'da doğru iman ve güzel ahlâk esasları

İslâm'da doğru iman ve güzel ahlâk esasları

banner404

Doç. Dr. Muammer OYTAN

E.Danıştay ve HSYK Üyesi

“Rabbî! E’ınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibadetike-Rabbim! Seni zikretmeye, sana şükretmeye ve sana güzel bir şekilde ibadet etmeye beni muvaffak kıl!”                                         
Resulullâh, Hz. Muhammed (S.A.S)

1. Tevhit İlkesi ve Allah’a iman etmek

ALLAH'A iman, Allah’ın varlığını, birliğini, eşi ve benzeri olmadığını, ezelî ve ebedî olduğunu, her şeyi yaratan, yaşatan, rızık veren ve besleyip büyüten olduğunu, O’ndan başka ibadete lâyık bulunmadığını ve sadece O’na ibadet edilmesi gerektiğini, bütün kemal sıfatlarla vasıflanmış ve noksan sıfatlardan arınmış bulunduğunu dil ile ikrar, kalp ile tasdik ederek bilip inanmaktır. Esasen Kur’anı Kerim’de Allah Tealâ en güzel şekilde tanımlanmıştır. Allah, ondan başka ilâh olmayan, hiçbir yaratıcının ve mutlak güç sahibinin olmadığı, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yarattıklarını gözetip durandır. 

Göklerde ve yerde olan her şey ancak O’nundur. O’nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir. Hükümranlığı gökleri ve yeri kaplamıştır, onların gözetilmesi O’na ağır gelmez. O, yücedir, büyüktür. (Bakara, 2/255) 

O bir tek Allah’tır, O’ndan başka ilâh yoktur, ancak O vardır. Dünyada ve ahrette hamd O’nun, hüküm O’nundur. Sonunda ancak O’na götürüleceksiniz. (Fâtır, 35/70)

O, kendisinden başka tanrı olmayan Allah’tır! Görülmeyeni de bilir, görüleni de! O, Rahmân’dır ve merhametlidir. (Haşr, 59/22)

KUR’AN’A GÖRE CENAB-I ALLAH’IN NİTELİKLERİ

- Allah kullarına çok şefkatlidir. (Bakara,2/207)
- Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir. (Bakara,2/265)
- Allah dilediğini hidayete erdirir. (Bakara,2/272)
- Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. (Âl-i İmrân,3/31) 
- Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. (Al-i İmrân,3/73)
- Şüphesiz Allah üzerinizde bir gözetleyicidir.(Nisâ,4/1)
- …Allah tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir” (Nisâ,4/16)
- Şüphesiz Allah her şeye şahittir. (Nisâ,4/33)
- Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir. (Nisâ,4/29)
- Şüphesiz Allah çok yücedir, çok büyüktür. (Nisâ,4/34)
- Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. Nisâ,4/43)
- Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. (Nisâ,4/58)
- Hakkıyla bilen olarak Allah yeter. (Nisâ,4/70)
- Şahit olarak Allah yeter. (Nisâ,4/79)
- Allah’ın her şeye gücü yeter. (Nisa,4/85)
- Şüphesiz Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. (Nisa,4/56)
- Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisâ,4/111)
- Allah her şeyi kuşatıcıdır. (Nisâ,4/126)
- Allah, lütfu geniş olandır. O, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisâ,4/130)
- Allah zengindir, övülmeye lâyıktır. (Nisâ,4/131)
- Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Nisâ,4/128)
- Bütün izzet ve şeref Allah’a aittir. (Nisâ,4/139)
- Allah şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir. (Nisâ,4/147)
- Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. (Nisâ,4/148)      
- Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nis3a,4/165)
- Vekil olarak Allah yeter. (Nisâ,4/171)
- Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir. (Mâide,5/4)
- O, hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır. (En’âm,6/57)
- Allah zalimleri daha iyi bilir.(En’âm,6/58)
- O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır. (Â’râf, 7/87)
- O, bütün salihlere velilik eder. (Â’râf,7/196)
- …Allah azabı çetin olandır. (Enfâl,8/25)
- O,ne güzel dosttur, O, ne güzel yardımcıdır. (Enfâl,8/40)
- Allah cezası çetin olandır. (Enfâl,8/48)
- Şüphesiz Allah kuvvetlidir, azabı çetin olandır. (Enfâl, 8/52)
- Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Enfâl, 8/67)
- Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Tevbe,9/16)
- Şüphesiz O, onlara çok şefkatlidir, çok merhametlidir. (Tevbe,9/117)
- Şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını elbette zâyi etmez.(Tevbe,9/120)
- O, yüce arşın sahibidir. (Tevbe,9/129)
- O, gaybı da, görünen âlemi de bilendir. Çok büyüktür, çok yücedir. (Ra’d, 13/9)
- Şüphesiz Rabbin, cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. (Nahl,16/119)
- Çünkü O, gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir. (İsrâ,17/30)
- O, dereceleri hakkıyla yükseltendir. (Mü’min,40/15)
Kur’ân-ı Kerim’in ifadesiyle bizzat tespit etmiş, işaret etmiş olduğu gibi yüce Rabbimizin vasıflarının bazıları bunlardır, yani yukarıda saydıklarımızdır. Nitekim, En’âm Suresi’nin aşağıya aldığımız ayetinde de kabul buyrulmuş olduğu üzere:  “İşte size bu vasıflar ile işaret olunan Allah, Rabbinizdir; O’ndan başka ilâh yoktur. O halde O’na kulluk edin. O her şeyin üzerinde güvenilecek bir vekildir.” (En’am,6/102).
Hamd, Allah’a mahsustur; O’na hamdeder, O’ndan yardım talep eder, O’na inanır, O’na dayanır, O’na sığınırız. Allah’tan başka ilâh bulunmadığına, O’nun bir ve tek olduğuna, eşi ve benzeri olmadığına şahadet ederiz. (Prof. Dr. İbrahim Sarıca, Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı, Ankara 2004, s. 82)
“Allah’ı bilmek, Allah’ı sevmek, O’na bağlanmak ve kulluğuna razı olmak, kendini bilen ve bulan kimsenin varacağı son duraktır. Din, bize sonradan öğretilen, dıştan zorlama ve baskıların bir ürünü değildir. Dinin kökü, kaynağı, çekirdeği, yaratılışımızın özündedir… İnsanın dini tabiatı, zayıf ya da etkisiz kalabilir, geçici olarak düzeni bozulabilir fakat hiçbir zaman yok edilemez. Din duygusu, öz yaratılışımızda, benliğimizin derinlerinde varlığını sürdürür. Allah’ı hatırlama, O’na yönelme ve bağlanma insan hayatının asıl anlamı ve amacıdır. Allah’ı unutma ve keyfinin istediği gibi yaşama ise bu anlam ve amacın yok edilmesidir.” (Hayati Hökelekli,a.g.e.s. 18-19)
“İslâm inancına göre Allah, bütün insanları, kendisinin yüce ve aşkın olan varlığını ve birliğini tanıma yeteneğine sahip biçimde yaratmıştır. Bu tüm insanlarda ortak olan bir doğal kabiliyet ve fıtrattır… Allah’ı biricik Tanrı, Râb ve otorite olarak tanımak, her çeşit ortağı O’ndan uzak tutmak ve birliğini kararlı şekilde doğrulamakla gerçekleşen tevhit, İslâm dininin en önemli özelliğidir. İslâm, bu özelliğiyle hem İslâm öncesi cahiliye putatapıcılığından, hem Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi dinlerin sonradan bozulmaya uğramış şekillerinden, hem de Mecusilikten ayrılır”(Prof. Dr. A. Saim Kılavuz, Arş.Gör.U. Murat Kılavuz, İslâma Giriş,Gençliğin İslâm Bilgisi, Allah’ı Bilmek, Diyanet İşleri Bşk. Yay. Ankara, 2007,s.42) 

DÜNYAYA GELEN HER İNSAN FITRAT ÜZERE DOĞAR 

İslâm inancına göre, Hıristiyanlıkta olduğu gibi “ruhban sınıfı” adıyla kul ile Allah arasında bir zümre bulunmamaktadır. Din bilginlerinin görevleri sadece bildiklerini bilmeyenlere öğretmektir. Bunun dışında din bilginlerinin başkaları üzerinde, kendilerine din tarafından verilen “dinî” bir üstünlük ve hakimiyetleri yoktur.(Prof. Dr. Ferhat Koca, İslâm’a Giriş, Ana Konulara yeni yaklaşımlar, İbadet; İnsani varoluşun Anlamı, Diyanet İşleri Baş. Yayını, 2007, s.260).
Yine Hıristiyanlık’ta yeni doğan çocuk, ilk günahın neden olduğu kirlenmişliğin silinmesi için ve Hz. İsa’nın kilisesine girmenin hukuksal ve kutsal göstergesi olarak “vaftiz” denilen bir arınma töreni yapılarak yıkanır.(Büyük Larusse,C.23,s.12058). Dolayısıyla “vaftiz”, çocukların günahından kurtuluşu için vazgeçilmez nitelikte ve yenilenmeyen bir eylemdir (Meydan Larousse,C.20, s.50) Oysa, İslâmi anlayışa göre yeni doğan bir çocuk saftır, kusursuzdur, mazlumdur, günahsızdır, temizdir, bizatihî yaratılışı itibariyle iyidir, iyilikseverdir! Çünkü Allah Tealâ insanı yaratıp, şekillendirip ona kendi ruhundan üflemiştir. “Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi!”(Secde,32/9) Bu nedenle, İslâm inancına göre, insanın yaratılış fıtratı Hak Tealâ’ya îmân üzeredir. “Fıtrat”, insanın yaratılıştan-doğuştan getirdiği tevhide yönelme özelliği demektir. Şu halde İslâm inancına göre insan, doğuştan getirdiği vasıflar, hasletler, özellikler gereğince, kaynağını Allah’tan alan, O’nun kendi ruhundan üflediği ruhanî varlığı itibariyle hastır, temizdir, saftır, günahsızdır, tevhide yönelmiştir, Allah Tealâ’ya  îmân etmeye hazır ve meyletmiş vaziyettedir. İşte bu fıtrat üzere yeni doğan bir çocuğun aklı selim sahibi olacağı yaşlarda, Cenab-ı Allah herkese olduğu gibi ona da hitaben şu direktifi vermektedir: “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata sımsıkı tutun…”(Rûm,30/30). Hz. Peygamberin (S.A.S.) şu hadisi de insanın aslına işaret etmektedir: “Dünyaya gelen her insan, fıtrat üzere doğar; sonra anne babası onu Yahudi, Hıristiyan, Mecusi yapar.”(Buhari, Cenaiz,79,80,93; Müslim, Kader, 22-25) Anlaşılıyor ki, Müslüman olmayan veya Müslüman olmasına rağmen inançlı olmayan ana-babalar veya ruhban sınıfı, çocuğun, fıtraten gitmek istediği doğru yoldan saptırmaktadırlar. Oysa, insan, ancak, bu aslını yani fıtratını, kendisini yaratan ile olan iletişimi sayesinde korur ve sürdürürse, yaratılış amacına uygun bir hayat sürmesi mümkün olabilir. (Doç. Dr. Cafer Karadaş, İslam’a Giriş, Gençliğin İslâm Bilgisi, Fıtrat ve Aklı Kullanma, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayını, 2007,s.72-73)
Oysa bu saptırmalar olmasa, yeni doğan her çocuk, fıtraten doğuştan getirdiği temizliği, saflığı, günahsızlığı, îmân üzere hazır olmasını devam ettirecek,  hiçbir aracı sınıfa (ruhbân) ihtiyacı olmadan Kur’an’ın ışığında Allah’ın emirlerine uyarak yönünü dine (İslâm’a) çevirecektir. İşte fıtratında bu eşsiz özellikler bulunan insan, aklı selim sahibi bir kişi olduğunda tam bir kavşağa varmış demektir. İslâm inancına göre bu olgunluğa erişmiş olan kişinin bir seçim yapması gerekir. Yukarıda da izah ettiğimiz gibi İslâm fıtratı üzere doğan kişi, seçimini, İslam’dan yana; doğruluktan, güzellikten, iyilikten, infaktan, mütevazilikten, ibadetten, duadan, tövbeden, şükürden, zikirden yana yapabilir. Yahutta tam aksine bir seçimle yanlış yöne gidebilir. Seçim insana bırakılmıştır. Yeri gelmişken belirtelim ki, bu seçim insana hastır. Meleklerin ve cansız maddelerin seçim yapmak, tercih etmek hak veya zorunlulukları yoktur. Dolayısıyla imtihanları da yoktur. Oysa seçim ve tercih hakkı verilen insanın, yaşantısından imtihana tâbi tutulma durumu vardır. Bu imtihan konusunu daha sonra açıklayacağız. Ne yazıktır ki, bu seçimde doğuştan – yaratılıştan saf ve temiz olan insanın, doğru yolu seçmesine ve orada devam etmesine izin vermeyenler, onu etkileyerek yanlış yola sevk edenler; ona yardım etmek iddiası ile ortaya çıkan ruhban sınıfı veya kendisinde bir takım kanaat önderliği niteliği bulunduğunu vehmedenler veya çevredeki diğer zararlı unsurlardır.
“Hiçbir şey kendisine gizli kalmayacak ölçüde bir ilim, sonsuz güç ve kudret, sınırlanamaz bir irade sahibi olan Allah’ı diğer varlıklardan ayırt edecek en belirgin özellik, O’nun yaratıcı olmasıdır. Nitekim Allah ve diğer varlıklar arasında temel farklılık, yaratıcı ve yaratılmış olma karşıtlığıdır. Çünkü ne yaratıcının varlığı itibariyle yaratılmışa dönüşmesi, ne de yaratılmışın herhangi bir şekilde ve anlamda yaratıcı olmak üzere kendisini yüceltmesi ve şeklen değişmesi mümkündür.”( A.Saim Kılavuz, Murat Kılavuz, a.g.e.s.44)

ALLAH GÜNAHLARINIZI ÖRTER

Allah Rahmândır, Rahîmdir, bağışlayıcıdır, merhametlilerin en merhametlisidir.
- Ve Allah’tan mağfiret dile! Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir. (Bakara,4/106)
-  Kim bir kötülük yapar veya nefsine zulmeder de sonra Allah’ın mağfiretine sığınırsa, Allah’ı bağışlayıcı ve merhamet edici olarak bulur. (Nisa,4/110). 
- Allah, inanmayanlara, doğru yoldan ayrılanlara karşı azâp etmekten de geri kalmaz; ancak tövbe edenleri, pişman olanları da bağışlar. “Şunu iyi bilmiş olunuz ki gerçekten Allah’ın azâbı çok şiddetlidir. Şunu da iyi biliniz ki Allah çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir. (Maide, 5/98)
Allah, büyük lütuf sahibidir. insanoğlunu iyiyi kötüden, yanlışı doğrudan, güzeli çirkinden, sevabı günahtan ayırt edecek hasletlerle-nurlarla donatmıştır. Şeytanın kandırmaya çalıştığı, kötülüğe -çirkinliğe, yanlışa sevk etmek istediği insan, hemen kendisine sığınması halinde, Allah’tan korkup sakınması, tevekkül etmesi halinde kalplerde olan her şeyi bilen Allah, günahlarını örtecektir.
“Şayet Şeytan, seni bir kötülüğe sevketmek isterse, hemen Allah’a sığın. Şüphesiz O işiten ve en iyi bilendir.” (Fussilet,41/36)
İnsanoğlu doğada, evrende, yerde-gökte, denizde-karada-havada, çiçekte-böcekte, hasılı her baktığı yerde Mevlâ’nın mucizelerini, muhteşem eserlerini görebilir. Yüce Râbbin gücünü, büyüklüğünü temsil eden, O’nun güzelliğinin, ihtişamının aksetmekte olduğu yaratılmış varlıkları görebilir. Görmelidir.“ …Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü işte oradadır…” (Bakara,2/115) Şüphesiz ki, görmek için de iyi niyetle ve içten bir arzu ile aramalıdır.

 - “De ki: O, Allah’tır, tektir. Allah, her şeyden müstağnî,
 her şey ise O’na muhtaçtır! O, doğurmadı, doğurulmadı! 
Hiçbir şey O’nun dengi değildir!” ( İhlâs, 112/1-4)
 
- “Şüphesiz ki hepinizin ilâhı tek bir ilâhtır. Başka ilâh yoktur, 
 ancak Rahmân ve Rahîm olan O vardır.” (Bakara,2/163) 

MEVLÂMI ARAR GEZERİM
Gönlüm divâne-şaşkın, Hak’kı arar gezerim,
Derdim binleri aşkın, Hak’kı arar gezerim!

Uçan turna gözünde, Şah Resûl’ün sözünde,
Gizemli bal özünde, Râb’bi arar gezerim!

Gülzârda açan gülde, seherde esen yelde,
Kur’an okuyan dilde, Râb’bi arar gezerim!

Mis kokulu sümbülde, ol şakıyan bülbülde,
Kur’anla çizilen yolda, Mevlâ’m arar gezerim!

Rengârenk bağlarında, kuş uçmaz dağlarında,
Tarihin çağlarında, Tanrı’m arar gezerim!

Düştüğüm derin aşkta, gönlümdeki ol köşkte,
Gördüğüm derin düşte, Allah’ım arar gezerim!

OYTAN Muammer arar, uçan kuşlara sorar,
Gönlümce sevip sarar, Hak’kı arar gezerim!

7 HAZİRAN 2016
SALI İFTAR VAKTİ

Antalya    : 20.23
Alanya    : 20.16
Manavgat: 20.19
Gazipaşa: 20.14
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.