banner391
banner405

Saklı cennet 'Villa Turka'

Hedefiniz sessiz, sakin ve bir o kadar da huzurlu bir tatilse, burası tam size göre. Alanya'nın gizli cenneti, size aradığınız huzuru sunmak için bekliyor. İnsan, kimi zaman kalabalık ve gürültülü yerlerde olmaktan sıkılmaz, kimilerinin tatil anlayışı tam da buradan geçer. Oysa kimi zaman tatil, huzurlu bir sessizlikte, kuş cıvıltılarına denizin şırıltısının karıştığı yerlerde vakit geçirmektir. Tercihini ikinci şıktan yana kullananlara önerimiz bu yeri not etmeleri.

Saklı cennet 'Villa Turka'

banner404
 Çevredeki yöre halkı tarafından az bilinen, genellikle turistlerin tercih ettiği, kendilerine ait olup da özünden hiçbir şey kaybetmemiş cennetten bir köşe. Varlığından Alanya'da birçok kişinin haberdar olmadığı, insan ve taşıt trafiğinden uzak, doğa ve denizle baş başa kalınabilecek muhteşem bir yer.
Alanya'nın Tophane Mahallesi'ne girdiğinizde, çınar ve zeytin ağaçlarıyla ve aynı zamanda tarihi mirasıyla örtülü bu gizli cennet "Villa Turka Butik Otel" olarak anılıyor. Yabancılar tarafından keşfedilen ve yıldan yıla artan ziyaretçi sayısıyla daha da popüler hale gelen Villa Turka’yı keşfetmek isteyenlerin vazgeçilmezi ise kendine has isimleriyle anılan odalarıyla beraber Alanya'ya özgü menüleri.

Şimdi sözü, bu güzelliği daha anlamlı kılan Şimşek ailesinden Cem şimşek'e bırakıyoruz.

- Öncelikle röportaj için teşekkür ediyoruz. İzniniz olursa Cem Şimşek'i kısaca tanımak ister okuyucularımız. Kimdir Cem Şimşek, kısaca anlatabilir misiniz?

Alanya-Gazipaşa hattında doğmuş, İstanbul’larda büyümüş ve “Tam düzeni kurduk-kuracağız” darken hop diye Alanya’ya geri transfer olmuş bir adamım. Kırk yıl düşünsem butik otel işleteceğim aklıma gelmezdi, ama işte hayat. Adamı vezir de yapar turizmci de.

- Yani bu sizin ilk turizm ve işletme deneyiminiz mi olacak?

Evet. Asıl patron annem ve babam. Gerçi, burada hepimiz hem patron, hem de işçiyiz. Böyle de olmak zorunda, çünkü her zaman bir kişi kalabiliyor geride. O geride kalan kişinin de her şeye hakim olması lazım.

- Ailede bu kadar sağlıkçı varken neden turizm?

Burada yerimiz vardı. “Nasıl değerlendiririz” diye düşünürken, butik otellerden seke seke geçtiğimiz bir ege turu dönüşü, “Bu işe konsept olarak girebiliriz, Alanya'nın güzelliklerini sunabiliriz” kararına vardık. Alanya'daki eski otelcilerin de bu konsepte mehili yoktu. Buraya özgü, buranın tatlarını başkalarına tanıtacak bir konsept yaratıp bu işe giriştik. Çok da fazla tecrübe gerektiren bir durum yok aslında. Sadece biraz ekonomi bilgisi, zeka ve iş kabiliyeti yeterli bu işi yapabilmek için. 

- Büyülendiğimiz güzelliği karşısında sessiz kaldığımız bu cennet mekanı anlatmaya devam ediyor Cem Şimşek.

Villa Turka Butik Otel’de toplamda 11 odamız mevcut. Bu bize tüm müşterilerimizle tek tek ilgilenme ve tanıma fırsatı sağlıyor haliyle. Her ülkeden misafirimiz var. Çoğunlukla İskandinav ve Alman ama Lübnan'dan Japonya'ya Fransa'dan Belçika'ya hatta Hindistan'a kadar çok geniş bir müşteri portföyümüz var. 150 yıllık bir kale konağı burası. İki yılda en ufak ayrıntısına kadar aslına uygun olmak şartı ile restore ettik. Restorasyonda katı kurallar olduğu için haliyle süreç biraz uzadı. Mutfak tamamen annemin kontrolünde, her şeyiyle tek tek ilgileniyor. Buraya gelen kişiler 5 yıldızlı otellere doymuş, “Oteller bana hep aynı şeyi veriyor, ben yöre insanını tanımak istiyorum” diyen, tatilden bir şeyler öğrenmek isteyen kişiler. 

Burada, aşka gelip evlilik teklif eden çiftlerden tutun da, ezanı yangın tatbikatı sananlara kadar her gün farklı olaylar yaşanıyor. Her odanın kendine ait bir karakteri var. Mümkün mertebe bu konağın eski eşyalarını restorasyonda kullandık ve kullandığımız eşyaların isimlerini de odalara vererek onları yad etmiş olduk. Otel, iki farklı binadan oluşuyor. İki kat ana binada, iki kat ise diğer binada. Ana binayı müzeye katmak istiyorlar ama vermiyoruz tabi ki. Burayı restore ederken basamakları bile saydılar. Hiçbir şeye müdahale etmedik restorasyon yapılırken. Unutmadan, kendi ekip biçtiğimiz otelimize ait bir de bahçemiz var. Şimdilik domates, biber gibi ürünler yetiştiriyoruz. Yeni ve farklı tatlar yaratmayı seviyoruz. 

Tarihi bir yapı olan bu mekan, genç yaşlı demeden herkesin gelip görmesi ve eşsiz lezzetleri tatması gereken bir yer. Özellikle de yöresel yemekleri kesinlikle denemelisiniz. Bu lezzetli yemeklerin yanında olağanüstü bir şarap keyfi de sizlere eşlik ediyor. Villa Turka’da dilediğiniz şarabı bulmanız mümkün. Et- şarap keyfinizi tamamladıysanız, üzerine de Alanya'ya özgü tatlınızı söyleyin. Lezzetten baş dönmesi yaşayacağınıza eminiz. 

İster doğa ile iç içe oturup yeşilin tadını çıkartın, ister ahşap sıcak bir ev edasıyla Osmanlı'dan dekore edilmiş iç mekanın güzelliğini yaşayın. Ama bana sorarsanız Villa Turka’da bahçe keyfini yaşayın derim. 
İşte kendine özgü isimleriyle odalar...

HURİYE HANIMIN ODASI

Merdivenlerden yukarı otelin süit olarak ayırdığı odaya çıkıyoruz. Gizli bir tarih bizleri bekliyor. Ahşap ağırlıklı bir oda, içleri ısıtan bir koku ile karşılıyor sizi... Duvarlarda Huriye Hanım'a ait eşyalar var, örneğin gelinliği. Hepsi el yapımı, hepsi özel eşyalar. Her şey inanılmaz büyüleyici. Dolaplar o kokuyu kaybetmesin diye içleri boyanmamış, halen bakir bekliyor. Huriye Hanım’ın kendi koltuğuna oturuyoruz ve 150 yıl önceye gidiyoruz. Bir anda kim bilir ne çok anı ne çok hikaye sığmıştır bu koltuğa diye düşünüyoruz...

SULTAN KADIN ODASI

Bu oda iki direk üstüne duruyor ve büyüleyici bir Alanya manzarasına sahip. Güneşin doğuşunu bu odadan tüm çıplaklığı ile izleyebilirsiniz… Kalenin yapısı gereği, binalar hep direk üzerinde duruyor... Çarpışır da denilen bu odaya biz bu nedenle uçan oda diyoruz.  

Süitin balkonunda dolaşırken, sedirin üzerinde bir mola veriyoruz. Solumuzda eskiden yemeklerin pişirildiği bir ocak, şimdi şömine olarak içimizi ısıtıyor. Herkes iç içe yaşarmış eskiden bu harika yerde... Adeta içinize işleyen bir manzara ve tarih sizinle... 

Hemen aşağıda nefis bir plaj var. Misafirler sakin bir biçimde, deniz canlıları ile iç içe denizin keyfini çıkarabiliyorlar. Huriye hanımın günlük hayatta taktığı, el yapımı bir takı dikkatimizi çekiyor ve bugünkü takılar ne kadar da yavanmış diyoruz içimizden... Bir kuyunun başına götürüyor Cem Bey bizi. Konaktan daha da eski bir kuyu... O dönem insanlarının yaşam kaynağı, suyu elde ettikleri bu kuyu, doğallığı ve tarihe götüren esintileriyle sarıyor içimizi adeta... Kışın damdan özel kanallarla gelen suyu, bu kuyuda biriktirip kullanıyorlar. Buranın can suyu, bu sarnıç kuyu... 


MEHMET EFENDİ ODASI

Odaya girdiğimizde adeta büyüleniyoruz. Mehmet Efendi'nin eşinin elleriyle işlediği, ipek oyalı beyaz örtüler halen yatağın üzerinde. Odaya şöyle bir göz gezdiriyoruz ve Mehmet Efendi'nin kendi yaptığı muhteşem bir duvar süsü ile karşılaşıyoruz. Ne kadar sade, doğal ve büyüleyici görünüyor bir bilseniz... 

Bu arada kapalı bir oda görüyoruz depo olarak kullanılıyormuş. İçimizden bir ses orada da bir tarihin yattığını söylüyor bize...  

Biz bu nefes kesici doğallığa kapılmışken Cem Bey giriyor söze ve... 

“Burada her şey Alanya'ya özgü, Alanyalıya ve yöreye ait durumda. Biz Karadeniz yemeği dahi yapmıyoruz. Her şey Alanya'ya ait” diyor.

- Otel müşterisi haricinde kafe ve restoran hizmetinizde var mı?

Tabi ki. Muazzam bir sabah kahvaltımız var. Akşamları şarap servisine gelen misafirlerimiz var.  Buranın müdavimi olmuş bir kesim var. Çok fazla kafe olarak hizmet vermiyoruz. Ama burayı bilen kişileri her zaman bekliyoruz.


Bu kadar keşmekeş, bu kadar sığ bir hayatın yaşandığı bir dünyada, bu kadar bakir, bu kadar doğal kalabilmek gerçekten çok özel bir duygu. Ayşe Hanım’ın dekorasyonuyla özel olarak ilgilendiği sımsıcak bir yuva sizleri bekliyor... 

“12 ay hizmet veren bu harika yere mutlaka davetlisiniz” diyor Cem Bey ve ekliyor. “Kurtulun hayatın karmaşasından ve gelin misafirimiz olun.”

Son olarak Turizmde şikayetçi olduğunuz bir durum var mı?

Fazlasıyla. Valla, Pandora'nın kutusunu açtırdınız. Burası şehre çok hakim bir yer. Saatli saatsiz havai fişek gösterileri, disko gürültüsü zaman zaman rahatsız edici olabiliyor. Tur tekneleri çok denetimsiz. Gerçi bu yıl, geçen seneye göre daha iyi. Zabıta ölçüm yaparak ceza veriyor. Ama gemi denetiminde sahil güvenlik zayıf kalıyor. Arıyoruz, bize gece karanlığında tekne ismi, gemi boyu soruyorlar. Yüz metre önlerinde cereyan eden olaya “Bir gidip de bakayım” demiyorlar. İlla şikayet gelecek, onda da süründürüyorlar arayanı. Neredeyse geminin koordinatlarını isteyecekler.

- Portakal Gazetesi hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Portakal’ı takip ediyor ve beğeniyorum. Zaten vazgeçilmez favorim.

Cem bey, sizi tanıdığımıza ve elimizden geldiği kadarıyla okurlarımızla tanıştırdığımıza çok memnunuz. Sohbetimiz esnasının da gördük ki, sizde de Türk insanının sıcaklığı ve içtenliği var. Röportaj teklifimizi kırmayıp zamanınızı ayırdığınız için, Portakal ailesi adına çok teşekkür ederiz.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.