banner391
banner405

'Alanya'nın il olması şart değil'

Turizm alanında yaptığı yatırımlarla Alanya’nın gelişimine katkı sağlayan işadamı Tufan Güngör, Alanya turizminin mevcut kapasitesinin tam anlamıyla kullanılmadığını ifade ederek, “Turizmde daha ileriye gidebilmek için illaki il olmamız gerekmiyor" dedi

'Alanya'nın il olması şart değil'

banner404
ALANYA ekonomisine yön veren iş adamlarıyla buluşmamız devam ediyor. Kleopatra Golden Beach Otel sahibi Tufan Güngör, bu haftaki konuğumuz oldu. İşte yıllarını Alanya’ya ve turizmin gelişmesine harcayan başarılı yatırımcının gözünden Alanya...

- Tufan Güngör kimdir ve neden yatırım alanı olarak Alanya’yı tercih etti?

Babamın ani rahatsızlığı nedeniyle çocuk denecek yaşta iş hayatına atıldım. Ankara’da doğdum. Güngörler İnşaat adı altında yap-sat konseptiyle inşaat sektöründe çalışmaya başladım. Annem Bolulu olduğu için lise eğitimimden sonra Bolu’ya yerleştik ve babamın işlerini devraldım. 1979 yılında yaşanan Bolu depremi, ailem ve benim yeniden doğup büyüdüğümüz Ankara’ya gelmemize neden oldu. Geçen süreç içerisinde Bolu’da yaptığımız bütün mal varlıklarımızı devrederek Ankara’da yaşamaya başladık. Şu anda Keçiören Kaymakamlığı olarak hizmet vermekte olan binayı yaparak Ankara maceramızı başlatmış olduk. Ankara’ya geldikten hemen sonra bu binayı inşa ettim ve biter bitmez Altındağ Mal Müdürlüğü’ne sattım. O aralar babam şeker hastasıydı ve son yapılan teşhisleri ile 3 aylık ömrü kaldığı söylenmişti. Ben de buna istinaden ona iyi geleceğini düşündüğüm için Side’ye oteli olan bir arkadaşımızın yanına getirmiştim. Ama maalesef geldiğimizde öğrendik ki arkadaşımız Side’yi terk etmiş. Sonra birden dolmuşçuların “Alanya Alanya” diye bağırışlarını duydum ve bendim de Alanya sevdam başlamış oldu. Tamamen tesadüfler eseri geldiğim Alanya, artık benim vazgeçilemezim olmuştu.

Alanya’ya yerleştikten 10 gün sonra şu anki otelimin (Kleopatra Golden Beach) yerini aldım. O zamanlar Alanya çok bakir, işlenmemiş, henüz keşfedilmemiş bir Alanya’ydı. Müteahhitler parmakla sayılacak kadar azdı. Ben o dönemler inşaatçılıktan o kadar çok yılmıştım ki Alanya’da inşaatla ilgilenmeyi hiç düşünmemiştim. Ama şu an bakıyorum da o konuda çok büyük bir hata yapmışım. Alanya’da küçük bir otel yaptım ama Alanya turizmi için çok büyük hizmetler verdiğimi düşünüyorum.

YABANCILARA EV BİLE KİRALAMIYORLARDI
Önceleri burada yabancı görüldüğümüz için bize ev bile vermek istemezlerdi. Hatırlıyorum da işlerimi düzene koyduktan kısa bir süre sonra, 1987 yılında yayladan bir ev almıştım. Ama bir hafta sonra paramı bana iade etmişlerdi. Neden diye sorduğumda da yayladaki dernek yabancılara yer vermemize izin vermiyor demişlerdi bana. Bir ay sonraydı galiba, bir gün otelin restoranında oturuyorum. Bir grup beni ziyarete geldi. Yeri yeniden bana iade etmek istediklerini söylediler ama almadım. O zamanlar çok üzülmüştüm ama buna rağmen yine de almak istemedim. Bu nedenden dolayı hala yaylada yerim yok almak da istemiyorum, içimden gelmiyor.

ALTİD ALANYA’YA HİZMET ETMEM İÇİN EN DOĞRU YERDİ
Oteli tamamlayıp faaliyete geçirdikten sonra bazı eksiklerimiz ortaya çıkmıştı. Sahilimiz çok bakirdi, önümüzde ıslah edilmesi gereken bir dere vardı. Bunlara gerekli müdahaleyi yapamayınca ALTİD diye bir dernek olduğunu öğrendim ve hemen oraya üye oldum. 13. üye olarak da yönetim kuruluna girmiştim. Derneğin bana getirileri çok olmuştur. Hayata geçirmek istediğim projelerimi dernekteki arkadaşlarımın da desteğiyle gerçekleştirmiş oldum. O dönemde hiç kimse tarafından hazırlanmayan bir sahil projesi hazırlayıp, dönemin Belediye Başkanı Müstakbel Dim’e sunmuştum. Ama teklifi önemsemediler. Proje bir müddet bekledikten sonra ALTİD önderliğinde daha sonraki dönemdeki Başkan Cengiz Aydoğan’a projeyi götürdük. İhale yapması gerektiğini belirterek bu projeyi önemsemedi. Daha sonra da ilk dönem ihalesi yapıldı ve seyyar satıcılara buralar teminatları alınarak devredildi. Ama anaparaları yatmadığı için sezon bittikten sonra muhatap kimse bulunamayınca başkan bizi çağırıp projeyi hayata geçirmemizi istedi. ALTİD olarak şuana kadar örneği olmayan bu projeyi gerçekleştirip sahildeki 44 adet büfeyi yaptık. Mavi bayraklı tertemiz bir sahille birlikte 7-8 dereyi ıslah ettik. Belediye işbirliğiyle de sahil projemizi hayata geçirmiş olduk.
13 yıldır ALTİD yönetim kurulu üyeliğiyle birlikte Alanya turizmine hizmet vermeye devam ediyoruz. Triatlon başta olmak üzere sokak hentbolu, beach volley gibi bir çok sporu biz getirdik Alanya’ya. Benim gibi fedakar arkadaşlardan oluşan ALTİD Alanya’ya çok büyük katkılar sağlamış bir dernektir. Örneğin kuş yuvasında meydana gelen çok üzücü bir olay karşısında kriz yönetimini en iyi idare eden ve bu konuda oldukça özverili bir çalışmayla Türkiye ve Alanya turizmini önemli bir kayıptan kurtarmakta ben ve arkadaşlarımın ciddi anlamda çalışmaları olmuştur. Mahkemeler için Alanya’ya gelen Hollandalı mağdur yakınları ve basını ablukaya alıp burada kaldıkları süreç içersinde 1 saat adliyedeler ise 23 saat gezdirip eğlendirerek vakit geçirtmiş ve buradan memnun ayrılmalarını sağlamıştık. O sezon Hollandalı turist sayısında patlama olmuştu.
   
Daha sonrasında Falez Otel’in çöplüğünde yaşanan talihsiz bir olay Türkiye ve Alanya turizmi için tamamıyla bir handikap olmuştu. Patlayan ses bombası Türkiye ve Alanya genelindeki turistlerin tamamının 15 gün içerisinde ülkemizi terk etmesine neden olmuştu. O dönem Türk ve dünya basınının katıldığı bir basın toplantısı düzenlenmişti. Hiç unutmuyorum, bir Alman gazeteci o toplantıda bir konuşma yaptı ve bizlerin bu konuda bir kez daha iyi düşünmemiz gerektiğini hatırlatmıştı. Konuşmanın içeriği aynen şöyleydi. "Demokrasi bizde de var. Ülkemizin çıkarları söz konusu olduğunda görmeyiz, bilmeyiz ve yazmayız. Bu çöp bidonunda patlayan uyduruk bir ses bombasıydı. Bir eksoz patlamasından farksız. Fakat sizde bu patlamayı dünyaya yayan kimdi, basın. Neyiniz oluyor, milli basınınız. Basınınız, yazmamış olsaydı Türkiye turizmi şu anda bu halde olmayacaktı. Bizler de bu toplantıyı burada yapıyor olmayacaktık."
Evet, bizler o zaman bu konuşma üzerine çok düşünmüştük. Başımıza gelen her şeyden kendimiz sorumluyduk. Bazen ülke çıkarları söz konusu olduğunda turizm düşünüldüğünde bazı şeyleri görmemek ve duymamak daha iyi olabilir. Bodrum’da, Çeşme’de o kadar çok olaylar oluyor ki hiçbiri yazılıp çizilmiyor. Alanya için de bunun yapılması gerekli. Güvenlik olmayan yerde turizm olmaz, turizm çok hassas bir meslek. Çalışanlarından yöneticilerine kadar herkesin çok duyarlı ve dikkatli olması lazım.
ALANYA’NIN İL OLMASI ŞART DEĞİL
Alanya’nın il olması gerekiyor mu, bence bu tartışılır. Bence olmasına gerek yok. Güvenliği için polisi, jandarması ve özel idare erkliği verildiği taktirde bu şekilde de kalabilir. Alanya’nın turizm için alternatifleri çok. Aslında kıyıya bu kadar mesafede uzunluğu olan bir ilçenin illaki il olması gerekirdi ama olmuyor işte. Olmuyor diye de elimiz kolumuz bağlı oturacak halimiz yok tabiî ki. O dönemlerde Alanya’yı tanıtacak bir tane poster yoktu. Alanya kendi küllerinden doğmuş bir ilçedir. Her dönemin hükümetlerinden de ve siyasi partilerden de destek alamadık. ALTİD olarak her başbakan, her turizm ve her maliye bakanıyla görüşmelere gittik. Hatta bir keresinde Tansu Çiller’in başbakan olduğu dönemde kendisiyle görüşmeye gitmişti. Benim koltuğumda 5 dosya vardı o ise bize 5 dakika zaman vermişti. Biz odadan çıkarken 1 saat geçmişti ve bunun üzerine sayın Çiller bize "Hadi hadi sevinin koskoca ülkenin, koskoca başbakanıyla 1 saat bir odada kaldınız" demişti. Ben de bunun üzerine "Efendim gerçekten çok sevindik koskoca Türkiye’nin, koskoca başbakanına sıkıntılarımızı ve sorunlarımızı ilettik ama bir yandan da çok üzüldük" dedim. Neden diye sorunca "Koskoca başbakanımızı küçücük Alanya’mızın sorunlarıyla 1 saat oyaladık. Keşke turizm bakanımızla muhatap olsaydık, siz de bu bir saat içerisinde kim bilir ne projeler üretecektiniz. Sırada hala cami projesini onaylatmak için bekleyen insanlar var. Başbakanım battık gidiyoruz portakal bitti, muz bitti ekmek yediğimiz bir tek turizm kaldı ne yapacağız desteğinizi bekliyoruz" dedik. Ama maalesef görüşmelerin sonucunda sadece vakıflar banka olan o dönemki borçlar ertelendi, başka da hiç bir şey yapılmadı.

OTELLER BİLGİ YASASI’NIN ÇIKMASI ŞART

TÜRSAB, milyonlarca dolarlık yatırımlarla Türkiye’ye turist getiriyor.Ama onların bir yasası var. Oteller için bu bir türlü kabul edilmiyor. Her dönem engellendi. Sanayicimiz, turizmcimiz ve müteahhitlerimiz olmasına rağmen otelciler bilgi yasası bir türlü çıkarılmıyor. Mesela körfez krizinde TÜRSAB 50 milyon dolar teşvik kredisi aldı bu yasa sayesinde, ama otelciler sadece bakmakla yetindi. Bu yasa otelciler için çok önemli, mutlaka çıkması lazım.
YENİ ZELANDA’DA UÇAKLAR KIRMIZI IŞIKTA BEKLİYOR
Gazipaşa Havaalanı’nın mutlaka tam kapasiteyle çalışması gerekiyor. Yeni Zelanda’da şuan uçaklar araçlarla birlikte kırmızı ışıkta bekleyip yeşil ışıkta geçip havalanıyor. İlginç değil mi! Yani istedikten sonra Gazipaşa’dan uçak kalkmaması mümkün değil. Alanya ve çevresi uyutulmakta. Mesela TAV kiraladı orayı. TAV çok profesyonel bir firma ama devlet desteği olmadan orada hiçbir şey yapamazlar. Hiç vakit kaybetmeden oradaki iki tepeyi firmalara verip eritmeleri lazım. Havaalanı çalışmadığı sürece Alanya’da turizmin gelişmesini ve 12 ay turizm yapmayı kesinlikle beklememeliyiz. Havaalanının tam kapasite çalışmasıyla birlikte perşembe - pazartesi turizmini Bodrum’da, Çeşme’de olduğu gibi burada da yaygınlaştırmamız lazım.

18 YILDIR ARALIKSIZ ÇAMAŞIR YIKIYORUZ
Otel isletmeciliğinin başından beri en büyük sıkıntısı çamaşırların nerede yıkanacağı problemiydi. Biz de bunun üzerine Hasan Sipahioğlu, Tahsin Sipahioğlu, Hamit Gücüoğlu ve ben 1992 yılında SGG (Sipahioğlu, Güngör, Gücüoğlu) adı altındaki şirketi kurduk. Daha sonra Panaroma Otel’in sahibi Hüseyin Hacıkadiroğlu da bize katıldı ve beş ortak olarak yolumuza devam ediyoruz. Şu anda Alanya’da faaliyet gösteren hemen hemen bütün otellerin ihtiyaçlarına cevap veriyoruz. Bir kaç yıl önce İtalya’da bir fuara katılmıştım. Bu fuarda yemek esnasında üzerime yemek dökmüşlerdi. Benim kıyafetleri alıp hemen temizleyip getirmişlerdi. Merak ettim, ben de nedir bu diye tesisleri gidip gezdim ve inanılmaz hoşuma gitmişti. Aynı sistemi İtalya’dan getirtip buraya kurdurduk ve Drycivit oluştu.

BOLU SOFRASI BANA AİT OLAN ORTAKSIZ TEK İSİM

Otelin altında Hacı Raşit Bey adı altında bir restoran açmıştım. Ama alkolsüz olduğu için kapatmak zorunda kaldık. Restoran işine benim ayrıca bir ilgim var oldum olası. Bolu sofrası fikri de benim uzun süre Bolu’da yaşamamdan ve annemin Bolulu olmasından kaynaklanıyor. Bolu yemekleri o kadar özel ve lezzetli yemeklerdir ki bu tatları Alanya’da da tanıtmak istedim. Amacım Alanya’da Bolu yemeklerini yaygınlaştırmak. Bolu sofrası adını koyarken altının da boş olması bir şey ifade etmez tabii. O yüzden biz Bolu mutfağını olduğu gibi Alanya’ya taşıdık. Bolu sofrasının benim için önemli bir özelliği daha vardır. Şu zamana kadar yaptığım bütün işlerimi ortaklı yaptım. Ortaklarımızla hiç bir sorunumuz olmadan uzun yıllar çalıştık, hala da çalışıyoruz. Ama burası sadece bana ait olan bir yer.

ALANYA İÇİN HERKES ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYSUN

Alanya çok güzel bir ilçe ve turistik açıdan da çok önemli bir nokta. Alanya’da yaşayan bütün halkın elini taşın altına koyması gerekiyor Alanya’yı daha iyi bir yere getirmemiz için. Hepimiz turizmden ekmek yiyoruz burada. Kaliteli hizmet için de kaliteli elemanla iş yapmalıyız. O yüzden Alanya’da turizm okulunun açılması şarttır. 3 ay çalışıp 12 ay yeme olayına son vermeli ve bir an evvel kış turizmini yaygınlaştırmamız gereklidir. Benim düşünceme göre Turizm Bakanlığının yatırımları biraz durdurması ve mevcut yatırımları iyileştirmek için teşvikler verip kalite standartlarını yükseltmesi gerekiyor.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Halil ibrahim Yaman - 4 yıl önce
Genclik yillarindan tanidigim ve esasende abimin arkadasi olan Tufan Gungor'un turizm'e olan ilgisini ve katkilarini cok uzaklardan da olsa takip ediyorum. Enerjisi ve projeleri hep bana ornek olmustur. Gecenlerde ortak arkadasimiz Huseyin Mallioglu ilede kulaklarini cinlattik... slm ve saygilarimla... Almanya...