banner391
banner405

‘Alanya artık il olmalı’

Ünlü aktör Fikret Hakan "Bu kadar büyük ve şık bir yerin kasaba olmaya hakkı yok. Alanya il olmalı ve kendi kendini yönetmeli. Alanya'nın tek sorunu çarpık kentleşme" dedi

‘Alanya artık il olmalı’

banner404
 TÜRK sinemasının usta isimlerinden Fikret Hakan ile ziyaret amaçlı geldiği Alanya'da keyifli bir röportaj yaptık. Oldukça samimi bir ortamda gerçekleştirdiğimiz sohbetimizde, Türk sinemasının dünü ve bugünü hakkındaki tüm düşüncelerini bizimle paylaşan Hakan'ın Alanya aşığı olduğu da ortaya çıktı.
GÖRKEM ÇANCI (GÇ): Fikret Bey, öncelikle hoşgeldiniz. Alanya'ya geliş sebebiniz yeni bir proje çalışması mı yoksa ziyaret mi?

FİKRET HAKAN (FH): Hayır. Şimdilik hiçbir proje yok. Dizi çekimleri (Atv'de yayınlanan 'Unutulmaz' dizisi) devam ediyor. Sadece dostlarımı ziyaret ediyorum. İki yılın yorgunluğunu hem biraz dolaşarak hem de dostlarımı görerek atmaya çalışıyorum. 

GÇ: "Türk Sinema Tarihi" isimli kitabınızdan bahseder misiniz?

FH: Bu kitap 1914 ve 1996 yılları arasında Yeşilçam'ın batışına kadarki hikayeleri anlatıyor. Kitap, Türk halkı tarafından da güzel karşılandı. Sinema kitapları içerisinde pahalı olmasına rağmen satışlarda ikinci sırada. Eğer Efes Pilsen sponsor olmasaydı biz de zaten bu kitabı yayınlayamazdık, çünkü çok pahalıya mâl olacaktı. Eğer bu kitap tutarsa, emek veririm ve ikinci cildi de hazırlarım. Bu Türk Sineması okuyucusunun istemesine bağlı. Sinemaya 50 yılımı verdim ve elli yılın birikimiyle bu kitabı yazdım. 

GÇ: Türk sinemasının şu an geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

FH: Bir kere çok şanslı şimdiki jenerasyon. Tüm dünyanın kullandığı tekniğe sahipler. Bir diğer önemli konu da artık 'Sansür' yok! Yani bölücü film yapma, herşeyi yap. Her türlü eleştirel film yap. Sponsorlar var mesela. Bizim zamanımızda yoktu. Buna rağmen kötü filmler, ki bunlar çoğunlukta, az sayıda iyi film yapılıyor. Türk sineması 'Yeşilçam' mektebini bitirdi, mektepsizliğin ve ekolsüzlüğün yeni bir dönemine başladı. Bireysel Gençlik Sineması haline dönüştü. Handikapları ise dayanacakları bir edebiyatları yok. Bizim zamanımızda kırsal edebiyatı vardı. Ömer Seyfettin'den Yaşar Kemal'e kadar.

GÇ: Eski, klasik eserler Türk izleyicisinin karşısına dizi halinde sunuluyor. Bu konudaki düşünceleriniz neler?

FH: Bizimle dalga geçiyorlardı 'Demode' işler yapmışlar diye. Ama şimdi bizim yaptıklarımızı taklit etmeye başladılar. Utanmıyorlar! Bizim yüzümüze nasıl bakacaklar anlamıyorum. İki sayfa hikaye okumamış adamlar, yeni bir çığır açacağız diye geliyor. İçlerinde bir kaç tane düzgün insan var. İnşallah onlar da bozulmazlar.

GÇ: Son dönemde yapılan filmlerdeki bazı karakterler halk kahramanı gibi gösteriliyor. Sizce bu doğru mu?

FH: Bizim zamanımızda da 'Mantar' politikacılar halk kahramanı olarak gösteriliyordu. Şerbetliyiz bu konuda. Biz elli yıldan beri neler gördük. Onun için bunlar gelip geçici şeyler.

GÇ: 12 Eylül'de yapılacak olan "Referandum" hakkında ne söyleyeceksiniz?

FH: Ben politikayla ilgilenmiyorum. Bu yaşıma kadar sağlıklı yaşamamı da buna borçluyum. Her ülke, halkı tarafından hak edildiği gibi yönetilir. Türkiye bu referandumla ve arkasından yapılacak olan seçimle, nasıl bir yönetime layık olduğunu gösterecektir. Benim bir tane oyum var gidip atacağım. O kadar! 

GÇ: Yeni nesil Türk oyunculara nasihatleriniz var mı?

FH: Bizim onlara nasihatimiz olamaz. Onlar herşeyi bizden iyi biliyor. Uranüs'ten mi Satürn'den mi gelmişler bilemiyorum. Herşeyi bildiklerini iddia ediyorlar. Onlar bizi tanımazlar. Trajikomik bir hal var. Türk sineması bu şekilde nereye gider bilemiyorum. Üç dört tane düzgün çocuk var. Onlar işlerini düzgün yapıyorlar. Ama yüzde 75 bozuk mal çıkarıyorlar.

GÇ: İşlerini düzgün yapıyor dediğiniz isimler kimler?

FH: Mesela beraber çalıştığım Nurgül Yeşilçay. Çok seviyorum oyunculuğunu. Bir de Özgü Namal var. Aynı kalitede çok az isim sayabilirim. Ama onları iyi oyunculuktan büyük oyunculuğa götürecek büyük rejisörler yok.

GÇ: Projelerinizden bahseder misiniz?

FH: Yeni bir kitap yazdım. "Gece Limanı" isimli bu kitabı yönetmen olarak film yapmak istiyorum. Kendi çapımda bir çalışma düzeni içindeyim. Sağlığım yerinde, aklım yerinde. Ne kadar daha yaşarsam o kadar üretmeye çalışacağım. Türk Sinema Tarihi isimli kitabım hakkında notlarınızı alın, eğer ölmez sağ kalırsam seneye geldiğimde üstünde tartışırız.

GÇ: Romanınızdan biraz daha bahseder misiniz?

FH: Romanıma çok güveniyorum ve film yapmak istiyorum. 1950'lerde geçen bir dönemi anlatıyor. Sponsorlar da aşağı yukarı belirlendi. Bir dönem filmi olduğu için çok pahalı değil zaten. Hikaye İzmir'de geçiyor. Bakalım, önce roman bir ortaya çıksın. Nasıl görünecek, roman okuyucusu nasıl karşılayacak bilmiyorum. 

GÇ: Bu film için oyuncu olarak düşündüğünüz isimler var mı?

FH: Tabi ki. Nurgül Yeşilçay'la çalışmak istiyorum. Beren Saat'le çalışmak istiyorum. Ondan sonra bizim asi çocuk Nejat İşler. Mesela Okan Bayülgen harika bir isim. Hepsi tabanca gibi sağlam oyuncular. Düşündüğüm başka sağlam oyuncular da var. Zaten sağlam oyuncularla çalışmazsam çekmem filmi. Yapacağım işin içime sinmesi lazım. Eğer sonuç iyi olursa, son bir tane daha yaparım ondan sonra bırakırım. Yaratı tutkusunun hiç bir süreçle ilgisi yoktur. Eğer bu tutkuya sahipsen yetmişinde de yaparsın.

GÇ: Alanya hakkında ne düşünüyorsunuz?

FH: Bence Alanya artık kent olmalı. Bunu hakediyor çünkü. Bu kadar büyük ve şık bir yerin kasaba olmaya hakkı yok. Kent olmalı ve kendi kendini yönetmeli. Alanya'nın tek sorunu yanlış kentleşme. Gazipaşa'ya doğru baktığımda orada halen kırsal alanlar olduğunu gördüm. İnşallah oralar düzgün kullanılır. Ben en son geldiğimde burası gelişmekte olan bir kasabaydı. Şimdi müthiş bir yer olmuş. Kültürel faaliyetleriyle, sinemasıyla, deniziyle ve tarihi önemiyle ülkemizin en güzel yerlerinden birisi. Ama hangi iktidar il olmasını sağlar bunu bilemem. 

GÇ: Yazdığınız romanlardan birine Alanya'da film çekmeyi düşünür müsünüz?

FH: Şimdilik böyle bir proje yok. Ama neden olmasın. Alanya, tarihi yerleri ve coğrafi özelliğiyle bulunmaz bir ilçe. Böyle bir projeye de imza atmak isterim.

GÇ: Değerli vaktinizi bize ayırdığınız için teşekkür ederiz Fikret Bey.

FH: Ben de teşekkür ederim. Alanya'da yapmış olduğunuz güzel işlerden dolayı tüm medya çalışanlarını kutluyorum ve başarılarınızın devamını diliyorum.

- FİKRET HAKAN KİMDİR?
Fikret Hakan (asıl adı Bumin Gaffar Çıtanak. 23 Nisan 1934 doğumlu), Türk sinema ve dizi oyuncusudur. 1950 yılında 'Üç Güvercin' adlı oyunla 'Ses Tiyatrosu'nda tiyatro sahnelerine ilk adımını attı. 1952 yılında 'Köprüaltı Çocukları' adlı filmle sinemaya geçti. 204 film, 28 dizi ve 26 piyeste oynadı, 1970'li yıllarda senarist, yönetmen ve yapımcı olarak çalıştı. 'Üç Arkadaş' ve 'Keşanlı Ali Destanı'yla büyük bir üne kavuştu. 'Paralı Askerler' filmi çekilirken Hollywood'dan aldığı teklifi reddederek Türkiye'ye döndü. 1998 yılında Kültür Bakanlığı'nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını almıştır. İstanbul Kültür Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak eğitim vermektedir. 13 Kasım 2009 tarihinde Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Anabilim Dalı'ndan fahri doktor unvanı almıştır.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.