banner391
banner405

Zamma yine "rüşvet" dedi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hakim ve savcıların maaşlarına yapılacak zamma ilişkin, “Buradan bütün savcılara ve hakimlere sesleniyorum. Eğer bu ülkede adalete saygı duyulacaksa, o saygıyı önce siz duyacaksınız

Zamma yine

banner404
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hakim ve savcıların maaşlarına yapılacak zamma ilişkin, “Buradan bütün savcılara ve hakimlere sesleniyorum. Eğer bu ülkede adalete saygı duyulacaksa, o saygıyı önce siz duyacaksınız. Siyasal rüşvete teslim olan bir adaletten adalet beklenemez" dedi.
CHP 18.Olağanüstü Kurultayı’nda seçilen Parti Meclisi (PM), CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında toplandı. PM öncesinde CHP İstanbul Milletvekili Faik Tunay’ın gönderdiği ‘Tek Hedef İktidar’ yazılı pastayı PM üyesi Mehmet Bekaroğlu ve Bursa Milletvekilli Sena Kaleli kesti. Pasta kesiminin ardından Bekaroğlu, CHP’nin Türkiye’nin önemli sorunlarını çözeceğini belirterek, “Önümüzdeki dönemde yapacağımız çalışmalar var. Umuyorum bende buna katkı sağlayacağım” diye konuştu.
Bekaroğlu, MYK üyelerinin belirleneceği hatırlatılarak, "MYK üyesi olup olmayacağı" sorusuna şöyle karşılık verdi: “Hayır. Ben parti üyesi olarak geldim. Daha sonra Sayın Genel Başkan uygun gördüler. Onun kontenjanından PM’ye girdim. Onun dışında hangi alan açılırsa çalışmak için o alanda çalışacağım. Başka bir beklentim yok.”

“DEMOKRASİNİN ZAYIF OLDUĞU DÖNEMDE KURULTAY DA DÜNYAYA GÜZEL BİR DEMOKRASİ DERSİ VERDİK”
PM toplantısında Kemal Kılıçdaroğlu da, CHP’de kurultaylar olduğunda mutlaka kavgalarında olduğunu belirterek, “Benim Genel Başkanlık yaptığım dönemde hiçbir kavgaya izin vermeyeceğim. Bu algıyı yıktık, yerle bir ettik. Rakipte olsak demokratik bir ortamda, çağdaş bir anlayışla yarışabiliyoruz” dedi.
Kurultayın bir başka önemi daha olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Demokrasisi felç olmuş bir ülkede bir demokrasi şöleni gerçekleştirdik. Ayaklarımızın altından demokrasi kayıyor ama biz bir demokrasi şöleni gerçekleştirdik. Bu çok önemli. Bu halkın belleğine şöyle bir gelecek bırakır. Eğer bir ülkede demokrasi yoksa, eğer Türkiye’de demokrasi kan kaybediyorsa bunu geriye getirecek olan parti CHP’dir. Demokrasinin en zayıf olduğu dönemde kurultay da dünyaya güzel bir demokrasi dersi verdik.”

“HERKES GÖZLERİNİ ÇEVİRMİŞ CHP’YE BAKIYOR DOLAYISIYLA BİZİM SORUMLULUKLARIMIZ ÇOK DAHA FAZLA”
PM üyelerine sorumlulukları bilincinde hareket etmeleri gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
“Bizim bir geçmişimiz var. Demokrasi mücadelemiz var. Türkiye’yi içinde bulunduğu girdaptan çekip çıkarmak bizim sorumluluğumuzda. Bu umudu vermeliyiz. Bu yönetimi, bugünkü yönetimi Türkiye hak etmiyor. Amacımız ne? Demokrasisi zengin, ülkesi zengin, insanı zengin bir toplum yaratmak. Genel başkan olarak benim PM üyeleri olarak sizin sorumluluklarınız var. Sadece bizlerin mi, genel başkanından Saadet Parti üyesine kadar, genel merkezinden beldedeki örgüte kadar hepimizin sorumlulukları var. Önemli bir süreçten geçiyoruz. Herkes gözlerini çevirmiş CHP’ye bakıyor. Dolayısıyla bizim sorumluluklarımız çok daha fazla.”

“SANDIKTAN ÇIKANLARIN ÜLKEYİ YÖNETİRKEN HUKUKA UYMALARI GEREKİR”
Demokrasinin sandıktan ibaret olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sandıktan çıkanların ülkeyi yönetirken, hukuka uymaları gerekir, hukukun üstünlüğüne uymaları gerekir. Hukuk açısından ciddi aşmazlarımız var. Gidelim sokaktaki vatandaşa soralım. Hukuk önünde sen bütün vatandaşların eşit olduğuna inanıyor musun diye bir soru soralım. Emin olun yüzde 90’ı hayır böyle bir eşitlik yoktur der. Eğer vatandaş hukuk önünde herkesin eşit olmadığına inanıyorsa bir sorunumuz var. 12 Eylül Darbe Anayasasında ‘hiçbir sınıfa, kişiye, zümreye imtiyaz tanınamaz’ der. Darbe anayasasında bu yazar. Bugün geldiğimiz noktada darbeden şikayet eden siyasal iktidar yurttaşları hukuk önünde eşit görmüyor. İmtiyazlı bir sınıf yaratıyor. Eğer birilerine yargı dokunmayacaksa, birileri hakkında denetim yapılmayacaksa o zaman bu ülkede demokrasiden söz edemeyiz.”

“BEN TOPLUMUN VİCDANIYIM DİYECEKSENİZ SİYASAL RÜŞVETE KARŞI ÇIKACAKSINIZ”
12 Ekim’de HSYK seçimleri olacağını hatırlatan Kılıçdaroğlu, “İktidar bütün gücüyle o seçimlere yoğunlaşmış durumda. Başbakanı ziyaret ediyor bazıları. Özel rüşvet taleplerinde bulunuyorlar. Buradan bütün savcılara ve hakimlere sesleniyorum. Eğer bu ülkede adalete saygı duyulacaksa, o saygıyı önce siz duyacaksınız. Siz sağlayacaksınız. Rüşvete teslim olan siyasal rüşvete teslim olan bir adaletten, adalet beklenemez. Adaleti güçlü kılmak istiyorsanız. Ben siyasal erke bile karşı çıkarım çünkü ben yargıcım, ben toplumun vicdanıyım diyecekseniz siyasal rüşvete karşı çıkacaksınız. Bunu yapmayan yargıca yargıç denmez. Savcıya da savcı denmez. Geldiğimiz süreçte bütün bu gerçekler hepimizin önünde duruyor. İmtiyaz vesayeti doğurur” dedi.
Dün 12 Eylül askeri darbesinin yıl dönümü olduğuna değinen Kılıçdaroğlu, “AK Parti iktidar olmadan önce ve olduktan sonra hep vesayetlere karşı çıktığını söyledi. Biz de vesayete karşı çıkıyoruz. Hangi siyasi görüşten olursa olsun. Siyasal partinin hukuk dışında egemen bir vesayeti reddetmeleri demokrasi açısından büyük bir kazançtır. Bunu sadece söylemde değil, eylemde de gerçekleştirmeleri gerekir. AK Parti iktidar oldu vesayetten şikayet etti. Şimdi yeni bir vesayetin ta kendisi” ifadelerini kullandı.

YENİ ANAYASA
Anayasayı değiştirmek için uzlaşma komisyonu için 3 kişiyi görevlendirdiklerini belirten Kılıçdaroğlu, 12 Eylül Anayasasının değiştirilmesi için kanun teklifi verdiklerini fakat yine de değiştirilmediğini anlatarak, "Anayasa için daha fazla maddede uzlaşabilirdik. Dedik ki, başkanlık teklifini geri çekin, geri çekmediler. Anayasayı çağdaş normlara ulaştırmak bizim görevimizdir, bunu yapacağız. Dedik ki darbe hukukunu değiştirelim, teklif de verdik. Kabul etmediler" dedi.

"İNSANLARIMIZ KÂR HIRSINA KURBAN EDİLDİ"
İş kazalarına değinen Kılıçdaroğlu, “Şuan Türkiye ekonomik olarak Ortaçağ’ın vahşi kapitalizmine teslim edilmiş bir ülkedir. 301 işçi ölüyor Soma’da. Dönemin Başbakan’ı gidiyor oraya ve diyor ki “İşin fıtratında var” ifadelerini kullandı. Asansör faciasına değinen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"Hepimizin gözleri önünde oldu. Davutpaşa’da patlama oldu 20 kişi hayatını kaybetti. İstanbul Esenler’de 10 işçi çadırlarda yanarak öldü. 2012-2014 de kaç kişi iş kazalarında ölüyor biliyor musunuz? 15 bin 7 işçi iş kazalarında öldü, iş cinayetlerinde öldü. Avrupa’nın birincisi dünyanın da üçüncüsüyüz iş cinayetlerinde. Nasıl bir demokrasidir nasıl bir hukuktur, nasıl bir ekonomik anlayıştır. İnsanın açıkça vahşi kapitalizme teslim edilip ölüme mahkum edildiği bir süreci yaşıyoruz. Böyle bir tabloyu ben içime sindiremiyorum. O insanların hepsine üzülüyorum.”

“BİZİM SORGULADIĞIMIZ GİBİ SORGULUYOR SANKİ MUHALEFET PARTİSİNİN MİLLETVEKİLİ”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’e yüklenen Kılıçdaroğlu, “Ben Sayın Davutoğlu’na bir çağrıda bulunmuştum. Sorumlu arıyorsan kabinede Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına bak. Sorumlu o. Hukuken de sorumlu o, yasal olarak da sorumlu o. 11 Eylül’de bir demeç vermiş Sayın Faruk Çelik, olayları sorguluyor. Bizim sorguladığımız gibi sorguluyor. Beyefendi sanki muhalefet partisinin milletvekili. Bu kişi bakan bütün bu şikayetlerin önlemini alması gereken kişi ama şikayet ediyor. Merak ediyorum o koltukta niye oturuyor. Şikâyet etmek için mi önlem almak için mi?” dedi.

“SENİN KİMLİĞİNİN İNANCININ YAŞAM TARZININ GÜVENCESİ BENİM, GÜVENCESİ CHP’DİR”
Vahşi kapitalizmin anayasada öngörülen sosyal devleti yok ettiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin ekonomi politikalarını şöyle eleştirdi.
“Aileleri yok eden, gençleri uyuşturucu bataklarına sürükleyen bir iktidar nasıl oluyor da varlığını sürdürür. Temel nedeni kimlik siyaseti, kimlik üzerinden insanları bölüyor. İnanç üzerinden bölüyor. Etnik kimlik üzerinden bölüyor. Mezhep üzerinden bölüyor. Yaşam tarzları üzerinden bölüyor. Aman ha diyor, ’CHP iktidara gelirse senin yaşam tarzına müdahale edecek’ Korkutuyor. Oysa biz onun yaşam tarzına asla müdahale etmeyeceğiz. Niye inancına müdahale edelim. Herkesin inancı kendine ve biz herkese saygı duyuyoruz. Bu siyaseti toplumun genlerine şırınga ediyor ve kendi tabanını orada tutuyor. Hepimize düşen görev, sade sokakta yürüyen partili olmayan yurttaşa da düşen görev, kimlik üzerinden, inanç üzerinden, mezhep üzerinden, yaşam tarzı üzerinden siyaset yapmayacaksınız. Yapanları da aşağılayacağız."
İnsanın en değerli varlık olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, "O alana asla ve asla siyasetçi olarak müdahale etmeyeceğiz. Müdahale edilmesine karşı çıkacağız. Şunu bütün partili arkadaşlarımın bilmesini isterim ve bütün Türkiye’deki yurttaşlarımın da bilmesini isterim. Senin kimliğinin, inancının, yaşam tarzının güvencesi benim, güvencesi biziz, güvencesi CHP’dir. Yaşam tarzına asla müdahale edilmeyecek, kimliğine müdahale edilmeyecek, inancına müdahale edilmeyecek. Sen eğer bu alanlarda bir sorunla karşılaşırsan o sorunu çözmek benim boynumun borcudur, bu partinin boynunun borcudur. Kimlik üzerinden siyaset Türkiye’yi batağa sürükler” diye konuştu.

“BU ÜLKENİN BÜTÜN SORUNLARINI ÇÖZEN PARTİ BİZİZ”
“En zor durumda bu ülkenin bütün sorunlarını çözen parti biziz” diyen Kılıçdaroğlu, Türkiye’yi çağdaş uygarlığa taşıyan bütün imzaların CHP’liler olduğunu belirterek şunları söyledi: "Bir şeyi daha yapacağız. Geçmişinizle yüzleşmeli miyiz, yüzleşmemeli miyiz bu tartışmayı bırakacağız. Hatamız varsa hatamız var diyeceğiz. Korkmayacağız. Geçmişi tartışırsak ne olur? Hiçbir şey olmaz. Geçmişe takılıp kalan bir siyasi partiden ve gelenekten gelmiyoruz biz. Biz yönünü çağdaş uygarlığa çevirmiş, insanlığa çevirmiş, modern dünyaya çevirmiş bir gelenekten geliyoruz. Hata varsa kabul edeceğiz. Yanlışımız varsa kabul edeceğiz. Bizim halkımıza sözümüz var. O sözün arkasında duracağız. Toplumu ileriye taşıyacağız.”
İktidarın bütün sorunların kaynağı olarak CHP’yi gösterdiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Sokakta işsiz mi var efendim CHP, yoksul mu var efendim CHP, AB’ye üye mi olamadık CHP, yağmur mu yağdı CHP, fırtına mı oldu CHP. Bütün vatandaşlarıma söylüyorum biz iktidar olamadık doğru uzun süredir. Bütün sorunların kaynağı ülkeyi yönetenlerdir. Benim görevim onun hatalarını senin önüne koymak” dedi.

“KAYGILARDAN TÜRKİYE’Yİ KURTARMAMIZ GEREKİYOR”
Son 4 yılda en büyük değişimi yaşayan partinin CHP olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Yeter ki yönümüzü, ufkumuzu iktidara dönelim. Kaygıyı sadece biz yaşamıyoruz. Bütün uygar dünya kaygı yaşıyor. O kaygılardan Türkiye’yi kurtarmamız gerekiyor. Biz sosyal demokrat bir partiyiz, sosyal adaletçi bir partiyiz. İşimizin kolay olmadığını bende biliyorum. Bir tek parti devletine karşı mücadele ediyoruz. Valisi var, kaymakamı var, müdürü var, hepsi var. Devlet halka hizmet eden bir mekanizmaya dönüşecek. Ana hedefimiz bu olacak. En önemli adım halkı kazanmak.”
(İHA)
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.