banner391
banner405

Yeni yıl kutlamasının dinimizde yeri yoktur

YENİ Yıl kutlamalarının Hıristiyan dinine özgü kutlamalar olduğunu belirten Saadet Partisi (SP) Basın Müşaviri Lekalem Düzgün, “Yılbaşı eğlenceleri ilk bakışta yeni yıla girişin kutlamaları gibi gözükmekle birlikte Hıristiyanlara özgü bir Noel kutlamasıdır.

Yeni yıl kutlamasının dinimizde yeri yoktur

banner404
 Alper KUTAY
 
Dinimizde ise Noel ve yılbaşı kutlamalarının yeri yoktur” dedi. Yılbaşının Müslümanlar için, resmî ve milletlerarası bir takvim başlangıcı olmak ilgi ve alâkasından başka hiçbir kıymet ve değeri olmadığını belirten Düzgün, “Müslümanlar için Muharrem ayının birinci gecesi yılbaşı gecesidir. İslâm'da yeni yıl, Muharrem ayının birinci günü ile başlar. Fakat Müslümanların büyük bir kısmı bu konuda hassas davranmamaktadır. Yılbaşı kutlaması adı altında düzenlenen eğlence toplantıları ise hiçbir kültürel ve geleneksel temele sahip değildir” diye konuştu.
PEYGAMBER EFENDİMİZ SAÇ SAKAL KONUSUNDA TAVSİYELERDE BULUNDU
Düzgün, açıklamasına şu sözlerle devam etti: “Bu bakımdan Hıristiyan olmayan ülkelerde yılbaşı kutlamaları, batının körü körüne taklit edilmesinin veya Hıristiyan batının kültür ihracının bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Ülkemizde öteden beri yılbaşı kutlamalarıyla ilgili olarak yapılan tenkitler ve gösterilen hassasiyet de buradan kaynaklanır. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin Müslümanlara diğer dini topluluklara göre farklı bir kimlik bilinci ve kültür değerleri manzumesi kazandırmak için gayret etti ve bu uğurda saç sakal, kılık kıyafet, yeme-içme adabı da dahil pek çok konuda tavsiyede bulundu.
NOEL BABA VE YILBAŞI KUTLAMASI KÜLTÜREL TAHRİBATA YOL AÇIYOR
Yılbaşı kutlaması, Noel ağacı süslemesi, Noel Baba’nın hediye bırakması gibi adetler toplumumuzda kültürel tahribata ve kimlik bunalımına yol açmakta. Yeni yetişen kuşakları kendi öz değerlerinden koparıp, batının hayat tarzına alıştırmakta, sonra da onların değer ve inanç esaslarına sıcak bakmaya ve giderek onları benimsemeye götürebilmektedir. Böyle olunca, Müslüman toplumların bu tür âdetler yerine kendi kültür ve değerlerinden kaynaklanan alternatif program ve faaliyetler geliştirmesi ve yaşatması ayrı bir önem kazanmıştır.
MÜSLÜMANLAR OLARAK BATININ KÜLTÜREL TUZAKLARINA DÜŞMEYELİM
Kendi kültürel mirasımızdan, dini anlayış ve heyecanımızdan kaynaklanan değerleri, gelenek ve âdetleri iyileştirerek yaşatmaya ve geliştirmeye çalışmak olabilir. Hiç şüphe yok ki, milletler, millî örf ve adetleriyle tanınırlar ve onlarla yaşarlar. Millî örf ve adetleriyle tarih sinesindeki şerefli mevkilerini korurlar. Müslüman milli kültüründe olmayan, dinî akidesine ters düşen özentilere hayatında yer vermez. Çünkü o bilir ki, Rabbi kendisinden olmayanlara özenmeyi ve onlar gibi sefih hayat yaşamayı yasaklamıştır. Müslümanlar olarak batının tuzaklarına düşmeyelim.”
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.