banner391
banner405

’Putin ateşe benzinle gitmektedir’

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Rusya Devlet Başkanı Putin ateşe adeta benzinle gitmektedir" dedi

’Putin ateşe benzinle gitmektedir’

banner404
MHP Grup Toplantısı’nda partililere hitap eden Bahçeli, hükümet programına ilişkin eleştirilerde bulundu. AK Parti hükümetlerinin 13 yıldır engellileri istismar ettiğini savunan Bahçeli, engellilerin hayatın zorluklarına direnirken, hükümet ve yandaşlarının ahlak ve samimiyet engeliyle sınıfta kaldığını söyledi.
64. Hükümet programında engelli vatandaşlara ilişkin verilen sözlerin yakın takipçisi olacaklarını belirten Bahçeli, ayrıca engellilerin sosyal ve ekonomik şartlarını iyileştirebilmek amacıyla ellerinden gelen çabayı göstereceklerini dile getirdi.

"AKP’NİN 6. HÜKÜMETİ RESMEN GÖREV BAŞINDA"
26 Kasım’da okunan Hükümet programının ardından program üzerine görüşmelerin yapıldığını ve dün de Anayasa’nın 110’ncu maddesine göre gerekli olan güvenoyu safhasının tamamlandığını hatırlatan Bahçeli, "AKP’nin altıncı hükümeti resmen görevinin başındadır. Yeni hükümetin Türkiye’ye hayırlı olmasını temenni ediyor, icraatlarını titizlikle izleyeceğimizi, vaatlerini gerçekleştirme konusunda hangi adımları atıp atmayacağını etkili şekilde takip edeceğimizi muhataplarının bilmesini istiyorum" dedi.
"Artık geçmişten ders alarak geleceğe bakılmalıdır" diye konuşan Bahçeli, "Artık imtiyazlı ve bir avuç kaymak tabakanın rahat ve konforu için değil, 78 milyon Türk vatandaşının esenliği, refahı ve huzuru için inisiyatif alınmalıdır. Oyalanacak vakit yoktur. Boşa geçirilecek, boş işlerle avunacak zaman da kalmamıştır.
Türkiye belirsizliğin karanlık kıyılarındadır. Türkiye kontrolsüzce tırmanan gerilim, insafsızca kurgulanan iç ve dış kutuplaşmanın tesirindedir. Ülkemizin acil çözüm bekleyen onca meselesi, ağırlaşmış onca siyasi ve ekonomik konu başlıkları vardır" ifadelerini kullandı.

"DAVUTOĞLU’NDAN ÇOK ŞEY BEKLİYORUZ"
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun mutluluğunun gözlerinden okunduğunu söyleyen Bahçeli, şöyle devam etti:
"Zannederim kendi koltuğunu korumuş olmanın, son ana kadar şüpheli olan Başbakanlık görevine yeniden atanmanın huzur ve gururu her halinden bellidir. Davutoğlu şimdilik yakayı kurtarmış, şimdilik saray türbülansından kurtulmayı bilmiş ve 64. Cumhuriyet Hükümeti’ni kurmayı başarmıştır. Bu maharet ve meziyet şüphe etmeyiniz ki takdire ve alkışa layıktır. Biz Davutoğlu’ndan çok şey bekliyoruz. Biz 64. Cumhuriyet Hükümeti’nin durmadan, duraksamadan, durgunluğa prim vermeden yoluna devam etmesini arzuluyoruz. Rüşvete, yolsuzluğa, yoksulluğa itiraz eden yoktur. O halde durmak yok yola devam diyoruz.
Soyguna, soysuzluğa, soytarılığın güçlenmesine karşı çıkan yoktur. O halde durmak yok aynen yola devamını bekliyoruz. Zillet serisini, rezalet zincirini ve hıyanet emellerini kafaya takan yoktur. O halde aman durulmasın diyoruz, ham hayallerin gerçekleşmesi için ne gerekiyorsa yapılmasını tavsiye ediyoruz.
Yüzde 49,5 oy almış bir partinin genel başkanı olarak Davutoğlu’nun irade devrini tamamıyla yaparak saraya daha da tutunmasını, hatta saraydan hiç çıkmamasını istiyoruz. İşin şakası bir yana, biz ne söylersek söyleyelim bunlar bildiğini okuyacaktır. Türk milletinin özlem ve ihtiyacı ne olursa olsun, bunların aklında bir tek sarayın lüks tutkusunu ve totaliter iştahını doyurma bulunacaktır."

BAHÇELİ’DEN MİT TIRLARI SORUŞTURMASINA İLGİNÇ BENZETME
MİT’e ait tırların durdurulmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile gazetenin Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün tutuklanmasına Bahçeli, "Demokratikleşme diyen iktidarın yönettiği ülkeye bakınız ki, Adana’da kime gittiği belli olmayan MİT tırlarını manşete taşıdıkları gerekçesiyle gazeteciler demir parmaklıkları boylamışlardır. Bazı asker şahsiyetler casusluk iddiasıyla tutuklanmıştır. Bu tırların içinde ’Silah olsa ne olur olmasa ne olur’ sözleriyle herkese meydan okuyan, ’Yanına bırakmam’ tehditleriyle gazetecileri hedef gösteren bir zihniyetin hakim olduğu ülkede demokratikleşme iddiaları, Cibali Karakolu’ndaki Başkomiser Cafer’in gayri meşru ilişkilerinde kendisini Necip Zoka olarak tanıtma kurnazlığına tıpa tıp benzemektedir. Bu kadar ucuz, bu kadar da basittir" dedi.

TAHİR ELÇİ’NİN ÖLDÜRÜLMESİ
Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin uğradığı silahlı saldırıda öldürüldüğünü, 2 polisin de şehit edildiğini, dün ise Mardin’in Derik ilçesinde bir askeri araca düzenlenen roketatarlı saldırıda bir askerin şehit olduğunu, birinin de yaralandığını hatırlatan Bahçeli, "Gerek Tahir Elçi’ye, gerekse de asker ve polislerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Şiddet kimden gelirse gelsin lanetliyorum. Tahir Elçi’nin ölümüyle sonuçlanan menfur hadise failinin PKK olduğu güçlü bir ihtimal olarak karşımızdadır. Savcılar olay mahallinde güç bela ve aşırı güvenlik önlemleriyle inceleme yapmışlar, delil toplamışlardır. Diyarbakır’da Dört Ayaklı Minare’nin bulunduğu sokak girişinden Minare’ye kadar olan kısımda tespit edilen 83 parça kanıttan 43’ü olay yeri inceleme ekipleri tarafından muhafazaya alınmıştır" ifadelerini kullandı.
"Devletin düştüğü içler acısı hal hepimizi kahretmektedir" diyen Bahçeli, şunları kaydetti:
"Diyarbakır’da Cumhuriyet Savcıları görevlerini yapamayacak duruma geldilerse herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekmektedir. Bir yanda barış hikayeleri yazıp, diğer yanda savaş tamtamları çalanları; bir yanda çözümü diline dolayıp diğer yanda katilinin sırtını sıvazlayanları ne Allah affedecek, ne de Türk milleti hoş görecektir. Dahası Tahir Elçi ismini duyunca timsah gözyaşları dökenler, şehit polisleri ağızlarına alacak şerefli duruşu gösteremeyecek kadar çürümüşlerdir. Unutmayınız, Fırat’a kıyanlar, Türk devletine silah çeken canilerdir. Terör hiçbir hedef gözetmeden, hiçbir acıma ve insani kaygı gütmeden öldürmekte, yok etmekte, Türkiye’nin kuyusunu kazmaktadır."

"PUTİN ADETA ATEŞE BENZİNLE GİTMEKTEDİR"
Özellikle Suriye politikasında izlenen köksüz, milli çıkarlarla uyuşmayan, tarafgir siyasetin Türkiye’nin başına olmadık belalar sardığını savunan Bahçeli, "Bunun sonucunda Rusya Federasyonu’yla da kutuplaşmanın içine düşülmüştür" dedi.
Türk hava sahasını ihlal ettiği için F-16’lar tarafından vurularak düşürülen Rus savaş uçağının pilotu Rumyantsev Sergei Aleksandroviç’in cenazesinin Rusya’ya teslim edildiğini hatırlatan Bahçeli, şunları kaydetti:
"Bu son olayda Türk Hava Sahası’nı ihlal eden taraf Rusya’dır. Suriye’de askeri üstler oluşturup veya mevcutları takviye ve tahkim ederek Ukrayna’da sonra Ortadoğu’ya gözünü çeviren de bu ülkedir. Düşen uçaktan sonra Türkiye-Rusya Federasyonu ilişkileri iyice gerilmiştir. Rusya Devlet Başkanı Putin ateşe adeta benzinle gitmektedir. Putin; komşu ve dost bir ülke tarafından sırtlarından bıçaklandıklarını, Türkiye’nin teröristlerin suç ortağı olduğunu, IŞİD’i koruduğunu ve bu örgütten petrol aldığını açıklamıştır. Erdoğan ise IŞİD’le petrol ticaretinin ispatlanması halinde görevini bırakacağını, aksi halde Putin’in makamında durup durmayacağını sorgulamıştır. Erdoğan’ın iç siyasetteki alışkanlıklarını dış politikada da sürdürmesi Türkiye adına talihsizliktir. Putin ABD ile anlaştıklarını, Türkiye’nin ise buna riayet etmediğini belirtmiştir. AKP hükümetinin hangi taahhütleri verip vermediğini, ABD ile Rusya arasında nasıl bir anlaşma olup olmadığını şüphesiz ki bilemeyiz. Ama bildiğimiz bir şey varsa o da şudur: Rusya Federasyonu gerginlik ve kutuplaşma politikalarıyla Ortadoğu’ya iyice konuşlanmanın, askeri varlığını çoğaltmanın arayışındadır. AKP’nin Rusya, İran, Irak, Mısır gibi bir zamanlar stratejik ortağı olan ülkeler husumet kampında toplanmışlardır."

BAHÇELİ’DEN RUSYA’YA 6 SORU
MHP Lideri Bahçeli, uluslararası hukuk açısından Türkiye’nin kara, deniz ve hava sınırlarını koruma hakkı olduğunu, bu hakkın asla devredilemeyeceğini vurguladı.
Rusya Federasyonu’nun kesinlikle haksız ve art niyetli olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:
"Putin yönetiminin Türkiye’yle ilişkileri soğumaya alması, özür beklentisi, tazminat dayatması, sözde suçluların cezalandırma talebi ve ekonomik yaptırımlara başvurması skandaldır. Rusya’da işadamlarımızın gözaltına alınmaları, 1 Ocak 2016’dan itibaren Türk vatandaşlarının Rusya’da işe alınmalarına yasak getirilmesi, Türkiye’de üretilmiş ürünlerin Rusya’ya giriş yasağı konması, turizm ve seyahat acentelerinin baskı görmesi ve vizesiz seyahatlerin sona erdirilme tedbirleri tehlikeli bloklaşmanın işaretleridir. Rusya düşen uçağı dert ettiği kadar, şu sorular üzerine de düşünecek dirayeti gösterebilmelidir: Türkmen Dağı’nda üzerlerine bomba bırakılan ve bin yıldır yurdu yuvası gördüğü topraklarda vahşi saldırılara uğrayan Bayır-Bucak Türkmenleri’nin hak ve hukukunu ne yapacağız, bu kardeşlerimizin dramlarını nasıl izah edeceğiz? Rusya’nın sınırlarımızda ne işi vardır? S-400 füzelerinin Lazkiye’de konuşlandırılması, Rus donanmasına ait gemilerin vızır vızır boğazlarımızdan geçişi hangi amaçlara dönüktür? Rus uçaklarının uçacak başka yeri mi kalmamıştır? Yaklaşık bir ayda 82 Türkmen kardeşimizin öldürülmesine, sayıları 350’yi aşan kardeşlerimizin yaralanmasına post-modern Çarlığa özenen Putin ne diyecektir? Gürcistan’da, Ukrayna’da ve son olarak da Suriye’de stratejik yayılma ve işgal hesabı yapan Putin yönetimi Türk milletini ne zannetmektedir? Rusya’dan Korkunç İvan çıkmıştır, ama bizden korkak bir irade çıkmasına en başta büyük Türk milleti müsaade etmeyecektir. Bayır-Bucak Türkmenlerini hedef alan etnik tasfiye girişimine milletimizin hiçbir ferdi tepkisiz ve suskun kalamayacaktır. Ve Türkmen Dağı Türk’ün öz yurdudur ve Türk kalacaktır."

"SORUNUN DİPLOMATİK YOLLARDAN ÇÖZÜLMESİ EN HALİSANE BEKLENTİMİZ"
Türkiye ile Rusya arasındaki sürtüşmelerin daha fazla telafisi mümkün olmayan olaylara neden olmadan tamiri, iki ülkenin komşuluk hukuku paralelinde sorunlarını diplomatik yollardan çözmesinin en halisane beklentileri olduğunu dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle tamamladı:
"Tırmanan ekonomik ve siyasi cepheleşmelerden, engellenemez askeri ve diplomatik anlaşmazlıklardan iki ülke de zararlı çıkacaktır. Rusya ile yaşanan sorunlarda NATO’nun tutarsız açıklamaları, ABD’nin mesafeli yaklaşımı ülkemizin içine düşürüldüğü tuzakları göstermesi bakımından da dikkate değer görülmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi haklı olduğu konularda AKP’yi eleştirmeye kararlıca devam edecektir. Ne var ki, Türkiye’nin tarihsel varlığına, egemenlik ve milli haklarına uzanacak her elin kırılması için de devletin yanında, hükümetin arkasında azimle duracaktır. Bu düşüncelerle geçtiğimiz günlerde hayata gözlerini yuman Gazeteci-Yazar Hasan Pulur’a Allah’tan rahmet diliyor, başarılı bir hafta geçirmenizi niyaz ediyor, muhterem heyetinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum."


banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.