banner391
banner405

"Kürtçe eğitime taraftarım"

Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) tarafından düzenlenen 'Tigris Diyalogları' toplantısına konuşmasının ardından sivil toplum örgütü temsilcilerinin sorularını yanıtladı

"Kürtçe eğitime taraftarım"

banner404
CUMHURBAŞKANI adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) tarafından düzenlenen 'Tigris Diyalogları' toplantısına konuşmasının ardından sivil toplum örgütü temsilcilerinin sorularını yanıtladı
Bölgenin zenginlikleri ile Türkiye'nin en önemli bölgelerinden biri olduğunu belirten İhsanoğlu, "Bu bölgenin tekrar huzur bölgesi olmasını istiyoruz. Bu ancak istikrarla olacaktır. Burada an büyük işsizlik oranı var. Neden istikrar yok. Burada 92'de OSB kuruldu fakat gereken gelişme olmadı. Çünkü istikrar yok. Burada ekonomi son senelerde değişmeye başladı ancak sınırlardaki sınırlar güvensizliği artırdı. Bu istikrarı sağlamak için problemleri çözmemiz lazım. Bunun için Türkiye'nin doğru karar alması gerekiyor. Esnaf kredi, kredi kartı, sigorta borçları dar gelirli insanları ezmektedir. Burada istikrarı sağlamazsan Türkiye'nin huzura kavuşması, toplumun huzur içinde yaşamanı temin etmemiz mümkün olmayacaktır"dedi.

"DEVLET BİZE YARDIM ETMİYOR"
İhsanoğlu, Cumhurbaşkanı adaylarının imkanlarını ve kampanyalarını anlatırken, "Bir adaya rantiye gruplarının destekleri, devletin polisi, bürokratları destek veriyor. Ben ile Selahattin Demirtaş bunlardan mahrumuz. Devlet bize yardım etmiyor ve vatandaşın yapacağı katkıyı da sınırlıyor. Böyle bir şey olur mu? Dünyada böyle bir haksızlık olur mu? TRT onu 500 dakika veriyor biz ikimizi ise 4 dakika veriyor. Bu millete biçilmiş kaftanı giydirmek istiyorlar. Bu millet bu biçilmiş kaftanın hesabını verecektir. Bu millet uyandı"dedi.

"DEVLETİN TEPESİNDE TARAF TUTAN, SORUN YARATAN DEĞİL, ÇÖZEL BİRİNE İHTİYAÇ VAR"

Kendisinin adaylık sürecini de anlatan ve Türkiye'nin 12 senedir bir farklı bir ses farklı nefes duymak istediğini söyleyen İhsanoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Ben hiçbir partinin mensubu değilim. İkisi de çok net dediler, parti adayı değil uzlaşının adayı olarak görmek istediklerini dile getirdiler. Ve böyle devam etti şuana kadar 12 parti desteğini açıkladı. Şimdi partili aday meselesi. Ya benden ya da değilsin oluyor. Türkiye'de kuvvetler ayrılığı, parlamenter rejimine inanmıyorum diyor. Başkanlık sistemi diyor. İkinci Meşruiyet'ten beri icra gücü başvekilde. Gazi kumandan İstiklal Savaşının kahramanı yetkilerini başvekili veriyor. Bu sistemde bozukluklar var mı evet var. Ama, bu sistemi kendi arzularınıza göre değiştirme hakkına sahip değilsiniz. Halkta ve mecliste bu mutabakat yok. Ben seçileceğim ve başkanlık getireceğim diyor. Yüzde 49 oy vermese bile öyle yapacağım diyor. Devletin tepesinde siyasi parti programı sahibi ve taraf tutan birisi sorun yaratan birisine değil sorun çözen birine ihtiyaç var."

"KÜRT MESELESİNDE DEVLETİN VE HÜKÜMETLERİN YANLIŞ POLİTİKALARI OLDU"
Kürt sorununu da değinen İhsanoğlu, Türkler ve Kürtlerin bin senedir birlikte yaşadıklarını, hali hazırda hamur olduklarını ifade ederek, şunları söyledi:
"Giyim, kuşam, müziklerimiz, sevinç ve kederimiz hepsi müşterek. Et ve tırnak gibi ayırmak mümkün değildir. Bu coğrafya da bu şekilde kristalleşti. Bunu ayırmak mümkün değil ve doğru da değildir. Bunu yaparsanız büyük acı çekersiniz. Bu tarihten gelen mirası kullanmamız lazım. Bu genlerimize işlemiştir. Bu beraberlik çok nadide bir tecrübedir. Özellikle yakın tarihimizde sıkıntılar doğdu. Bu devletin ve hükümetlerin yanlış politikalarından doğdu. Türkiye bunların acı faturaların ödedi ve ödüyor. Bunun yerine geniş şekilde hak ve hürriyetlere demokrasiye daha geniş katılımlı daha çağdaş uygun şekilde yürütmemiz gerekiyor. Bunu yapmazsa ne Türkler de Kürtler daha müreffeh yaşamayacaktır. Hatalarımızı kabul etmemiz lazım. Hatalar sırf Kürtlere mi yapıldı, hayır herkes yapıldı. Hataları düzelterek ilerlememiz gerekiyor. Hataları düzeltirken daha büyük hatalar yapmamamız gerekiyor. Yoksa biz kazanmayacağız, kaybedeceğiz. Bu çözümü ararken muhakkak rasyonel çözüm olması gerekiyor. Dar kısa vadeli ve siyasi hesaplar üzerinde olmamalı. Ben gelip pazarlık yapsam, şunları size versem desem olur mu? Ya da istediğiniz şeyleri size verdiler, ben verdim ama benim dışındakiler vermedi. Bu barış sürdürülebilir barış olur mu? Bu ben size verdim desem dahi peki ya 76 milyon. Bunun için barıştan yanayız elbette, savaşın karşısındayız. Barışı çok sağlam temeller üzerinde yapmamız gerekiyor. Bunu yaptığımız zaman şeffaflık içinde yaptığınız zaman neden olmasın.

Bugünlerde etrafımızda ateş çemberleri oluştur. Sınırlar kevgir gibi oldu. İnsanlar korku içinde. Seçilirsem bu bölgeyi iyi tanıyan, ülkelere çok iyi ilişkileri olan insan olarak barışın sağlanması konusunda katkı yapacağıma inanıyorum. Biz seçim kampanyasında halk mutabakatının uzlaşı eseri olarak ortadayız"

İHSANOĞLU'NA DİL TEPKİSİ NEDENİYLE İLE TANDIR EKMEĞİ VERİLDİ
Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu daha sonra STK temsilcileri, özellikle Kürtçe eğitim, PKK, Öcalan ve diğer bazı konularda sorular yöneltti. Yazar Şeyhmus Diken, İhsanoğlu'da, Kürtçe için, "Bilim dili değil" dediği iddiasıyla toplantıya gelirken yoldan aldığı bir tandır ekmeğini vererek, "Bundan bir dilim alırsanız belki Kürtçe'nin bilim dili olduğunu anlarsınız" dedi. Bütün soruları alan İhsanoğlu, daha sonra yanıt verdi. İhsanoğlu, dil konusunda söylemediği şeyler üzerinden bir saattir suçlandığını belirterek, "Ben anadil konusunda çok önemli bir şey söyledim. Ama hiçbirinizden bunu duymadım. Ne genç arkadaşımdan ne de diğer değerli yazarlardan. Demek ki size kesik ve yanlış geliyor"dedi.

"ANA YURDUNDA DİLİNİ KONUŞAMAMAK TRAJEDİDİR"
İhsanoğlu, insanın ana dili ana sütü kadar mukaddes olduğunu belirterek, " Bunu konuşmak kadar temel insan hakkı olamaz.Bunun kıymetini çok iyi bilen bir insanım. Çünkü gurbette yaşadım. Bunu uzun uzun anlattım. Ama anadil ne demek onu biliyorum. Ben o hakkı tanıyan ve zevkini bilen insanım. Gurbetteyken bazı Türkler vardı, Kürtler vardı. Siz onlarla beraber yaşadık fark gözetmedik. Ona gider gelirlik ve Türkçe konuşurduk ve kendimizi anavatanda hissederdik. Kendi ana yurdunda büyüyüp kendi ana dilini konuşmamak büyük bir trajedidir. Bu insan haklarını aykırıdır. Bu kabul edilemez. Anadili Ermeni, Türkçe, Rumca, Arapça olacak ve siz konuşamayacağız. Bu bir çılgınlıktır. Ben bunları söyledim, duydunuz mu? Biz sayın başkanın konuşmasında dediği gibi biz heyecanla konuşuyoruz akılcılıkla konuşmuyoruz. Burada herkesi saygıyla dinledim. Ama isterdim ki başta söylediğim şeyler de takdir edilsin. Çünkü, benim söylediğim şeyleri kimse söylemedi. O bakımdan ana dil konusundaki tavrım budur. Bunun önüne geçilmesi cinayettir, devlet sopasının artık rafa kaldırılması lazım. Tarihle yüzleşmemiz yazım."

"BU ÜLKEDE SADECE KÜRTLERE HAKSIZLIK YAPILMADI"
İhsanoğlu, Türkiye'de Kürtlere yapılan yanlışın Türklere de başkalarına da yapıldığını, bunun çok örneği olduğunu söyledi. Zulümlerin sadece Kürtlere yapılmadığını söyleyen İhsanoğlu, "Biraz tarih kitaplarını karıştırırsanız görürüz. Bu sopa herkesin kafasını kırdı, canını kırdı. Kürtçe öğretmenlere kadro verilmelidir. Kürtçe'nin eski bir dil olduğunu biliyorum. 10'uncu asırdan beri şiirlerin yazıldığını biliyorum. Lehçelerinin ilişkisini biliyorum. Kürtçe'nin Kürt yazarlardan Osmanlı döneminde önemli eserler olduğunu, mesela Nefi'nin Kürtçe şiirleri olduğunu biliyoruz. İdris-i Bitlis'i ünlü tarihçinin eserlerini, Şerefname'yi biliyoruz. Kürtçe'nin yine modern dil olarak bu asırlarda olduğunu biliyorum. Kürkçe eğitime taraftarım. Bu meseleyi çok iyi inceleyen insanım. Benim dil konusunda iki kitabım var, isteyen arkadaşa gönderebilirim. Bugün bu bölgedeki medreselerde halen Arapça öğretilir. Saidi-i Nursi hazretleri Kürtçe bilmiyor muydu? Böyle meseleyi ideolojiye indirgeyip sonra vur abalıya. Ben Kürt, Türk, CHP, MHP'nin programını savunmuyorum ve onların adamı değilim. Bu millete bir alternatif seçim kabul ederseniz lütfedersiniz oy verirsiniz. Bunu yapsanız pişman olmazsınız. Ben size siyasi vaat yapmıyorum. Cumhurbaşkanı Anayasadaki hüküm nedir görev yetkileri bellidir"diye konuştu.

"GÜCÜN TEK ELDE TOPLANMASI TEHLİKELİDİR"
İhsanoğlu, çözüm süreci konusuna da değinerek, "Siyasi bir sorumluluk meselesidir. Siyasi parti liderlerine sorabilirsiniz. Ama Cumhurbaşkanı adayı bir siyasi programla çıkmıyor. Anayasa yetkisine göre çıkıyor. İçerde bu barışın neticelendirilmesi lazım. Bu çalışmaların daha geniş tabana dayandırılarak yürütülmesi lazım ve sonunda TBMM'de mutabakat olması gerekiyor ve mesela çözülür. Meseleyi şahıs bazında almıyorum, çünkü meselenin bir çok yönünün göz ardı etmiş olursunuz. Şahıslar o milletlerin halkların tarihlerinde önemli görevler yapar ama tarih orada durmaz ve akar. Birliğimiz ve beraberliğimiz var. İnsan hakları ve ayrımcılığın kalkması devletin eşit davranması, çoğulculuk prensibinden hareket etmesi ve çok sesli bir demokrasi kurulması lazım. Şimdi biz tek sesliliğe alıştırıldık. Ben çok sesliden yanayım. Gücün tek elde toplanması çok tehlikelidir. Güç insanı bozar yolsuzluğa sevk eder. Mutlak güç mutlak yolsuzluğa sevk eder. Gücünüz artıkça bir tek kendinizi düşünürsünüz. Gücün Anayasaya göre dağıtılması lazım"diye konuştu.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.