banner391
banner405

Atalay: Kabullenemiyorum

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Ergenekon davasıyla ilgili "Zaten bir torba oldu bu dava. İçine her şeyi doldurdular. Suçluyla suçsuz karıştı birbirine. İlgili ilgisiz başka davalarla birleştirildi. Şimdi herkesin vicdanı yara, ben de rahatsızım, vicdanen bunu kabullenemiyorum. Evet bu davalar sürüyor, bunlar cezasını görecek ama Malatya'da o hunharca cinayetleri işleyenlerin isterse kelepçeli olsun serbest bırakılmasını kabullenemiyorum" dedi

Atalay: Kabullenemiyorum

banner404
ATALAY, NTV'de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.
Berkin Elvan'ın ölümüyle ilgili soru üzerine Atalay, bunun bir aile için çok zor bir durum olduğunu belirterek başsağlığı diledi ve bu tür olayların bir daha yaşanmamasını arzu ettiklerini söyledi.
Dün yaşanan olaylar hatırlatılarak, toplumsal kutuplaşma tespitlerine katılıp katılmadığı sorulan Atalay, Türkiye'nin önemli bir seçim ortamı yaşadığını, yerel seçimlerin yerelden öte anlam taşıdığını, daha sonra yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri de etkileyeceğini belirtti.
AK Parti'ye karşı oluşan bir koalisyon olduğunu ifade eden Atalay, paralel yapının da koalisyon içinde çalıştığını, AK Parti'nin karşısında nerede kim güçlüyse parti ayrımı yapılmadan ona oy verilmesi için listeler yayımlandığını aktardı. Atalay, "Bu seçim ortamını bir anlamda referandum da kabul edebilirsiniz. Biz de esasen yerel seçim ötesinde bir anlam yüklüyoruz, kendimiz de öyle çalışıyoruz. Çok kapsamlı, çok muhtevalı, çok ciddi bir seçim kampanyası yürütüyoruz her boyutuyla" diye konuştu.
Cenaze töreninde, terör örgütlerinin bayraklarından, partilere kadar pek çok farklı unsurun bir araya geldiğini aktaran Atalay, "Tabii masum bir çocuğun ölümüyle ilgili orada duygusunu belirtmek isteyenler de var ama neticede şunu arzu etmeyiz, seçim ortamında bir genç insanın ölümünü bir anlamda da istismar kelimesini çok kullanmak istemiyorum ama o vesileyle seçim ortamını bu şekilde belki de güvenliğin sorun olduğu bir alana dönüştürmemek lazım" dedi.
Dün AK Parti'nin seçim koordinasyon merkezine saldırıldığını belirten Atalay, "Seçim ortamında bu vesileleri kullanarak hükümete karşı tavır geliştirilmesini hükümet olarak onaylamamız mümkün değil" ifadesini kullandı.
Berkin Elvan'ın ailesinin ve kamuoyunun beklentisinin gaz fişeğini atan polisin belirlenmesi olduğu ifade edilerek, bu konuda yürüyen soruşturmaya ilişkin soru üzerine Atalay, hem idari soruşturması hem adli soruşturmasının devam ettiğini söyledi. Atalay, "Keşke bulunabilse. Hangi hükümet bir canın kaybını, genç insanın canının kaybını ister. Biz hiçbir polisimizin, hiçbir vatandaşımızın can kaybını ister miyiz? Ama bakın bir polisimiz de hayatını kaybetti. Bir şehidimiz var... Üzerinde büyük bir hassasiyetle duruluyor ve tabii durulacak. Bizim o manada hele yargı boyutuyla ilgili idari soruşturmayla ilgili hiçbir tereddüdümüz olmaz. Ondan herkes emin olsun. Böyle bir şeyi yapıp da bunlara vesile olan kamu görevlisi bunu kasten de yapabilir kazayla da yapabilir ama her nasıl olursa olsun onları bulmamız lazım. Esas o bizim açımızdan çok önemli" değerlendirmesinde bulundu.
-"Bu tahliyeler beraat değil"
Ergenekon davasındaki tahliyeler hatırlatılarak, "Şöyle bir algı ve tartışma oluştu, 'Ergenekon çöktü mü, hükümet bu anlamdaki mücadelesini bir kenara mı bıraktı.' Bu algıya katılıyor musunuz" sorusu üzerine, tahliyelerin beraat anlamına gelmediğini, tutuksuz yargılama olduğunu vurguladı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 7 aydır gerekçeli kararını yazmamasında kasıt olup olmadığı sorusuna Atalay, "Bence burada ihmal var, kasıt var, beceriksizlik var hangisini derseniz deyin ama böyle bir şey olamaz" karşılığını verdi.
Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Zaten bir torba oldu bu dava. İçine her şeyi doldurdular. Suçluyla suçsuz karıştı birbirine. İlgili ilgisiz başka davalarla birleştirildi. Şimdi herkesin vicdanı yara, ben de rahatsızım, vicdanen bunu kabullenemiyorum. Evet bu davalar sürüyor bunlar cezasını görecek ama Malatya'da o hunharca cinayetleri işleyenlerin isterse kelepçeli olsun serbest bırakılmasını kabullenemiyorum. Bu cinayet başlayalı 7 yılı geçti. Bunlar suçüstü yakalandı, suçlarını itiraf ettiler, her şey açık. Bunların cezası çoktan verilebilirdi. Bir teknik ayrıntı vardı, bunların Ergenekon ile birleştirilmesi daha tutukluluk süresi 5 yılı doldurmadı. Önce ayrıydı sonradan Ergenekon ile birleştirildi o birleştirme süresi 5 yılı doldurmadı yani Ergenekon içindeki tutukluluk süresi 5 yılı doldurmadı. Bunlar hukuk açısından önemli teknik ayrıntılardır. Onlar da bırakıldı."
"Ama Hurşit Tolon bırakılmadı" denilmesi üzerine Atalay, "Bırakılmadı. Ondan sonra Danıştay cinayeti 8 yıl oldu. Birisi benim arkadaşımdı doğrusu Mustafa Birden oradan yaralı olarak kurtulan. O da burayla birleştirildi ve halen cezası verilmedi. Bu bir çorba haline geldi. Burada bir rezalet var bu davada. Ben öyle diyorum. Böyle bir şey olamaz. Milletin devam eden Ergenekon davasıyla ilgili endişeleri arttı. Gelelim işin özüne, bakın Ergenekon davası devam ediyor. Bizim darbelere karşı tutumumuz en şiddetli şekilde devam ediyor. Biz AK Parti olarak en önemli misyonumuz siyaset kurumunu güçlendirmek, Türkiye'yi vesayetlerden kurtarmak. Bu vesayet mekanizmaları en çok darbelerle olmuştur. Darbenin gölgesine bile karşıyız. Onun için Ergenekon davası temizlenmiş falan değil. Ergenekon davasının içinde halen darbe teşebbüsü var, cinayetler var, bomba var. Dolayısıyla o davayı önemli görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre alt mahkemenin karar vermesiyle tutukluluğun son bulduğunu, hüküm özlü tutuklu statüsüne geçildiğini ancak hüküm temyizde kesinleşince hükümlü olunduğunu anlatan Atalay, bu kapsamdaki tahliyelerin tartışıldığını belirtti.
Tutukluluğun bir tedbir olduğunu, bu nedenle uzun tutukluluğu adaletsiz bulduklarını ifade eden Atalay, "Siz 5 yıl bir davayı sonuçlandırmıyorsanız bu sizin zaafınızdır, kişinin değil" dedi. Bu nedenle 10 yıl azami tutukluluk süresini 5 yıla indirdiklerini aktaran Atalay, İlker Başbuğ'un tahliyesiyle ilgili kararların doğru olduğunu ancak 5 yıldan dolayı verilen tahliye kararlarının tartışılabileceğini kaydetti. Atalay, "Ergenekon davası gözden çıkarıldı mı, önemi azaldı mı? Hiç azalmadı, önemi aynen devam ediyor. Bunlar sadece tutuksuz olarak yargılanacaklar. Orada hem darbe teşebbüsü var, hem cinayetler var hem bombalar var. Onların gerekçelerinin yazılmasını bekliyoruz" diye konuştu.
-"Süreç gelişince nasıl bir tavır takınacağımızı belirleriz"
"CHP fezlekelerin okunmasıyla olağanüstü toplantı için 110 imzayı Meclis Başkanlığına verdi. Meclis Başkanı da 'gereğini yaparım' dedi. Tavrınız ne olacak" sorusu üzerine Atalay, bu konuda sürece bakılacağını söyledi.
Bakanlarla ilgili fezlekelerin geliş ve incelenme sürecini anlatan Atalay, "Süreç gelişince parti olarak oturur nasıl bir tavır takınacağımızı belirleriz. Bu sadece Meclis'e gitmiş ve orada. O safhalara geldiğinde o kararları veririz. Şu anda değerlendirmiş, analiz etmiş ve o kararları vermiş değiliz. Meclis'e gelirse, muhalefet milletvekilleri dün açıklamaları var 'getireceğiz' diye. Getirsinler, Genel Kurul'u toplar Meclis Başkanı, orada tartışılır. Her grup parti olarak kendi politikasını belirler, biz de belirleriz. Benim tek başıma özel bir şey söylemem mümkün değil" değerlendirmesinde bulundu.
Dinlemeleri yapanlara ulaşıldı mı, hukuki süreç başlatılması için adımlar atılıyor mu" sorusu üzerine Atalay, konunun önemli olduğunu Milli Güvenlik Kurulu'nda da değerlendirildiğini belirtti. Bir ülkenin başbakanı, adalet bakanının dinlenmesinin çok vahim olduğunu ve ülke için tam bir ulusal güvenlik sorunu teşkil ettiğini vurgulayan Atalay, ilgili tüm kurumların konu hakkında çalıştığını bildirdi.
Atalay, "İyi bir hazırlıktan sonra tabii ki bunlar yargılanacak ve hesabı sorulacak hiçbir devlet burada bunu ihmal edemez. Bu gelecek için çok önemlidir. Kim bilir hangi merkezlere hangi ülkelere hangi bilgiler verilmiştir. Onları şu anda belki tespit edemeyiz ama ileride bunlar çıkar. Dolayısıyla bu konunun üzerine çok şiddetli gidilecek. Onun hazırlıklarını yapıyoruz. Emniyet, MİT, Adalet Bakanlığımız, TİB, bütün ilgili kurumlar bunun çalışmasını yapıyor" dedi.
-"Dinlemeler hepimizle ilgili var"
"Fethullah Gülen ile ilgili ABD'den bir beklenti olup olmadığı" şeklindeki bir soru üzerine de Atalay, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, o konuda ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı görüşmeyi kendisinin naklettiğini anımsatarak, bunun da ötesinde yapılan teknik çalışmalar olabileceğini söyledi.
Atalay, "Şu anda dini hizmetler için yürüyen bir grup görüntüsünden çok çıktı. Herkes bunu biliyor. Yani kendi basın yayın kuruluşlarına baksanız zaten o yayınlarda da bunu görüyorsunuz. Yani neredeyse bir istihbarat merkezi gibi. İşte telefon dinlemeler, insanlarla ilgili şeyler oluşturmuşlar, gelecekte kullanmak üzere dosyalar oluşturmuşlar. Özel hayatlarına girmişler. Şimdi kişileri tehdit ediyor, şantaj yapıyor. Yani bir anlamda bir korku örgütü gibi. Herkes korkmuş, korkmaya başlamış. 'Aman ha bizimle ilgili de bir şey var mı?' diye. İş adamları korkmaya başlamış" diye konuştu.
"Sizinle ilgili var mı?" sorusuna ise Atalay, "Dinlemeler hepimizle ilgili var ama bizlerle ilgili şantaj olacak bir şey olmaz. Çünkü bizlerin zaten tavrımız açık, yürüttüğümüz çalışmalar var. Ama yani iş dünyasındaki kişilere karşı falan çok şantajlar kullanılmış. Yani onlar da bir bir çıkacak, çıkıyor" dedi.
Dinlemelerin casusluğa da girdiğini ifade eden Atalay, bunların ülke aleyhine istihbarat teşkilatlarıyla paylaşılmış olabileceğini, dolayısıyla bunu yapanların önemli bir örgüt olarak görülmesi gerektiğini kaydetti.
Bu konuyla ilgili sorguların başlayacağını belirten Atalay, "Ama bu dosyaların çıkması lazım. Yani şu anda biliyorsunuz. Bu konularda hukukun içinde kalmak lazım. Hukukun içinde olmadan hiçbir şey yapmayız, yapmamak lazım. Deliller çıkacak, dinlemeler çıkacak, kimin nerede ne yaptığı, irtibatları vesaire, hukuki süreçler o zaman başlayacak. Şu anda onlar çıkmadan, insanlarla ilgili sadece yetkili olduğu görevden alırsın, yetkili olduğu dosyayı elinden alırsın, yetkili olduğu o mekanizmalardan onu uzaklaştırırsın. Şu anda yapılanlar genelde o çerçevede" diye konuştu.
-"Yerel seçimde yüzde 45'in üzerinde bir yerdeyiz"
"17 Aralık'tan sonra başlayan süreç sandığa nasıl yansıyor?" sorusu üzerine Atalay, "Bu seçim daha çok genel siyasetin konuşulduğu bir seçim. Diyelim ki normalde yüzde 60-70 yerel konuların konuşulacağı bir seçimken, şimdi yüzde 60-70 genel siyaset, yüzde 30 ancak yerel konular konuşuluyor" dedi.
Atalay, "Şu anda biz yerel seçimde, şu görünümümüzle daha 3 hafta var, şu anda elimizdeki verilerle yüzde 45'in üzerinde bir yerdeyiz. Yani bu bu yüzde 45 olur, 6 olur, 7 olur. Genel seçime dönük topluma sorduğumuzda o yüzde 50 bandımızda bir değişme yok. Yani 12 Haziran 2011'den beri her aylık gündem araştırmamızda yüzde 50 bandında seyrettik. Bir puan üstünde, bir puan altında. Ama şu anda yerel seçim sorusunda yüzde 45 civarındayız. Bu biraz üzerinde de olacak gibi bekliyoruz" ifadesini kullandı.
-"Çözüm sürecine destek yüzde 70'in üzerinde"
Seçim bölgesi olan Kırıkkale'de de partisinin durumunun çok iyi göründüğünü kaydeden Atalay, yapılan projeleri anlatarak, Kırıkkale'de de Türkiye geneline benzer bir pozisyonda olduklarını söyledi.
Çözüm sürecine ilişkin soruya ise Atalay, şu yanıtı verdi:
"Çözüm süreci, Hükümetimizin önündeki en önemli proje olmaya devam ediyor. Bütün hassasiyetimizle, bütün boyutlarını kolluyoruz. Şu anda bir sorun yok orada. Bundan rahatsız olanlar olabilir. Provoke edenler var. Özellikle örgüt tarafında farklı bazı sesler duyuyoruz. Belli ki oraları karıştıranlar var. Oralara gidip, yani sürece dönük olumsuz şeyler yapanlar var. Bu tabii bir samimiyet testidir. Biz hükümet olarak bu konuda çok samimiyiz, kararlıyız. Türkiye'de vatandaşlarımız da çok büyük destek veriyor. Yani yüzde 70'in üzerinde şu anda destek. Türkiye bu konuda bir bayram havası yaşıyor. İnşallah bu konuda hep el birliğiyle bir sonuca doğru gideceğiz. Buna güveniyoruz."




banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.