banner391
banner405

Akademide Avcı modası

ADALET ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Merkezi AR-GE Başkanlığı ve Alanya İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen Alanya Siyaset Akademisi 4 haftayı geride bıraktı.

Akademide Avcı modası

banner404
 Siyaset Akademisi’nin 4. haftasını değerlendiren Akademi Koordinatörü Zekai Avcı, “Biz parti olarak, eğitimi göstermelik bir faaliyet olarak asla ele almadık. Amacımız reklam yapmak ya da imaj oluşturmak olmadı. Eğitim, bireyin yaşantısındaki davranışlarını, kasıtlı olarak ve isteyerek değişme meydana getirme sürecidir. AK Parti Siyaset Akademisi’nin, siyasete yön veren, siyasete yol açan, bilgiyi ve tecrübeyi siyasete yansıtan bir kurum haline dönüşmüş olmasından dolayı partimiz ve teşkilatımız adına büyük gurur duyduğumuzu da belirtmek isterim” dedi. Öte yandan edinilen bilgilere göre akademi dersleri başlangıcında katılımcılara mutlaka bir özlü hikaye veya içerisinde mesaj bulunan bir fıkra anlatan Zekai Avcı’nın hikaye ve fıkralarının dilden dile dolaşmaya başladığı öğrenildi. Özellikle içerisinde hayvan temasının yer aldığı fıkraları çok konuşulmaya başlanan Zekai Avcı’dan bir fıkra dinlemek isteyenlerin tavsiye üzerine Siyaset Akademisi’ne katıldıkları da gelen haberler arasında. Önceki gün AK Parti’nin misyonu ve akademinin faydaları hakkında bir açıklama yapan Avcı, konuşmasını yine hikayeyle süsledi. Minik fare fıkrasını anlatan Avcı şunları söyledi: “Hikaye bu ya. Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşini mutfakta bir paketi açarken görmüş ve kendi kendine ‘İçinde hangi yiyecek var acaba?’ diye düşünmüş. Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmış. ‘Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!’ diye bağırarak telaşla deliğinden bahçeye fırlamış. Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırmış ve gıdaklamış: ‘Zavallı farecik. Bu senin sorunun, benim değil. Bana küçücük bir kapanın zararı olamaz’ demiş. Tavuktan destek bulamayan fare bu sefer telaşla koyunun yanına koşmuş ve ‘Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!’ diye adeta çırpınmış. Koyun anlayışla karşılamış ama ‘Çok üzgünüm fare kardeş, sana dua etmekten başka yapacağım bir şey yok. Dualarımın seninle olacağından emin ol’ demiş. Minik fare çaresizlik içinde yan tarafta bulunan ineğe dönmüş ve ‘Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!’ demiş. İnek, ‘Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni ilgilendirmiyor’ demiş. Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve dönmüş ve fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda kalacağını anlamış. O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği varmış. Minik farecik aç ve susuzmuş. Tam yorgunluktan gözleri kapanacakmış ki, birden bir ses duyulmuş. Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyormuş. Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırlamış ve mutfağa koşmuş. Karanlıkta, kapana zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark edememiş. Kuyruğu kapana kısılan yılan can havliyle birden çiftçinin karısını ısırmış. Çiftçi, karısını apar topar doktora götürüp tedavi ettirerek eve geri getirmiş. Karısının ateşi yükselmiş. Bir türlü düşürmek mümkün olmamış. Kadıncağız ateş ve ter içinde kıvranıp durmuş. Çiftçi böyle durumlarda taze tavuk suyunun iyi geleceğini bildiğinden, bıçağını alıp bahçeye koşmuş ve daha önce umursamaz ve bilgiç bir tavırla ahkam kesen tavuğu bir çırpıda yakalamış ve keserek çorbasını yapmış. Karısı taze tavuk suyu çorbasını içip biraz kendine gelmiş. Karısının hastalığını duyan konu komşu, hısım akraba ziyarete gelmişler. Bu sefer de çiftçi onlara ikram etmek için daha önce ‘Çok üzgünüm fare kardeş, sana dua etmekten başka yapacağım bir şey yok’ diyen koyunu kesmek zorunda kalmış. Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyormuş. Yılan, belli ki çok zehirliymiş. Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşememiş ve ölmüş. Cenazesine çok sayıda kişi gelmiş. Gelen gideni ağırlamak zorlaşınca, ineğin de sütünü sağacak kişi kalmadığından yeterli et sağlamak amacıyla, çiftçi daha önce ‘beni ilgilendirmez’ diye olaya duyarsız kalan ineği de keserek misafirlerini doyurmuş. Fare tüm bu olanları büyük bir üzüntü ve ibretle duvardaki deliğinden izlemiş ve başkaları için beklenen tehlikenin, önlem alınmaz ise nasıl kendilerini de yok edip götürdüğünü görmüş.” Avcı 5 Nisan Pazartesi günkü Siyaset Akademisi dersine Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ertan Özensel’in katılacağını ve “Demokrasi Kültürü” konusunda katılımcılara bilgi vereceğini belirtti. Avcı, 7 Nisan Çarşamba günü ise Muğla Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necdet Subaşı’nın “Açılım Perspektifi” konusunda bilgi vereceğini kaydetti.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.