banner391
banner405

17 Aralık yolsuzluk operasyonundan sonra Gül: 4 Bakanı derhal Yüce Divan'a gönderirdim

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, AKP hükümetinin 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonları konusunda ortaya koyduğu tavrı doğru bulmadığı ortaya çıktı.

17 Aralık yolsuzluk operasyonundan sonra Gül: 4 Bakanı derhal Yüce Divan'a gönderirdim

banner404

Gül'ün o dönemki başdanışmanı Ahmet Sever tarafından kaleme alınan ‘Abdullah Gül ile 12 Yıl' isimli kitapta yer alan bilgilere göre, Gül, yolsuzluk operasyonlarını ‘montaj' ve ‘darbe girişimi' olarak nitelendiren Erdoğan'ın yaklaşımını benimsemedi. Bu konuda çalışma arkadaşlarına şunları söyledi: “Ben aşağıya insem, haklarında yolsuzluk iddiası bulunan dört bakanı derhal Yüce Divan'a gönderirim”. Hükümetin dış politikasından da rahatsızlık duyan Gül, dönemin başbakanı Erdoğan ve dışişleri bakanı Davutoğlu'nu, ‘Suriye ve Mısır lideri' gibi davranmakla suçlamış. İşte Ahmet Sever'in kitabından çarpıcı bölümler:
‘ÜLKE ÇOK KUTUPLAŞTI, BUNU GİDERECEK ADIMLARI PEŞ PEŞE ATARIM'
Abdullah Gül'ün olan bitenlerden sıdkının sıyrıldığını ve kenara çekilme kararı aldığını gözlemledik. Köşk'te durum değerlendirmesi yaparken “Ben aşağıya insem” diye söze girdi ve hepimizi umutlandıran şu cümleleri kurdu: “Türkiye'yi kısa sürede yıldızının parladığı döneme tekrar götürürüm. AB sürecini yeniden canlandırırım. Dış politikadaki yanlışları düzeltirim. Ülke çok kutuplaştı, bunu giderecek adımları peş peşe atarım. Demokratikleşmeye ağırlık veririm. Haklarında yolsuzluk iddiası bulunan dört bakanı derhal Yüce Divan'a gönderirim…”
ERDOĞAN, GÜL'ÜN AK PARTİ'YE DÖNMESİNİN ÖNÜNÜ NASIL KESTİ?
Cumhurbaşkanı görev süresi bittiğinde ‘şüphesiz, kurucusu olduğu partisine döneceğini' açıkladı. (…) MKYK toplantısı sürerken Sadullah Ergin söz alarak Gül'ün açıklaması hakkında bilgi verdi ve bu gelişmeyi dikkate alarak, olağanüstü kongreyi ileri bir tarihe ertelemenin daha doğru olacağını söyledi. Ancak, söz alanların sayısının giderek arttığını gören Erdoğan, müdahale ederek konuyu kapattı. Gül son derece rahattı: “Artık kimse bana ‘Partiye döneceğine dair bir işaret vermedin, sessiz kaldın' diyemez. Ben üzerime düşeni yaptım.”
VEFA KONGRESİNDE VEFASIZLIK
27 Ağustos'ta Davutoğlu oybirliğiyle genel başkan seçildi. “Bu bir veda değil, vefa kongresi” dedi. Ancak Erdoğan'a övgüler düzerken kendisini başbakan olduğu dönemde başdanışmanı yapan, büyükelçi unvanı verdiren, siyasete sokan, dışişleri bakanı olmasında etkin rol oynayan Cumhurbaşkanı Gül'ün adını bir kez bile anmadı. AK Parti'nin belde ve köy temsilcilerine kadar selamlamadık kimseyi bırakmadı. Cumhurbaşkanı bu konuyla ilgili tek kelime etmedi. Ancak Davutoğlu'nun konuşmasını okuduğunda yüzünde acı bir tebessüm belirdi. Yüz ifadesi her şeyi anlatıyordu.
SEN SURİYE'NİN DIŞİŞLERİ BAKANI MISIN?
Gül, hükümetin genelde dış politikasını, özellikle de Suriye ve Mısır dış politikalarını doğru bulmuyordu. Başbakan Erdoğan'ın ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun sanki Türkiye'den çok Mısır ve Suriye'nin başbakanı ve dışişleri bakanı gibi davranarak çok ileri gittiğini, bunun Türkiye'nin menfaatlerine de aykırı olduğunu, kantarın topuzunun kaçtığını düşünüyordu. Bunu Davutoğlu'nun yüzüne de söyledi.
İKİLİ OYNAYANLARI BİLİYORDU
Gül'ü ikna etmek için AK Parti'den ziyarete gelen bakan ve milletvekilleri çok fazlaydı. Ama ortada bir sorun vardı. Yanına gelip “Ne olur partinin başına geçin” diyenler, birkaç istisna dışında partinin içinde, TBMM'de Abdullah Gül'ün adını dahi telaffuz etmekten çekiniyorlardı. Ayrıca ikili oynayanlar, yani Köşk'te başka, aşağıda başka konuşanlar da vardı. Ve bunlar Gül'ün kulağına da geliyordu.
BÜLENT ARINÇ'I İSTİFADAN DÖNDÜRDÜ
4 Kasım 2013'te Başbakan kızlı erkekli aynı evde kalan öğrencilerin denetleneceğini söyledi. Arınç bunu kesin bir dille yalanladı. “Asparagas” dedi. Başbakan ise ertesi gün Arınç'ı açığa düşürdü. Arınç “Birilerinin kum torbası olmak istemem” dedi. (…) Başbakan karşılaşmalarında Arınç'a son derece sert tepki göstermiş ve yaralayıcı ifadeler kullanmıştı. Arınç da kırgın ve küskün bir şekilde istifa kararı alıp evine çekilmişti. Geri dönmeye niyeti yoktu. Arınç, Gezi olayları sırasında da istifanın eşiğine gelmişti. Aynı günün akşamı geç saatlerde üç bakan Gül'den acil randevu talebinde bulundu. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji Bakanı Taner Yıldız ve Kültür Bakanı Ömer Çelik… Devreye girmesini rica ettiler. Gül, telefonla Arınç'ı aradı ve uzun bir görüşmenin sonunda onu zor da olsa kararından vazgeçirdi.
Çift başlılık olmaz, işime karıştırmam
Ahmet Sever, Hürriyet Gazetesi'ne verdiği röportajda ise Abdullah Gül'ün siyasete dönüş şartını açıkladı. Sever, söyleşiyi gerçekleştiren Çınar Oskay'ın “Abdullah Gül siyasete dönecek mi?” sorusuna şu cevabı verdi: “Can atar bir havası yok. Aynı noktada. Seçimden sonra Recep Tayyip Erdoğan'ı ve Ahmet Davutoğlu'nu arayıp hükümet kurulması konusunda cesaretlendirmiş. Türkiye'nin hükümetsiz kalmaması için, içinde AK Parti'nin olacağı koalisyona teşvik ediyor. Gelişmeler ne gösterir bilinmez. “Gerçekten bana ihtiyaç duyarlarsa, o zaman düşünürüm. Tabii bunu kendi şartlarımı ortaya koyarak yaparım.” dedi.” Sever, “Nedir bu şartlar?” sorusu üzerine şunları kaydetti: “Daha önce söylemişti. Onlar da şuydu: “Çift başlılık olmaz. Ben gelir başbakanlığı yaparım. Karıştırmam. Ben nasıl cumhurbaşkanlığı yaptıysam, sen de öyle cumhurbaşkanlığı yaparsın. Yetkilerinin içinde kalarak… Sen nasıl bir başbakanlık yaptıysan ben de öyle yaparım.”  Ahmet Sever, Abdullah Gül'ün seçim sonuçlarını da önceden tahmin ettiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: ZAMAN

banner355

Etiketler; #Ahmet Sever

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.